Danıştay, Düzce Belediyesinin kent mobilyaları ve reklamcılığı sözleşmesinin süresini 2886 sayılı Kanuna aykırı uzatma kararını iptal etmesinin hukuka uygun olduğuna hükmederek şirketin tazminat talebini reddetmiştir.
Özet: Bir şirket, belediyenin kent mobilyaları ve reklamcılık sözleşmesinin üç yıllık uzatma kararını iptal etmesi üzerine maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur; ancak, daha önceki bir Danıştay kararı, mevcut sözleşmenin yeni bir ihale yapılmaksızın uzatılmasının 2886 sayılı Kanuna aykırı olduğunu, bu nedenle belediyenin uzatma kararını iptal etme işleminin hukuka uygun bulunduğunu belirtmiş, böylece şirketin tazminat talebinin hukuki temelini ortadan kaldırmıştır.

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No:2025/268Karar No:2025/3626TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Reklam ve Bilişim Ticaret Sanayi Ltd. Şti.VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI) : ... BelediyesiVEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ:Dava konusu istem: Davalı idarece 10/02/2012 tarihinde gerçekleştirilen "Düzce Belediye Sınırları Dahilindeki Kent Mobilyaları ve Reklamcılığı İşinin 10 Yıl Süreyle Kiralanması" ihalesi üzerinde kalan davacı şirket ile 19/03/2012-18/03/2022 tarihleri arasındaki dönem için imzalanan sözleşmenin süresinin 3 yıl daha uzatılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Düzce Belediye Encümeni kararının ... tarih ve ... sayılı Encümen kararıyla iptal edilmesi sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olarak şimdilik 10.000,00-TL (17/08/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile bu miktar toplam 5.994.178,34-TL olarak ıslah edilmiştir) maddi zararın, 50.000,00-TL manevi zararın 22/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davalı idare sınırları dahilindeki kent mobilyaları ve reklamcılığı işinin 10 yıl süreyle kiraya verilmesi için 2886 sayılı Kanun'un 36. maddesi uyarınca kapalı teklif usulü ile 10/02/2012 tarihinde ihale yapıldığı, anılan ihalenin 80.000,00-TL+KDV bedel karşılığında davacı şirketin uhdesinde bırakıldığı, davacı şirket ile süresi 19/03/2012-18/03/2022 olan sözleşmenin imzalandığı,... tarih ve ... sayılı Belediye Encümeni kararı ile Belediye mücavir alanının genişlediğinden bahisle ihale sözleşmesi'nin 38. maddesine dayanılarak sözleşme süresinin 3 yıl daha uzatıldığı, ancak 2017 tarihinde Düzce Belediyesi'nde yapılan denetim sonucunda düzenlenen Sayıştay Raporu doğrultusunda Düzce Belediye Encümeni'nin ... tarih ve ... sayılı kararı ile sözleşme süresinin uzatılmasına ilişkin bahse konu Encümen kararının iptal edildiği, davacı tarafından, bu işlem sebebiyle zarara uğradığından bahisle maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı,Davacı tarafından tazmini talep edilen zarar kalemlerine dair miktarın tespiti teknik inceleme gerektirdiğinden Mahkemelerinin 16/12/2022 tarihli ara kararı ile dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bunun üzerine hazırlanan 16/03/2023 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle, "Düzce Belediyesi ile davacı şirket arasında imzalanan sözleşmenin reklam panoları yıllık kira bedeli üzerine olması nedeniyle Düzce Belediyesinin davacı şirkete herhangi bir ödeme yapmaması, davacı şirketin ek sözleşme gereği 2015 yılından itibaren Belediye'ye ilave kira bedeli olarak 28.298,13-TL+KDV ödemesi, ürettiği tüm malzemeleri sözleşme sonunda Belediye'ye bila bedel devretmesi, ek sözleşmede belirtilen ve iptal edilen 3 yıl için (3x28.298,13-TL) 84.894,39-TL ödemesi gerektiği, ek sözleşme ile üretimi yapılacak reklam ürünleri için değerlendirme yapıldığında toplam maliyetin 1.428.000,00-TL olduğu ..." görüşlerine yer verildiği, 24/05/2023 kayıt tarihli bilirkişi ek raporunda ise özetle; "... 