İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin, ticari satıştan kaynaklı çay ve kantin ürünleri fatura alacaklarına dair itirazın iptali davalarının istinaf kararı.
Özet: Ticari satıştan kaynaklanan itirazın iptali talebiyle açılan davalarda, davacının davalıya tedarik ettiği çay ve kantin ürünlerine ilişkin ödenmemiş faturalardan doğan alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine, davacının bu itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talepleri incelenmiş; davalının ise alacağın davacının talimatıyla üçüncü kişilere ödendiğini savunması üzerine, ilk derece mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verilerek dosya istinaf incelemesine sunulmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1731
KARAR NO:2026/976
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:14/04/2022
NUMARASI:2018/219 E. - 2022/260 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2018/245
ESAS 2020/515 KARAR SAYILI DOSYASI
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacı ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Asıl davada davacı vekili, asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ocağı sahibi tacir ... ile davalı arasında iş ilişkisi kurulduğunu, müvekkilinin fatura karşılığı bedelini almak şartıyla, uzun yıllar davalı şirkete çay ve kantin ürünleri vererek faliyetlerini yürüttüğünü, davacı müvekkilinin ürünleri teslim ettiğinde davalıya fatura kestiğini, bu faturaları borçlu şirketin muhasebesine gönderdiğini, davalının ödenmesi gerekip de ödenmeyen 31.07.2014 tarihli 9.416,43 TL bedelli, 15.08.2014 tarihli 4.363,72 TL bedelli ve 15.08.2014 tarihli 925,69 TL bedelli olmak üzere toplam 3 adet fatura düzenlediğini, taraf ticari defterlerinde faturaların yer aldığını, önceden düzenli yapılan ödemelerin ilgili faturalar için yapılmadığını, borçlunun daha önce banka yoluyla ödeme yaptığını, davalı tarafça borcun ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili, savunmasında özetle; davacının davalıdan bir alacağı bulunmadığını, bu durumun davalının ticari defter ve kayıtları ile dayanak olan banka ödeme dekontları ile sabit olduğunu, davacının, davalı müvekkili ile aynı adreste bulunan ... AŞ ve müvekkili davalının iş yerinde bulunan kafeteryanın işletmecisi olup, bu vesile ile yürüyen ticari ilişkide, kafeterya ile ilgili verdiği hizmet mukabilinde davalı müvekkiline bir kısım faturalar kestiğini, bilahare söz konusu kafeterya işletmeciliği işinin 15.08.2014 tarihinde, tarafların karşılıklı mutabakatı ile sona erdirildiğini, davacı ile davalı arasında yürüyen ticari ilişkide tüm işlemleri ve verilen hizmetleri davacının çalışanı ve yetkilisi olan ...'ın yürüttüğünü, davacının tüm resmi işlemlerini bu kişinin yaptığını, davalıya kesilen faturaların davacının kaşesi üzerine ... tarafından imza atılarak düzenlendiğini ve davalıya teslim edildiğini, son olarak fesih protokolünün dahi davacının kaşesi üzerine ... tarafından imzalanarak, ticari ilişkinin fiilen sona erdirildiğini, bu çerçevede, davacının davaya konu ettiği faturalara ilişkin olarak davalı nezdinde oluşan alacak tutarlarından, yine davacının yetkilisi ...'ın yazılı talimatı çerçevesinde, davacının bir kısım tedarikçilerine olan borçlarının ödendiğini, ayrıca yine davacının bir kısım çalışanlarının ücret alacakları ile tazminat alacaklarının ödendiğini, tüm bu ödemelere ilişkin kayıtların davalının defterinde kayıtlı olduğunu, bilirkişi incelemesi ile bunların tespit edileceğini, bu sebeple davacının davalı nezdinde herhangi bir hak ve alacağı kalmadığını ve alacak talebinin haksız olduğunu, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ocağı sahibi tacir ... ile davalı arasında iş ilişkisi kurulduğunu, müvekkilinin fatura karşılığı bedelini almak şartıyla, uzun yıllar davalı şirkete çay ve kantin ürünleri vererek faliyetlerini yürüttüğünü, davacı müvekkilinin ürünleri teslim ettiğinde davalıya fatura kestiğini, bu faturaları borçlu şirketin muhasebesine gönderdiğini, davalının ödenmesi gerekip de ödenmeyen 31.07.2014 tarihli 14.634,30 TL bedelli, 15.08.2014 tarihli 8.111,31 TL bedelli ve 15.08.2014 tarihli 