İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinden, cari hesap alacağına dayalı ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali davasına dair istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf incelemesi, bir alacaklının cari hesap ekstresine dayanarak başlattığı icra takibine borçlunun itiraz etmesi üzerine açılan ve ilk derece mahkemesince davacı lehine kabul edilen itirazın iptali davasıyla ilgilidir; davacı vekili, davalının haksız itirazının kaldırılmasını ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ederken, davalı vekili ise müvekkili ile davacı arasında hiçbir ticari ilişki ve borç bulunmadığını, takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatı ödenmesini istemiştir; dosyadaki mali müşavir bilirkişi raporu, davacının defterlerinin yasalara uygun olduğunu ve faturaların kaydedildiğini belirtmekle birlikte, davacı şirket ile dava dışı bir üçüncü taraf arasında ticari ilişki olmadığını tespit etmiştir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİESAS NO : 2023/99 KARAR NO : 2026/1055T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 17/11/2022NUMARASI : 2022/292 Esas 2022/942 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 22/04/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 22/04/2026Muğla 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/292 Esas ve 2022/942 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı şirket tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı aleyhine Söke İcra Dairesi’nin 2020/2204 Sayılı takip dosyası ile icra takibine girişildiğini, davalı borçlunun gönderilen 7 örnek ödeme emrine istinaden usul ve yasaya aykırı olarak yetkiye, borca, faize ve ferilerine itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, davalı yanın yetki itirazı üzerine dosyanın Yatağan İcra Müdürlüğüne gönderildiğini, 2021/1219 Esas numarasını alarak davalı borçlu yana ödeme emri gönderildiğini, davalı borçlunun tekrar borca ve ferilerine itiraz ederek takibin durduğunu, 08/12/2020 tarihli anlaşma sağlanamadığını gösterir arabuluculuk son tutanağın düzenlendiğini, davalı –borçlu yanın her ne kadar alacaklı müvekkiline karşı herhangi bir borcu olmadığını iddia etmiş ise de bu iddiasına dayanak olarak bir belge sunmadığı gibi itirazında haklı olduğunu ispatlar başkaca hiçbir açıklama yapmadığını, taraflar arasındaki alacak-borç (satım) ilişkisini gösteren “Cari hesap ekstresi” icra dosyasına sunulduğunu, davalı şirketin cari hesap ekstresi ile sabit olan edimi yerine getirmeyerek müvekkiline ödeme yapmaması nedeni ile takip başlatıldığını, itirazının haksız olduğunu, davalı borçlunun itirazının haksızlığına karar verilerek % 20’den aşağı olmamak kaydı ile İcra İnkar Tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Borçlu olduklarını iddia eden taraf olan davacının borcu ispat etmesi gerektiğini, haksız ve kötü niyetli olarak taraflarına yönelik borçlu olmadıklarını ispat edemediklerinin yasa karşısında dinlenebilir olmadığını, davacı taraf ile bugüne kadar hiçbir tanışmalarının ve hukuki ilişkilerinin bulunmadığını, haksız ve kötü niyetli olarak açılan davanın reddi gerektiğini, ödeme emrine ek olarak sunulan 07/09/2020 tarihli cari hesap ekstresindeki faturalara dayanak icra takibi başlatıldığını alacaklı ile herhangi bir hizmet ilişkisinin alacağa sebebiyet hukuki ilişkinin bulunmadığını, teslim alan kişinin kendileri olmayıp fatura da imzalarının bulunmadığını, alacaklıyı tanımadıklarını, muvafakat verilmiş aralarında herhangi bir cari hesap ekstresinin de olmadığını, takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu, 14/05/2020 tarihli sözleşme ile taraflarının kazandığı ihalenin ....'a devredildiğini, ancak.... ile aralarında yaşanan problemler nedeni ile sözleşmenin feshedildiğini, ....'ın azledildiğini, ..... tarafından herhangi bir borçlanmanın söz konusunun ise de .... tarafından yapılan borçların hiçbirini kabul etmediklerini, ....'ın Belediyeden aldığı temliki gösterir delilleri de sunduklarını, taraflarınca düzenlenmiş borcun ispatına yönelik hiçbir belge ve dayanak olmaksızın tanımadıkları şirket tarafından haklarında başlatılan takibin gerçeğe yasa ve usule aykırı olduğunu, borcun tamamına faize ve ferilerine itiraz ettiklerini, tüm bu nedenlerle itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Yatağan İcra Dairesinin 2021/1219 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının ..... Şirketi , borçlusunun ...