2014-2022 yılları arasında yılık gelir tespiti için davacı şirketin muhasebe kayıtları gereği dosyaya sunulan reklam geliri çizelgesine göre 2022-2025 yılları arasında kalan 3 yıla ait yoksun kalınacak karın 4.566.178,34-TL olduğu" kanaatinin belirtildiği,Uyuşmazlıkta, kent mobilyaları ve reklamcılığı işinin davacı şirkete kiraya verilmesine dair sözleşmenin süresinin 3 yıl daha uzatılmasına dair Encümen kararının iptal edilmesine ilişkin... tarih ve ... sayılı Encümen kararının iptali istemiyle açılan davada, Mahkemelerinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, anılan Mahkeme kararının Danıştay Onüçüncü Dairesinin 01/03/2022 tarih ve E:2020/3291, K:2022/736 sayılı kararıyla; "... davacı şirket ile ihale kapsamında imzalanan 10 yıl süreli sözleşmenin yeni bir ihale yapılmadan 3 yıl daha uzatılmasına ilişkin Encümen kararı, ihale şartnamesinde belirlenen ihale süresini uzatma sonucunu doğurması itibarıyla 2886 sayılı Kanun'a açıkça aykırı olması nedeniyle geri alınabileceğinden, anılan Encümen kararının iptal edilmesine yönelik dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yönündeki Mahkeme kararında ise hukukî isabet bulunmamaktadır." gerekçesiyle bozularak davanın reddine karar verildiği, Bu durumda, her ne kadar davacı tarafından ihale sözleşmesinin 3 yıl süreyle uzatılmasına dair işlemin idarece iptaline dair Encümen kararı nedeniyle zarara uğranıldığı belirtilerek tazminata hükmedilmesi talebinde bulunulmakta ise de, somut olayda zarara sebebiyet verdiği ileri sürülen bahse konu Encümen kararının hukuka uygun olarak tesis edildiği hususunun anılan Danıştay kararıyla ortaya konulduğu, bu haliyle hukuka aykırı bir işlem nedeniyle doğan bir zarardan söz edilemeyeceği, ayrıca Mahkemelerince yapılan bilirkişi incelemesi ile tespit edilen zarar kalemlerinin, henüz doğmamış muhtemel zararlar niteliğinde olduğu, tam yargı davalarında ancak hukuka aykırı işlem ve eylemler neticesinde oluşan zararın tazmin edilebileceği, hukuka uygun olarak tesis edilen işlem neticesinde doğması muhtemel (henüz kesinleşmemiş) alacakların tazmininin ise mümkün olmadığı anlaşıldığından, maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, ilk derece Mahkemesince dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi üzerine hazırlanan rapor ile uyuşmazlığa konu maddi ve manevi tazminat taleplerindeki haklılıklarının ispatlandığı, uğradıkları söz konusu zararın idarenin hukuka aykırı eyleminden kaynaklandığı, sözleşme süresinin uzatılması noktasında taraflarına yüklenilecek hiçbir kusur, hile veya yanıltıcı beyanlarının bulunmadığı, Anayasanın 125. maddesi uyarınca idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu, sözleşme süresinin uzatılmasıyla şirketleri tarafından dorudan hizmete başlanıldığı ve 70 adet (30 adet tip-1 paslanmaz çelik ve 40 adet tip-2 elektrostatik boyalı) otobüs durağı yapımı, 60 adet billboard, 30 adet raketin taraflarınca üretilerek belediyenin gösterdiği yerlere monte edildiği, bu kapsamda oluşan zararın idarece tazmini gerektiği, ayrıca şirketlerinin 2015 yılından itibaren 8 yıl boyunca yıllık kira bedeline ek olarak 28.298,13-TL+KDV ek kira bedeli ödediği, ödenen bu bedeller ve mahrum kalınan karları ile birlikte davalı idarenin sözleşme süresinin uzatılması hususundaki ağır hizmet kusuru dikkate alınarak manevi zararlarının da tazmin edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE:USUL YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Düzce Belediye sınırları dahilindeki Kent Mobilyaları ve Reklamcılığı işinin 10 yıl süreyle kiraya verilmesi için 2886 sayılı Kanun'un 36. maddesi uyarınca kapalı teklif usulü ile 10/02/2012 tarihinde ihaleye çıkılmış, ... tarih ve ... sayılı Düzce Belediyesi Encümeni kararıyla anılan ihalenin 80.000,00-TL+KDV bedel ile davacı şirketin uhdesinde bırakılmasına karar verilmiş, bunun üzerine Düzce 3. Noterliği'nde... tarih ve ... yevmiye numaralı 19/03/2012-18/03/2022 tarihleri arasında geçerli sözleşme imzalanmıştır.Sözleşmenin süresi devam ederken ... tarih ve ... sayılı Encümen kararıyla, Belediye sınırlarının genişlemesi üzerine ulaşım güzergahlarında bulunan ve eskiyen, kötü görünümlü durakların yenilenmesi ile birlikte yeni duraklara ihtiyaç duyulması nedeniyle ihale sözleşmesi'nin 38. maddesi uyarınca 70 adet otobüs durağı, 60 adet billboard, 30 adet raket ve 4 adet megalight yaptırılması için sözleşmenin 3 yıl süreyle uzatılmasına karar verilmiştir.Akabinde, Düzce 2. Noterliği'nde ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihale ek sözleşmesi imzalanmış ve ek sözleşmede, daha önce yapılan sözleşme hükümlerinde herhangi bir değişiklik yapılmaksızın ana sözleşmenin 18/03/2022 olan bitiş tarihinin 18/03/2025 tarihine kadar uzatıldığı belirtilmiştir.... tarih ve ... sayılı Düzce Belediye Encümeni kararıyla, Sayıştay Başkanlığı'nın Düzce Belediyesi'nde yapmış olduğu denetime istinaden düzenlenen 2017 tarihli denetleme raporunda, 2886 sayılı Kanun'un 64. maddesi uyarınca kiraya verilecek taşınır ve taşınmaz malların kira süresinin en fazla 10 yıl olabileceği yönündeki değerlendirme doğrultusunda 10 yıllık kira sözleşmesinin 3 yıl daha uzatılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Encümen kararının iptaline karar verilmiştir.Davacı tarafından sözleşme süresinin uzatılmasının iptaline ilişkin bahse konu Encümen kararı sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olarak şimdilik 10.000,00-TL (17/08/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile bu miktar 10.000,00+5.984.178,34=5.994.178,34-TL olarak ıslah edilmiştir) maddi zararın, 50.000,00-TL manevi zararın 22/05/2018 tarihinde itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.Öte yandan, anılan Encümen kararının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu karara yönelik temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 01/03/2022 tarih ve E:2020/3291, K:2022/736 sayılı kararıyla "davacı şirket ile ihale kapsamında imzalanan 10 yıl süreli sözleşmenin yeni bir ihale yapılmadan 3 yıl daha uzatılmasına ilişkin Encümen kararı, ihale şartnamesinde belirlenen ihale süresini uzatma sonucunu doğurması itibarıyla 2886 sayılı Kanun'a açıkça aykırı olması nedeniyle geri alınabileceğinden, anılan Encümen kararının iptal edilmesine yönelik dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yönündeki Mahkeme kararında ise hukukî isabet bulunmamaktadır." gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT:2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kapsam ve nitelik" başlıklı 1. maddesinin ilk fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümü, bu Kanunda gösterilen usûllere tâbidir."; "Görevli olmayan yerlere başvurma" başlıklı 9. maddesinde, "1. Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği hâlde, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi hâlinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir.2. Adli yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabilir."; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinde, dava dilekçelerinin görev ve yetki yönünden ilk incelemeye tâbi tutulacağı; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde ise, "adlî yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği" kuralları yer almaktadır. HUKUKÎ DEĞERLENDİRMETam yargı davaları 2577 sayılı Kanun'da tanımlanmakla birlikte, davaların nasıl yürütüleceği ve sonuçlandırılacağı, idarenin işlem ve eylemlerinden doğan zararların nasıl hesaplanacağı ve hüküm altına alınacağı Kanun'da düzenlenmemiştir. Bu bakımdan, idare hukukunun birçok alanında olduğu gibi, idarenin sorumluluğuna ilişkin ilkelerin de yargı kararları ve özellikle Danıştay içtihatlarıyla geliştirildiği dikkate alınarak, 21/06/2023 tarihinde Dairemizin tüm üyelerinin katılımıyla yapılan heyette "imzalanmış sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle açılan tazminat davalarında" görev hususu yeniden ele alınmıştır. Görev, bir davanın konusu itibarıyla hangi mahkeme tarafından görüleceğinin belirlenmesine ilişkindir. 2577 sayılı Kanun’un 14 ve 15. maddeleri uyarınca görev ve yetki ilk inceleme aşamasında gözetilecek hususlardan olup, adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine, idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilir.Uyuşmazlığın çözümünde görevli yargı merciini belirten herhangi bir özel kural bulunmamaktadır. Bu nedenle, davanın idarî bir dava olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu hususta, adlî-idarî yargı görev ayrımının kıstaslarının araştırılması önem arz etmektedir. Zira, söz konusu kıstasların neler olduğu mer'i mevzuatımızda düzenlenmemiştir. Ancak, doktrinde kabul edilen