Muris muvazaası iddiasıyla açılan tapu iptali davasında, taşınmaz devrinin mirasçıdan mal kaçırma değil, üçüncü taraf ceza dosyasından kaynaklı tazminattan kaçınma amacı taşıması ve önceki davada yeminli beyanla kesin hüküm bulunması.
Özet: Mirasçılarca, murisin bir ceza dosyasından doğacak tazminat davasından mal kaçırma amacıyla bir taşınmazı davalıya muvazaalı olarak temlik ettiği iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil veya bedel davasında, ilk derece mahkemesi murisin mal kaçırma niyeti olmadığını ve davalının bedelini ödediğini tespit ederek davayı reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise istinaf başvurusunda, davanın hukuki sebebinin mirastan mal kaçırma değil, ceza dosyasından kaynaklı tazminattan kaçınma olduğunu vurgulayarak, murisin daha önce açtığı aynı taşınmaza ilişkin muvazaa davasında davalının satışın gerçek olduğuna dair yemini üzerine davanın reddedilip kesinleşen kararın, eldeki davada davalı lehine kesin hüküm oluşturduğuna karar vermiştir.
1. Hukuk Dairesi         2025/284 E.  ,  2026/1274 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/25 E., 2024/35 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/268 E., 2024/310 K.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Davacı vekili; muris ... tarafından murisin oğlu, davacı ve davalının ise kardeşi olan ...'nun ceza dosyasını takiben açılacak tazminat davasının gelecekte olumsuz sonuçlanacağından bahisle muvazaalı olarak mal kaçırmak kastıyla Denizli ili, Merkezefendi ilçesi, ... Mahallesi 21 parsel sayılı taşınmazının davalıya satış gösterilmek suretiyle çok düşük bir bedelle temlik edildiğini, muris ile davalı arasında Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/526 Esas, 2016/251 Karar sayılı dosyası ile muvazaa nedeniyle tapu iptal davası görüldüğünü, bu dosyada murisin muvazaalı satışı bizzat kendisinin öne sürdüğünü, Mahkemece davanın reddine karar verildiğini, belirtilen dosyada alınan bilirkişi raporuna göre taşınmazın davalıya 45 kat daha ucuza satıldığını, davalının taşınmazı satın alma gücünün bulunmadığını belirterek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacının payı oranında tesciline, olmadığı takdirde payı oranında tazminatın davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama sırasında davacı ...'nun 30.01.2022 tarihinde ölümü ile mirasçıları davayı sürdürmüştür.
Davalı vekili; zamanaşımı itirazı ve taşınmaza ilişkin olarak Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/361 Esas, 2020/244 Karar sayılı dosyanın davalının lehine sonuçlanarak kesinleştiğinden kesin hüküm itirazında bulunduklarını, dava konusu taşınmaz ile aynı bölgede bulunan 18... parsel sayılı taşınmazların davalı adına kayıtlı olduğunu, yurt dışında çalışan davalının bu taşınmazları babası ve annesinden bedelini ödeyerek satın aldığını, satış işlemlerinin geçerli olup muvazaa bulunmadığını, bedelin düşük olduğu iddiasının doğru olmadığını, dava dilekçesinde gösterilen bilirkişi raporunun yer aldığı dosyanın Yargıtay incelemesinden geçerek davalı lehine kesinleştiğini, bu nedenle söz konusu raporun eldeki dosyada muvazaa nedeni olarak gösterilmesinin mümkün olmadığını, davalının kardeşleri ... ile ... (...)'nin dava konusu satışı bildiklerini, paralarının ödendiğini ve taşınmazların mülkiyetinin davalıya ait olduğunu imzalı beyanları ile kabul ettiklerini, davalının kardeşlerine babalarından geçen yerlerin sit alanı ilan edilmesi nedeniyle tasarrufta bulunamamaları ve kullanamamalarının davacıları mevcut davaları açmaya ittiğini, murisin bakımının davacı tarafından yapıldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu belirterek öncelikle davanın hak düşürücü süre, zamanaşımı ve kesin hüküm yönünden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar davalı taraf kesin hüküm bulunduğundan bahisle itirazda bulunmuş ise de; Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/361 Esas sayılı dosyası kapsamında görülen davanın konusunun aynı olmadığı kanaatiyle kesin hüküm yönünde değerlendirme yapılmadığı, esastan uyuşmazlığın incelenmesine geçildiği, tanık beyanlarına göre murisin taşınmaz devrini mal kaçırma amacıyla yapmadığının anlaşıldığı, başka satışlardan elde ettiği parayı çocukları arasında paylaştırdığı ve sağlık giderleri nedeniyle satış ihtiyacının bulunduğu, davalının taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığının da tanık beyanlarıyla desteklendiği Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/361 Esas sayılı dosyası kapsamında da davalının bedelini ödeyerek satın aldığı hususunda yeminli beyanının mevcut olduğu, bu nedenle muris muvazaası iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 01.04.1974 tarih, 1/2 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararının somut uyuşmazlıkta uygulanma olanağı olmadığı, zira davacıların iddiasının mirastan mal kaçırma değil, taşınmazın davalıya devredilmesinin sebebinin kardeşi olan ...'nun ceza dosyasını takiben açılacak olan tazminat davasından kurtulmak olduğunun açıkça belirtildiği, kaldı ki eldeki davada uyuşmazlık konusu olan taşınmaz hakkında taraf muvazaası nedeniyle muris tarafından açılan tapu iptal ve tescil talepli Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/361 Esas, 2020/244 Esas (Yargıtay bozma kararı öncesinde Denizli 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/526 Esas, 2016/251 Karar sayılı dosyası) sayılı dosyasında, davalının satışın gerçek bir satış olduğuna dair yemin ettiği, bunun üzerine davanın reddine karar verilerek kararın kesinleştiği, her ne kadar her iki davanın farklı hukuki sebeplerle açıldığı sabit ise de belirtilen dosyada müteveffa davacı ...'nun da taraf olduğu dikkate alındığında verilen hükmün davalı lehine kesin hüküm oluşturmasa da güçlü delil mahiyetinde olduğu, güçlü delilin aksinin ancak başka bir güçlü delil ile ispat edilebileceği, dosya kapsamında bu yönde bir delil bulunmadığı, yine muris ve eldeki davadaki taraflar arasında görülen Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/483 Esas, 2011/11 Karar sayılı dosyası (Bozma öncesi Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/526 Esas, 2007/330 Esas sayılı dosyası) ile davacıların benzer iddialar ile dava dışı 18... parsel sayılı taşınmazlar hakkında da dava açtıkları, davanın dayanağının taraf muvazaası olduğu ve iddialarının yazılı bir delille ispat edilemediği, bir an için davacıların hile hukuksal nedenine dayalı olarak eldeki davayı açtıkları düşünülse bile hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, sonuç olarak davacıların muris tarafından davalıya yapılan temlikin miras haklarından mahrum bırakmak amacıyla kendilerinden mal kaçırmak için yapıldığını ispat edemedikleri, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 304,40 TL bakiye onama harcının temyiz edenlerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.