Konya BAM 3. Hukuk Dairesi tarafından verilen, trafik kazası kaynaklı araç değer kaybı ve kullanma mahrumiyeti tazminatı davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bir trafik kazası sonrası davacı, arkadan çarpan sigortalı araç nedeniyle kendi aracında meydana gelen değer kaybı ile aylarca onarımda kalmasından kaynaklanan araç kullanma mahrumiyeti bedellerinin davalı sigorta şirketi ve diğer davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalı sigorta şirketi ise görevsizlik itirazında bulunarak, zararın zaten kısmen tazmin edildiğini, davacının hukuki yararı olmadığını, davanın sebepsiz zenginleşme amacı taşıdığını ve davacının kazanın oluşumunda kusurlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ: 22/06/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
KATİP : ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/03/2026
NUMARASI : ... Esas ... Karar
DAVACI : ........
VEKİLİ : Av.....
DAVALI : 1- ........
VEKİLİ : Av.....
DAVALI : 2- ........
VEKİLİ : Av.....
DAVALI : 3- ........
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 22/06/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 22/06/2026
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinden özetle; 31.05.2023 tarihinde müvekkile ait ........ plakalı araç müvekkil ........'ın sevk ve iradesinde trafik kurallarına uygun bir şekilde seyir halinde iken ........ poliçe numarası ile davalı ........ şirketi nezdinde sigortalı ........ plakalı müvekkilinin arkasından gelen araç sürücüsü hiçbir trafik kuralına ve takip mesafesine uymadan müvekkilinin aracının arkasından şiddetli bir şekilde çarptığını, müvekkiline ait ........ plakalı araçta hasar meydana gelmiş ve tramer kaydında kaza kaydı yer alarak araçta değer kaybı oluşmakla birlikte; müvekkilinin aracının kaza tarihi 31.05.2023 tarihinden itibaren aylarca sanayide onarım için kaldığını, bu süreçte müvekkilinin araçtan faydalanamadığını, araç kullanılamadığı gibi ikame araç da teslim edilmediğini, işbu sebeple müvekkilin maddi ve manevi olarak zarara uğradığını, ilgili kazada müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, kazaya sebebiyet veren ........ plakalı araç sürücüsü ise tutanakta hatasını ikrar ettiğini, maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet veren ........ plakalı araç ........ poliçe numarası ile davalı şirket tarafından Sigorta Poliçesi uyarınca sigortalısı olduğunu, müvekkiline ait araca yönelik yaşanan kazadan sonra müvekkil maddi ve manevi anlamda zarara uğradığını ve ileride aracın satılması durumunda ciddi anlamda zarara uğrayacağının açık olduğunu, bu nedende poliçe kapsamı sınırları içerisinde oluşan değer kaybının müteselsil sorumluluk gereği davalılardan; araç kullanamamadan kaynaklı tazminatın ise davalı ........ ve davalı ........ tarafından müteselsilen giderilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile kaza tarihi olan 31.05 2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile 100,00 TL (Fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik belirsiz alacak olarak) değer kaybı tazminatının davalılardan ve yine 31.05.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile 100,00 TL (Fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik belirsiz alacak olarak) hak mahrumiyeti(araç kullanamamaktan kaynaklı) tazminatının davalı ........ ve davalı ........'ten alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı ........ vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinden özetle; Öncelikle usul itirazlarının kabulü ile davanın müvekkil şirket yönünden görevsizlik nedeniyle reddi gerektiğini, mahkemece aksi kanaatte olunması ve davanın esasına girilmesi halinde sundukları cevaplar ışığında davanın reddi gerektiğini, sigorta şirketinin dosyaya sunduğu müzekkere cevabında davacı tarafın aracında meydana gelen hasar için gerekli ödemelerin yapıldığı ve davacıya da 4326,00 TL tazminat ödendiği görüldüğünü, davacı tarafın, iddia ettiği kusur oranlarını da kabul etmemekle birlikte, dava açmada hukuki yararı olmadığı açık olduğunu, olaydan kaynaklanan zarar tazmin edildiğini, ve işbu dava ile talep edilen alacaklarının zenginleşme amacı kapsamında değerlendirilerek reddedilmesi gerektiğini, ayrıca davacıya ikame araç temin edilip edilmediği araştırılarak, bu durumun yapılacak hesaplamalarda göz önüne alınması gerektiğini, kusur oranlarının hesaplanmadan değer kaybı veya mahrumiyet bedeli hesabı yapılması ve bunun davalılara yükletilmesi davacı yönünden sebepsiz zenginleşme hali ortaya çıkaracağını, davacı yanın sunduğu kusur oranlarının kabulünün mümkün olmadığını, kaza tespit tutanağında açıkça resmedildiği ve kaleme alındığı üzere, kazaya karışan araçlar sol