Adli Tıp raporuyla imzanın sahte olduğu tespit edilen yolsuz tescil nedeniyle tapu iptali ve tescil davasında verilen kararın temyiz sonucunda onanması.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, davacının mülkiyetindeki bir meskenin, kendisinin bilgisi ve rızası dışında sahtecilikle davalıya satıldığını iddia ederek tapu kaydının iptali ve kendi adına tescilini talep etmesinden kaynaklanmaktadır; davacı, satış senedindeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerken, davalı taşınmazı bizzat davacıdan icra borçlarını ödeyerek satın aldığını ve sonrasında kira sözleşmesi yaptıklarını savunmuştur; ancak Adli Tıp Kurumu raporuyla satış senedindeki imzanın davacıya ait olmadığının kesin olarak tespit edilmesi üzerine, ilk derece ve istinaf mahkemeleri tapunun yolsuz tescil edildiğine karar vererek davayı kabul etmiş, Yargıtay da davalının temyiz başvurusunu reddederek bu kararı onamıştır.

MAHKEMESİ : Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/642 E., 2025/540 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Babaeski 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2024/132 E., 2025/56 K.Dava; yolsuz tescil (sahtecilik) hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Davacı; dava konusu ... ili,...lçesi, ...(eski ...) Mahallesi, 16 77... parselde (eski 4 37... parsel) yer alan, B blok, 3. kat, 8 nolu mesken niteliğindeki dairesini kesinlikle satmadığını ve tapuda işlem yapmadığını, evine haciz işlemi için icra memurları geldiğinde taşınmazının davalıya satıldığını tesadüfen öğrendiğini, resmi satış senedindeki satıcı imzasının kendisine ait olmadığını, davalı adına yapılan tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile kendi adına tescilini istemiştir.Davalı; dava konusu taşınmazın cebri icra yoluyla satılması aşamasında, taşınmazın yok pahasına satılmasını istemeyen davacının evi kendisine satmayı teklif ettiğini, yardımcı olmak amacıyla icra borçlarını mahsup ederek kalan bedeli elden davacıya ödediğini, evde oturmaya devam etmek isteyen davacı ve dava dışı kızı Sinem ile kira sözleşmesi düzenlediklerini, kiralarını ödemeyen davacıyı tahliye ettirmek isteyince eldeki davanın açıldığını, satışı yapanın bizzat davacının kendisi olduğunu, davacıyı 7 yıldır tanıdığını, kamera kayıtları ile olayın açıklığa kavuşacağını belirterek davanın reddini istemiştir.İlk Derece Mahkemesince; Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi raporuyla satış senedindeki imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği, satışın geçersiz ve tescilin yolsuz olduğu gerekçesiyle TMK'nın 1024. maddesi uyarınca davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosya kapsamı, Adli Tıp Kurumu raporu ve dinlenen tanık beyanlarına göre İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:- K A R A R -Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1. hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 35.288,61 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.