Ehliyetsizlik, irade sakatlığı ve muris muvazaası iddialarına dayalı tapu iptali, tescil, ecrimisil ve tenkis taleplerinin Adli Tıp raporuyla murisin fiil ehliyeti sabit bulunarak ispat edilememesi nedeniyle reddi.
Özet: Davacı tarafın murisin ehliyetsizliği, irade sakatlığı ve mirasçılardan mal kaçırma (muris muvazaası) iddialarıyla açtığı tapu iptali-tescil, ecrimisil ve tenkis davasında, mahkeme, alınan adli tıp raporuyla murisin işlem tarihinde fiil ehliyetine sahip olduğunu, irade sakatlığına ilişkin iddiaların kanıtlanamadığını, murisin hayırsever kişiliği ve davalıya, kendi adına hayır işlerini sürdürmesi amacıyla taşınmaz devrettiğine dair tanık beyanları ile davacıya da bırakılan malvarlıkları dikkate alındığında muris muvazaasının ispat edilemediğini ve saklı payın ihlal edilmediğini tespit ederek tüm talepleri reddetmiş, bu ret kararı istinaf mahkemesince de hukuka uygun bulunmuştur.
1. Hukuk Dairesi         2025/894 E.  ,  2026/1269 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/475 E., 2024/1609 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Giresun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/63 E., 2023/426 K.
Dava, ehliyetsizlik, irade sakatlığı ve muris muvazaası nedenlerine dayalı tapu iptali-tescil ve ecrimisil, olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir.
Davacı vekili; tarafların murisi ...'ın Giresun ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi 10 34... parselde ve 10 34... parselde kayıtlı taşınmazlarını satış göstermek suretiyle dava dışı ...'e verdiği vekaletname ile muvazaalı olarak 06.07.2010 tarihinde davalı ...'a tam hisse olarak devrettiğini, dava konusu taşınmazların devrine ilişkin verilen vekâletnamede muris ...'ın okur-yazar olmadığının belirtildiğini, ayrıca vekaletnamede sunulan 01.04.2010 tarihli sağlık raporunun yeterli tetkik ve araştırma yapılmadan verildiğini, bunun yanında farklı tarihlerde düzenlenen diğer vekâletnamelerde murisin okur-yazar olduğunun yazıldığını, birbirleri ile çelişkili bu durumun dava konusu taşınmazların devrinin gerçek ve sağlıklı iradeye dayanmadığını, yanılma, aldatma ve korkutma tarzında irade sakatlıklarından en az birinin varlığı ile murisin ayırt etme gücünün de bulunmadığını ortaya koyduğunu ileri sürerek müvekkilinin miras payı oranında davalının tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, mümkün olmadığında tenkisine; muris ... tarafından davalıya yapılan diğer tenkis ve denkleştirmeye tabi kazandırmaların tespiti ile müvekkiline miras hissesi oranında iadesine ve/veya değerinin 02.03.2018 tarihinden işleyecek yasal faiziyle tahsiline, anılan her iki taşınmaz için de ecrimisil alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; murisin taşınmazları kendi iradesiyle sattığını, bu nedenle mal kaçırma iddiasının gerçekçi olmadığını, murisin dava konusu taşınmazlar dışında başka taşınmazlarını da sattığını, murisin taşınmazları satmak için birçok nedeninin olduğunu, hayır işleri için gelir sağlamak amacıyla hareket ettiğini, kendi bakımı açısından yanında iki kişi çalıştığını ve giderlerini murisin karşıladığını, murisin mal kaçırmaya yönelik bir eyleminin olmadığını, zira diğer malvarlıkları incelendiğinde müvekkiline özellikle verebileceği başka malvarlıklarının da olduğunu, murisin akıl sağlığının yerinde olduğunu, .... Noterliğinin 01.04.2010 tarih ve ... yevmiye nolu vekaletnamesi incelendiğinde murisin sadece dava konusu iki taşınmaz yönünden yetki verdiğini, yani murisin amacını iyi bildiğini ve bu yönde eylemlerde bulunduğunu, satış işleminin 2010 yılında gerçekleştiğini, murisin ise 2018 yılında öldüğünü, hile ve aldatma veya iradeyi sakatlayıcı bir durum olmuş olsa idi aradan geçen 8 sene boyunca murisin bu işlemin iptalini isteyebileceğini ancak bu hususta herhangi bir girişimi olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazların devir tarihi itibari ile değerinin altında satıldığı, yine dinlenen davalı tanık beyanlarında murisin taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığının sabit olduğu, ancak dinlenen davalı tanığı ...'nun beyanı ile murisin aktif ve pasif taşınmazlarının tetkikinde davacı ...'a da bırakmış olduğu taşınmazlar dikkate alındığında; murisin satış bedelini düşük göstermesi ve taşınmazları satmaya ihtiyacının olmamasının murisin mal kaçırma iradesini ortaya koyamayacağı, dolayısıyla davacı tarafın mal kaçırma durumunu ve muris muvazaasını ispat edemediği, yine alınan Adli Tıp Kurumu raporuna göre murisin taşınmazları devir tarihi itibari ile fiil ehliyetini haiz olduğu; davacı tarafın ehliyetsizlik ve irade sakatlığı iddialarını da ispat edemediği gerekçesiyle davacının tapu iptali-tescil talebinin reddine, yine alınan bilirkişi raporunda davacı tarafın saklı payı ihlal edilmediğinden tenkis talebinin de reddine, davacı tarafça ayrıca ecrimisil talep edilmiş ise de davacı taraf davalı tarafın haksız işgalci olduğunu ispat edemediğinden ecrimisil alacağı yönünden de davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Adli Tıp raporuna göre murisin işlem tarihinde fiil ehliyetine sahip olduğu, ayrıca davacının irade sakatlığı iddiasını ispatlayamadığı, İlk Derece Mahkemesince irade sakatlığına bağlı ispatlanamayan davanın reddine dair karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı tarafın muris muvazaası iddiasına gelince; dinlenen tanık beyanlarından murisin hayırsever bir kişiliğe sahip olduğu, annesi adına hayır işlerini yapan davalı tarafın, annesi adına hayır işlerini yapmaya devam etmesi amacıyla bir takım malını davalıya devredeceğini tanık ... ile paylaşan murisin iki bakıcı tarafından bakıldığı ve ücretlerinin davalı tarafından karşılandığı, dava konusu taşınmazlar haricinde murisin temlik dışı 27 adet daha taşınmazının bulunduğu ve değerlerinin de dava konusu taşınmazlardan misli ile fazla olduğu, tüm bu hususlar dikkate alındığında davacıdan mal kaçırma kastının bulunmadığı, zira mal kaçırma kastı ile hareket eden bir kişinin malı kaçırmak istediği kişiye 27 adet taşınmaza yönelik miras payı uyarınca yararlandırmasının tutarlı bir hareket olmayacağı, netice itibariyle murisin mal kaçırma kastı ile hareket etmediği, iradesinin kendi adına hayır işleri yapan ve yapmaya devam edeceğine inandığı davalıya taşınmaz devretmeye yönelik olduğu, mal kaçırma kastıyla hareket edecek bir kişinin tüm taşınmazlarını devredebileceği, muvazaaya dayalı tapu iptali ve tescil davası yönünden ve davacının saklı paylarına muris tarafından zarar verilme kastı olmadığı gibi saklı paya tecavüz edilen kısım bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle ehliyetsizlik, irade sakatlığı ve muris muvazaası iddiaları ispatlanamadığı gibi TMK'nın 565/4. maddesi uyarınca murisin saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla hareket ettiği de ispatlanamadığından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.