şeritte ilerlerken davacı taraf sağa dönme gerekçesiyle aniden yavaşladığını ve kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, 2 şeridin de tek yöne aktığı ve sol şeritte seyir halinde iken aniden sağa dönmek amacıyla yavaşlayan bir sürücünün kaza oluşumunda kusursuz olduğunu kabul etmek hukuka ve hakkaniyete uygun olmayacağını, trafiğin ve hayatın olağan akışı içerisinde sağa dönecek bir sürücünün, dönüşten makul bir süre önce sağ şeride geçmesi ve bu şeritte ilerliyor olması beklendiğini, yapılacak inceleme ile davacı tarafın dönüş sırasında hızının ne olduğu, dönüşe ne kadar süre fren yapmak suretiyle yavaşlamaya başladığı, sinyal verip vermediği, dönüşten ne kadar önce hayatın olağan akışına uygun olacak şekilde sağ şeride geçmeye çalıştığı gibi hususlar araştırılması gerektiğini, bu hususların kusur oranının belirlenmesinde kritik önem taşıyacağını, kusur oranının kesin ve şüpheye mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği takdirde müvekkilinin hak kaybına uğraması söz konusu olacağını, kazaya sebebiyet veren kusur oranlarının tespiti için ilgili kamu ve özel birimlerden güvenlik kameraları ve MOBESE kayıtlarının celbi gerektiğini, ayrıca trafik bilirkişisinden rapor alınması gerektiğini ve kusur oranları hazırlanacak detaylı bir rapor ile tespit edilmesi gerektiğini, kusur oranlarının kesin olarak belirlenemediği hallerde her iki tarafın eşit oranda kusurlu kabul edilmesi gerektiği Yargıtay uygulamalarınca sabit olduğunu, ayrıca hasar gören aracın ilgili parçalarının daha önce değişikliğe veya tamirata uğrayıp uğramadığının araştırılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle davanın bütün talepler yönünden öncelikle usulden reddine, davanın esasına girilmesi halinde bütün talepler yönünden esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinden özetle; HMK madde 6/1 uyarınca, “Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” olduğunu, müvekkili davalının muamele merkezi “........ Cad. No: ... Beyoğlu/ Salıpazarı, İstanbul” adresinde bulunduğundan, müvekkil şirket aleyhinde ikame edilecek davalarda yetkili mahkeme İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davanın İstanbul Mahkemeleri’nde açılması gerekirken yetkisi olan mahkemenizde açıldığından, öncelikle Mahkemenizin yetkisine itiraz ettiklerini, davacı tarafın HMK m. 121 gereğince, delilleri taraflarına tebliğ etmediğini, delillerin taraflarına tebliğinden sonra esas hakkında beyanda bulunma ve karşı delil sunma hakkımızı mahfuz tuttuklarını, davacının HMK madde 194 gereğince; dayandığı deliller ile hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmesi zorunlu olduğunu, bu sebeple davacının dava dilekçesinde göstermiş olduğu delilleri somutlaştırmasını talep ettiklerini, uyuşmazlığa konu kazaya karışan ........ plakalı araç müvekkil şirket tarafından ........ numaralı ve 28.03.2023-2024 vadeli Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi Sigorta Poliçesi ile sigorta örtüsü altına alındığını, dava konusu kaza 31.05.2023 tarihinde meydana geldiğini, hiçbir surette kabul anlamına gelmemekle beraber, kaza tarihi itibariyle ZMM poliçe limitleri maddi hasar araç başına 120.000,00 TL olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğu her şekilde sigortalısının kusuru ve poliçe limitleri ile sınırlı olacağını, davaya ilişkin yapılan inceleme ve kontrollerde davacının aracında 4.326,00 TL değer kaybı hesaplanmış ve bu tutar 28.12.2023 tarihinde; işbu davadan önce, davacıya ödendiğini, müvekkili şirketin poliçeden kaynaklanan sorumluluğunu eksiksiz olarak yerine getirdiğinden değer kaybına dair talep ettiklerini, müvekkili şirketin ekspertiz raporunda görüleceği üzere zarar görenin zararını giderdiğini, davacının huzurdaki davayı ikame etmeden önce müvekkili şirkete usulüne uygun başvuruda bulunmadığını, bu sebeple huzurdaki başvurunun dava şartı yokluğu nedeniyle reddini talep ettiklerini, müvekkili şirketin sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için kaza tarihinden itibaren 2 yıl içinde yasal haklarını kullanması gerektiğini, bu sebeple zamanaşımı bakımından da itirazlarını sunduklarını, hiçbir surette başvuruyu kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sorumluluğu sigortasının kusuru ile poliçe limitleri ile sınırlı olacağını, tüm bu nedenlerle davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "Sonuç olarak haksız fiilin türü olan trafik kazalarına olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan kanun hükümlerinin uygulanması, davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybının belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Trafik Kanununun 90. maddesi gereğince genel hükümlerin esas alınması gerekir.