1.720,50 TL bedelli olmak üzere toplam 3 adet fatura düzenlediğini, taraf ticari defterlerinde faturaların yer aldığını, önceden düzenli yapılan ödemelerin ilgili faturalar için yapılmadığını, borçlunun daha önce banka yoluyla ödeme yaptığını, davalı tarafça borcun ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, savunmasında özetle; davacının davalıdan herhangi bir alacağı bulunmadığını, bu durumun davalının ticari defter ve kayıtları ile dayanak olan banka ödeme dekontları ile sabit olduğunu, davacının, davalı müvekkili ile aynı adreste bulunan ... AŞ ve müvekkili davalının iş yerinde bulunan kafeteryanın işletmecisi olup, bu vesile ile yürüyen ticari ilişkide, kafeterya ile ilgili verdiği hizmet mukabilinde davalı müvekkiline bir kısım faturalar kestiğini, bilahare söz konusu kafeterya işletmeciliği işinin 15.08.2014 tarihinde, tarafların karşılıklı mutabakatı ile sona erdirildiğini, davacı ile davalı arasında yürüyen ticari ilişkide tüm işlemleri ve verilen hizmetleri davacının çalışanı ve yetkilisi olan ...'ın yürüttüğünü, davacının tüm resmi işlemlerini bu kişinin yaptığını, davalıya kesilen faturaların davacının kaşesi üzerine ... tarafından imza atılarak düzenlendiğini ve davalıya teslim edildiğini, son olarak fesih protokolünün dahi davacının kaşesi üzerine ... tarafından imzalanarak, ticari ilişkinin fiilen sona erdirildiğini, bu çerçevede, davacının davaya konu ettiği faturalara ilişkin olarak müvekkili davalı nezdinde oluşan alacak tutarlarından bir kısmının davacının davalı müvekkilinden yaptığı mal alımına ilişkin olarak doğmuş olan borçlarına mahsuben, davacının müşteri cari hesabına virman edildiğini ve davacının davalıya borcundan düşüldüğünü, kalanın ise yine davacının davalı ile birlikte hizmet verdiği ... AŞ'ne, davacının yetkilisi ... tarafından verilen yazılı talep üzerine, ... AŞ'ye virman edildiğini, bu tutarın da yine davacı yetkilisi ...'ın talimatı ile ... AŞ tarafından davacının çalışanlarına ve 3.sahıslara olan borçlarının ödenmesinde kullanıldığını, tüm bu ödemelere ilişkin kayıtlar ın müvekkili davalının ticari defter ve kayıtları ile ... AŞ'nin ticari defter ve kayıtlarında mevcut olduğunu, bilirkişi incelemesinde tüm bu hususların tespit edileceğini, bu sebeple davacının davalı nezdinde herhangi bir hak ve alacağı kalmadığını ve alacak talebinin haksız olduğunu, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davacının ... ... ocağının sahibi olduğu ve aynı adreste bulunan esas dava davalısı ile birleşen dava davalısının kafeteryasını işleten olduğu anlaşılmıştır.Her iki takibe konu faturalardan kaynaklı alacak sebepleri davacının 2014 yılına dek devam eden kafeterya işletmeciliği nedeniyle davalılara vermiş olduğu hizmet bedelinden kaynaklanmaktadır.Uyuşmazlğın nihayete erdirilebilmesi için açıklığa kavuşturulması gereken husus : esas ve birleşen dava davalılarının ileri sürmüş olduğu, davacı yetkilisi olduğunu dile getirdikleri ...'ın yazılı talimatları ile davacının 3.kişilere ıolan borçlarının ödenmesi ve davacı çalışanlarının alacaklarının ödenmesi ile borcun sona erip ermediğidir.Öncelikle davalılar tarafından yapılan ödemelerin borcu karşılar nitelikte olup olmadığı,akabinde ise ...'ın davacıyı temsille yetkili olup olmadığı hususu irdelenmelidir.Davalılar tarafından dile getirilen ve dosyayacelp edilen ödeme evrakları irdelendiğinde hükme esas alınan 2.bilirkişi ek raporunda tespit edildiği üzere ...'ın yetkili kabul edilmesi halinde esas dava açısından davalının borçlu olmadığı tespit edilmiştir.Birleşen dava açısından ise davalının ,... Bankasının 22/08/2014 tarihli hesap ekstresinde yer alan ...'a yapılmış olan 3.089,79 TL ödemenin mahsubu sonrasında asıl alacak miktarının 21.376,39 TL olduğu ve bu miktar üzerinden hesaplanan işlemiş faiz miktarının 6.892,42 TL olduğu kanaatine varılmıştır.Dosyaya celp edilen SGK kayıtları incelendiğinde ...'