bazı kıstaslar mevcuttur. Bu kıstaslardan biri de, maddî olaya uygulanacak kanunun niteliğidir. Eğer uyuşmazlık konusu olaya uygulanması gereken kanun, kamu hizmetlerinin ihdas ve yürütülmesi ile ilgiliyse davanın idarî yargının görevinde olduğu anlaşılmaktadır (Aydın H. Tuncay, Orhan Özdeş, Recep Başpınar, Yüzyıl Boyunca Danıştay, 1968, Ankara, s. 652).Gerek öğretide gerekse yargı kararlarında idarenin idari fonksiyonuna girdiği kabul edilen işlem ve eylemleri ile sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği ifade edilmektedir. Ancak idarenin her tür işlem ve eyleminden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargının görev alanına girdiği de söylenemeyecektir. İdarenin kimi eylem ve işlemlerinin yargısal denetimi, kanun koyucunun açık düzenlemesi sonucu adli yargıya tâbi kılınabilir. Mahkemenin önüne gelen bir davada esas incelemesi yapıp karar verebilmesi için, o davaya bakma konusunda görevli ve yetkili olması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle mahkemeler, görevine girmeyen konuda karar veremeyeceği gibi, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan da kaçınamaz (Anayasa, m. 36). Bir uyuşmazlık açısından hangi mahkemenin görevli olacağı hususu kamu düzenindendir ve bu husus kanunla belirlenir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlığı altında idari dava türleri; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar şeklinde düzenlenmiştir. Bu bakımdan idari yargının görev alanını belirleme açısından kanun koyucu; idari işlem, idari eylem ve idari sözleşme gibi daha teknik ve somut kavramlara kanunda yer vermiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi, özellikle idarenin gerçekleştirdiği işlem ve eylemler açısından idari yargının görevli olduğuna karar verebilmek için söz konusu işlem veya eylemde kamu gücünün ya da kamusal bir ayrıcalığın kullanılıp kullanılmadığını araştırmakta; diğer bir ifadeyle idari işlem yahut idari bir eylem olup olmadığına dikkat etmekte ve buna göre yargı yolunu belirlemektedir. Uyuşmazlık Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlıklar ile ilgili olarak görevli yargı yolunu belirlerken, söz konusu idari işlemi gerçekleştiren kurumun hukuki statüsünün yanı sıra, işlemin kamu gücüne dayanıp dayanmadığını esas olarak araştırmaktadır. Uyuşmazlık Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlık açısından idarenin kamu gücüne dayalı, tek taraflı bir idari işleminin bulunması durumunda, uyuşmazlığın idari yargı düzeninde görüleceğine ilişkin pek çok kararlar vermiş, bu noktada idari işlem kavramını yargı düzenini belirleme açısından bir ölçüt olarak benimsemiştir. Mahkeme, söz konusu kavramı; “kamu idarelerinin kamu hizmetlerinin yürütülmesi sırasında tek yanlı irade açıklamalarıyla kamu hukuku esaslarına dayanarak ilgililerin hukuki durumlarını etkileyecek şekilde yaptıkları işlemler” şeklinde tanımlamış; bu bakımdan idari işlemin unsurlarına ilişkin öğreti ile benzer bir tanıma yer vermiştir. Mahkeme’nin vurguladığı bu tanım neticesinde idarenin re’sen, kamu gücünü kullanarak ve tek taraflı bir işlem tesis etmesi yeterli olup, bu bakımdan işlemin muhatabı olan kişinin herhangi bir açıklamada bulunması da gerekmemektedir.Uyuşmazlık Mahkemesi, kamu idare ve kurumlarının, hizmetlerinin yürütülmesi sırasında tek yanlı irade açıklamalarıyla kamu hukuku esaslarına dayanarak ilgililerin hukuki durumlarını etkileyecek şekilde yaptıkları işlemleri idari işlem; görev ve yetki alanlarına giren konularda hukuka uygun olarak yaptığı fiiller ile bu görevleriyle ilgili hareketsiz kalmalarını ise idari eylem olarak tanımlamaktadır (Uyuşmazlık Mahkemesi, E:2016/507, K:2017/11, Karar Tarihi: 20/02/2017).Türk idare hukukunda ve içtihatlarda genel kabul gören görüş, "kamu ihale sözleşmesinin imzalanması" aşamasına kadar olan iş ve işlemler bakımından idari yargının; kamu ihale sözleşmesi imzalandıktan sonra (sözleşmenin uygulanması aşamasında, idarenin sözleşmenin tarafı olarak hareket ederek yaptığı iş ve işlemler bakımından) adli yargının görevli olduğu yönündedir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E:2019/3203 ve