Ticari işletme hisse devrine yönelik ödeme protokolünden doğan alacak iadesi talepli icra takibine haksız itirazın iptali ve tazminat davası.
Özet: Dava, davacı ile davalı arasında yapılan ticari işletme hisse devri sözleşmesi uyarınca davacının ödeme yapmasına rağmen hisse devrinin gerçekleşmemesi ve ödemelerin iade edilmemesi üzerine açılan tazminat ve icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir; davacı yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalının haksız itirazı ve ödemeleri iade etmemesi nedeniyle zarara uğradığını belirtirken, davalı ise davacının ödemeleri üçüncü kişiye yapması nedeniyle husumet itirazında bulunarak, davacının şirket beklentilerini karşılayamadığı için ortaklıktan vazgeçtiğini ve kötü niyetli davrandığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/291 KARAR NO : 2026/155DAVA : Tazminat (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 15/12/2022KARAR TARİHİ : 17/02/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ile davalı ... arasında 19.11.2022 tarihinde "hisse devrine ilişkin" sözleşme düzenlenmiş olduğunu, işbu sözleşme, davacı müvekkili ile davalı arasında, hisse devri yapmak üzere aralarında yaptıkları ödeme protokolünü ve tarafların aralarında yapacağı ileri tarihli ortaklık sözleşmesi öncesi hak ve yükümlülüklerine ilişkin şart ve koşulları belirlemek üzere düzenlendiğini, müvekkili sözleşme doğrultusunda yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğunu, vadedilen hisse devri gerçekleşmemiş ve müvekkili tarafından bu amaçla yapılan ödemeler müvekkiline, ihtara rağmen, iade edilmediğini, bu sebeple -----. İcra Müdürlüğü'nün -----Sayılı dosyası ile davalı ...'a icra takibi yapıldığını, işbu icra takibine davalı tarafından süresi içinde fakat kötü niyetli itiraz edildiğini, davalı, protokolde adı geçen ve hisse devri yapılacak olan şirket ----- Şirketi'nin %67 ortağı olduğunu, müvekkili tarafından --- ve ---- talebi doğrultusunda annesi---- banka hesabuna 31.05.2022 tarihine kadar eldeki protokole dayanarak ödeme yapılmış olduğunu, dekontların dilekçe ekinde sunulduğunu, ödemelerin müvekkilinin-----Şubesi aracılığı ile yapıldığını, müvekkilinin ifa ettiği ödemelerin banka kanalıyla yapıldığını ve aynı zamanda davalının imzalı ve beyana dayalı kesin hüküm teşkil edecek ikrarı bulunmakta olduğunu, 27.09.2022 tarihinde ----- Noterliği aracılığı ile 19.11.2021 tarihli protokolün feshi ile ödemelerin iadesi talep edilmiş olduğunu, müvekkilinin iş insanı olduğunu, davalı zaman kazanmak ve belki mal kaçırmak amacıyla ilamsız icra takibine haksız olarak itiraz etmiş olduğunu, ödemelerin miktarı da dikkate alındığında müvekkilinin telafisi mümkün olmayan zarara uğrayacağını, bilinçli olarak ödemeleri iade etmeyen ve yaklaşık 31.05.2022 tarihinden bugüne sebepsiz olarak ödemeleri uhdesinde tutan davalının dava sonuçlanana değin malvarlığını elinden çıkarma riski müvekkilinin alacağının tahsil edilememesine yol açacağını, müvekkili, işbu ödemeler sebebi ile ekonomik olarak zor duruma düştüğünü, alacak miktarı ve sözleşme içeriği dikkate alınarak öncelikle şirket hisseleri üzerinde ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini belirterek açıklanan nedenlerle; Davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, icranın devamına, davalı borçlunun %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, İhtiyati haciz kararı verilerek davalının menkul, gayrımenkul ve 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarına öncelikle teminatsız olarak, aksi halde makul teminat karşılığında ihtiyaten haciz konulmasına, davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, icranın devamına, davalı borçlunun %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının ----- yaptığı ödemeleri müvekkilinden iadesini talep etmesinin yasal dayanaktan yoksundur. ---- hesabına yapılan ödemeler