Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Hakediş Alacağı İtirazın İptali Davası: Tamamlanan İş Bedelinin Ödenmemesi ve Eksik Ayıplı İş İddiaları.
Özet: Davacı yüklenicinin, bir eser sözleşmesi kapsamında gerçekleştirdiği inşaat işlerini eksiksiz tamamladığını ve ödeme alamadığını belirterek, asıl işveren olan üniversitenin de müteselsilen sorumlu tutulduğu bir icra takibine davalı asıl yüklenicinin haksız itirazının iptalini ve takibin devamını talep ettiği; davalının ise söz konusu işlerin eksik, kusurlu ve gecikmeli teslim edildiğini, henüz kesin hesap çıkarılmadığı için davacının alacaklı olmadığını ve hatta kendisinin davacıdan alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini istediği bir itirazın iptali davasıdır.

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/6 Esas
KARAR NO : 2026/438
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/07/2018
KARAR TARİHİ : 14/05/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 08/06/2026
Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: davacı vekili özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında; İstanbul İli ..... İlçesi ..... Mahallesi Hadımköy İstanbul Caddesi no:2 adresinde bulunan .... Üniversitesi Esenyurt Yerleşkesi binasına ait alçıpan bölme duvar yapımı, alçıpan bölme duvar üstü saten alçı ve boya, tasfiye tabaka şap işlerinin yapılmasını içeren sözleşmeye istinaden müvekkilinin edimlerini eksiksiz ve zamanında yerine getirdiğini, müvekkilinin, karşılıklı borç ilişkisinden kaynaklanan sorumluluğunu eksiksiz ve tam bir şekilde yerine getirmesine rağmen davalı- borçlunun üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, davalının temerrüde düşmesine rağmen hizmet karşılığı oluşan borcunu ödemediğini, yapılan tüm girişimlere rağmen davalı şirketin ödeme yapmadığını, davalı tarafa, Kartal ...... Noterliği'nin 8 Mayıs 2018 Tarihli, ..... Yevmiye Numaralı İhtarnamesi ile bildirimde bulunulduğunu, ancak davalı tarafın çekilen ihtarnameye karşın herhangi bir ödeme yapmadığını, davalı tarafın, çekilen ihtarnameye karşı vermiş olduğu cevaba istinaden, müvekkilinin, Kartal ..... Noterliği'nin 18 Mayıs 2018 Tarihli, ..... Yevmiye Numaralı İhtarnamesi ile tekrardan bildirimde bulunularak, bir önceki ihtarname konusu itibariyle ödemelerin yapılması hususunun ihtar edildiğini, çekilen ihtarnamede de muhatap olarak sadece sözleşmenin tarafı ..... Peyzaj Mim. Tem. Tur. San. Tic. Ltd. Şti. Yer almadığını, ayrıca asıl işveren olan ve işin sahibi olan .... Üniversitesi de belirtilerek, ihtarnamenin iki tarafa da gönderildiğini, ..... Peyzaj Mim. Tem. Tur. San. Tic. Tld. Şti. ile yapmış olduğu iş akdi neticesinde ilgili işi bitirmiş olmasına karşın, sözleşme gereği hak etmiş olduğu ücreti alamadığını, asıl işveren konumunda olan ..... Üniversitesi'nin ilgili borçtan dolayı müteselsilen sorumluluğu bulunduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin yerine getirilmemesi dolayısıyla, ..... Üniversitesi'nin de ödenmeyen borçtan dolayı müteselsil sorumluğu bulunduğundan, çekilen ihtarname de muhatap olarak belirtildiğini, ikinci kere çekmiş olduğumuz ihtarnameye karşın, taraflarına herhangi bir ödeme yapılmadığını, taraflarına ödenmeyen hakediş tutarları ve cari hesap ekstrelerinin tahsili yapılamayınca, yetkili icra müdürlüğü olan Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı dosyasından borçlu hakkında icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine davalı tarafın haksız olarak itiraz ettiğini, itiraz sebebiyle takibin durduğunu beyan ederek, davanın kabulü ile davalı tarafın itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini, ayrıca davalının mallarını kaçırma ihtimali bulunduğunu beyan ederek ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının ihtiyati haciz talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını, iddialarının yargılamayı gerektirdiğini, davacının ..... Üniversitesi işinde alt taşeron konumunda olduğunu, ancak ..... Üniversitesi esenyurt yerleşkesi binasına ait alçıpan bölme duvar yapımı, işinde eksik ve kusurlar bulunduğunu, işin gecikmeli teslim edildiği ve yine kendisinde herhangi bir alacaklarının bulunmadığı şeklinde beyanları bulunmakta olup, tüm bu beyanlar davacı alt taşeronun (...... Yapının) yaptığı işleri de kapsadığını, henüz yapılan işe dair bir Kesin hesap çıkarılmamış olduğunu, haliyle hakediş alacağı doğmayacağını, bu yönde somut olayda da kesin hesap çıkarılmamış olduğundan davacının alacaklı olduğu yönündeki savları yersiz ve dayanaksız olduğunu, metraj hesaplaması yapılmadan, geçici kabul dahi yapılmamışken kesin kabulün yapılamayacağını, müvekkili tarafından davacıya T.C. Karşıyaka ...... Noterliği kanalıyla keşide ettikleri, 01/12/2017 Tarih ve .... Yevmiye Sayılı ihtarnameyle de bildirmiş oldukları, asıl yüklenici ..... Üniversitesi’nin Esenyurt Yerleşkesi nezdinde alt yükleniciliğini yaptığı işleri eksik, kusurlu ve gecikmiş şekilde teslim ettiğini, bu nedenle; taraflarına gönderilen 26/04/2018 Tarih, ...... Sayı ve “793.574,78-TL" bedelli faturaları, davacıya T.C. Karşıya ..... Noterliği kanalıyla keşide ettiklerini, 14/05/2018 Tarih ve ..... Yevmiye Sayılı ihtarnamelerinin ekinde iade edildiğini, alt Taşeron tarafından yapılan bu işin eksik ve kusurlu olduğunu, gecikmeli yapıldığı ve sair taleplerinin yönünden davacı aleyhine Büyükçekmece ..... Sulh Hukuk Mahkemesinin ..... D.