ın davacı çalışanı olduğu,her ne kadar vergi dairesinden gelen müzekkere cevabında davacıyı temsil ile yetkili kişi ... olsa da temsil yetkisinin verilmesi herhangi bir şarta bağlı olmayıp yazılı veya sözlü olarak verilebilir.Temsil yetkisinin bulunması için öncelikle temsilcinin temsil olunan adına hareket iradesinin yanında temsil olunan ad ve hesabına hukuki işlem yapma yetkisi bulunmalıdır.Temsil yetkisi kural olarak temsil olunan ile temsilci arasındaki temel ilişkiye dayanmakla bu temel ilişkiye vesile işlem adı verilmektedir.Ayrıca temsil yetkisinin temsil olunan tarafından sözleşme yapılacak 3.kişiye bildirilmesine dış temsil yetkisi denilmekle temsil olunan bunu 3.kişilere yazılı olarak bildirebileceği gibi sözlü olarak da bildirebilir.Yine dış temsil yetkisi 3.kişilere temsil olunanın maddi ,fiili davranışlarıyla da bildirilebilir.Dosyaya sunulan Kartal ...Noterliğinin 13/07/2011 Tarih... yevmiye nolu vekaletname incelendiğinde davacıını,...'a faaliyet konusuyla ilgili tüm işleri yapma yetkisi verildiği görülmekle davalıların dosyaya sunmuş olduğu ve ... imzalı yazılı talimatların temsil olunan davacı nam ve hesabına geçerlilik arz edeceği,davalıların davacının temsilcisi ... tarafından verilen yazılı talimatları doğrultusunda yapmış oldukları ödemelerin dvacı nam ve hesabına yapılmış sayılacağı kabul edilmiş ve bu doğrultuda yapılan bilirkişi 2.ek raporundaki seçenekli hesaptan ,...'ın yetkili kabul edildiği hesaba itibar edilerek esas davanın reddine birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Birleşen dava yönünden,kabul edilen asıl alacak kısmı faturalara dayalı olmakla likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.Esas dava açısından ise davacının kötü niyetli sayılamayacağı görülmekle kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir." gerekçesiyle, asıl davanın reddine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile davalı ...AŞ'nin İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 21.376,39 TL asıl alacak ve 6.892,42 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 28.268,81 TL üzerinden iptaline, takibin kabul edilen asıl alacağa takip talebindeki talep doğrultusunda takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen asıl alacak miktarı olan 21.376,39 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının birleşen davalıdan alınarak birleşen davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacı vekili ile birleşen davada davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl ve birleşen davada davacı vekili, katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının 23.06.2022 tarihinde istinaf yoluna başvurduğunu, müvekkili tarafından da birleşen dava yönünden verilen karar hukuka aykırı görüldüğünden asıl dava yönünden verilen karara tümüyle, birleşen dava yönünden ise ... isimli kişinin talimatları değil, davalı tarafça yapılan ödemelerin göz önünde bulundurulmaması ve talimat gereği mahsup yolu ile tenzil edilmesi nedeniyle istinaf ve katılma yoluyla istinaf yolu ile itiraz gereği hasıl olduğunu, 15.03.2021 tarihinde sunulan ilk bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere, fesih mutabakatı ve virman sözleşmesinde davacıyı temsil etmeye yetkili kişinin imzası bulunmadığından dava konusu edilen meblağların davalılardan istenebileceğinin belirtildiğini, 26.10.2021 tarihinde sunulan ek raporda birleşen dava davacı veya ...'ın davalıya herhangi bir ödeme veya virman talimatının bulunmadığı ve davalının talimat veya başka bir suretle herhangi bir dekontunun bulunmadığının raporun 5.sayfasında ve sonuç kısmında belirtildiğini, dolayısı ile 23.07.2021 tarihli bilirkişi itiraz dilekçelerinin aynen tevsik olunmuş olduğundan birleşen dosyada artık, davacının davalıdan bir hak ve alacağının bulunup bulunmadığının ihtilaf olmaktan çıktığını, bu dosyada sadece bilirkişinin mahsup ettiği ve yerel mahkemece de gerekçeli kararda indirim yapılan rakam olan 3.089,79 TL için istinaf yoluyla itirazlarını sunduklarını, davalının bu ödeme belgesini ne davadan önce ne dava sırasında müvekkiline bildirmediğini, yasal süresi içinde bu dekontu mahkemeye sunmadığını, usul kuralları gereğince mahsup edilen miktardan da birleşen davalının sorumlu olduğunu, asıl dava yönünden ise, davalının 10.04.2021 tarihinde sunduğu dilekçe ile ...'ın temsile kabiliyeti olduğunu, bir vekaletname incelediklerini ve vekaletnamede ...'ın davacıyı temsil ettiklerini tespit ettiklerini iddia ettiğini, 29.06.2021 tarihinde davalının hukuka aykırı bir şekilde bilgilerine ulaştığı noter vekaletnamesinin sunulduğunu, davalının hukuka aykırı bir şekilde ulaştığı Kartal ... Noterliğinin... yevmiye sayılı ihtarnamesinin bankalardan para çekilmesi amacıyla düzenlendiğini, bu vekaletnamede fesih mutabakatı, ibra ve virman/havale/EFT yapma yetkisinin ...'a verilmediğini, vekaletnamenin ayrıca davalıya işlem öncesinde sırasında veya sonrasında sunulmadığını, fesih mutabakatı ve virman işleminin vekaleten değil asaleten imzalanıldığını, dolayısı ile 15.03.2021 tarihli bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere, fesih mutabakatı ve virman sözleşmesinde davacıyı temsil etmeye yetkili kişinin imzası bulunmadığından, davalı tarafça bu hususta hukuka uygun ve yeterli bir vekaletname ibraz olunmadığından ve işlemler vekaletname olmadan yapıldığından 26.10.2021 tarihli ek raporunun sonuç kısmının 1 no'lu tespiti uyarınca 14.705,84 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekmekte iken asıl davanın reddinin hatalı olduğunu, aksi kanaat hasıl olacak ise, 26.10.2021 tarihli ek raporunun sonuç kısmının 2 no'lu tespiti uyarınca sadece davalının sunabildiği ödeme dekontlarının (Dekontlar için yine işbu dilekçemizin 2. Maddesinde belirtilen itiraz ve defi haklarımız uyarınca süresinde sunulmadığı için kabul etmediğimizi belirtiriz.) mahsup edildikten sonra kalan bakiye olan 12.005,84 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, zira ...'ın geçersiz talimatı değil, ancak ve ancak davalının cebinden çıkan yani ödediği meblağların mahsuba konu edilebileceğini, Dairece 26.10.2021 tarihli ek raporunun sonuç kısmının 3 no'lu tespiti uyarınca değerlendirme yapılacak ise o halde davalının 01.04.2021 tarihli dilekçesinde yer verdiği, Kartal ... Noterliğinin 13.07.2011 tarih,... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile dava dışı ...'a fesih mutabakatı, ibralaşma ve virman yapabilme yetkisinin verilmediği, bahse konu vekaletnamede ibralaşma-mutabakat ve virman anında davalılara sunulmaması, dolayısı ile bir vekalet var olsa bile bu davalıya sunulmadığından davalı ...'ın vekil tayin edilip edilmediğini bilmediği, mutabakat ve virman evrakına bakıldığında belgenin vekaleten değil, ... tarafından aslen imzalatıldığının sabit olması hususlarının göz önünde bulundurulmasını talep etiklerinin, HMK'nın 189/2 maddesine göre hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağından davalının incelediğini iddia ettiği ve hukuka aykırı bu vekaletname durumunu ne süresinde delil olarak bildirdiğini, ne de sunmadığını, HMK'nın 127 ve 141 maddesi uyarınca, zaten delilin davaya sunulabilmesi imkanı da bulunmadığını, davalı tacirlerin iddia ettikleri doğrultuda fatura ve ödeme belgelerine davacı dışında bir başkasının imzasını aldıkları iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, fatura ve sözleşmede ...'ın değil, doğrudan davacının imzası bulunduğunu, ...'ın davacıyı temsil edip etmediği hususu ilk itiraz olmayıp, husumet olduğunu, husumetin de dava şartı olduğunu, davanın her aşamasında ileri sürülebileceğini, davalının ısrarla algıyı farklı noktalara çekme gayreti içinde olduğunu, gerek birleşen gerekse asıl davada davacıyı bağlayan bir talimat bulunmadığından talimat ve gereği yapılan ödemelerin davacının kestiği fatura bedellerinden mahsup edilmemesini ve fatura toplam bedellerinin davalılara yükletilmesini, aksi kanaat hasıl olacak ise sadece yapılan ödemelerin fatura miktarlarından mahsubunu ve asıl davada 26.10.2021 tarihli ek raporunun sonuç kısmının 2 no'lu tespiti uyarınca sadece davalının sunabildiği ödeme dekontlarının mahsup edildikten sonra kalan bakiye olan 12.005,84 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, birleşen davada ise yerel mahkemece hükmolunan 28.268,81 TL'ye 3.089,79 TL'nin davacıya yükletilmesi, kararın düzeltilerek onanmasını ve itirazların bu miktarlar üzerinden iptaline karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davaların kabulüne karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; esas dava yönünden davanın reddinin yerinde olduğunu, ancak birleşen dava yönünden kabul kararı verilmesinin yerinde olmadığını, birleşen dosyaya sunulan 01.06.