Bilirkişiler tarafından düzenlenen raporun olayın oluş ve şekline uygun olup hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı tarafın kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu değerlendirilerek yapılan hesaplama uyarınca değer kaybı ve araç mahrumiyet zararının aşağıdaki hüküm uyarınca tazminine dair karar vermek gerekmiştir. Davalı sigorta şirketi yönünden limit tükendiğinden değer kaybı talebi yönünden sigortaya karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı vekili son duruşmada bedel artırımını 3 davalı yönünden de yaptıklarını beyan etmişse de; bedel artırım dilekçesinde sigorta şirketine yönelik bir bedel artırım bulunmadığının açıkça görüldüğü, kaldı ki alınan raporla da sigorta şirketinin poliçe limiti tükendiğinden sigortaya karşı bedel artırımına gidilmesi de hayatın olağan akışına aykırı olduğundan davacı vekilinin son duruşmadaki beyanının maddi bir hataya dayalı eksiklik olduğu, davacı vekilince sehven bu şekilde beyanda bulunulduğu değerlendirimiştir.
ARABULUCULUK ÜCRETİ YÖNÜNDEN;
Kaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik:14/04/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz.
Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvuru bulunduğu hallerde dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulamayacağının düzenlemesine göre;
Sigorta şirketine karşı açılan tazminat davası yönünden, özel kanun niteliğindeki 2918 s. KTK'nin 97. maddesi gereğince davadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olması ve bu durumda 6325 s. Kanunu'nun 18/A-18. maddesi gereğince, 18/A maddesindeki zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümlerin sigorta şirketi yönünden uygulanamayacak olması nedeniyle, arabuluculuk tutanağının zorunlu arabuluculuk tutanağı olarak hazırlanmasına rağmen gerçekte ihtiyari arabuluculuk tutanağı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.
6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre de, ihtiyari arabuluculuk giderleri yargılama giderleri içerisinde gösterilmediğinden, bu davadaki yargılama giderlerine dahil edilemeyeceği, bu giderlerin sadece davacı sorumluluğunda olduğu sonucuna varılmıştır.