yönünden husumet itirazlarının bulunduğunu, bu nedenle davacının, üçüncü kişiye yapılan ödemelerin iadesi talebine itiraz ettiklerini, dilekçe ekinde mübrez ----- yazışmalarında görüleceği üzere davacının, ortaklık sözleşmesi imzalamaktan kendisinin vazgeçmiş olduğunu, yazışmalar incelendiğinde, davacının 1-2 hafta içinde tamamlanacağını belirttiği ödemeleri aylara yayması ve şirketin umduğu kadar ciro elde etmemesinden duyulan rahatsızlığın konu edildiğini, davacının Türk Lirası olarak ödediği bedelin iadesini dolar olarak istemesi nedeniyle mutabakat sağlanamadığını, davacının hisse bedeli olarak ödediği bedelleri borç açıklamasıyla göndermesinin de kötü niyetli yaklaşımının bir diğer tezahürü olduğunu, gerçekten müvekkili ve diğer ortak ----, davacının istek ve taleplerine cevap vermeye çalışmış olduğu, davacıyı ortaklık sözleşmesini imzaya ve hisse devrine davet etmiş olmalarına rağmen davacının, şirketin umduğu kadar ciro elde etmediğini görünce mesnetsiz iddialarla ortaklıktan vazgeçmiş olduğunu, somut olayda müvekkiline atfedilecek bir kusur bulunmadığını, aksine ortaklığa ve şirket hisselerini devre yanaşmayarak kendi temerrüdünden yararlanmaya çalışan davacının kötü niyetli taleplerinin reddi gerektiğini belirterek arz ve izah olunan nedenlerle; Öncelikle husumet yönüyle olmak üzere davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:-----. İcra Müdürülüğü --- Esas sayılı dosyası- Daval---- ile davacı/... arasında, 19.11.2021 tarihli Protokol: -Bu Protokolün tarafları, hisseleri devralınacak olan davadışı--- davalı----- ile şirket hisselerini devralacak davacı/...'dir(madde 1).-İşbu Protokol, tarafların hisse devri yapmak üzere aralarında yaptıkları Ödeme Protokolünü ve tarafların aralarında yapacağı ileri tarihli Ortaklık Sözleşmesi öncesi hak ve yükümlülüklerine ilişkin şart ve koşulları belirlemek üzere, taraflarca birlikte hazırlanmış, okunup imzalanmıştır (madde 2).-Kendisine hisse devri yapılacak davacı/..., 31.05.2022 tarihine kadar şirket hisselerini devralmak üzere ödeme (hisse bedeli ödemesi) yapacaktır. 31.05.2022 tarihine kadar toplam şirket değeri 1.725.000 TL olarak belirlenmiştir. Davacı/..., en fazla 575.000 TL olmak üzere yaptığı ödeme miktarına tekabül eden hisseyi devralma hakkına sahip olacaktır. Elden yapılacak ödemeler sonrası, davacı/...'e, el yazısı ile hazırlanmış ve imza altına alınmış Ödeme Alında Belgesi verilecektir, İşbu Ödeme Alındı Belgeleri delil niteliğindedir (madde 3).-Taraflar, 31.12.2021 tarihine kadar aralarında Ortaklık Sözleşmesi yapacaklardır. Tarafların Ortaklık Sözleşmesinde mutabakata varamamaları sonucu Hisse Devri gerçekleşmezse, hisse devredecek davadış---davalı----, davacı/... tarafından yapılan ödemeleri, 15 iş günü içinde tek seferde iade edecektir (madde 4).-Taraflar Hisse Devrini, ileri tarihli Ortaklık Sözleşmesinin imzalanmasını takip edenişgününde gerçekleştireceklerdir -Hisseleri devralan davacı/..., Ortaklık Sözleşmesi imzalandıktan sonra şirket hisselerini devralmak istememesi durumunda, o güne kadar yaptığı ödemeleri Cezai Şart olarak davalı---- bila bedel bırakacaktır (madde 7). Yeri gelmişken belirtelim ki; kanaatimizce, bu hüküm ilgili yorum kuralları (TMK.md.2 vb.) ışığında “tamamlayıcı yoruma” tabi tutulduğunda, “davacı/..., Ortaklık Sözleşmesi imzalandıktan sonra şirket hisselerini haklı bir sebep olmaksızın devralmakistememesi (devralmaktan vazgeçmesi/cayması) durumunda, o güne kadar yaptığı ödemeleri Cezai Şart olarak davalı---- bila bedel bırakacaktır” şeklinde anlaşılmalıdır.Bilirkişi Raporu:Mahkememizce alınan 07/08/2025 tarihli raporun sonuç kısmında,"Davacının, takip tarihi itibariyle, toplam 572.500,00 TL'lik ödemelerin iadesini davalıdan talebe hak kazandığı, dolayısıyla takip tarihi itibariyle davalıdan toplam 572.500,00 TL iade alacağı (asıl alacağı) bulunduğu;Davacının