İş sayılı dosyası üzerinden tespit talebinde bulunulduğunu, müvekkilinin borçlu olmadığını davacıdan alacaklı olduğunu, mahkememizin ..... D.İ Sayılı dosyası ile yapılan işe yönelik tespit talebinde bulunulduğunu, bu tespit dosyasında yapılan işlerin irdelendiğini ve alacaklı olduğu hususların tespit edildiğini, açıkça ortaya konulduğu üzere davacının müvekkilinden alacaklı olduğuna yönelik yaklaşık ispata dair hiçbir kanıt bulunmadığını, davacının yaptığı işler eksik, kusurlu, ayıplı olduğunu, süresinde yapılmadığını, kendisinin cezai şart borçları doğmuş ve bu hususta yaptırılan tespitler ile de durumun kanıtlandığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
DELİLLER:
Mahkememizin ..... değişik iş sayılı dosyası, Büyükçekmece ...... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ..... değişik iş sayılı dosyası, Vergi Dairesi'nden celp edilen BA-BS formları, Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'ne ..... esas sayılı dosyası, mahkememizce aldırılan 22/02//2022 tarihli ve 05/06/2022 tarihli bilirkişi raporları, kaldırma kararı sonrası 10/02/2026 tarihli bilirkişi raporu,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında yapılan 14.06.2017 tarihli taşeron sözleşmesi uyarınca davacının üstlendiği işi ifa ettiğinden bahisle bakiye iş bedelinin tahsili için yaptığı icra takibine vaki itirazın iptali takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemlerinden ibarettir.
Mahkememizden verilen 13/10/2022 tarih ve ..... Esas ..... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin 27/11/2024 tarih, ..... esas, ...... karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla, dava mahkememizde ..... esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam edilmiştir.
Celp edilen Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. sayılı dosyasının tetkikinde; davacı tarafından davalı aleyhine 14/06/2017 tarihinde taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmeye istinaden oluşan alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı / borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun 13/07/2018 tarihli dilekçe ile takibe itiraz ettiği, itiraz nedeniyle takibin 13/07/2018 tarihinde durdurulduğu anlaşılmıştır.
Davacı; taraflar arasında kurulmuş olan akdi ilişki ve cari hesap ilişkisinden dolayı davalıdan bakiye
1.114.064,63 TL cari hesap alacağı ve bu alacağa takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi alacağı
bulunduğunu, iddia etmekte ve bu alacakların tahsili için davalı aleyhine başlatmış olduğu takibe davalı
tarafından yapılmış olan itirazın iptaline, karar verilmesini talep etmektedir.
Davalı ise; davacının ayıplı yapmış olduğu işlerin yeniden yapılması için (751.000 TL + 180.000 TL =)
931.000 TL masraf yapıldığını; ayrıca davacının işlerin yapımında gecikmesi nedeniyle davacıdan
591.000 TL tutarında cezai şart (gecikme cezası) alacağına hak kazanıldığını, dolayısıyla davacıdan
toplamda 1.522.000 TL tutarında alacağa hak kazanıldığını; bu alacak tutarı, davacıya olan borç
tutarından düşüldüğünde (takas/mahsup işlemi yapıldığında), davalının davacıya bakiye borcu
kalmadığını, iddia etmekte ve davanın reddine karar verilmesini, talep etmektedir.
Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin 07.07.2018 tarihli ..... Esas Sayılı Dosyasının incelenmesi :
Alacaklı ..... Grup Yapı İnş. Taah. Kimya San. Ve Tic. Ltd. Şti. borçlu ..... Peyzaj Mimarlığı İnsan Kaynakları İnş. Tem. Tur. San. Ve Tic. Ltd. Şti. hakkında 07.07.2018 tarihinde 1.114.064,63 TL Cari hesap (asıl alacak), 6.684,39 TL İşlemiş Yasal Faiz olmak üzere toplamda 1.120.749,02 TL tutarında toplam alacağı için ilamsız takiplerde ödeme emri gönderdikleri ve aynı tarihte takip talebinde bulundukları, alacak tutarına dayanak olarak 13.06.2018 tarihli 1.114.064,63 TL cari hesap ekstresi ile 14.06.2017 tarihinde taraflar arasında imzalanmış sözleşmeye dayandırdıkları, borçlu şirketin 13.07.2017 tarihinde yetkiye, borca akdi ilişkiye, faize, faiz oranına ve takibin tüm ferilerine itiraz etmeleri neticesinde takip işleminin durdurulduğu görülmüştür.
Tarafların ticari kayıt ve defterleri, 2017-2018 yıllarına ait ticari kayıt ve defterlerin TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu ve tarafların lehlerine delil olma özelliğine sahip oldukları anlaşılmıştır.
Kaldırma ilamından sonra; dosya uyuşmazlığın açıklığa kavuşturulması bakımından bir başka bilirkişi heyetine tevdi edilerek yeni bir bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Eser sözleşmesinde yüklenicinin tüm borçlarını yerine getirmesi ve eseri eksiksiz bir şekilde iş sahibine teslim etmesi aslolandır. Ancak bu her zaman mümkün olmamakta ve eserde eksiklik bulunabilmekte ve eser eksik iş ile meydana getirilebilmektedir. Eksik işe ilişkin bir tanım mevzuatımızda bulunmamaktadır. Ancak gerek doktrinde gerekse de Yargıtay kararlarında eksik iş tanımlanmıştır. Eksik iş en yalın tanımı ile sözleşmeye yahut objektif koşullara göre eserde bulunması gereken unsurların bulunmamasıdır. Diğer bir tanımla eksik iş, yüklenicinin, sözleşmede yerine getirmeyi taahhüt ettiği unsurlardan bir veya daha fazlasının eserde bulunmamasıdır. Yargıtay ..... Hukuk Dairesi, ..... Esas, ..... Karar sayılı ve 30.06.2021 tarihli güncel kararında eksik işin tanımı “Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde tam yapılmayan iştir.” şeklinde yapmıştır.
İnşaat sözleşmesi bakımından önemli olan yüklenicinin inşaatı projeye uygun biçimde tamamlamasıdır. İnşaat sözleşmesi açısından eksik işi, inşaat projesinde belirtilen ya da sözleşmede belirtilmemiş olsa dahi olağan bir inşaatta bulunması gereken eksiklik olarak tanımlamak mümkündür. Şayet inşaatın yapımı ile ilgili yükleniciye belirli bir sınır tanınmış ise yüklenicinin alt sınıra yakın iş yapması eksiklik yahut ayıp olarak değerlendirilmemelidir. Bir dairede kapı kollarının bulunmaması, elektrik düğmelerinin eksik olması, eksik işe örnek verilebilir. Eksiklik, bağımsız bölümlerde olabileceği gibi ortak alanlarda olabilir ve bu eksiklik de eksik iştir. Yüklenicinin bağlayıcı iş değişikliklerini, ek işleri tamamlamaması da eksik iştir. Eksik işin varlığı halinde, yüklenicinin eseri iş sahibine teslim etme borcu devam etmektedir.
Belirtelim ki eser sözleşmesine konu olan ürünlerde ortaya çıkan bir arıza, bir kullanım hatasından kaynaklanabileceği gibi ayıptan da kaynaklanabilir veya ayıp olmadan da ortaya çıkabilir. Ayıp kavramı ile, malda ortaya çıkan ve alıcının o maldan tümüyle veya gerektiği gibi yararlanmasını engelleyen eksiklikler ve aksaklıklar gibi özürler ifade edilmek istenir. Yargıtay ise ayıbı şöyle tanımlamaktadır: "Eserdeki ayıp, bir malda, sözleşme ve yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Kısaca ayıp, eşyanın normal niteliğinden ayrılmasıdır." (Y.15.HD. 09.06.2018 tarih ve 6459/3801 sayılı karar)
Ayıp, sözleşmede üzerinde anlaşılan (yüklenicinin esere ilişkin olarak bildirdiği) niteliklerin veya lüzumlu niteliklerin bulunmaması şeklinde kendini gösterebilir2. Buna göre ayıp ya eserin sözleşmeyle kararlaştırılan niteliklere sahip olmaması ya da bu hususta özel bir anlaşma bulunmasa dahi, eserde dürüstlük kurallarına göre var olması gereken niteliklerin (lüzumlu vasıfların) eksikliği şeklinde ortaya çıkar3. Burada, iş sahibinin sözleşmenin muhtevasına ve dürüstlük kuralına göre “beklemekte haklı olduğu” eser esas alınmalıdır. İş sahibinin, eserin sözleşmede kararlaştırılan veya eserin değeri ya da kullanılabilirliği açısından lüzumlu olan nitelikleri taşımasını beklemeye hakkı vardır.
Genel vasıflar, eserin şekli, ölçüsü, rengi, işin görülüş tarzı gibi eseri somut olarak belirleyen vasıflardır. Özel vasıflar ise, genel vasıfları itibariyle belirlenen eseri daha yakından tanımlayan özelliklerdir. Örneğin; bir makinenin üretim kapasitesi veya köprünün taşıma kapasitesi böyledir4. Tarafların, eserin belirli bir genel veya özel vasfı hususunda anlaşıp anlaşamadıkları ya da hangi vasıflar üzerinde anlaştıkları, somut olayda sözleşmenin dürüstlük kuralı çerçevesinde yorumlanması suretiyle belirlenir. Sözleşmenin yorumunda belirleyici olan sadece sözleşmede kullanılan sözler (metin) değildir; sözleşmenin iyi niyet kurallarına göre yorumlanması, genel yaşam deneyimleri, kullanılabilirlik bakımından edimin amacı ve iş çevrelerinde hâkim olan görüşler (örf ve adetler) de sözleşmenin yorumunda belirleyici role sahiptir. (ŞAHİNİZ, s.102; ŞENOCAK, s.95; UÇAR, s.128.)