Nitekim Yargıtay 4 HD'nin 2021/23273 esas, 2022/901 karar; 2021/21911 esas, 2023/14297 karar; 2021/14429 esas, 2021/5729 karar; Konya BAM 3. HD 2025/1571 esas 2025/1498 karar sayılı ilamlarında da aynı yönde değerlendirme yapılmıştır. " şeklinde ........ A.Ş. 'ye yöneltilen değer kaybı bedeli maddi zararına ilişkin talebin reddine, diğer davalılar ........ ve ........ yönünden açılan davanın kabulü ile; davacının 31/05/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 55.674,00 TL bakiye değer kaybı bedelinin davalılar ........ ve ........ Limited Şirketin'den kaza tarihi olan 31/05/2023 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının 31/05/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle uğradığı 10.300,34 TL araç mahrumiyet bedeli maddi zararının, davalılar ........ ve ........'den kaza tarihi olan 31/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı ........ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece, hak mahrumiyeti ve değer kaybı taleplerinin görev yönünden Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekirken Asliye Ticaret Mahkemesinde ele alındığını, trafik kazasından doğan uyuşmazlığın TTK m.4 kapsamında ticari dava niteliğinde bulunmadığını, taraflar arasında zorunlu veya ihtiyari dava arkadaşlığı oluşmadığını, bu nedenle görevsiz mahkemede hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu; esas yönünden ise sigorta tarafından davacıya yapılan ödemelerin ve bakiye zararların yeterince araştırılmadığını, ikame araç verilip verilmediği ile daha önceki hasar ve değişimlerin değer kaybına etkisinin incelenmediğini, kusur oranının MOBESE, kamera kayıtları ve keşif dâhil tüm deliller toplanmadan hatalı belirlendiğini, sağa dönüş kurallarına uyulup uyulmadığını, davacının frenleme, sinyal verme ve şerit değişimi davranışlarının değerlendirilmediğini, bilirkişi raporlarının makul onarım süresi ve mahrumiyet gün sayısı bakımından denetime elverişli olmadığını, Yargıtay ve BAM kararlarında vurgulandığı üzere eksik inceleme halinde dosyanın iadesi gerektiğini, bu nedenlerle Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas, ... Karar sayılı ilamının kaldırılmasına, davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Görev itirazı
TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir. Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.
Aynı davada, bir kısım davalılar hakkında genel mahkemenin, diğer davalılar hakkında ise uzman olan özel mahkemenin görevli bulunması halinde, uyuşmazlık aynı olaydan kaynaklanıyor ve zarar tek ise ya da, taleplerden birisi yönünden verilecek karar diğerini doğrudan ilgilendirecek nitelikte bulunuyorsa; sözkonusu özel mahkeme ile genel mahkeme arasında "Yargılama usulüne" ilişkin esaslı farklılıklar bulunmaması kaydıyla, bütün taraflar ve talepler yönünden uzman olan özel yetkili mahkemece yargılama yaparak uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. Bu husus, hukukun öngörülebilir olmasının, usûl ekonomisinin ve davaların makul süre içinde bitirilmesi yükümlülüğünün de gereğidir.
O halde, gerek zorunlu mali mesuliyet sigorta şirketlerine gerekse diğer davalılara açılan davada aynı maddi olaydan kaynaklanmış ve zarar tek olmakla, davaların birlikte görülmesi zorunludur. Bütün talepler yönünden ihtilafın özel mahkeme olan asliye ticaret mahkemesince çözüme kavuşturulması gerekir.itiraz yersizdir
Nitekim yargıtay 20 HD'nin 2017/243 -2017/1114 karar sayılı ilamı
Kusura itiraz
Mahkemece aldırılan adli trafik bilirkişisi ve sigorta uzmanı bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetinin 20/08/2025 tarihli bilirkişi raporundan özetle; Dava konusu trafik kazasında; ........ plakalı araç sürücüsü ........'in kazanın oluşumunda %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, ........ plakalı araç sürücüsü ........'ın meydana gelen kazanın oluşumunda kusurunun olmadığı rapor edilmekle rapor dosya kapsamına uygun olup itiraz yersizdir
Değer kaybına itiraz
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Genel Şart Kapsamındaki Teminat Türleri A-5.maddesinde, maddi zararlarında sigorta teminatı kapsamında olduğu belirtilmiş ve maddi zararın “Hak sahibinin kaza tarihi itibariyle bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır. Sigortalının sorumlu olduğu araç kazalarında değer kaybı, talep edilmesi halinde ilgili branşta ruhsat sahibi sigorta eksperleri tarafından tespit edilir. Değer kaybının tespiti bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre yapılır.” Şeklindeki düzenleme ile trafik kazası sonucu zarar gören üçüncü kişiye ait araçta meydana gelen hasar bedeli ve değer kaybına ilişkin zararların, genel şartların ekindeki hesaplama yöntemine ilişkin çizelgeye göre eksper tarafından belirleneceği belirtilmiştir. Genel şartlar Ek-1 de değer kaybının belirlenmesine ilişkin çizelge ve teminatı dışında kalan bazı haller belirtilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, sigorta sözleşmesinin ayrılmaz eki niteliğinde olan genel şartlarda yapılan düzenlemelerin zarar gören üçüncü şahıslar yönünden bağlayıcı olup olmadığı hususuna ilişkindir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda 91 ila 101.maddeler arasında düzenlenmiştir. Motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracın işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belirli limitlere kadar karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan sorumluluk sigortası türüdür.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, (Trafik Sigortası) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. Maddesinde; “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” şeklinde belirtilmiştir. Bu madde gereğince ZMSS yapılması yasal bir zorunluluk olmakla birlikte bu tür sigorta sözleşmeleri, sigorta ettiren ile sigortacı arasında karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamaları ile kurulur ve bir sigorta poliçesine bağlanır.Yoksa yasa gereği kendiliğinden oluşan bir sigorta türü değildir. (Işıl Ulaş Uygulamalı Sigorta Hukuk) "KTK'nın 93. maddesinde; (Değişik:17/10/1996-4199/34 md) Zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilir ve Resmi Gazetede yayımlanır." hükmü mevcuttur.
