Bursa Bölge Adliye Mahkemesi, kiracılar arası reklam panosu elatmasının önlenmesi davasında uyuşmazlığın ticari dava değil, komşuluk hukuku kapsamında genel mahkemelerin görevinde olduğuna karar vermiştir.
Özet: Davacının, kiracı olduğu işyerinin hava, rüzgar, ışık ve manzarasını engellediğini iddia ettiği davalının reklam panolarının kaldırılması talebiyle açtığı davanın ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine yapılan istinaf incelemesinde, tarafların aynı binada kiracı olup reklam panolarının kullanım alanlarını kısıtladığı iddiasına dayanan uyuşmazlığın, Türk Ticaret Kanunu veya özel kanunlar kapsamında mutlak veya nispi ticari dava niteliğinde olmadığı, binada kat mülkiyeti bulunmadığından kat mülkiyeti hükümlerinin de uygulanamayacağı, dolayısıyla komşuluk hukuku kapsamında genel mahkemelerin görev alanına giren adi bir hukuki ihtilaf olduğu tespit edilerek, esastan önce görevli mahkeme sorununun yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
.... HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :
NUMARASI :
DAVACI : ... -
...
VEKİLİ :Av. ... -
DAVALI : ... ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVA : Elatmanın Önlenmesi (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ :
YAZILMA TARİHİ :
Taraflar arasında görülen davada ilk derece mahkemesince verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla dosya incelendi.
DAVA:
Davacı; kiracı olarak bulunduğu binada davalının .........ibareli pano levha ve reklam totemi bulunduğunu, bu pano ve totemin kendi kullanımındaki mecuru işgal ettiğini, hava, rüzgar ve ışıktan faydalanmasını engellediğini, manzarasını kapattığını ve görülmesini engellediğini ileri sürerek müdahalesinin önlenmesini ve bunların kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı; kendilerinin de kiracı olarak bulunduğu taşınmazı kira sözleşmesi kapsamında kullandıklarını, taşkınlığın söz konusu olmadığını, davacının durumu bildirmesinden sonra reklam panolarının traşlanarak boylarının kısaltıldığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSU:
Karara, davacı tarafından dava dilekçesindeki hususlar ileri sürülerek istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava; komşuluk hukukuna dayalı müdahalenin önlenmesi isteğine ilişkindir.
Davacı tarafça Sulh Hukuk Mahkemesine açılan davada, Asliye Hukuk Mahkemesine yönelik görevsizlik kararı verilmiş, Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ise 2 tarafın da tacir olup reklam panoları ile ticari faaliyetin engellendiği iddia edildiğinden, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile Asliye Ticaret Mahkemesine yönelik görevsizlik kararı verildiği ve bu mahkemece işin esasına girilerek davanın sonuçlandırıldığı görülmüşse de;
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunun 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır.
Somut olayda; hem davacının, hem de davalının kiracı olarak bulunduğu binada, davacının işyerinin 2.katta, davalının işyerinin ise 1.katta bulunduğu, davacı tarafça, davalının reklam panolarının kendi kullanımındaki yerleri işgal etmesi nedeni ile rüzgar, ışık, hava ve manzaradan faydalanmasını engellediğini ileri sürdüğü, taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde; 1 katlı kargir 2 bina, 13 adet kargir bina, 2 adet ahşap bina ve arsası vasıflı taşınmazda kat mülkiyetine geçilmediği, paylı mülkiyete tabi olduğu görülmüştür.
Bu nedenle eldeki davanın mutlak veya nisbi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği ve TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan sözedilemeyeceği, ayrıca kat mülkiyeti veya irtifakına geçilmemiş olması nedeni ile de kat mülkiyeti hükümlerinin uygulanmayacağı, dolayısı ile uyuşmazlığın çözümünün komşuluk hukuk kapsamında genel mahkemelerin görevi kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu itibarla; Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsiz olduğu görüldüğünden, Asliye Hukuk Mahkemesine yönelik görevsizlik kararı verilmesi ve daha önceden Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından da görevsizlik kararı verildiğinden, şartları oluşmuşsa mercii tayini yoluna gidilmesi gerekirken, dosyanın esastan karar bağlanmasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 355.maddesi uyarınca kamu düzeni ve istinaf sebepleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonucunda; açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf talebinin HMK’nın 353-(1)-a/3.maddesi uyarınca kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden görülmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bursa ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..../...Esas, .../... Karar sayılı kararının HMK'nun 353-(1)-a/3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
3-Davalı tarafından yatırılan 54,40TL maktu istinaf karar harcının talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,
4-Davalı istinaf avansının kullanılmayan kısmının İADESİNE,
5-Kararın taraflara tebliği ile harç iadesi ve istinaf avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından YERİNE GETİRİLMESİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 16/06/2021 tarihinde, HMK'nun 353/1-a ve 362/1-g.maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır