Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinden, trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında zorunlu arabuluculuk dava şartının sigorta ve araç işleteni yönünden uygulanabilirliğine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir trafik kazası sonucu oluşan maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin arabuluculuğa başvuru şartının yerine getirilmemesi gerekçesiyle davayı usulden reddetmesi üzerine, davacının istinaf başvurusunu değerlendirmektedir; davacı, araç kiralayan şirket aleyhindeki davanın ticari nitelikte olmadığını ve sigorta şirketi aleyhindeki davada ise özel kanun gereği şirkete başvuru şartının arabuluculuk yerine geçmesi gerektiğini ileri sürerek, zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanmaması gerektiğini savunmaktadır.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/750 - 2026/842
T.C.ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2026/750 KARAR NO : 2026/842T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 19/01/2026NUMARASI : 2026/56 ESAS - 2026/28 KARARDAVANIN KONUSU : Tazminat (Sigorta)KARAR TARİHİ : 04/06/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 22/06/2026Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARIDavacı vekili dava dilekçesinde; 24/07/2025 tarihinde davalı sürücü ...’in diğer davalı ve ruhsat sahibi ... A.Ş.'den kiraladığı araç ile geri manevra yaptığı sırada yaya geçidinden geçmekte olan davacıya çarpmasıyla meydana gelen kazada davacının yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik davacı lehine 10,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100.000 TL manevi tazminatın, haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ... A.Ş.'den tahsiline karar verilmesini istemiş, davalı ... aleyhine açılan davadan davalılar ... A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş. aleyhine açılan dava tefrik edilerek iş bu esasa kaydolunmuş ve yargılamaya devam olunmuştur.Davalılara tebligat yapılmamıştır.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece, davalılar hakkında açılan davanın, arabulucuya başvurulmadan açılmış olması nedeniyle TTK'nın 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi gereğince, bu davalılar yönünden uyuşmazlığın esasına girilmeden HMK'nın 114/2 ve 115 maddeleri uyarınca, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf edilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; gerek dava dilekçesinde, gerekse arabuluculuk son tutanağının aslının sunulması için verilen süreye karşı sunulan beyan dilekçesinde, davalılardan ... Hizm. A.Ş. yönünden iş bu davanın arabuluculuk hükümlerine tabi olmadığına, ... Sigorta A.Ş. yönünden ise 2918 sayılı KTK'nun 97. Maddesi gereği yazılı başvuru şartının yerine getirilmiş olması nedenleriyle 6325 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanamayacağına dair itirazlarının sunulduğunu, mahkemece değerlendirilmediğini, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden davadan önce sigorta şirketine başvuru yapıldığını, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 18. Fıkrası ve Yargıtay kararları doğrultusunda özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvuru şartının bulunduğu hallerde dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulamayacağının hüküm altına alınması nedeniyle, zorunlu arabuluculuk hükümlerinin iş bu davada uygulanma olanağı bulunmadığını, davalı ... A.Ş. yönünden ise davanın; trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası olduğunu, her ne kadar araç işleteni ... Çözümleri A.Ş. bir tüzel kişi olsa da davacıya çarpan aracın hususi bir araç olduğunu, davacının tacir olmadığını, kazanın ticari bir işin görülmesi sırasında meydana gelmediğini, bu nedenlerle TTK'nın 4. maddesi gereğince ticari bir dava söz konusu olmadığından arabuculuk hükümlerinin uygulanma ihtimali de bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEİstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, HMK’nın 355. maddesi kapsamında, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.HMK'nın 114. maddesinde dava şartları sayılmış, aynı maddenin 2. fıkrasında ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Yasa'nın 20. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesinin 1. fıkrasında; "Bu Kanun'un 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmü öngörülmüştür. Dava şartının yerine getirilmemesi halinde ise; HMK'nın 115/2. maddesinde; "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder" hükmü öngörülmüş, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2.fıkrasında da; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmü öngörülmüştür.Mahkemece verilen kararın davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden incelenmesinde; her ne kadar davacı tarafça arabuluculuk dava şartının sigorta şirketine başvuru yapılması nedeniyle dikkate alınmasının gerek olmadığı iddia edilmiş ise de gerek Kanunda ki arabuluculuğa ilişkin dava şartı, Arabuluculuk Kanunun da sigorta şirketlerinin muaf olduğuna dair bir düzenleme bulunmadığı, TTK'nın 5/A. maddesine göre, arabuluculuğun zorunlu dava şartı olduğu dava türlerinden biri olup, madde "Bu Kanun'un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmüne havi bulunduğu, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesinde; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmü gereğince, davacının davalı sigorta şirketi aleyhine açtığı davada arabulucuya başvurmak ve arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, somut olayda; davalı sigorta şirketi yönünden açılan davada arabuluculuğun zorunlu dava şartı olması nedeniyle bu davalı yönünden dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasının gerektiği, ancak dava dilekçesinin ekinde davalı sigorta şirketi yönünden arabuluculuk başvurusuna ilişkin olarak yapılmış bir tutanak olmadığı gibi yargılama sırasında davacı vekiline arabuluculuk tutanağını dosyaya sunması için iki haftalık sürenin verilmiş olmasına rağmen arabuluculuk başvurusu ve arabuluculuk görüşmesinin sonucuna ilişkin tutanağın sunulmadığı anlaşılmakla, mahkemece davalı sigorta şirketi aleyhinde açılan davanın, arabulucuya başvurulmadan açılmış olması nedeniyle TTK'nın 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi gereğince, usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Bununla birlikte davanın haksız fiilden kaynaklandığı, davacının tacir olmadığı, davalı ... A.Ş. her ne kadar tacir ise de davanın ticari işletmesiyle ilgili bir konudan kaynaklanmadığı, bu kapsamda davalı ... A.Ş. aleyhine açılan davada dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olmadığı anlaşılmakla, mahkemece bu davalı yönünden işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu davalı yönünden de davanın usulden reddine karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir. Yukarıda belirtilen nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve yukarıda açıklandığı üzere davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf taleplerinin HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ İLE, Ankara 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2026 tarihli, 2026/56 Esas - 2026/28 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,Kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf taleplerinin şimdilik İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,2-İstinaf eden tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine, 3-İstinafa gelen tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,4-İstinaf eden tarafça yatırılan istinaf gider avansından, kullanılmayan kısmın yatırana iadesine, 5-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 04/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip *Bu belge 5070 sayılı Kanun maddeleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.