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunun müvekkilinin kayıtları yerinde incelenmek suretiyle düzenlendiğini, söz konusu raporda neticeten davacının davalı... ...Şti.'nden sadece 902,42 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, raporun sonuç bölümünde de belirtildiği üzere müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğunu, davacının alacak bakiyesinin sadece 902,42 TL olduğunun tespit edildiğini, ancak mahkemece daha sonra düzenlenen ve sadece dosya üzerinde inceleme yapan bilirkişinin raporunun dikkate alınmasının, talep etmelerine rağmen yerinde inceleme yapılmaması ve hatta raporlar arasındaki çelişkinin giderilmemesinin hatalı si gerektiği" yönündeki talepleri dikkate alınmaksızın karar verilmiş olmasının haksız ve dayanaksız olduğunu, bilirkişi ... arıcı tarafından dosyaya sunulan 13.03.2021 tarihli bilirkişi raporunun 8. Sayfasında " Davalının yapmış olduğunu iddia ettiği ödemelere ait banka dekontlarını dosyaya sunmadığı sadece 3.089,79 tl tutarlı ödemeye ait banka ekstresini sunduğu , virmanlara ve ödemelere ait talimatlarda imzası bulunan ... ‘ın davacı vekili yetkilisi olduğuna dair bir belgeye rastlanmadığı" beyan edilmiş olup, Kartal ... Noterliği 13.07.2011 Tarih... Yevmiye Sayılı vekaletnameile ...'ın , davacı tarafından "tüm işleri takibe ve yürütmeye münferiden yetkili kılınmış olduğu görüldükten sonra , aynı bilirkişi tarafından sunulan ek raporda bu kez " Davalının ... Bankası banka hesap ekstresinde 22/8/2014 tarihli 3.089,79 TL ... ‘ a ödeme yapıldığı görülmektedir. Dolayısıyla bakiyenin 24.466,18- 3.089,79 TL=21.376,39 TL olarak dikkate alınması gerekmektedir. Diğer ödemelerin yapıldığına dair ödeme dekontları yer almamaktadır." denilerek davacının davalıdan 21.376,39 TL alacaklı olduğuna dair rapor sunulduğunu, mahkemenin de söz konusu hatalı rapora dayanarak kabul kararı verdiğini, gerek işbu bilirkişi raporu gerekse mahkeme kararının hatalı olduğunu, eksik incelemeye dayalı rapor olduğunu, yerinde inceleme ile dosyaya sunulan ilk bilirkişi raporu üzerinden karar verilmesi gerekirken, yerinde inceleme yapmayan bilirkişinin dosya üzerinden değerlendirme yaparak, sunduğu hatalı rapora dayalı olarak karar verilmesinin haksız ve dayanaksız olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında ''Dosyaya sunulan Kartal ...Noterliğinin 13/07/2011 Tarih... yevmiye nolu vekaletname incelendiğinde davacının, ...'a faaliyet konusuyla ilgili tüm işleri yapma yetkisi verildiği görülmekle davalıların dosyaya sunmuş olduğu ve ... imzalı yazılı talimatların temsil olunan davacı nam ve hesabına geçerlilik arz edeceği,davalıların davacının temsilcisi ... tarafından verilen yazılı talimatları doğrultusunda yapmış oldukları ödemelerin davacı nam ve hesabına yapılmış sayılacağı" denildiğini, yerinde inceleme neticesi sunulmuş olan 01.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda davacı adına yapılan tüm ödemeler ve virman işlemlerinin tek tek listelenmiş ve neticeten davacının iddia ettiği tutarda bir alacağının mevcut olmadığı, neticede davacının müvekkili ... şirketinden sadece 902,42 TL alacaklı olabileceğini, dava dosyasında mevcut bulunan ve bilirkişi raporları ekinde de yer alan kafeterya/çay ocağı sözleşmesinde ödeme talimatlarında, sözleşme fesih protokolü'nde, mutabakat evraklarında ve hatta davacının işbu davaya ve icra takibine konu ettiği faturalarda dahi davacının kaşesi üzerinde ...'ın imzası olduğunu, davacı ile müvekkiller arasındaki ilişkinin başlangıcından sona erdirilmesine kadar tüm işlemlerin ... tarafından yerine getirildiğini, tüm belgeler davacının yetkilisi ... tarafından imzalandığını, netice itibariye davacının ...'ı söz konusu noter vekaletnamesi ile tam yetkili kıldığını, davacının yetkilisi olan ...'