İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinde otelcilik hizmetlerinden kaynaklanan cari hesap alacağına davalının itirazının iptali, takibin faiziyle devamı ve icra inkar tazminatı talepli davası.
Özet: Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında, davacı şirket, otelcilik hizmetlerinden doğan cari hesap ilişkisi kapsamında müşterilerden tahsil ettiği bedelleri ödemeyen davalı şirkete karşı başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiştir; davalı tarafın duruşmalara katılmaması ve ticari defterlerini ibraz etmemesi üzerine yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, davacı ticari defterlerine göre davalının takip tarihi itibarıyla 157.524,25 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu tespit edilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/803 Esas
KARAR NO :2026/350
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:12/11/2025
KARAR TARİHİ:02/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında otelcilik hizmetlerinden kaynaklanan cari hesap ilişkisi bulunduğunu, davalının bu ilişki kapsamında müşterilerden tahsil ettiği konaklama ve hizmet bedellerine karşılık müvekkiline olan 729.790,13 TL tutarındaki muaccel borcunu ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmesi neticesinde takibin durduğunu, arabuluculuk sürecinden de bir sonuç alınamadığını ileri sürerek; davalının icra takibine yönelik itirazının iptali ile takibin ticari avans faiziyle birlikte devamına, alacağın likit olması sebebiyle davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere 145.958,02 TL icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, davanın açılmasına kötü niyetle sebebiyet veren davalının HMK'nın 329. maddesi uyarınca en az 5.000,00 TL disiplin para cezası ile cezalandırılmasına, ayrıca HMK'nın 329. ve AAÜT'nin 23. maddeleri gereğince 115.468,52 TL'den az olmamak üzere vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı tarafa çıkarılan tebligatın davalıya usul ve yasaya uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen davalı taraf davaya cevap vermeyerek ve duruşmalara katılmayarak HMK 128. maddesi gereğince davacının iddialarının tamamını inkar etmiş sayılmıştır.
DELİLLER: .... İcra Müdürlüğü 2025/... Esas sayılı icra dosyası, ... ..., ...,... numaralı cari hesaplar, davacı şirketin ticari defter kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine cari hesaptan kaynaklanan alacak nedeniyle İİK 67 maddesi kapsamında açılan itirazın iptali davasıdır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin internet veya başka platformlar üzerinden müşterilere davacı şirkete ait otelde konaklama, yemek ve otelcilik hizmeti sağladığını ve bunun karşılığında müşterilerden ücret aldığını ancak davalının müşterilerden almış olduğu ücretler karşılığında davacı tarafa herhangi bir ödeme yapmadığını, taraflar arasında cari hesap ilişkisinin bulunduğunu, bu nedenle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve HMK 329. maddesi uyarınca disiplin para cezasına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafa usul ve yasaya uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermemiş ve davayı inkar etmiştir.
Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 02/10/2025 tarihli arabuluculuk son oturum tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır.
.... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 562.319,16 TL asıl alacak ve 167.470,97 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 729.990,13 TL borcun ödenmesi amacıyla 21/08/2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 27/08/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 28/08/2025 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davalı tarafa HMK'nın 222/1 maddesi gereğince, davalı tarafa davaya ilişkili dönemini kapsayan ticari defter ve kayıtlarını mahkememiz kaleminde hazır bulundurması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtlarının ibraz edilmemesi halinde ticari defterlerine delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı hususunun ihtar edildiği, verilen kesin süre içerisinde davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce davacı ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde Mali Müşavir Bilirkişi tarafından 26/03/2026 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre; "Davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede; davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 05.01.2025 tarihli, ... numaralı, 27.428,59 TL tutarlı; 13.01.2025 tarihli, ... numaralı, 2.676,65 TL tutarlı ve 15.01.2025 tarihli, ... numaralı, 5.346,35 TL tutarlı faturaların davacı muhasebe kayıtlarında yer aldığı, söz konusu kayıtların cari hesap kapsamında izlenmesi sonucunda davacının takip tarihi olan 22.08.2025 itibarıyla davalıdan 157.524,25 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, ayrıca davalıya ait ... sistemi üzerinden oluşan cari hesap ekstresi incelendiğinde; bu kapsamda düzenlenen faturaların da davacı kayıtlarında yer aldığı ve aynı şekilde cari hesap ilişkisi içerisinde değerlendirildiği, bu çerçevede davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan 363.096,51 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı bulunduğu, her iki cari hesap ekstresinin aynı davalıya ait olması ve birlikte değerlendirilmesi neticesinde davacının davalıdan toplam 520.620,76 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu tespit edildiği, davalı 09/03/2026 günü saat 14:00'te Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmamış, ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen faturaların davacı şirketin yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu tespit edilmiş, söz konusu faturaların içerikleri incelendiğinde "Konaklama Harcamaları” na ilişkin olduğu, görüldüğü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturalara, TTK m.21/2’de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşıldığı, bu durum, faturaların içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, faturalar e-fatura sistemi üzerinden davalıya gönderilmiş ve davalı tarafından faturaların kabul edildiği görülmekle fatura içerikleriyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura içeriklerinin davalının bilgisi dahilinde olduğu, davacının takip tarihinden önce davalıya yönelik bir ödeme ihtarının bulunduğuna dair dosya kapsamında