Sigorta şirketlerinin sigorta sözleşmeleri kapsamındaki sorumlulukları sigorta poliçelerinin ayrılmaz parçası olan genel şartlarda düzenlenmiştir.
Genel Şartlar: Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından her sigorta branşı için hazırlanmış olan ve sigorta şirketlerinin bunun aksine hareket edemeyecekleri, teminatın kapsamı, istisna edilen haller, hasar prosedürü, sigortalının görev ve yükümlülükleri, anlaşmazlık halinde uygulanabilecek hükümler, prim ödemesi, rücu durumu gibi sigorta sözleşmesinin esaslarını belirten koşullardır.
Genel açıklamalar bu şekilde olmakla birlikte KTK'nun tazminatın azaltılması veya kaldırılması sonucunu doğuran haller: başlıklı 95.maddesinde “Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.” hükmüne göre; Karayolları Trafik Kanununda düzenlenmeyen, sigortacının zarar görenlere karşı ileri süremediği tazminatın kaldırılması veya miktarının azaltılmasını gerektiren hallerde, ancak sigortalısına rücu edebileceği düzenlenmiştir. Yani sigorta şirketi KTK'nun da düzenlenmeyen teminat kapsamında olmayan halleri ve rücu koşullarının varlığını zarara uğrayan kişilere karşı ileri süremez, koşullarının varlığı halinde sigorta sözleşmesinin eki olan genel şartlarda düzenlenmiş teminat dışı haller ve rücu halleri mevcut ise sadece sigorta sözleşmesinin tarafı olan akidi sigortalıya rücu edebilir.
Trafik kazaları dayanağını 2918 sayılı KTK'dan alan haksız fiil niteliğinde olaylardır. Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde etken olan hususlarda olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekir.
Bu kapsamda Davalı vekilinin mahkemece aldırılan hasar raporundaki değer kaybına yönelik itirazlarının incelenmesinde; 6704 sayılı yasayla değişik 2918 sayılı KTK nun 90.maddesinde yer alan zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu kanun ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabi olan hükümlerinden YUKARIDA İZAH EDİLDİĞİ ÜZERE TARAFI OLMADIĞI ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre 6704 SAYILI KANUNUN 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNİN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA” İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE GENEL ŞARTLARDA ’’ İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR.
Yargıtay 17.HD'nin 2017/1230 E- 2018/2590 K sayılı 15/03/2018 tarihli kararında vurgulandığı gibi değer kaybının hesabında aracın modeli, markası, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeriyle kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının hesaplanması ilke olarak kabul edilmesine,hesaplamanın bu yönteme göre yapılmasına göre itiraz yersizdir
Araç yokluk bedellerine ilişkin her iki tarafın istinafı
Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda dava konusu aracın mevcut hasarına göre tamir süresi belirlenerek, amortisman vs. gibi zorunlu giderler indirildikten sonra)ikame araç bedelinin (ulaşım gideri) tespitine yönelik rapora göre karar verilmesi yerindedir.itiraz yersizdir.
Bu halde, dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak,
Davalı ........ A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddinin gerektiği düşünülmektedir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından, davalı ........ A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf eden davalı ........ A.Ş'den alınması gereken 4.506,70 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 1.126,68 TL nin mahsubu ile bakiye 3.380,02 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalı ........ A.Ş tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların bu davalı üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, 7550 sayılı yasanın 20. Maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2025 yılı itibari ile (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 22/06/2026
.....
Başkan
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Katip
...
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.