bedellerin iadesine ilişkin alacağının “sebepsiz zenginleşmeye” dayanan bir iade alacağı olduğu; davalı, hisse bedellerinin ödendiği tarihlerde, hisse bedellerinin iade etmekle yükümlü olduğunu (sebepsiz zenginleşmeyi) bilmediği ve bilmesi de gerekmediği için “iyiniyetli sebepsiz zenginleşen” durumunda olduğu; iyiniyetli sebepsiz zenginleşen durumunda olduğu için de, davacının davalıya keşide etmiş olduğu 27.09.2022 tarihli Temerrüt İhtarnamesinin davalıya tebliğ edildiği tarihten 5 gün sonraki tarihten itibarın davalının söz konusu davacı alacağını ödemekte temerrüde düşmüş sayılması gerektiği (TBK.md.117/f.2), dolayısıyla da davacının davalıdan işbu temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi alacağına da sahip olduğu, ihtarnamenin “tebliğ şerhi” sunulduğu takdirde işlemiş temerrüt faizi tutarının hesaplanabileceği, fakat bu hesaplamanın yapılması tarafımın uzmanlığı dışında olduğundan tarafımca yapılamayacağı;Hisse devri Ticaret Kanununda düzenlenmiş olduğu için “ticari iş” niteliğinde olduğu (TTK.md.3), dolayısıyla davacının takip konusu alacağının “ticari işten kaynaklanan bir alacak” niteliğinde olduğu, bu sebeple davacı talebi gibi işlemiş temerrüt faizi alacağının “avans faizi oranı” üzerinden hesaplanması gerektiği (3095 sayılı Faiz Kanunu md.2/f.2); aynı gerekçeyle asıl alacağın da takip tarihinden itibaren işletilecek “avans faizi oranı” üzerinden işletilecek temerrüt faizi ile birlikte tahsili gerektiği"Yönünde rapor tanzim edilmiştir.Dava; hukuki niteliği itibariyle taraflar arasındaki 19.11.2022 tarihinde "hisse devrine ilişkin" sözleşmesi gereği davalının yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiasıyla alacağın tazmini için açılan tazminat davasıdır. ---. Asliye Hukuk Mahkemesince --- Esas ---- Karar sayılı kararı ile Görevsizlik kararı verilerek mahkememize tevzi edilen dosya mahkememizin ---- Esas sırasına kaydedilmiştir. Dava ve şirket hisse devir sözleşmesinin yapıldığı tarih itibariyle uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın limited şirketlerde hisse devrine ilişkin düzenleme içeren 520. maddesi; “Bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartiyle hüküm ifade eder. Devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayesinin en az dörtte üçüne sahip olması şarttır. Şirket mukavelesi payların devrini yasak edebileceği gibi yukarıki fıkralarda derpiş edilenlerden daha ağır şartlara da bağlı tutabilir. Payın devri veya devir vadi hakkındaki mukavele yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi, hüküm ifade etmez.” hükmünü içermektedir. limited şirket hisse devir sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve tarafların imzalarının noterce onaylanmış olması, niteliği itibariyle bir geçerlilik şartı olup anılan şekilde gerçekleştirilmeyen hisse devir sözleşmesi taraflar arasında hüküm ifade etmez. Bu kapsamda akdedilecek limited şirket hisse devir sözleşmesi 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) ilkelerine göre devredilen sermaye hisse miktarı, devreden ve devralan taraf ile kararlaştırılmışsa devir bedelinin belirtilmesi gerekir. Limited şirket hisse devir sözleşmesinde taraflar arasında bir bedel kararlaştırılması hâlinde bu bedel resmî şekilde akdedilecek sözleşmede doğru olarak gösterilmelidir. Bir hisse devir sözleşmesindeki gerçek satış bedelinin resmi senette daha düşük veya daha yüksek gösterilmiş olması; böylece satış bedelinin doğru gösterilmemesi hâlinde hangi bedelin dikkate alınacağı önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Davalı---- ile davacı/... arasında, 19.11.2021 tarihli Protokol akdedildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki İşbu Protokolün geçerli olması içen Noterde Düzenleme Şeklinde akdedilmesi gerektiği ileri sürülebilirse de; davacının bu Protokol ile üstlendiği ödemeleri taksitler halinde uzunca bir