İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin, gerçeğe aykırı bayilik vaatleriyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan web sitesine erişimin engellenmesi ve delil tespiti için reddedilen ihtiyati tedbir talebi istinaf kararı.
Özet: Bir şirketin tescilli markalarının yetkisiz internet sitelerinde "bayilik verildiği" algısıyla haksız kullanılarak marka ihlali ve haksız rekabet oluşturduğu, üçüncü kişilerin yanıltıldığı iddiasıyla erişim engeli ve fail tespiti için talep edilen ihtiyati tedbirin ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine, kararın bilirkişi raporuna rağmen marka tecavüzünün ve haksız rekabetin göz ardı edildiği, telafisi güç zararların önlenmesi için tedbirin şart olduğu gerekçeleriyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: 2026/733 EsasKARAR NO: 2026/1088İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ: 29/01/2026NUMARASI: 2026/11 D.İş. - 2026/11 K.DAVANIN KONUSU: Tespit (D.İş)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Tarafların İddia ve Savunmaları: TALEP: İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkil’in “...” esas unsurlu markaları TPMK nezdinde tescilli ve tescil süreci devam eden markalar olup, marka koruması altında bulunduğunu, müvekkili şirket, Türkiye genelinde yaygın mağaza ağı ve yüksek bilinirliğe sahip markalarıyla faaliyet gösteren, sektöründe güven ve kurumsallık algısı güçlü bir ticari işletme olduğunu, müvekkilin mevcutta herhangi bir bayilik veya franchise sistemi bulunmamasına rağmen, son dönemde çeşitli internet siteleri ve dijital mecralarda müvekkili markası kullanılarak gerçeğe aykırı şekilde “bayilik verildiği” izlenimi yaratıldığı, bu suretle üçüncü kişilerin yanıltıldığı ve müvekkilin marka haklarının ihlal edildiği tespit edildiğini, söz konusu içerikler, müvekkilin marka itibarını ve ticari güvenilirliğini zedelediği gibi, müvekkili nezdinde olmayan bir hukuki ve ticari ilişki varmış algısı yaratarak tüketicilerin yanıltılmasına, müvekkilin müşteri hizmetleri ve kurumsal iletişim kanallarında yoğun ve haksız bir trafik oluşmasına da sebebiyet verdiğini, bu durum, yalnızca soyut bir marka ihlali olmayıp, devam eden ve etkisi her geçen gün artan somut bir zarar tehlikesini beraberinde getirdiğini, Web sitesi sahipleri tarafından “...” ibareli web sitesi kullanımları, Müvekkil’in markalarının tanınmışlığından ve şöhretinden haksız faydalanmaya yol açtığını, bu sebeple Müvekkil’in marka hakları aleyhine tespit talep edilen tarafından ihlal edildiğini, öncelikle, özel düzenleme olan TTK m.61 hükmü göz önünde bulundurularak ihtiyati tedbir taleplerimizin kabulü ile; “https://www...com/.../#..._....” linkinde yer alan web sitelerine erişimin engellenmesi yönünde tedbir taleplerimizin, bu yolla anılan web sitesinde gerçekleştirilen tarafımızca tespit edilebilmiş kullanımların ve diğer kullanımların durdurulmasına böylece aşağıdaki web sitesine erişimin engellenmesine ve ilgili kurumlara müzekkere yazılmasına, “https://www...com/.../#..._...”, anılan web sitelerine yönelik delil tespiti yapılmasına, delil tespiti ve tedbir kararından sonra; Aleyhine tespit/tedbir istenen tarafların anılan web sitesinde yer alan “....@.....com mail adresi ve ... ismi dikkate alınarak kimlik, telefon numarası ve adres bilgilerinin tespit edilmesine, bunun için öncelikle emniyetin siber suçlarla mücadele birimi ile bilgi teknolojileri ve iletişim kurumuna ve mahkemenizce tespit edilecek kurumlara müzekkere yazılmasına karar verilmesini” talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesinin 29/01/2026 tarihli ara kararı ile; "Davacının ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE," karar verilmiştir.İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Talep eden vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İlk decere mahkemesinin 2026/11 D. İş sayılı dosyasında verilen 29.01.2026 tarihli ara kararın özensiz hazırlandığını, kararda başka bir dosyaya ait olan ... isminin sehven yer aldığını, yerel mahkemenin dosyayı yeterince incelemediğini, müvekkilin '...' ibareli markalarının karşı tarafça haksız şekilde kullanıldığını, 29.01.2026 tarihli bilirkişi raporunda da görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik ile marka hakkına tecavüzün sabit görüldüğünü, mahkemenin ihtiyati tedbir talebini reddederken 'olumsuz bir değerlendirme' bulunmadığı gerekçesine dayanmasının hukuka aykırı olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7. ve 29. maddeleri uyarınca marka hakkına tecavüzün oluştuğunu, aynı mahkemenin 2026/12 D. İş sayılı dosyasında benzer bir uyuşmazlık için ihtiyati tedbir kararı verdiğini, yerel mahkemenin çelişkili kararlarının kabul edilemez olduğunu, karşı tarafın müvekkilin marka itibarından haksız faydalandığını, bu durumun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 55. maddesi kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkilin bayilik sistemi olmamasına rağmen 'bayilik' vaadiyle tüketicilerin yanıltıldığını, operasyonel faaliyetlerin olumsuz etkilendiğini, HMK'nın 389. maddesi uyarınca telafisi imkansız zararların doğmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve "https://www...com/.../" url adresli web sitesine erişim engeli getirilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile 29.01.2026 tarihli ara kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Gerekçe ve Sonuç:Talep, ... A.