Eser, sözleşmede öngörülen genel vasıflara uygun olarak meydana getirilmiş ve fakat tekniğin kabul görmüş kurallarının öngördüğü standardın altında kalmışsa veya kullanım amacına hizmet etmiyorsa ayıplıdır. Muayene ve ihbar külfeti yönünden inceleme yapabilmek için ayıbın açık ayıp mı yoksa gizli ayıp mı olduğunun belirlenmesi önem arz eder. Yargıtay, açık ayıp ile gizli ayıp ayrımını “Açık ayıp, eserin iş sahibine teslimi anında kolaylıkla görülebilen ayıplardır. Buna karşılık gizli ayıp, eserin tesliminden sonra ve kullanımı sırasında kendini gösteren ayıp türüdür.” şeklinde tanımlamıştır6. Buradan hareketle tanım yapacak olursak açık ayıp, eserin tesliminden sonra olağan bir muayene (gözden geçirme) neticesinde ortaya çıkan, ayrıntılı bir gözden geçirmeye gerek duymadan herkes tarafından fark edilebilecek ayıptır. Eser teslim edilir edilmez, olağan muayeneye dahi gerek olmaksızın kolaylıkla varlığı fark edilen ayıplar da açık ayıp olmaktadır.
Gizli ayıp ise, sözleşmenin kurulması ya da satılanı teslim alma zamanında alıcının bilmediği ve satılan üzerinde yeterli dikkati sarf etse bile bilemeyeceği nitelik noksanlıklarının bulunmasıdır. Diğer bir ifadeyle gizli ayıplar (adî muayene ile anlaşılmayan ayıplar), tecrübeli ve dikkatli bir kişiden eklenebilecek muayeneden daha uzun bir muayene ile ortaya çıkabilecek olan veya meydana çıkmaları özel bir inceleme veya muayeneyi gerektiren ayıplardır. (Hasan ERMAN, Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi, İstanbul 2010, s.162; Özer SELİÇİ, İnşaat Sözleşmelerinde Müteahhidin Sorumluluğu, İstanbul 1978, s.125; SELİÇİ, s.143; ŞAHİNİZ, s.107; UÇAR, s.130; ACUN, s.31., YAVUZ/ACAR/ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri Özel Hükümler, 8.Baskı, İstanbul 2010, s. 105.)
Yargıtay 6. HD., 2021/280 Esas, 2021/2161 Karar sayılı ve 09.12.2021 T.’li güncel kararında ayıplı iş eksik iş ile mukayese ederek “Eser sözleşmelerinde eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırılan işlerden bir ya da birkaçının yapılmamasıdır. Ayıplı eser ise, sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan ya da olmaması gereken bazı bozukluk ve özellikler, taşıyan eserdir. Ayıplı iş ile eksik iş, karıştırmamak gerekir. Ayıplı iş yukarıda belirtildiği gibi vasıf noksanlığını ifade ettiği halde, noksan iş yapılmayan işi ifade eder.” şeklinde tanımlamıştır.
Ek işlerde Yargıtay bazı kararlarında bu bakımdan fazla inşaat, sözleşme dışı iş, sözleşme dışı fazla iş, iş artışı terimleri kullanılmıştır. Bir işin ek iş sayılması, onun hakkında ayrı bir sözleşmenin olmasına bağlı değildir. Bir işin sözleşme konusu işin kapsamına dahil olup olmamasının önemli sonuçları bulunmaktadır: Sözleşme kapsamına girmeyen bir iş ek iş olabileceği gibi farklı bir iş de olabilir: Sözleşme kapsamına girmeyen işin yapılması, o iş için sözleşmede kararlaştırılanın haricinde ücret ödenmesi sonucunu doğurabilir. Sözleşme kapsamına girmeyen işin yapılması, eserin teslim zamanına da etki edebilir. Teslim zamanına bağlı olarak, sözleşmede cezai şartın tahakkuk ettirilebileceği süre de işin kapsamıyla ilgilidir. Sözleşmenin kurulması sırasında meydana getirme borcunun kapsamında yer almayan, bir işin ifa edilmesi durumunda ek iş söz konusu olur.
