İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında ihtiyati tedbir ve haciz talepleriyle ilgili yerel mahkeme kararının istinaf incelemesini yapıyor.
Özet: Bu hukuki evrak, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında, müvekkilinin sözleşme ve ek protokol kapsamındaki tüm işleri tamamlayarak eksiksiz ifa ettiğini, buna karşın davalının 6 milyon TL üzerindeki faturayı ödememesi üzerine başlatılan icra takibine yaptığı itirazın haksız olduğunu, alacaklarının hem kendi hem de davalının delil tespiti dosyalarındaki bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu iddia eden davacının, itirazın iptali ile takibin devamını ve icra inkar tazminatı taleplerini içeren davasında, yerel mahkemenin ihtiyati tedbir talebinin reddine ve ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulüne dair verdiği ara kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunu konu almaktadır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/748
KARAR NO:2026/855
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:08/05/2026
NUMARASI:2026/290 Esas (Derdest)
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ :18/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkin olup mahkemece verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine, ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulü kararına itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında İzmir İli, Dikili İlçesi, ... Mah, 172 ada, 25 parsel üzerinde bulunan taşınmazda yapılacak inşaat işlerine ilişkin eser sözleşmesi ve ek protokoller akdedildiğini, müvekkilinin sözleşme gereğince üstlendiği edimlerini ifa etmesinin yanı sıra bilahare kararlaştırılan ek protokol kapsamındaki tüm ilave işleri de eksiksiz tamamlayarak teslim ettiğini, davalının ek protokol kapsamında gerçekleştirilen imalatlar karşılığında düzenlenen 03/12/2025 tarihli 6.103.266,01 TL bedelli faturayı ödememesi üzerine davalı aleyhine İstanbul 23 İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden takip başlattıklarını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının itirazının yersiz olduğunu, müvekkilinin sözleşme uyarına üzerine düşen tüm edimleri eksiksiz ve projeye uygun olarak yerine getirdiğini, imalatların tamamlanmasıyla yapı kullanma izinleri alınarak, taşınmazda fiilen yaşamın başladığını, alacağın varlığını ve teknik seviyesini ispatlamak amacıyla Dikili 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/141 d.iş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptıklarını, bu dosyadan alınan bilirkişi raporu ile de ek protokol kapsamındaki hak edişlerinin 6.084.171,60 TL olarak teknik verilerle saptandığını, davalının bilahare ikame ettiği 2025/143 d.iş sayılı dosyası da incelendiğinde imalatların çok büyük bir kısmının tamamlandığı ve mülkün teslim edildiği gerçeği her iki raporun ortak sonucu olarak ortaya çıktığını, davalının kendi yaptırdığı tespitte belirtilen bir kısım eksikliklerin müvekkilinin eksik ifasından değil, teslimden sonra üçüncü kişilerin müdahalesi ile imalatların sökülmesinden kaynaklandığını, yapılan işler ve alacaklı olduklarının hem kendilerinin ikame ettiği tespit dosyasında hem de davalı tarafça ikame edilen tespit dosyasıyla ispatlandığını, müvekkilinin sözleşme kapsamında tüm işleri tamamladığını, ancak teslimden sonra üçüncü bir şahıs tarafından bazı imalatlar sökülerek zarar verildiğini, davalının işlerin yapıldıktan sonra söküldüğü yönünde Dikili İlçe Jandarma Komutanlığı bünyesinde 15/10/2025 tarihinde verdiği müşteki ifade tutanağı ile sabit olduğunu, davalının hem işlerin söküldüğünü ikrar edip hem de işler yapılmadı diyerek borca itiraz etmesinin hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu, yapılan işlerin ruhsatları ve iskanlarının resmi makamlarca belirlendiğini, imalatların sadece sözleşmeye değil, aynı zamanda kamu düzenine ve imar mevzuatına tam uygunluğunun resmi belgelerle tevsik edildiğini, müvekkili şirketin üzerine düşen tüm yükümlülüklerini hem hukuki hem de teknik açıdan tam olarak yerine getirmiş olup, davalının borçtan kaçınmaya yönelik soyut itirazlarının dinlenmesinin mümkün olmadığını, müvekkili alacağının taraflar arasındaki sözleşme, fatura ve mahkeme kanalıyla alınan bilirkişi raporu ile sabit ve likit bir alacak olduğunu, davalının sırf takibi sürüncemede bırakmak amacıyla yaptığı haksız itiraz nedeniyle İİK. 67/2 uyarınca alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yasal sorunluluk olduğunu beyan ederek davanın kabulüne, davalının İstanbul 23. İcra Dairesinin .... sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibarın işleyecek yıllık ticari temerrüt faizi ve ferileri ile birlikte devamına, davalı aleyhine %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep etmiş olup, öncelikle alacaklarının her iki mahkeme tespitiyle teknik olarak sabit olması ve yaklaşık ispatın fazlasıyla gerçekleşmiş olması gözetilerek, müvekkili şirketin alacağına kavuşmasını imkansız hale getirecek olası mal kaçırma girişimlerinin önlenmesi amacıyla uyuşmazlığın kaynağı İzmir İli, Dikili İlçesi ... Mahallesi, 172 ada, 25 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı üzerine üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için teminatsız olarak mahkeme aksi kanaatte ise teminat mukabilinde ihtiyati tedbir şerhi işlenmesini ve raporda teknik olarak belirlenen ve tartışmasız olan 6.084.171,60 TL tutarındaki alacağın tahsilini güvence altına almak adına davalının borca yetecek miktarda menkul, gayrimenkul ve banka hesapları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine teminatsız, mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülecek teminat mukabilinde ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkeme 02/04/2026 tarihli ara