Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen marka tecavüzü ve taklit ürün satışı iddiası davasında, tarafların sulh anlaşmasıyla davadan feragat etmesi üzerine davanın reddi kararı.
Özet: Bu marka tecavüzü davasında, davacı, müvekkiline ait markaların tescilli olduğunu ve davalının işletmesinde ile sosyal medya üzerinden taklit nitelikte ürünler sattığını ileri sürerek marka haklarına tecavüzün tespiti, ihlalin durdurulması ve ürünlere el konulmasını talep etmiştir. Davalı ise savunmasında, söz konusu ürünlerin ihraç fazlası gerçek ürünler olduğunu düşündüğünü, hataen edinildiğini, herhangi bir satış gerçekleşmediğini ve delil tespit işleminin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Yargılama sürecinde taraflar sulhen anlaşmaya vardıklarını ve birbirlerinden yargılama gideri ile vekalet ücreti talepleri olmadığını mahkemeye bildirmişlerdir. Bu anlaşma üzerine mahkeme, davacının davadan feragat etmesi nedeniyle davanın reddine karar vermiş, bakiye harç ve yargılama masraflarını davacı üzerinde bırakmış, tarafların talepleri doğrultusunda davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına hükmetmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/223 KARAR NO : 2026/150DAVA : Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)DAVA TARİHİ : 28/10/2025KARAR TARİHİ : 23/06/2026Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkiline ait markalar Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tutulan sicilde aşağıdaki şekillerde tescil edildiğini, Davalıya ait işletmede vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil eden taklit nitelikteki ürünlerin satışa sunulduğunu, davalıya ait-----adresli Instagram hesabındaki paylaşımlardan da görüldüğü üzere davalıya ait işletmede vekil edenin markasına ait taklit nitelikte ürünlerin satışı gerçekleştirilmekte olduğunu belirterek; davalıya ait '----" adresinde yer alan "- -----tabelalı işletmede hukukçu marka vekili unvanına sahip bilirkişi eşliğinde keşif yapılmasına, davalıya ait işletmede yapılacak keşifte; Vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil eden taklit nitelikte ürünlerin satışa sunulup sunulmadığının tespitine, satışa sunulan ve/veya ticari amaçla elde bulundurulan taklit nitelikte ürünler mevcut ise; işbu ürünlerin adetinin, fiyatının ve keşif tarihi öncesinde kaç adet satış gerçekleştiğinin tespitine, satışa ilişkin belge, fatura ve ayrıntılı ürün görsellerinin keşif sonrasında düzenlenecek olan bilirkişi raporuna eklenmesine, davalının eylemlerinin 6769 sayılı SMK’nın, 29 ve 149/1-a hükümleri uyarınca vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, 6769 sayılı SMK’nın 149/1-c hükmü uyarınca vekil edenin marka haklarına yönelik ihlalin durdurulmasına, 6769 sayılı SMK’nın 149/1-d hükmü uyarınca vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil eden taklit nitelikteki ürünlere el konulmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir. DAVAYA CEVAP: Davalı ... Vekilinin 30.01.2026 Tarihli Cevap Dilekçesinde Özetle; "------" isimli işletme sahibine karşı açılan delil tespiti talepli davaya, hukuka aykırı yok hükmündeki delil tespiti işlemine dayanarak, husumetin yöneltilmesi suretiyle müvekkilin davalı sıfatıyla dahil edilmesi talebinin usule ve hukuka aykırı olduğunu, Müvekkilinin diğer davalı ile müteselsil sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilin delil tespitine konu bu ürünleri seyyar olarak araçla gezen kişilerden ihraç fazlası gerçek ürünler olduğu belirtilmesi üzerine ürünlerdeki barkod/QR kodunu markanın sitesinde sorgulayarak bu ürünlerin karşılığının olduğunu görmesi neticesinde aldığını, kendine bu ürünleri getiren kişilere de herhangi bir para ödemediğini, ancak ürünlerin satılması halinde bir ödeme yapmak üzere anlaşıldığını, delil tespitine konu işlemin yapıldığı tarihten çok kısa önce bu durum gerçekleşmiş olup, hiç bir ürün satışı gerçekleşmediğini, Müvekkile ait satış otomasyon ve barkod sisteminin incelenmesi halinde de zaten bu hususun anlaşılacağını, delil tespitine konu işlemin yapılmasından sonra bahse konu ürünler işletmeden derhal kaldırıldığı, bu ürünleri getiren kişilere herhangi bir hukuki bir sıkıntıya yaşamamak adına bütün ürünler iade edildiğini, müvekkilin bu ürünlerin taklit ürün olmadığı ve ihraç fazlası gerçek ürünler olduğu düşüncesiyle işletmesinde bulundurmuştur. Müvekkile ait işletmede yapılan delil tespiti işlemi hukuka aykırı olduğunu, davalı "----- isimli isimli ünvanlı işletmeden" alınan çantaya göre değerlendirme yapıldığı anlaşıldığını Dolayısıyla aslında satın alındığı iddia olunan bu üründen bahisle müvekkiline ait işletmeden alınan ürünlerinde sahte olduğu sonucuna tamamen hatalı bir şekilde varıldığını, beyanla davanın reddini talep etmiştir. TOPLANAN DELİLLER VE GEREKÇE: Davacı vekili 22.06.2026 tarihli dilekçesinde davalı ile anlaşmış olduklarından karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığını beyan etmiştir.Davalı vekili mahkememize sunduğu 22.06.2026 tarihli dilekçesinde taraflar arasında sulhen anlaşmaya varıldığını, vekalet ücreti taleplerinin olmadığı beyan etmiştir.Dosyanın incelenmesinde; taraf vekillerine davadan feragate ve feragati kabulü ilişkin özel yetkinin verilmiş olduğu görülmüştür. Davadan feragat HMK'nın 307. ve 311. maddeleri hükümleri gereğince uyuşmazlığı ve dolayısıyla davayı sona erdiren, davalı tarafın kabulünü gerektirmeyen, kesin hükmün hukuksal sonuçlarını doğuran bir taraf işlemidir. HMK 307. maddesi hükmüne uygun olarak davacının davadan feragatının mahkemece saptanması halinde feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;Davanın feragat nedeniyle reddine, 2-Alınması gerekli 732,00-TL harçtan, peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin davacıdan hazine yararına tahsiline, 3-Yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına, gider avansının bakiye kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,4-Talep olmadığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Gider avansının bakiye kısmının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair; Tarafların yokluğunda , gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.