Buna karşılık; Kısmen başka bir iş yapılması suretiyle ya da bazı işlerin yapılmasından vazgeçilerek veya eserin kısmen veya tamamen sözleşmede kararlaştırılandan farklı şekilde yapılarak gerçekleştirilen değişiklikler iş değişikliği olarak nitelendirilir. Sözleşme kurulurken taraflara değişiklik veya ek iş yapılması hakkı tanınabilir. Sözleşmenin kurulmasından sonra eserin meydana getirildiği sırada iş değişikliği ve ek iş yapılması kural olarak mümkün değildir. Taraf iradeleri veyahut iş değişikliği talebinde bulunulması veyahut iş değişikliği yapılması hususunda iş sahibine yetki verilmesi durumları istisnadır. İş sahibinin talebi üzerine de ek iş yapılabilir. İşin değiştirilmesi teklifi iş sahibi veya yüklenici tarafından yapılabilir. Ek sözleşme ile işin kapsamı da değiştirilebilir. Açıkça veya zımnen sözleşmede ek iş ve iş değişikliği yapılmasına imkan veren bir düzenleme bulunmayabilir. Burada bir sözleşme boşluğu söz konusudur ve bu boşluk tarafların farazi iradesine göre tamamlanmaktadır. Bu boşluk dürüst ve makul sözleşme tarafının konuyu nasıl düzenlemesi gerektiği araştırılarak doldurulur.
Eseri meydana getirme borcu kapsamında, sözleşmenin kurulması sırasında mevcut olmayan bir işin ifasına sonradan karar verilerek yapılması ek iş olarak tanımlanabilir. Sözleşmede kararlaştırılmadığı halde yapılan işler ek iş niteliği taşıyabilir. Ek iş olarak nitelendirilebilecek hallerin eksiksiz bir listesini sıralamak mümkün değildir. Muhtemel zararı önlemek için tedbir amacıyla ek iş yapılması, idari Otoritelerden Kaynaklanan sebeplerle ek iş yapılması da mümkündür.
Ancak ek iş olarak nitelendirilemeyecek haller de vardır: İş sahibinin talep edeceği ve dürüstlük kuralına göre ufak tefek sayılabilecek eklemeler yapılması ek iş olarak nitelendirilemez. Sözleşmede kararlaştırılmakla birlikte, beklenenden fazla emek ve malzeme sarfını gerektiren faaliyetler, ek iş olarak nitelendirilemez. Sözleşme kapsamında yer alan ve çeşitli sebeplerle yeniden yapılması gereken bir iş ek iş olarak nitelendirilemez. Eserin meydana getirilmesine uygulanacak yöntem sebebiyle yapılacak imalatlar ek iş olarak nitelendirilemez. Sözleşme kapsamında yer alan bir işin ek iş sayılmayacağı açıktır. Sözleşme kapsamında yer almadığı halde hukuk kurallarına aykırı olarak yapılan işler de teknik anlamda ek iş olarak kabul edilemez ve ek işin tabi olduğu sonuçlar bunlar hakkında uygulanmaz (İmar Mevzuatına Aykırılık). Sözleşme ile kararlaştırılan iş ile bütünlük arz eden işler de kural olarak işin kapsamına dahil sayılmalı ve ek iş olarak nitelendirilmemelidir. İş sahibinin bilgilendirilmesine rağmen toprak altındaki şeyin zarar görmesi durumunda, işe devam edebilmek için bunların giderilmesinden kaynaklanan masraflara kural olarak yüklenici katlanacaktır. Yüklenicinin hasarı gidermek için yaptığı işler ek iş olarak nitelendirilemez. Konusu bir arsanın üzerine inşaat yapımı olan eser sözleşmelerinde veya arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde yüklenicinin edimini ifaya başlayabilmesi için arsanın teslimi gerekir. Yüklenici eseri meydana getirirken, çeşitli şekillerde üçüncü kişilerin zarar görmesine yol açabilir. Örneğin komşu taşınmaz maliklerine zarar verilmesi böyledir. Taşınmaz inşaatlar bakımından, iş sahibine teslim gerçekleşmeden meydana gelen zararlar bakımından yüklenicinin sorumlu olduğu şüphesizdir. Yapı malikinin sorumluluğu hususları ayrıktır. Yapılan eser kaza sonucu telef olursa, iş sahibi teslim almada temerrüde düşmüş olmadıkça yüklenici yaptığı işin ücretini ve masraflarını talep edemez.
Sözleşme konusu işten tamamıyla farklı, sözleşmede öngörülmeyen bir işin yapılması durumunda yeni bir işten söz edilir. Fakat her zaman yeni işin ek iş veya iş değişikliğinden ayrılması kolay değildir. Yeni işin yapılması genellikle yeni bir sözleşmenin kurulduğu anlamını da taşır. Yeni bir iş, aynı zamanda sözleşme konusu işle farklı bir işin yapılması anlamına gelir. Yapılan işin ek iş veya iş değişikliği mi yoksa yeni bir iş mi olduğu konusunda yaşanacak tereddüdün giderilmesinde, sözleşmeyle bağlantılı veya sözleşme konusu iş ile bütünlük arz eden bir işin yapılıp yapılmadığı ayırt edici bir kıstas olarak kullanılmalıdır.