ın talimatları ile davacı adına ve davacının borçlu olduğu kişi ve kuruluşlara ödeme yapıldığını, neticeten bilirkişi raporları ile de sabit olduğu üzere davacının müvekkili firmalardan davaya konu alacağının mevcut olmadığının sabit olduğunu, kabul anlamına gelmeke kaydıyla mahkemece icra inkar tazminatına hükmolunmasının da tümüyle haksız ve dayanaksız olduğunu, davacının yetkilisi tarafından verilen talimatlar üzerine davacının alacaklılarına ödemeler yapıldığını ve bu şekilde davacının ilk bilirkişi raporunda belirtilen çok cüzi (902,42 TL) bakiyesi dışında başkaca bir alacağı kalmadığı sabit iken ve davacının alacağının likit olmadığı, yargılamayı gerektirdiği açıkça orada iken icra inkar tazminatına hükmolunmasının yerinde olmadığını, mahkemenin kabulü yönünden bakıldığında müvekkili... AŞ lehine ve davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmolunmaması ve karşı vekalet ücretinin eksik hesaplanmış olmasının haksız olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve birleşen davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Asıl ve birleşen davalar, ticari ilişki kapsamında düzenlenen fatura alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, asıl ve birleşen davada davacı vekili ve birleşen davada davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesince verilen karar birleşen davalı şirket ... ... AŞ vekilince, birleşen davaya yönelik olarak istinaf edilmiştir. Zira sunulan istinaf dilekçesi sadece birleşen davalı şirket bakımından verilmiş ve bu şirket adına tek istinaf harcı yatırılmış, davalılar vekilince sunulan 28.06.2022 tarihli istinafa cevap dilekçesinde de sadece birleşen davaya karşı istinaf isteminde bulunulduğu belirtilmiştir. Bu sebeple, asıl ve birleşen davalılar vekilince sadece birleşen dava yönünden verilen karara karşı birleşen davalı adına istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin ise, 23.06.2022 tarihinde dosyaya ''İstinaf ve katılma yoluyla istinaf eden davacı ... '' vekili sıfatıyla sunduğu dilekçesinde hem asıl dava hem de birleşen dava yönünden kararı istinaf ettiğini belirttiği görülmektedir. Asıl ve birleşen davada davacı vekiline ilk derece mahkemesi gerekçeli kararının 08.06.2022 tarihinde tebliğ edildiği, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin asıl ve birleşen davada verilen kararlara karşı iki haftalık istinaf başvuru süresinin 22.06.2022 tarihinde sona erdiği, ancak davacı vekilince 23.06.2022 tarihinde yani süresinden sonra istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır.Bu durumda, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin istinaf başvurusu süresinde değil ise de, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin söz konusu dilekçesinde, birleşen davada davalı ... .... AŞ'nin istinaf başvurusuna karşı katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunulduğunu da belirtiğinden davalılar vekilince sadece birleşen davada davalı ... ... AŞ bakımdan istinaf yoluna başvurulduğundan, davacının birleşen dava bakımından katılma yoluyla istinaf başvurusunun geçerli olduğu, ancak asıl davaya yönelik katılma yoluyla istinaf başvurusunun, asıl davada davalı vekilince asıl davaya yönelik bir istinaf başvurusu yapılmamış olması ve HMK'nın 348. maddesi uyarınca katılma yoluyla istinaf başvurusunun asıl istinaf istemine bağlı bir başvuru olması sebebiyle yerinde olmadığı anlaşıldığından, asıl davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik katılma yoluyla yaptığı istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.Bu açıklamalara göre, birleşen davada davalı vekilinin istinaf istemi ile birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik katılma yoluyla istinaf başvurusunun incelenmesine geçilmiştir; Birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusu bakımından yapılan incelemede:Birleşen davada davacı vekili; davacının ... Ocağını işlettiğini, uzun yıllar davalı şirkete çay ve kantin ürünleri verdiğini, ürünleri teslim ettiğini, karşılığında fatura düzenlediğini, ancak davalıların fatura bedellerini ödemediğini ileri sürerek iki ayrı ilamsız icra takibi başlatmış, itiraz üzerine eldeki asıl ve birleşen davayı açmıştır. Birleşen davada davalı vekili ise; davacının, davalılara ait iş yerindeki kafeteryanın işletmesini yürüttüğünü, davacı ile davalılar arasında yürüyen ticari ilişkide tüm işlemleri ve verilen hizmetleri davacının çalışanı ve yetkilisi olan ...'