Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde, 6.000.000 TLlik ipotek teminatlı kıymetli evraktan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası.
Özet: Davacı şirket, davalıya ait taşınmaz üzerinde tesis edilen 6.000.000 TLlik karz ipoteği alacağına dayanarak başlattığı icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ve takibin devamını talep ederken, ipotek senedinde borcun açıkça ikrar edildiğini ve itirazın kötüniyetli olduğunu iddia etmekte; davalı ise, ipoteğin belirli bir ticari sözleşme kapsamında teminat olarak konulduğunu, borcun vadesinin henüz gelmediğini, "hanutçuluk" usulüyle bir kısmının ödendiğini ve davacı şirketin sözleşmeyi ihlal ederek işbirliğini sonlandırması nedeniyle borcu ödeme imkanının ortadan kalktığını savunarak takibe itirazının haklı olduğunu belirtmektedir.

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/304 Esas
KARAR NO : 2026/459 Karar
TÜRK MİLLETİ ADINA
G E R E K Ç E L İ K A R A R
DAVA : İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/12/2025
KARAR TARİHİ : 08/06/2026
G. K. YAZILDIĞI TARİH : 08/06/2026
Büyükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı dosyasında verilen Bölge Adliye Mahkemesi gönderme kararı üzerine .... tarihinde mahkememize tevzi edilen itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket ile ... arasındaki borç ilişkisi nedeniyle 13.06.2023 tarihinde ...'a ait ... İli ... İlçesi ... Mah Köyü. ... Ada .. Parsel ..... Nolu Bağımsız Bölümde kayıtlı taşınmaz üzerinde müvekkili lehine 6.000.000 TL tutarlı 1. Dereceden .... Süreli karz ipoteği tesis edildiğini, borçlunun borcunu ödememesi üzerine ... tarihinde Beyoğlu .... Noterliği aracılığı ile "müvekkile olan 6.000.000 TL değerindeki borcun 3 gün içerisinde faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği aksi halde borca karşılık ilgili taşınmaz üzerindeki ipoteğin paraya çevrilmesi kanun yoluna başvurulacağı" borçluya ... yevmiye numaralı ihtarname ile bildirildiğini, ihtarname 24.05.2024 tarihinde ilgiliye tebliğ edildiğini, borcun ihtarname ile verilen süre içerisinde ödenmemesi üzerine taraflarınca Büyükçekmece İcra Dairesi ... E. sayılı dosya ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile borçlu aleyhine icra takibine başlatıldığını, icra müdürlüğü tarafından Örnek 9 Ödeme Emri 02.03.2025 tarihinde borçlu vekiline tebliğ edildiğini ve 04.03.2025 tarihinde borçlu vekili tarafından haksız ve mesnetsiz iddialar ile borca itiraz edildiğini, borçlunun yaptığı itiraza istinaden takibin durdurulmasına karar verildiğini, takibe yapılan haksız ve kötüniyetli itiraz kaldırılmasının gerektiğini, davalı/borçlu ... tarafından aralarındaki borç ilişkisine dayalı olarak müvekkili şirket lehine kayıtsız şartsız borç ikrarını içerir ve miktarı belli olan bir kesin borç ipoteği tesis edildiğini, ipotek resmi senedi ve ipotek belgesi incelendiğinde de bu husus açıkça görüldüğünü, takip dayanağı olarak icra dosyaya sunulan Büyükçekmece Tapu Sicil Müdürlüğü .... tarihli ... yevmiye nolu ipotek resmi senedinde de açık ve tartışmasız bir şekilde borçlu ... tarafından "... olan mevcut borcunun a) Anapara olan 6.000.000-TL (ve buna ek olarak, b-) temerrüt halinde ticari temerrüt faizin uygulanmasını kabul ettiğini...........)diğer tüm masrafları karşılamak üzere maliki bulunduğu yukarıda yazılı gayrimenkulünü ... lehine birinci dereceden ve fekki ipotek alacaklısı tarafından bildirilinceye kadar hüküm ifade etmek üzere süresiz ipotek etmeyi kabul ettiğini.. " ifadeleri ile borç açıkça kabul edilerek ipotek tesis edildiğinin açık olduğunu, neticede davanın kabulü ile; Büyükçekmece İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı İcra dosyasına yapılan haksız ve kötüniyetli itirazın iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla devamına, kötüniyetli olarak takibe itiraz eden davalı aleyhine paranın alım gücü ve enflasyon gözetilerek %20 den yüksek oranda belirlenecek icra inkar tazminata hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili ... adına kayıtlı taşınmaza, Davacı .... lehine ipotek konulduğunu, bu ipoteğin davacı .... ile .... ile yapılan 09.06.2023 tarihli sözleşmeye istinaden teminat olmak üzere tesis edildiğini, iş bu sözleşmede borcun vadesinin 31.12.2024 olarak belirlendiğini, davacı tarafın Beyoğlu .... Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesini keşide ederek ipotekle teminat altına alınan borcun ödenmesini talep ettiğini, iş bu ihtarnameye cevaben sözleşmenin tarafı olan .... Bakırköy .... Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesini keşide ederek vadenin henüz gelmediğini cevaben bildirildiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmede borcun hanutçuluk diye tabir edilen (mağazaya getirilen müşterilerin yapmış olduğu alışverişten yapılan ödeme) kesilen komisyon ile ödeneceğinin sabit olduğunu, borcun bir kısmının bu surette alışveriş yapılmak sureti ile ödendiğini, ... ile sözleşme yapıldıktan sonra 5 ay çalışıldığını, sözleşmenin tarafı olan ...’den getirdiği turist gruplarını ... ... deri mağazasına gönderildiğini, Turistlerin yaptığı alışverişlerden hak ediş elde edip avansa mahsup edildiğini, daha sonra davacı taraf ın sözleşmenin tarafı olan ... bilgi vermeden ... mağazasını başka bir dericiye (şirkete) sattığını, ... mağazayı yeni alan derici (şirket) ile görüştüğünü ama anlaşamadığını, bu durum üzerine yeni bir derici bulmak yerine operasyonu durdurduğunu, çünkü sözleşmede ...’un davacı şirket (...) dışında başka bir derici ile çalışmasının yasak olduğunu, deri mağazası desteği olmadan bu operasyon yürütülemeyeceğini ve zarar edeceği için işin durdurulduğunu, yapılan alışverişlerden elde edilen bir kısım alacak- avans olarak ödenen borca mahsup edilmediğini, davacı tarafın sözleşmenin ifa edilmemesinde haksız olduğunu, buna rağmen borcun vadesi gelmeden ipoteği paraya çevirmek istediğini, bu nedenle davacı tarafın ipoteğin paraya çevrilmesi talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının davasının ve talebinin reddi ile kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde; . Cevap dilekçesinde dava konusu ipoteğin yalnızca bir teminat olduğu ve asıl borcun doğmadığı yönündeki iddiaları hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı/borçlu tarafından tartışmasız şekilde kabul edilen borca istinaden taraflarınca icra takip işlemlerine geçilmesine karşın davalı/borçlu tarafından yalnızca ödemenin geciktirilmesi amacıyla kötüniyetli olarak takibe itiraz edildiğini, bu nedenle itirazın iptali ve takibin takip talebindeki şartlarla devamına karar verilmesi ile birlikte paranın alım gücündeki değişim, enflasyon karşısında asıl alacağın %20'sinden yüksek olarak icra inkar tazminatının belirlenmesini ve hükmedilmesini, Büyükçekmece İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı İcra dosyasına yapılan haksız ve kötüniyetli itirazın iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla devamına, kötüniyetli olarak takibe itiraz eden davalı aleyhine paranın alım gücü ve enflasyon gözetilerek %20 den yüksek oranda belirlenecek icra inkar tazminata hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde; Davacı tarafın, müvekkili ... adına kayıtlı taşınmaza, davacı .... lehine konulan ipoteğin kayıtsız şartsız olduğunu ileri sürdüklerini, müvekkili ile davacı arasında para alışverişi olmadığını, bu ipotekin Davacı .... ile .... ile yapılan 09.06.2023 tarihli sözleşmeye istinaden teminat olmak üzere tesis edildiğini, İş bu sözleşmede borcun vadesinin 31.12.2024 olarak belirlendiğini, davacı ile 3. Kişi arasındaki sözleşme taraflara karşılıklı edimler yüklediğini, davacı taraf kendi edimlerini ifa etmediğini, davacı tarafın sözleşmenin ifa edilmemesinde haksız olduğunu, ipotek borcunun muaccel olmadığını, buna rağmen borcun vadesi gelmeden ipoteği paraya çevirmek istediğini, bu nedenle davacı tarafın ipoteğin paraya çevrilmesi talebi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının davasının ve talebinin reddi ile kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
6100 sayılı HMK madde 138 uyarınca; dava şartları ve ilk itirazlar dosya üzerinden karar verilebileceği dikkate alınarak, mahkememizce öncelikle dava şartları incelenmiştir.