Maliyet artışına sebep olan bir işin yapılması, genellikle yapılan işin sözleşme kapsamında mı sayılacağı, yoksa bir ek iş veya iş değişikliği olarak mı nitelendirileceği sorusunu da beraberinde getirmektedir. Ücrete etkisi sebebiyle, iş sahibi böyle bir işin sözleşme kapsamında yer aldığını, yüklenici ise sözleşme kapsamında yer almadığını iddia edecektir. Özellikle anahtar teslimi götürü ücretin kararlaştırıldığı sözleşmelerde iş sahibi, bir taraftan maliyet artışına katlanmak istemeyecek, diğer taraftan da eserin işin niteliğine uygun biçimde meydana getirilmesini arzu edecektir. Buna karşılık yüklenici de, başlangıçta hesap etmediği bir kalemin maliyetine katlanma istemeyecek bu maliyeti iş sahibine yansıtmayı düşünecektir. Konu hakkındaki bir görüşe göre ispat yükü, işin sözleşme kapsamına dahil olmadığını iddia eden yükleniciye aittir. Doktrinde, şüphe halinde yüklenici lehine yorum yapılarak ek işin bedelinin ödenmesi gerektiğini kabul edilmektedir.
Sonuç olarak işin niteliği gereği lüzumlu olan veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların bulunmaması biçiminde ortaya çıkan noksanlık ve aksaklıklar ayıp olarak nitelendirilir. Ayıbın giderilmesi için ilave emek ve masraflar yapılması gerekir. İşte yüklenicinin sarf edeceği bu emek ve masrafın ek işten ayırt edilmesi gerekmektedir. Ayıbı üstlenme borcu, yüklenicinin eseri teslim borcunun tamamlayıcısıdır. Ek iş sözleşmenin gereği gibi ifası dışında kalan hususlara ilişkin olduğu halde, ayıbın giderilmesi sözleşmenin gereği gibi ifasına yöneliktir ve yerine getirildiği takdirde gereği gibi ifadan söz edilebilir. Ayıbın giderilmesi için yapılacak masraf ek iş olarak nitelendirilemez. Ayıplı malzemenin kullanılması yüzünden serin bir kısmını veya tamamını yeniden meydana getirmek zorunda kalan yüklenici ek iş yaptığını ileri süremez.
Ek iş ve iş değişikliği yapılması, tarafların sözleşmeden doğan bütün borçlarına etki edebilir. Fakat ek iş veya iş değişikliği yapılması özellikle iş sahibinin ücret ödeme borcun, yüklenicinin eseri teslim zamanına ve buna bağlı olarak sözleşmede kararlaştırılan cezai şarta doğrudan doğruya etki eder.
Sözleşmece kararlaştırılan ücretin kapsamı dışında iş yapılması, ücret türü üzerinde etkiye sahip değildir. Örneğin sözleşmede götürü ücret kararlaştırılmışsa, ek işin yapılmış olması, götürü ücretin niteliğini değiştirmez. Fakat bu, ek işin ücretinin talep edilemeyeceği anlamına da gelmez. Ek iş veya iş değişikliği yapıldığı takdirde kural olarak kararlaştırılan ücret türünden bağımsız olarak yüklenici ek ücrete hak kazanır. Ek işin yapılması sebebiyle başlangıçta öngörülen ücreti aşan masraflar yapılabilir. Bu ilave masraflar, çeşitli maliyet unsurlarından kaynaklanabilir: malzeme kullanımının artması, idari masrafların çoğalması, personele yapılan ödemelerin daha uzun bir zamana yayılması, araçların daha uzun süre kullanılması, hazırlık çalışmalarının uzaması sebebiyle ortaya çıkacak masraflar örnek gösterilebilir.
Yüklenicinin yaptığı her türlü fazla masraf teknik anlamda ek iş veya iş değişikliği olarak nitelendirilemez ve iş sahibinden de talep edilemez. Örneğin maliyet unsurlarının yanlış hesaplanması, malzeme ve personel giderlerinin artması, projelerin hatalı yapılması, işin yürütülmesi sırasında yanlışlıklar yapılması, yüklenicinin kendisinin temerrüde düşmesi, ayıplı ifada bulunulması gibi hallerde de fazla masraf yapılabilir, fakat bunlar ek iş niteliğinde olmadığı için iş sahibinin ücret ödeme borcuna etki etmez.
Ek iş ve iş değişikliği yapılmasının en tipik ektisi, sözleşme süresinde kendisini gösterir. Teslim borcunun gerçekleşmiş sayılması için eserin tamamlanması ve iş sahibine arz edilmesi gerekir. Taraflar ek iş yapılması konusunda anlaşırlarsa, eserin sözleşmede ilk olarak kararlaştırıldığı şekilde değil, ek işi de içerecek şekilde tamamlanarak teslim edilmesi gerekir. Eser sözleşmesinde önemli olan, kural olarak eserin teslim edileceği zamandır. Eserin teslim edileceği zaman aynı zamanda teslim borcunun muaccel olacağı anı ifade eder.
Taraflar arasında anlaşma bulunmasa bile, ek iş veya iş değişikliği yapılması, teslim süresinin de, genellikle kendiliğinden uzamasına yol açar. Teslim süresine etki eden müdahalelerin de ücrete etki edeceği söylenebilir.
