Tapusuz Dere ve Boşluk Alanın Kırk Yıldan Fazla Zilyetlik ve İmar-İhya Yoluyla Tescili İsteminde Yargıtayın İki Kez Bozma Kararı Sonrasında Verilen Kabul Kararı.
Özet: Yerel mahkeme, mülga tapulama kanunuyla tescil harici bırakılan bir taşınmazın, davacı tarafından kırk yılı aşkın süredir tarımsal amaçla imar ve ihya edilip zilyetliğinin nizasız ve fasılasız devam etmesi suretiyle kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davacının adına tescili talebini kabul etmiş, ancak Yargıtayın birden fazla kez bozma kararlarıyla zilyetlik başlangıcı, süresi ve usuli eksiklikler nedeniyle davanın yeniden incelenmesini talep etmesi üzerine, son olarak fen ve ziraat bilirkişi raporları ile hava fotoğrafları doğrultusunda davacının taşınmazın belirli bir kısmını 35-40 yıldan fazla ekip biçtiği ve imar-ihya ettiği tespit edilerek, bu kısmın davacı adına tesciline karar verilmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2025/564 E.  ,  2026/1297 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/318 E., 2024/255 K.
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Dava konusu taşınmaz bölümü, Bingöl ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesinde 1976 yılında mülga Tapulama Kanunu uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sonucu dere ve boşluk olarak tescil harici bırakılmıştır.
Davacı; doğusu: ...a tarlası, güneyi: dere ve karayolu, batısı: yol ve ... tarlası, kuzeyi:...’a ait 7 98... ve kendisine ait 1 sayılı parseller ile çevrili alanı kırk yıldan fazla zamandan beri nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla, buğday ve arpa ekmek, kısmen de otunu biçmek suretiyle arazi ve bahçe olarak kullandığını, etrafının tel örgü ve ağaçlarla çevrili olduğunu, imar-ihya ettiği alan için kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğunu ileri sürerek adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili; zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı ile kazanım koşullarının oluşmadığını, dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili; tespit harici bırakılan yerlerin kazanılabilmesi için yirmi yıl geçmesi gerektiğini, yirmi yıllık zilyetlik süresinin dolmadığını, kazandırıcı zamanaşımı koşullarının davacı lehine oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin 01.10.2014 tarihli ve 2013/294 Esas, 2014/687 Karar sayılı kararı ile; dosya kapsamı ve toplanan deliller uyarınca, davacının fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmı yirmi yıldan fazla bir süredir ekip biçtiği, tarımsal amaçla kullandığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, taşınmaz içerisinde yapılar bulunduğu, bir kısmının inşasının yirmi yıldan fazla olduğu, içerisindeki ağaçların çoğunluğunun 35-40 yaşlarında olduğu, davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 20.05.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda (A), (B), (C), (D) ve (E) harfleri ile gösterilen yerin davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 12.05.2015 tarihli ve 2014/21924 Esas, 2015/6207 Karar sayılı kararı ile; tescili istenen taşınmaz bölümü üzerinde davacı tarafın zilyetliğinin süresi ve sürdürülüş biçimi yönünden yapılan araştırmanın yetersiz olduğu, infazda tereddüt yaratacak şekilde tesciline karar verilen kısmın yüz ölçümünün belirtilmediği ve krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın 13.989,09 metrekarelik kısmın tamamı mı yoksa iki katlı evin gösterildiği yer mi olduğu hususunda gerekçe ile hüküm arasında çelişki doğurur şekilde hüküm kurulduğu gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Mahkemenin 24.01.2018 tarihli ve 2015/566 Esas, 2018/41 Karar sayılı kararı ile, bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde; yeniden yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporları uyarınca dava konusu yerin (A), (B) ve (L) harfleriyle gösterilen kısmı kapsadığı, (A) harfli kısmın yolda, (B) harfli kısmın 6 71... sayılı parsel içerisinde kaldığı, (A) ve (B) harfli kısımlar için davacı tarafın bir talebinin bulunmadığı, (L) harfli kısım yönünden ise 1984 yılı hava fotoğrafları ile ilgili değerlendirmeler, ziraat bilirkişileri ve dinlenen tanık anlatımlarından söz konusu alanın yaklaşık otuz yılı aşkın bir süredir davacı tarafından imar-ihya edildiği ve nizasız ve fasılasız olarak kullanıldığı, davacı yararına imar-ihya suretiyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 16.12.2016 tarihli fen bilirkişi raporunda (L) harfi ile gösterilen 9.602, 70... ’lik kısmın davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.03.2021 tarihli ve 2018/2574 Esas, 2021/2914 Kararı ile; bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığı ve tamamlandığı, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığı hususlarının tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmediği, gerekli yerel ve gazete ilanlarının yöntemine uygun bir biçimde yapılmadığı gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde, dava konusu taşınmazın fen bilirkişi raporunda (L) harfi ile gösterilen kısmını davacının 35-40 yıldan fazla bir süredir ekip biçtiği, tarımsal amaçlı kullandığı, taşınmazda bulunan ağaçların 15 ilâ 40 yaşları arasında olduğu, hava fotoğraflarına göre 19 84... tarihleri arasında imar ve ihya edilerek kullandığı, davacı yararına imar-ihya suretiyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 23.06.2023 tarihli fen bilirkişi raporunda (L) harfi ile gösterilen 9.750, 39... ’lik kısmın davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan kararın ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin “j” bendi gereğince temyiz eden davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Aşağıda yazılı 3.492,42 TL fazla alınan peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ... Belediye Başkanlığına iadesine, Dosyanın Bingöl 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.