ın yürüttüğünü, davacının tüm resmi işlemlerini bu kişinin yaptığını, asıl dava konusu faturalara ilişkin olarak davalı nezdinde oluşan alacak tutarlarından, yine davacının yetkilisi ...'ın yazılı talimatı çerçevesinde, davacının bir kısım tedarikçilerine olan borçlarının ödendiğini, ayrıca yine davacının bir kısım çalışanlarının ücret alacakları ile tazminat alacaklarının ödendiğini, birleşen dava konusu faturalar sebebiyle davalı nezdinde oluşan alacak tutarlarından bir kısmının ise davacının birleşen davalıdan yaptığı mal alımına ilişkin doğmuş borçlarına mahsuben, davacının müşteri cari hesabına virman edildiğini, davacının davalıya borcundan düşüldüğünü, kalanın ise yine davacının davalı ile birlikte hizmet verdiği ... AŞ'ye, davacının yetkilisi ... tarafından verilen yazılı talep üzerine, ... AŞ'ye virman edildiğini, bu tutarın da yine davacı yetkilisi ...'ın talimatı ile ... AŞ tarafından davacının çalışanlarına ve 3.sahıslara olan borçlarının ödenmesinde kullanıldığını, bu sebeple davalıların davacıya borcu bulunmadığını savunmuştur.Birleşen dava konusu İstanbul Anadolu 9.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasının incelenmesinde ise; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 24.466,18 TL fatura, 7.933,07 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 32.399,25 TL alacak yönünden 22.03.2018 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 15.08.2014 tarihli 1.720,57 TL, 15.08.2014 tarihli 8.111,31 TL , 15.08.2014 tarihli 14.634,30 TL faturaların gösterildiği, ödeme emrinin 28.03.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 30.03.2018 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Uyuşmalık, dava dışı ...'ın davacıyı temsil yetkisi olup olmadığı, temsil yetkisi bulunuyorsa davacı adına para tahsil etme veya davacının alacağını davacının borçlarının mahsubu ile tahsilini sağlama noktasında temsil yetkisi olup olmadığı, bunun sonucuna göre de davacının davalılardan alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Dosya kapsamında bulunan Kartal ... Noterliğinin 13.07.2011 tarihli ve ...yevmiye sayılı vekaletnamesinin incelenmesinde; ''... Faaliyet konumla ilgili olarak tüm işlerimi yürütmeye, adıma ticari mal almaya, satmaya, bedellerini tahsile, fatura, fiş ve makbuzları tanzim ve imzalamaya, işyerimle ilgili her türlü evrak, belge, izin, ruhsatları ilgili makamlardan temin etmeye, ticari defterlerimi iş yerimle ilgili belgeleri ibraza, tutulacak tutanakları imzalamaya, itirazlarda bulunmaya, yazışmalar yapmaya, tebliğ ve tebellüğe, işyerimde işçi çalıştırmaya, işçilerle sözleşmeler yapmaya, feshetmeye, ihtarname imzalamaya,Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Siciline veya esnaf derneklerine kayıt ve tescil işlemlerimi yaptırmaya, işyerim ve faaliyet konum ilgili olarak Maliye, Vergi daireleri, Özel idare, Belediyeler, Emniyet, Sağlık Müdürlüğü, Hükümet Tabipliği, Mülki Askeri amirlikler velhasıl tüm resmi dairelerde özel ve tüzel kişiler nezdinde yapmam gereken bilumum işlemleri, başvurulan taahhütname, muvafakatnameleri tanzim ve imzalamaya BANKA HESAPLARINDAN PARA ÇEKME YETKİSİ T.C. Hudutları dahilinde halen mevcut bulunan ve bundan böyle mevcut olacak olan bilumum resmi ve hususi milli ve yabancı bankalar, özel finans kurumları nezdinden mevcut her nevi hesaplarımdan dilediği miktarda para çekmeye, hesaplara para yatırmaya, yeni hesaplar açmaya, açılmış hesapları dilerse kapatmaya, ahzu kabza, evrak ve çeklerini imzaya, makbuz ve ibralar vermeye, adıma verilmiş ve verilecek çekleri ilgili banka veznesinden tahsil etmeye, evrak ve belgelerini imzalamaya, bankalara gelmiş ve gelecek olan havaleleri almaya, makbuz ve çeklerini imzaya, ibralar vermeye, bilumum çek, poliçe emre muharrer senetleri ilgili bankaya tahsil ve teminata vermeye, protestolarını talep etmeye, bu hususlarda yapılması gerekli iş ve işlemleri yapmaya birlikte veya ayrı ayrı olmak üzere münferiden yetkili olmak... '' denilerek, davacının faaliyet konuları ile ilgili olarak tüm işlerini yürütme konusunda dava dışı ...'a yetki verdiği, ayrıca ahzu kabz yetkisi verdiği, ibralar vermeye yetkili kıldığı anlaşılmaktadır. Birleşen davada davalının savunması, davacı adına dava dışı bu kişinin verdiği yazılı talimatlar uyarınca davacının başkaca borçlarının ödendiği ve bu şekilde karşılıklı borçların mahsup edildiği, davalının borcu bulunmadığı yönündedir. Mahkemece dava dışı ...'