Yargıtay kararlarında, yüklenici tarafından iş sahibinin isteği doğrultusunda yapılan ek işlerin teslim süresine etkisinin ne olacağını, başka bir ifadeyle söz konusu işlerin teslim süresini kaç gün uzattığının hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. Konunun tipik uygulama hallerinden bir tanesi, inşaat özleşmelerinde proje değişikliği yapılarak ilave kat veya bağımsız bölüm inşa edilmesidir. Bu gibi hallerde yükleniciye ne kadar ek süre tanınması gerektiğinin tespiti ve teslim borcunun ifa zamanının belirlenmesi gerekir. Ek iş yapılmakla birlikte eksik bırakılan işler de varsa, sürenin hesabında her ikisi de birlikte ele alınmalıdır. Söz konusu kararlarda Yargıtay’ın a ek iş veya iş değişikliği yapılan hallerde, sözleşmede kararlaştırılan vadede yüklenicinin temerrüde düşmeyeceği dolaylı olarak kabul edilmektedir.
Ek iş veya iş değişikliği yapılması gereken taraflar teslim süresinin uzatılmayacağı konusunda anlaşabilir. Anlaşma açık veya örtülü yapılabilir.
Ek iş veya iş değişikliğinin kime isnat edilebilen eylemlerden kaynaklandığının tespiti de yol gösterici olabilir. Gerçekten yükleniciye isnat edilebilen sebeplerle teslimde gecikmeye sebebiyet veren yüklenici sürenin ertelenmesini talep edemez. Ek iş veya iş değişikliği yapılmasının yasaklanması halinde yüklenici ek süre talep edemeyecektir, teslim süresi içerisinde eseri tamamlayıp teslim etmekle yükümlüdür. Doktrinde de kabul edildiği üzere herhangi bir kusuru olmaksızın yaptığı ek iş veya iş değişikliği sebebiyle yüklenici teslim süresinin ertelenmesini talep edebilir. İşin kapsamının genişlemesinin işin süresini uzatacağı Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir. Kusur bulunup bulunmadığının araştırılması yerine isnat edilebilme kavramını ön plana çıkartılmalıdır.
Cezai şart konusuna geldiğimizde ise, cezai şart asıl borca bağlı fer’i bir haktır. Cezai şart, sözleşme konusu edimin ifa edilmemesi veya kararlaştırılan zamanda ve yerde ifa edilmemesi durumunda, borçlunun alacaklıya ödemeyi vaadettiği ekonomik değeri haiz edimdir. Taraflarca cezai şart, seçimlik ceza, ifaya eklenen ceza ve niteliği biraz daha farklı olan dönme cezası olarak kararlaştırılabilir. Cezai şart talep edebilmek için alacaklının zarara uğraması şart değildir. Doktrindeki baskın görüşe göre cezai şart talep etmek için borçlunun kusuru şarttır.
Ek iş veya iş değişikliği sebebiyle yüklenici, daha geç bir tarihte eseri teslim borcunu ifada haklı ise temerrüde düşmeyecektir. Yükleniciye eseri teslim etmesi için işin niteliğine uygun ilave süre tanınacağı için, tanınan bu süre boyunca yüklenici aleyhine cezai şart da tahakkuk etmeyecektir. İnşaat sözleşmelerinde, teslimdeki gecikmeye bağlı olarak kira kaybı denmesi kararlaştırılmaktadır. Ek iş yapılması halinde bu işin yapılacağı süre de dikkate alınarak kira tazminatına hükmedilebilir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, celp edilen bilgi ve belgeler, tespit raporları, icra dosyası, taraflar arasında imzalanan sözleşme örneği, ihtarnameler, fatura suretleri, yerinde inceleme sonucu alınan bilirkişi kök ve ek raporu ile kaldırma kararı sonrası aldırılan bilirkişi raporu ile, tüm dosya kapsamına binaen;
Somut olayda; Taraflar arasında 14.06.2017 tarihli Taşeronluk Sözleşmesiyle,
davacı/yüklenicinin (taşeronun), davalı/işverenin taahhüdünde olan işlerin bir kısmını yapmayı
üstlendiği, taraflar arasında bu sözleşmeye dayalı “akdi ilişki” ve “cari hesap (açık hesap) ilişkisi”
kurulduğu hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasında imzalanan 14.06.2017 tarihli sözleşmede davalı Arel ...... Mim. İns. Kayn. İnş. Tem. Turz. San ve Tic. Ltd. Şti’nin işveren, davacı ..... Grup Yapı İnşaat Taah. Kimya San. ve Tic. Ltd. Şti’nin ise yüklenici olduğu, sözleşme türünün teklif birim fiyat usulü olarak hazırlandığı, net metrajların kesin hakedişle belirleneceği, ara hakedişlerin ödemelerin iş kabulü anlamı taşımadığı, birim fiyatların sabit olduğu, bu bakımdan taşeronun iş kalemlerine ilişkin olarak fiyat farkı talep edemeyeceği, keşif sırasında fiyat tespiti olmayan iş kalemlerine ilişkin olarak resmi kurum (Çevre ve Şehircilik Bakanlığı) birim fiyatlarının kullanılacağı, hakedişlerde %5’lik teminat kesintisi yapılacağı, davacı yüklenicinin iş teslimi ile ilgili olarak şap atılması işlerini 05.07.2017, alçıpan bölme duvar işlerini 10.07.2017 tarihinde ve saten alçı ve boya işlerini 20.07.2017 tarihinde teslim etmeyi taahhüt ettiği, gecikilecek her gün için sözleşme bedelinin on binde altısı (0,0006) kadar gecikme cezası işletileceği, sözleşmenin 18.05, 18.06. ve 18.07. maddelerinde özetle maddesinde eksik/ayıplı işlerin yükleniciye bildirilmesi durumunda söz konusu işin bilâ bedel yeniden yapılacağı, yaptırılmadığı takdirde 3. Kişilere yaptırılabileceği, yaptırma bedelinin bir sonraki hakedişten kesileceği, bedelin karşılamaması durumunda kesin teminat tutarından kesileceği, 17.02. maddesinde fenni mesuliyetin yükleniciye ait olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
Sözleşmedeki birim fiyatların ise alçıpan duvar işleri için 44,00 TL/m² ve 10.000 m² olmak üzere toplam 440.000,00 TL, saten alçı ve boya işleri için 7,50 TL/m² ve 26.000 m² olmak üzere toplam 195.000,00 TL, şap atılması işi için 10,00 TL/m² ve 16.000 m² olmak üzere toplam 160.000,00 TL, iç duvarlarda makine ile alçı sıva yapılması işi için 10,00 TL/m² ve 11.000 m² olmak üzere toplam 110.000,00 TL olmak üzere toplam yaklaşık maliyetin 905.000 TL olacağının da belirtildiği görülmüştür.