herhangi bir belgeye rastlanmadığı, Sayın Mahkemece temerrüt için ihtarın gerekli olduğunun kabul edilmesi halinde temerrüde düşürüldüğü sabit olmayan davalıdan işlemiş faiz talep edilemeyeceği, bununla birlikte 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1530. maddesi uyarınca ticari işlerde temerrüt bakımından fatura tarihine30 gün ilave edilmek suretiyle temerrüt tarihinin belirlenebileceği hususu dikkate alınarak, takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere işlemiş faiz hesabının cari hesapta yer alan son fatura olan 15.01.2025 tarihli, ... numaralı, “Konaklama Harcamaları” açıklamalı, 5.346,36 TL tutarlı fatura üzerinden yapıldığı anlaşılmış olup, davacı alacağına, takip tarihi olan 22.08.2025 itibarıyla TTK m.1530 hükümleri çerçevesinde yapılan hesaplama sonucunda işlemiş faiz tutarının 120.858,90 TL olduğu, netice itibarıyla; rapor kapsamında yapılan incelemelerde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 05.01.2025 tarihli, ... numaralı, 27.428,59 TL tutarlı; 13.01.2025 tarihli, ... numaralı, 2.676,65 TL tutarlı ve 15.01.2025 tarihli, ... numaralı, 5.346,35 TL tutarlı faturaların davacının ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, söz konusu faturalar ile taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak davacının, takip tarihi olan 22.08.2025 itibarıyla davalıdan 157.524,25 TL tutarında cari hesap alacaklı bulunduğu, ayrıca davalıya ait... sistemi üzerinden oluşan cari hesap ekstresine göre davacının yine aynı tarih itibarıyla 363.096,51 TL tutarında alacaklı olduğu, her iki cari hesabın da aynı davalıya ait olması ve birlikte değerlendirilmesi neticesinde davacının davalıdan toplam 520.620,76 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, bu kapsamda davacının takip tarihi itibarıyla 520.620,76 TL asıl alacak ve 120.858,90 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 641.479,66 TL alacaklı olduğu," şeklinde rapor düzenlenmiştir.
"...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).
İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).
Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/2310 Esas 2017/2537 Karar sayılı ilamı).
Taraflar arasında konaklama hizmet sözleşmesinden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafından davalıya taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde davacı tarafça davalı taraf lehine dava konusu e-faturanın düzenlendiği ve icra takibine konu edildiği, davacının alacağına dayanak olan faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, ve faturanın davalıya tebliğ edildiği, faturaya itiraz olmadığı, faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, faturanın içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun davacı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturanın içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez davalıya geçtiği, davalı taraf defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekmektedir. Davalı taraf icra takibinde borcu bulunmadığı yönünde itirazda bulunmuşsa da davalı tarafça borcu bulunmadığı hususunda ispata yarar delil ibraz edememiştir. Bu haliyle davacı taraf takip konusu cari hesap alacağından dolayı ticari defter ve kayıtlarına göre 520.620,76 TL davalı şirketten alacaklı olduğunu ispat etmiştir. Düzenlenen bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olmakla hükme esas alınmış ve davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulü ile, davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 520.620,76 TL alacağa yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin 520.620,76 TL alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile devamına, faize ve fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak likit olduğundan hükmolunan asıl alacağın %20'si(104.124,15-TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, dair oluşan vicdani kanıya göre aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Her ne kadar takipten önce işlemiş faiz talep edilmişse de; somut olayda davacının davalıyı takip tarihinden önce temerrüde düşürmediğinden temerrüt şartları oluşmamıştır. Davacı her ne kadar TTK 1530. Maddesi uyarınca herhangi bir ihtara gerek olmaksızın davalının temerrüde düştüğünü bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ile beyan etmişse de;Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2017/3266 Esas - 2018/4228 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere 6102 Sayılı TTK'nun 1530/4 maddesi mal tedarik sözleşmelerinde uygulanacağından ve somut olayda taraflar arasında mal tedarik sözleşmesi bulunmadığından davacı tarafın takipten önce işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından davalı taraf aleyhine HMK 329. maddesi uyarınca disiplin para cezasına hükmedilmesi talebinde bulunmuşsa da kötüniyetin varlığı ispat edilemediğinden disiplin para cezası talebinin reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafça açılan DAVANIN KISMEN KABULÜ ile;
a) Davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 520.620,76 TL alacağa yönelik yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 520.620,76 TL alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile devamına, faize ve fazlaya ilişkin istemin reddine,
b) Hükmolunan asıl alacağın %20'si(104.124,15-TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
c)Davalının disiplin para cezası talebinin koşulları oluşmadığından reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 35.563,60-TL karar harcından peşin yatırılan 8.814,05-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 26.749,55-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin kabul red oranına göre 3.281,64-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 1.318,36-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 83.299,32-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL başvuru harcı ve 8.814,05-TL peşin harç olmak üzere toplam 9.429,45-TL harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan 10.000,00-TL Bilirkişi ücreti ve 95,00-TL posta giderinden ibaret toplam 10.095,00-TL yargılama giderinin kabul red oranına göre 7.201,77-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, kalan kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde davacı tarafa re'sen iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 02/06/2026
Katip ...
e-imzalı*
Hakim ...
e-imzalı*