Kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteminde, 3402 sayılı Kanunun 14. maddesindeki zilyetlikle mülk edinme sınırının aşılıp aşılmadığının incelenmesi.
Özet: Kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında, davacının 141 parsel için zilyetliğe dayalı mülk edinme talebinin ilk derece mahkemesi ve istinaf tarafından kabul edilmesine rağmen, temyiz incelemesinde, davacının ve bayisinin aynı kadastro çalışma alanında kayıtsızdan zilyetlikle edindikleri toplam taşınmaz miktarlarının, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi uyarınca sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm olan zilyetlikle mülk edinme sınırları kapsamında yeniden değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/292 E., 2025/195 K.İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kadastro sonucu ... ili, ...ilçesi, ...köyü çalışma alanında bulunan 1 41... parsel sayılı 16.980, 17... yüz ölçümlü tarla vasıflı taşınmaz, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle dava dışı ... ... adına 11.02.2008 tarihinde tespit edilmiş, bu parsel içinde kalması gereken kısmın Hazine adına tespit edilen 1 41... parsel içinde kaldığından bahisle dava açılması üzerine ...adastro Mahkemesinin 2008/186 Esas sayılı dosyası üzerinden görülen yargılamada 1 41... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 6.641, 30... taşınmazın Hazine adına, bu parselden kalan miktarın ... ... adına tesciline karar verildiği, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin onama kararı ile kararın kesinleştiği, kesinleşme sonrası Hazine adına tesciline karar verilen kısım ifrazen 1 41... parsel numarasıyla 23.09.2013 tarihinde davalı Hazine adına hükmen tescil edildiği anlaşılmıştır.Davacı ...; 1 37... parsel sayılı taşınmazı ... adlı kişiden,1 37... parsel sayılı taşınmazı ... isimli kişiden 2005 yılında, 1 41... parsel sayılı taşınmazı ...isimli kişiden 2006 yılında satın almasına rağmen kadastro çalışmaları sonucunda dava konusu taşınmazların davalı Hazine adına tescil edildiğini ileri sürerek 1 37... ve 24 parsel ile 1 41... parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile 1 37... parsel sayılı taşınmazın parsel numarasını yanlış yazdığını ileri sürerek satın aldığı yerin 1 37... parsel sayılı taşınmaz olarak düzeltilmesini talep etmiştir.Davalı Hazine vekili; davacı lehine zilyetlikle mülk edinme koşulları oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli kararıyla, dava konusu 1 37... , 9 ve 24 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine, 1 41... parsel sayılı taşınmazda davacı lehine zilyetlikle mülk edinme koşulları oluştuğu gerekçesiyle bu parsel yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı süresi içerisinde davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 30.12.2020 tarihli kararıyla, istinaf talebine konu 1 41... parsel sayılı taşınmazda davacı lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairece, davacının dayandığı 05.12.2005 tarihli satış senedinde alıcı olarak bahsi geçen kişilerin hak sahipliği iddiası olup olmadığının ve davacı ile bayii ...r adına senetsizden tespit edilen taşınmazların bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.Bozma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince; keşifte dinlenilen mahalli bilirkişi beyanlarından 05.12.2005 tarihli satış senedinde alıcı olarak bahsi geçen dava dışı ... ve... adlı kişilerin hak sahibi olmadığı, davacının bayii ...r adına kayıt ve belgesizden taşınmaz tescil edilmediğinin müzekkere cevaplarından anlaşıldığı gerekçesiyle dava konusu 1 37... , 9 ve 24 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine, 1 41... parsel sayılı taşınmazda davacı lehine zilyetlikle mülk edinme koşulları oluştuğu gerekçesiyle bu parsel yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.Hemen belirtilmelidir ki; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmüne göre bir kimse aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlikle sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm yüz ölçümüne kadar taşınmaz malı iktisap edebilir. Dosya kapsamından temyize konu 1 41... parsel sayılı taşınmazın 05.12.2005 tarihinde davacı tarafından dava dışı ...(...) ...'den satın alındığı, taşınmazın kadastro tespitinin 23.09.2013 tarihinde kesinleştiği, davacı lehine tek başına 20 yıllık zilyetlik süresi dolmadığı için davacının bayiinin zilyetliğine dayanmak zorunda olduğu, davacı adına senetsizden aynı kadastro çalışma alanında 54.159, 10... taşınmaz tescil edildiği, davacının bayii ...(...) ... adına 99.075, 25... taşınmaz tescil edildiği anlaşılmıştır.Hâl böyle olunca; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca aynı çalışma alanı içerisinde senetsizden zilyetliğe dayalı olarak bir kimsenin sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar taşınmaz mal iktisap edebileceği gözetilerek davacıya tercih hakkı hatırlatılmak suretiyle 14. madde de öngörülen miktar kısıtlamasına uygun olarak belirlenecek taşınmaz ya da taşınmaz bölümlerinin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken davacı ve zilyetlik süresine dayandığı bayii adına 100 dönümü aşacak şekilde davanın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.Davalı Hazine vekilinin açıklanan nedenden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.