kararında; yapılan işlerin bir kısmının eksik olduğuna ilişkin delil tespiti raporuna göre eksik bırakıldığı belirtilen işler dışlanarak yaklaşık ispat ölçüsünde ortaya konulan 5.292.227,60 TL alacak yönünden yaklaşık ispat şartı sağlanmıştır.Sunulan belgelere göre alacak rehinle de temin edilmemiştir. Bu kapsamda ihtiyati haciz talebinin yönünden İİK md. 259 uyarınca takdiren talep edilen alacağın % 15 oranında teminat karşılığı kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili 07/04/2026 tarihli dilekçesinde; ortada hayati tehlike arz eden ve yeniden yapımı 3-4 milyon TL yi bulan kusurlu imalatlar bulunması, dayanak belgenin ağır ceza soruşturmasına konu teşkil etmesi ve yaklaşık ispat şartının kati surette oluşmaması nedeniyle 02/04/2026 tarihli ihtiyati haciz kararının itirazen tamamen kaldırılmasına, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilin uğrayacağı muhakkak zararların büyüklüğü ve davanın reddine ihtimalinin kuvveti göz önüne alınarak davacı tarafça yatırılan %15 oranındaki teminatın %50 seviyesine yükseltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkeme 08/05/2026 tarihli ara kararında; İhtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından, dosya kapsamına göre ihtiyati haciz şartları gerçekleşmiş olup yerinde görülmeyen itirazların reddine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; aynı uyuşmazlığa, aynı inşaat projesine ve aynı taraflara dair iki ayrı takip dosyasından birinde haciz verip diğerinde "yaklaşık ispat yoktur" diyerek haczi reddetmenin hukuki güvenlik ilkesinin ve İİK m. 257 şartlarının açıkça ihlali olduğunu, birleşen dosyadaki ret kararının davacının iddialarının gerçek dışı olduğunun yerel mahkemece zımni ikrarı olduğunu, ilk derece mahkemesinin 20.06.2025 tarihli "Ek Protokol"ü alacağın varlığına dair yaklaşık ispat aracı olarak kabul etme yanılgısına düştüğünü, oysa bu belgenin; müvekkilinin talimatı dışındaki vekil ... ile davacı tarafın, müvekkilin gıyabında ve mal varlığına el koyma gayesiyle "geçmiş tarihli" olarak uydurduğu organize bir suç kurgusu olduğunu, belgenin sahteliğine ilişkin Dikili Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/1215 Sor. sayılı dosyasında 'Nitelikli Dolandırıcılık' soruşturması yürütülmekte olduğunu, sahteliği ceza soruşturmasına konu bir belgenin ihtiyati hacze dayanak yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin davalının yaptığı devasa ödemeleri ve davacının bıraktığı enkazı göz ardı ettiğini, davalının, banka kanalıyla (14.8M TL), araç devriyle (1.5M TL) ve kredi kartlarıyla toplam 18.450.550 TL ödeme yaptığını, buna karşılık davacının şantiyeyi terk ettiğini, inşa ettiği istinat duvarlarının yıkılma tehlikesi nedeniyle müvekkile 4.000.000 TL zarar verdiğini, davalının borçlu değil, bilakis alacaklı olduğunu belirterek ihtiyati hacze itirazın reddine ilişkin ara kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DEĞERLENDİRME:Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı arsa malikidir.İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı HMK'nın 389/1.addesinde genel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 390/3.maddesine göre; tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, "yaklaşık ispat" kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralı uygulanırken, iddianın doğruluğunu kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle ihtiyati tedbire karar verilirken, talebin haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur. Geçici hukuki koruma kararlarından olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur. İİK'nın 257. maddesinde; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ancak borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mallarını gizleme, kaçırma, kaçma gibi alacaklının haklarını ihlal eden eylemlerde bulunması halinde ihtiyati haciz kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Aynı kanunun 258. maddesinde; ihtiyati haciz talep eden tarafın, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini belirtmesi ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ve yasal delillerle ispat etmesi gerektiği belirtilmiştir. Davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan davacı yüklenicinin inşaat sözleşmesi ve ek protokole göre yaptığı imalatlara ilişkin düzenlediği faturanın ödenmemesi üzerine yaptığı icra takibine davalı itiraz etmiş ve talep durmuştur. Davacı yapı kullanma izin belgesi alındığını, fiilen oturumun başladığını, buna ilişkin delil tespiti de yaptırdığını ayrıca davalının da delil tespiti yaptırdığını ve inşaatın büyüt ölçüde tamamlandığının tespit edildiğini, davalı tespitindeki eksikliklerin 3.kişilerin müdahalesinden ve sökülerek yeni imalatlar yapılmasından kaynaklandığını beyanla alacağın tazminini sağlamak amaçlı ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep etmiş, mahkemece ihtiyati tedbirin reddine, ihtiyati haczin de davalı tarafça yapılan delil tespitinde belirlenen 5.292.227,60 TL alacak yönünden yaklaşık ispat sağlandığından %15 teminatla kısmen kabulüne karar verilmiş olup verilen ihtiyati haciz kararına karşı davalı tarafça istinaf talebinde bulunulmuş olup mahkemenin kararı ve gerekçesi dosyada bilirkişi raporları dikkate alındığında uygun olmuştur. Davalının Dikili Cumhuriyet Savcılığına yaptığı şikayete ilişkin kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olup uyuşmazlık hukuki olup ceza soruşturmasının bekletici mesele yapılmasına da gerek bulunmadığı gibi Cumhuriyet Savcılığı da karar vermiştir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/05/2026 tarih ve 2026/290 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE,
2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 18/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.