Taraflar arasında imzalanan 14.06.2017 imza tarihli sözleşmenin 15. Maddesi yukarıda açık bir şekilde yazılmış olup söz konusu maddedeki gecikme cezası hükümlerinin mevcut sözleşme kapsamında değerlendirildiği görülmektedir. Dava dosyasındaki belgeler üzerinde yapılan tespitlere göre iş tesliminin 15.06.2017 tarihinde yapıldığı, iş tesliminin ise sözleşmenin 11.1 maddesi gereği 20.07.2017 olduğu görülmektedir.
Görülen davada ilave işler nedeni ile davacı tarafa herhangi bir süre uzatımı verilmediği ve bu hususa ilişkin olarak taraflar arasında herhangi bir mutabakatın da sağlanmadığı tespit edilmiştir. Yapılan değerlendirmede, ilave iş kalemlerinin mevcut sözleşmedeki iş akışını değiştireceği, işin tamamlanma süresini doğrudan etkileyeceği kanaati oluştuğundan bu durumun yapım işleri genel şartnamesine ve sözleşme yönetimine uygun olmadığı, dosyadaki ilave iş artışına göre yeni bir iş programının ve belirlenen yeni iş programına uygun bir teslim tarihini belirlenmesi gerektiği, varsa ceza bedelinin yeni iş teslim tarihi ile işin teslim edildiği tarihler arasında uygulanması gerektiği değerlendirilmiştir.
İşin bitirilmesine müteakip olarak taraflar arasında bir kabul tutanağı (geçici kabul) tespit edilemediğinden işin teslim tarihi tespit edilememiştir.
Davalı tarafın 31.08.2018 tarihli dilekçesi ekinde davacının dava konusu işi 284 gün geç teslim ettiği belirtildiğinden davalı tarafından teslim tarihinin 30.04.2018 olduğu iddia edilmiş olup dosyada yapılan incelemede 6 numaralı hakdeşi tarihinin ise 26.04.2018 olduğu tespit edilmiştir.
Davalı tarafından sözleşmede bulunmamasına rağmen yapılan sözleşme dışı iş kalemlerine ilişkin olarak birim fiyatların nasıl ve hangi yöntemlerle tespit edildiğine ilişkin olarak herhangi bir YFZ (yeni fiyat zaptı) analizi ve teknik şartname bulunmadığı, taraf beyanlarında hakedişlerde kullanılan birim fiyatlara ve iş miktarlarına ilişkin bir itirazın da bulunmadığı, sözleşme dışı fiyat tespitlerinin taraflar arasında maktuen yapıldığı ve tespit edilen fiyatlar ve imalat miktarları konusunda tarafların mutabık kaldıkları kanaati oluştuğu, taraflar arasında 14.06.2017 tarihinde imzalanan sözleşme bedelinin yaklaşık olarak %250 oranında artmış olması, artış kalemlerinin ilk sözleşme kalemleri ile ilişkili olması ve işin süresini doğrudan etkileyeceği, söz konusu artışa istinaden yeni iş programının yapılmamış olunması, yeni iş programına bağlı olarak yeni teslim tarihinin belirlenmemiş olması, bununla birlikte işin ne zaman tamamlandığını gösteren bir geçici kabul tutanağının tanzim edilmemiş olunması nedenleri ile davalı tarafından ilk sözleşmedeki koşullar üzerinden gecikme cezası hesaplanmasının ve yapılan hesaplamaya göre davacı taraftan kesinti yapmasının uygun olmadığı anlaşılmakla; davanın reddine, kötü niyet tazminatı taleplerinin davacının davasını ispatlayamadığından ayrıca reddine karar verilmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
-Kötü niyet tazminat taleplerinin ispatlanamadığından reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harç peşin alınan 15.430,90 TL harcın mahsubu ile fazla 14.698,90 TL harcın hükmün kesinleşmesine müteakip istem halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 174.112,35 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine,
Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere hazır olan tarafların yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/05/2026
Başkan .....
e-imzalıdır
Üye .....
e-imzalıdır
Üye .....
e-imzalıdır
Katip .....
e-imzalıdır