K:2020/2270 sayılı kararı uyarınca, kural olarak devlet ihalelerinde eser sözleşmesinin yapılması aşamasına kadar ortaya çıkan uyuşmazlıkların giderilmesinde görevli yargı yolu idari yargı, sözleşmenin imzalanmasından sonra, uygulanmasına ilişkin doğan uyuşmazlıkların çözüm yeri ise adli yargıdır. Yargı yolunun caiz olması 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b maddesi gereğince dava şartlarından olup, taraflarca ileri sürülmese dahi, mahkemece resen nazara alınabilecektir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/03/2001 tarih ve 2001/257-285 sayılı kararı, Dairemizin yerleşik uygulama ve içtihatları ile Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 03/02/1997 tarih ve 4/3 sayılı kararlarına göre kamu kurumlarının taraf olduğu eser sözleşmesinden doğan davalarda feshin sözleşmeden önce veya sonraki sebeplere göre yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeksizin sözleşmenin imzalanmasından önce ortaya çıkacak ihtilâflarda idari yargı görevlidir.” değerlendirmelerine yer vermek suretiyle sözleşmenin imzalanmasından sonra çıkan ihtilaflarda adli yargının görevli olduğuna hükmetmiştir.Bu doğrultuda; Yargıtay ... Hukuk Dairesi, E:... sayılı kararıyla, kamu ihale sözleşmesinin imzalanmasından sonra idare mahkemesi kararıyla sözleşmenin feshedilmesi üzerine açılan tazminat davasını görev alanı içinde değerlendirmiş, davacının talebi doğrultusunda ana sözleşme ve ek sözleşme için 17.055,45-TL kamu ihale kurum payı, 162.151,83-TL noter harcı ve damga vergisi, 72.962,14-TL karar pulu bedeli olmak üzere toplam 252.169,42-TL'nin davalı idare tarafından davacıya ödenmesi yönündeki kararı onamıştır. Aktarılan mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde; idari yargı mercileri tarafından verilen kararlar üzerine ihaleye ilişkin sözleşme imzalanması gerekmekle birlikte, hukuki ve fiili imkânsızlık nedeniyle sözleşme imzalanamamış olmasından kaynaklı tam yargı davalarında idari yargının; imzalanmış sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle açılan tazminat davalarında ise adli yargının görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Dosyanın incelenmesinden, Düzce Belediye sınırları dahilindeki Kent Mobilyaları ve Reklamcılığı işinin 10 yıl süreyle kiraya verilmesi için 2886 sayılı Kanun'un 36. maddesi uyarınca kapalı teklif usulü ile 10/02/2012 tarihinde yapılan ihalenin 80.000,00-TL+KDV bedel ile davacı şirketin uhdesinde bırakıldığı ve davacıyla Düzce... Noterliği'nin ...tarih ve ... yevmiye numaralı, 19/03/2012-18/03/2022 tarihleri arasında geçerli sözleşmenin imzalandığı, sözleşme süresi devam ederken ...tarih ve ... sayılı Encümen kararıyla sözleşmenin 3 yıl süreyle uzatılmasına karar verildiği, akabinde, ... Noterliği'nin... tarih ve ... yevmiye numaralı ek sözleşmesinin imzalandığı, ek sözleşmede; ana sözleşme hükümlerinde herhangi bir değişiklik yapılmaksızın sözleşmenin 18/03/2022 olan bitiş tarihinin 18/03/2025 tarihine kadar uzatıldığının belirtildiği, ... tarih ve ... sayılı Düzce Belediye Encümeni kararıyla, kira sözleşmesinin 3 yıl daha uzatılmasına ilişkin... tarih ve ... sayılı Encümen kararının iptaline karar verildiği, davacı tarafından, bahse konu ek sözleşmenin imzalanmasından sonra, sözleşme süresinin uzatılmasına ilişkin Encümen kararının iptal edilmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olarak 10.000,00-TL (17/08/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile bu miktar toplam 5.994.178,34-TL olarak ıslah edilmiştir) maddi zararın, 50.000,00-TL manevi zararın tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşıldığından, ek sözleşmenin feshi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünde adli yargı mercilerinin görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Bu durumda, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu hususu gözetilerek davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek verilen davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır. KARAR SONUCU :Açıklanan nedenlerle;1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 24/11/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.