ın davacıyı temsile yetkili olduğu ve verdiği talimatla kapsamında davalının yaptığı ödemeler nispetinde davacının alacağının ödenmiş olduğu kabulü yerindedir. Buna göre hükme esas alınan 2.ek raporda tespit edildiği üzere birleşen davada davalı tarafından davacı adına yapılan 3.089,79 TL'lik ödeme düşüldüğünde her iki taraf defterlerinde kayıtlı olan dava ve takip konusu faturalar sebebiyle davacının birleşen davada 21.0376,39 TL asıl alacağı kaldığı, davalı yanca iddia edilen diğer ödemelere ilişkin dekontların sunulamadığı anlaşıldığından, mahkemece bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulü yerinde olmuştur.Her ne kadar birleşen davada davalı vekilince birleşen davada birleşme kararından önce alınan 01.06.2020 tarihli bilirkişi raporunun esas alınması gerektiğini ileri sürmekte ise de, bu raporun sonuç kısmında da davalının defterlerinde virman ve mahsup olarak yer alan ödemelerine ilişkin ödeme belgelerinin yer almadığı, sadece davalının defter kayıtlarında davalı ödemelerinin yer aldığı tespit edilmiştir. Bir diğer deyişle, söz konusu rapor düzenlendiği tarihte de davalı yanca iddia ettiği ödemelerine ilişkin dekontların henüz sunulamamış olduğu, bu sebeple raporun nihai tespitler içermediği e hükme esas alınmasının mümkün olmadığı görülmektedir. Bu sebeple aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Birleşen davaya konu alacak talebi faturadan kaynaklandığından alacak likit bir alacaktır. Bu sebeple mahkemece birleşen davada davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerindedir. Ayrıca reddedilen kısım yönünden davacının kötüniyeti sabit olmadığından kötüniyet tazminatına hükmedilmemesi de usul ve yasaya uygun olup aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiş ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik katılma yoluyla istinaf başvurusu bakımından yapılan incelemede:Her ne kadar birleşen davada davacı vekilince, davalının 3.089,79 TL'lik ödemesinin mahsubunun hatalı olduğu ileri sürülmüş ise de, davacının faaliyet konuları ile ilgili olarak tüm işlerini yürütme konusunda dava dışı ...'a yetki verdiği, ayrıca ahzu kabz yetkisi verdiği, davacıyı adına ibra etme yetkisi bulunduğu anlaşılmakta olup hükme esas alınan ikinci bilirkişi raporu ile itirazlar üzerine alınan iki ek raporda davalının bu ödemesinin banka hesap ekstresinde yer aldığı tespit edilmiştir. Bu sebeple mahkemece birleşen davada söz konusu davalı ödemesinin davacı alacağından mahsubu ile birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur. Bu nedenle birleşen davada davacı vekilinin katılma yoluyla yaptığı istinaf başvurusunun da reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, asıl davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun usulden reddine, birleşen davada davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ise ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup istinaf başvuru sebepleri yerinde görülmediğinden esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-Asıl davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik katılma yoluyla istinaf başvurusunun usulden reddine,
2-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, birleşen davada davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine,
3-Birleşen davada davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının birleşen davada davacıdan tahsiline,
4-Birleşen davada davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.448,28 TL istinaf karar harcının birleşen davada davalıdan tahsiline,
5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
7-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 21.05.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konularının miktarlarına göre, asıl ve birleşen davalar bakımından karar kesindir.