süreçte itirazsız şekilde yapmış olduğu ve Ortaklık Sözleşmesinin akdedilmesi için çaba göstermiş olduğunun anlaşıldığı, bu Protokolü bilinçli olarak akdettiği anlaşıldığı, Bu sebeple, işbu protokolün Noterde Düzenleme Şeklinde akdedilmediği için geçersiz olduğunun ileri sürülmesinin TMK.md.2 uyarınca “hakkın kötüye kullanılması” oluşturacağı kabul edilmiştir.Söz konusu Protokolün akdedilmesinden sonra, Davacı/... tarafından, 13.12.2021 ila 31.05.2022 tarihleri arasındaki dönemde, taksitler halinde toplamda 572.500,00 TL ödeme yapıldığı, ödemelere ilişkin Ödeme Belgeleri örneklerinin bulunduğu, Bu ödemelerden bazıları, davadışı ---- banka hesabına yapılmışsa da; toplam 172.000 TL'lik elden yapılan ödemenin Makbuzu olarak düzenlenmiş ve davalı---- tarafından imzalanmış olan Makbuz'da, “... (davacı) tarafından tarafıma (davalı---) elden 130.000 TL, ----- (dava dışı) adına olan banka hesabına 42.500 TL olmak üzere, toplam 172.000 TL ödenmiş olduğu, İşbu belge, "20.03.2022 tarihinden ---- düzenlenmiş ve ...'e (davacı) imzalanarak teslim edilmiştir” şeklindeki ibare göz önünde bulundurulduğunda, davacı/... tarafından davadışı/----- banka hesabına yapılmış olan ödemelerin de, “fiili karine” olarak aksi davalı tarafından ispat edilemediği müddetçe davalı---- adına yapıldığı kabul edilmiştir. Bu ödemelerden bazıları için düzenlenmiş olan Banka Dekontlarının açıklama kısmında “Borç” ibaresi yazılmışsa da, taraflar arasında, bu ödemelerin “Borç” verilmek amacıyla yapılmasını gerektirecek herhangi bir “ticari ilişkinin vb.” varlığı anlaşılmadığından, somut olayın hal ve şartlarında, “Borç” ibaresini içeren ödemelerin de, “fiili karine” olarak (yani aksi davalı tarafından ispat edilemediği müddetçe) davalı----- adına “hisse bedeli ödemesi” olarak yapıldığı kabul edilmiştir. Davacı tarafından yapılan Hisse bedeli ödemelerinin 31.05.2022 tarihinde kadar devam etmiş olduğu, sonuncu ödemenin 31.05.2022 tarihinde yapılmış olduğu anlaşılmaktadır.Fakat 31.05.2022 tarihine kadar ve bu tarihten sonraki süreçte de, Protokolde sözü edilen “Ortaklık Sözleşmesinin” taraflar arasında akdedilmediği anlaşıldığı, davalı/----, Ortaklık Sözleşmesinin davacının kusuru sebebiyle akdedilmediğini iddia ettiği, Ancak, dosyaya sunulan “yazışma” örnekleri inceliğinde; bu yazışmalarda, Ortaklık Sözleşmesinin akdedilmemesinin davacının “kusuru” sebebiyle gerçekleşmediğini gösteren bir “ifade”nin yer almadığı, yazışmalarda yer alan ifadelerden, tarafların karşılıklı olarak “ortaklık şartlarında” bir türlü uzlaşamadıkları (mutabakata varamadıkları) ve bundan sonraki süreçte de uzlaşamayacakları anlaşılmaktadır. Bundan dolayı da davacı/...'in Ortaklık Sözleşmesini akdetmekten “haklı olarak vazgeçtiği” anlaşılmaktadır.Davacı/..., Protokolde sözü edilen Ortaklık Sözleşmesini akdetmekten haklı olarak vazgeçtiği için, taraflar arasındaki Protokolün de taraflar arasında hükümsüz hale geldiği ve davacı/...'in ödemiş olduğu Hisse Bedeli tutarlarının tamamının iadesini davalı----- talebe hak kazandığı anlaşılmıştır.Davacı ödemiş olduğu bedeli sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edebilecektir. Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (818 sayılı BK)’nun konuya ilişkin 61 ve devamı maddelerindeki (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (Benzer hüküm 6098 sayılı TBK)’nun m. 77 vd.yer almıştır.) düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşmenin gerçekleşmesi için;Birinci şart; taraflardan birisinin malvarlığında bir eksilmenin vukubulmasına karşı, diğerinin malvarlığında bir çoğalmanın gerçekleşmiş olmasıdır. Bir malvarlığındaki eksilme, aktifin azalması ya da pasifin çoğalması şeklinde olabileceği gibi, aktifin çoğalmasına ya da pasifin azalmasına engel olma yoluyla da gerçekleşebilir.İkinci şart; sözü edilen eksilme ile çoğalma arasında bir illiyet bağının bulunmasıdır.