Dava, taraflar arasındaki borç ilişkisi nedeniyle dava konusu taşınmaz üzerinde davacı lehine tesis edilen ipoteğin paraya çevrilmesi talebi ile başlatılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay ... H.D.sinin ..... gün ve ...... E- .... K. sayılı kararı)
Somut olayda; uyuşmazlığın ipoteğin para çevrilmesine dayalı takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, davalının tacir olmadığı, taşınmazın villa niteliğinde olduğu, davalı tarafın acente komisyon sözleşmesinin tarafı olmadığı, ipoteğin dava dışı üçüncü kişinin borcunu teminat almak için tesis edildiği anlaşılmakla ticari niteliği bulunmayan uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin ...... Tarih ve .... E. - ...... K. Sayılı ilamı) görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Gönderme kararı verilecek Asliye Hukuk Mahkemesinin seçimi kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda; Mahkemeler, ancak kendi “Yargı Çevresi” içinde yargılama faaliyeti yürütebilirler.
İl merkezi ve ilçelerde yargı çevresi, idari/ mülki sınırlar içidir. Büyükşehir statüsündeki illerde ilk derece mahkemelerinin yargı çevresi (il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın) HSK tarafından belirlenir.
.... tarih ve ...... sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ..... tarih ve ..... sayılı kararı uyarınca; Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin ....... ve ....... yargı çevresi olarak belirlenmiştir.
Mahkememizce, aynı anda hem görevsizlik hem de yetkisizlik kararı verilemeyeceğinin usul kuralı olduğu bilinmektedir. Ancak, yetkinin tanımından da anlaşılacağı gibi yetki; bir davanın hangi yerdeki görevli mahkeme tarafından görüleceğinin normatif olarak düzenlenmesi olup, yetki kuralları ile uyuşmazlıkların çözüleceği mahkeme yer itibariyle belirlenmiş olur. Bu belirleme gerek doğal hâkim ilkesini yansıması olan Anayasa’nın 37/1 hükmüne göre, gerekse mahkemelerin kuruluşuna ilişkin Anayasa’nın 142. maddesine göre kanunla yapılmak zorundadır.
..... sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 07 Temmuz 2021 tarih ve 608 sayılı kararı uyarınca, mahkememizin yargı çevresi ... sınırlarını da kapsamaktadır. Bu nedenle de mahkememiz kararı yetkisizlik kararını içermemektedir. Kaldı ki mahkememiz tarafından verilen hükümde yetkisizlik kararına ilişkin bir tespit ve yetkili mahkemenin belirlenmesine ilişkin de bir ifade bulunmamaktadır. Bunun sebebi de ... ilçesinin yetki alanımızda olmasından kaynaklıdır. Nasıl ki, Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemeleri Ticaret Mahkemesinin yargı alanına giren davaları doğrudan Bakırköy Ticaret Mahkemelerine gönderebilmekteyse Bakırköy Ticaret Mahkemeleri de Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı alanına giren davaları doğrudan Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderebilecektir. Mahkememizin isminin Bakırköy olması, yetkisinin Bakırköy ilçesi ile sınırlı olduğu anlamına gelmemektedir. Ayrıntısı yukarıda belirtildiği üzere, mahkememiz aynı zamanda Büyükçekmece ilçesinin de Ticaret Mahkemesidir.
2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'nın 141/4 maddesi kapsamında; davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir. Yine, 6100 sayılı HMK' nın 30. maddesi kapsamında; Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.
Somut olayda; davalının ikametgahının ve dava konusu taşınmazın ... yargı sınırlarında kaldığı, icra takibinin Büyükçekmece İcra Müdürlüğünde yürütüldüğü ve yine ilk davanın Büyükçekmece mahkemelerine açıldığı bir yargılamada, yargılamanın herhangi bir yerinde bulunmamasına rağmen doğal hakim ilkesi ve yukarıda belirtilen gerekçe ve hükümler hilafına, yargılama dosyasının Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesi halinde, Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemelerince yeniden ön inceleme aşamasının yürütüleceği, usulüne uygun yetki itirazı sonrasında dosya ancak yetkili mahkemeye gönderilebilecektir. Bu durum, açıkça 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'nın 141/4. ve 6100 sayılı HMK' nın 30. maddelerine ayrılık teşkil edecektir.
Taraf iradesine dayanmayan ve HSK kararı ile belirlenen yetki alanı sisteminin (Bakırköy ve Büyükçekmece adliyeleri arasındaki), yetkisiz bir mahkemeyi yetkili kılması usulen mümkün değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 115/2.maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ve dosyanın görevli Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın, dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin görevli mahkeme olan BÜYÜKÇEKMECE NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine,
4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)
5-6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine,
6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi. 08/06/2026
Başkan ......
¸e-imzalı
Üye ......
¸e-imzalı
Üye .....
¸e-imzalı
Katip .........
¸e-imzalı