Ş.'nin "..." ve "..." ibareli markalarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu iddia edilen kullanımların tespiti ile ,internet içeriğine erişimin engellenmesi, kullanımın durdurulması yönünde delil tespiti yapılması ve ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. Talep eden vekili, müvekkiline ait "..." esas unsurlu markaların Türkiye genelinde yaygın mağaza ağı bulunan ve yüksek bilinirliğe sahip olduğunu, herhangi bir bayilik veya franchise sistemi bulunmamasına rağmen internet ortamında müvekkile ait markalar kullanılarak bayilik veriliyormuş izlenimi yaratıldığını, bu suretle üçüncü kişilerin yanıltıldığını, marka itibarının zedelendiğini, "https://www...com/.../" adresindeki içeriğin marka haklarını ihlal ettiğini belirterek erişimin engellenmesini, kullanımın durdurulmasını, delil tespiti yapılmasını ve içerik sahibinin kimlik bilgilerinin tespitini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi 29.01.2026 tarihli ara kararıyla bu aşamada marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönünden yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediğini değerlendirerek tedbir isteminin reddine karar vermiştir. Talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 159/1. maddesinde sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edecek fiillerin gerçekleştirilmesi halinde hak sahibinin ihtiyati tedbir talebinde bulunabileceği, aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.6100 sayılı HMK'nın 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından veya tamamen imkânsız hale geleceğinden yahut gecikme sebebiyle ciddi bir zarar doğacağından endişe edilmesi halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanunun 390/3. maddesi gereğince ihtiyati tedbir talep eden tarafın hakkının varlığını tam olarak değil, yaklaşık olarak ispat etmesi yeterlidir.Somut olayda talep eden ... A.Ş., TPMK nezdinde tescilli "..." esas unsurlu markalarına dayanarak, "https://www...com/.../" adresinde gerçekleştirilen kullanımların marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüş, mahkemece yaptırılan delil tespiti kapsamında alınan 29.01.2026 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu internet sayfasında "..." ibaresi ile talep eden şirkete ait logonun kullanıldığı, sayfa başlığında "... Bayilik Ücreti ve İsim Hakkı Franchise Şartları" ibaresine yer verildiği, karşı yan kullanımları ile talep eden şirkete ait "..." ve "..." ibareli markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan benzerlik ve ayniyet bulunduğu, karşı yan kullanımlarının halk nezdinde talep eden şirketin seri markalarından biri olduğu izlenimini uyandırdığı, tüketicilerin iki işletme arasında ekonomik veya organizasyonel bağlantı bulunduğunu düşünebileceği, bu nedenle ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu ve söz konusu kullanımların SMK'nın 7/2-b ve 29. maddeleri kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturduğu yönünde görüş bildirilmiştir. İlk derece mahkemesince, bilirkişi raporunda marka hakkına tecavüz ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu belirtilmiş olmasına rağmen, dava konusu internet sitesinin bayilik ve franchise şartlarını açıklayan haber niteliğinde bir internet sitesi olduğu, ticari etki yaratacak markasal kullanım bulunmadığı ve yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebi reddedilmiş ise de, talep eden şirkete ait marka ve logoların dava konusu internet sitesinde markasal kullanıldığı, bu kullanımın tüketiciler nezdinde talep eden şirket ile bağlantı bulunduğu ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimaline yol açabileceği bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olmakla tedbir talebi bakımından yaklaşık ispat şartının ve ihtiyati tedbir koşullarının gerçekleştiği, bu nedenle tedbir talebinin kabulü yerine reddi kararının isabetli olmadığı sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle talep eden vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca mahkemenin 29.01.2026 tarihli ara kararının kaldırılmasına, tedbir talebi hakkında karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Talep eden vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul Anadolu .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ../01/2026 tarih, 2026/... D.İş. 2026/.. K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran talep eden tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/06/2026.