Üçüncü şart, yine sözü edilen azalma ile çoğalmanın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Taraflardan biri, diğerine hükümsüz bir sözleşme gereğince misli mahiyette bir şey vermişse muteber olmayan sebebe dayanan bir iktisap söz konusudur. Sözleşmedeki şekil noksanlığı, fiil ehliyetsizliği, imkansızlık, hukuka veya ahlaka aykırılık, muvazaa gibi sebepler, butlan nedeniyle kazandırmayı geçersiz kılan sebepler olduğundan bu durumlarda kazandırma geçerli hukuki sebebe dayanmamaktadır.Dördüncü şart; vukubulan iktisabın (çoğalmanın) sebepsiz iktisap kuralları dışında, özel bir hukuk kuralına dayanılarak iadesi mümkün olmamalıdır. Zira böyle bir imkan varsa artık sebepsiz iktisap kuralları değil, sözü edilen özel kurallar uygulanır. İadenin; istihkak davası, haksız inşaat sebebiyle tazminat davası, sözleşmenin ifası davası, sözleşmeden dönme sebebiyle iade davası, vekaletsiz iş görmeye dayanan iade davası gibi yollarla gerçekleştirilmesi mümkünse, artık sebepsiz iktisap kurallarına başvurulamaz----Bu tür işlemlerde amaç; davalının edindiği çoğalma sonucu, tüm malvarlığında meydana gelen artışın iadesi olacaktır. Davacının, takip tarihi itibariyle, toplam 572.500,00 TL'lik ödemelerin iadesini davalıdan talebe hak kazandığı, dolayısıyla takip tarihi itibariyle davalıdan toplam 572.500,00 TL iade alacağı (asıl alacağı) bulunduğu; Davacının bedellerin iadesine ilişkin alacağının “sebepsiz zenginleşmeye” dayanan bir iade alacağı olduğu, davalı, hisse bedellerinin ödendiği tarihlerde, hisse bedellerinin iade etmekle yükümlü olduğunu (sebepsiz zenginleşmeyi) bilmediği ve bilmesi de gerekmediği için “iyiniyetli sebepsiz zenginleşen” durumunda olduğu; iyi niyetli sebepsiz zenginleşen durumunda olduğu için de, davacının davalıya keşide etmiş olduğu 27.09.2022 tarihli Temerrüt İhtarnamesinin davalıya tebliğ edildiği tarihten 5 gün sonraki tarihten itibarın davalının söz konusu davacı alacağını ödemekte temerrüde düşmüş sayılması gerektiği (TBK.md.117/f.2), dolayısıyla da davacının davalıdan işbu temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi alacağına da sahip olduğu, ihtarnamenin “tebliğ şerhi”nin davacı tarafça sunulmadığı, Hisse devri Ticaret Kanununda düzenlenmiş olduğu için “ticari iş” niteliğinde olduğu (TTK.md.3), dolayısıyla davacının takip konusu alacağının “ticari işten kaynaklanan bir alacak” niteliğinde olduğu, bu sebeple davacı talebi gibi işlemiş temerrüt faizi alacağının “avans faizi oranı” üzerinden hesaplanması gerektiği (3095 sayılı Faiz Kanunu md.2/f.2); aynı gerekçeyle asıl alacağın da takip tarihinden itibaren işletilecek “avans faizi oranı” üzerinden işletilecek temerrüt faizi ile birlikte tahsili gerektiği anlaşılmakla; Davanın Kabulüne, ---. İcra Müdürlüğü ---- Esas sayılı icra dosyasında davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile takibin 572.500,00-TL asıl alacak üzerinden aynen devamına, Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen 572.500,00-TL’nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere;Davanın KABULÜ İLE; 1----. İcra Müdürlüğü ----- Esas sayılı icra dosyasında davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile takibin 572.500,00-TL asıl alacak üzerinden aynen devamına,2-Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen 572.500,00-TL’nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Alınması gerekli 39.107,48-TL harçtan davacı tarafından yatırılan 9.776,87-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 29.330,61-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 80,70-TL başvurma harcı ve 9.776,87-TL peşin harç toplamı olan 9.857,57-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından sarfedilen toplam 7.130,00-TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davacı vekili için takdir olunan 91.600,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.