Şirketi olduğu, toplam 48.117,13 TL alacağa ilişkin ilamsız takip yapıldığı, borçlunun borca itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Mahkememiz dosyası davacı şirketin 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin ticari defter, kayıt ve belgelerinin incelenerek rapor tanzimi için Aydın Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazıldığı, Mali Müşavir bilirkişi .... 19/09/2022 tarihli raporunda özetle: "...2020 yılı envanter defterini 213 sayılı VUK’un 220.maddesi, 6102 sayılı TTK’nın ilgili 64.maddesine hükmüne göre açılış tasdiklerini yaptırdığı buna istinaden 2020 yılı yasal defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliği taşıdığını, davaya konu faturaların davacının yasal defterlerinde tek düzen muhasebe sistemine uygun olarak kaydedildiğini, davacı şirket defterlerine göre davacı şirket ile dava dışı .... arasında ticari ilişki bulunmadığını, davacı şirketin davalı..... Şti.’ne kesmiş olduğu davaya konu faturalardan kaynaklı borç için davalı tarafın takip tarihi olan 02.12.2021 tarihi itibariyle temerrüde düştüğünü, davalı ..... Şti.’nin takip tarihi olan 02.12.2021 tarihi itibariyle davacı .... Şti.’ne 48.117,13.-TL borcu olduğunu" belirtir şekilde rapor tanzim etmiştir.Mahkememiz dosyası davalı şirketin 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin ticari defter, kayıt ve belgelerinin incelenerek rapor tanzimi için Mali Müşavir bilirkişiye teslim edilmiş, Mali Müşavir bilirkişi .... tarihli raporunda özetle: ".. davalının Ticari Defterlerini usule uygun olartak açılış ve kapanış tasdikini yaptırdığını, kayıtların usule uygun olarak işlendiğini, davalının defterlerinde dava konusu edilen tüm faturaların ticari defterlerine işlediğini, ancak herhangi bir ödeme belgesine rastlanılmadığını, 16.05.2020 tarih itibariyle Davacı .... Şirketin e 48.117,13 TL BORÇLU göründüğünü 31.12.2020 tarihli Kapanış kaydında aynı tutarda BORÇLU olarak 2021 yılına devrettiğini ve tataflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak davalının davacı şirkete 16.05.2020 tarihi itibatiyle defter kayıtları itibariyle 48.117,13 TL borçlu olduğunu" belirtir şekilde rapor tanzim etmiştir.Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.Tüm dosya kapsamına göre; Her ne kadar davalı dava konusu edilen borca itiraz etmiş ise de, davalının söz konusu faturaya karşı, iade, kusur vb. nedenlerle herhangi bir iptal veya iade talebinde bulunmadığı gibi fatura bedelini ödediğine ilişkin geçerli bir belgeyi de dosyamıza sunmadığı, her iki şirketin defterlerinde yapılan inceleme sonucunda, dava konusu edilen faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı şirketin defterlerinin incelenmesinde herhangi bir ödeme belgesine rastlanılmadığı, davalı şirketin 16.05.2020 tarihi itibariyle muhasebe kayıtlarında, davacı .... Şirketine 48.117,13 TL borçlu göründüğü ve 31.12.2020 tarihli Kapanış kaydında da aynı tutarda borçlu olarak 2021 yılına borcun devir ettiği anlaşılmıştır. Buna göre taraflar arasındaki ticari ilişkisi neticesinde davalının davacıya ödenmemiş 48.117,13 TL borcunun bulunduğu tüm dosya kapsamına göre sabit olduğu..." gerekçesi ile, davalının Yatağan İcra Dairesi'nin 2021/1219 takip sayılı dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ İLE, takibin 48.117,13-TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, icra inkar tazminatı şartları oluşmadığından talebin reddine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı şirket tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı şirket istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı ile alacağa sebebiyet verecek hukuki ilişkinin bulunmadığını, takibin haksız ve kötüniyetli olduğunu, 04/05/2020 tarihli sözleşme ile kendisinin kazandığı ihalenin .....'a devredildiğini ancak .... ile aralarında yaşanan problemler nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini ve .....'ın azledildiğini, dava dışı .... tarafından herhangi bir borçlanma söz konusu ise de .... tarafından yapılan borçların hiçbirini kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ispat yükü başlıklı 190. maddesinde; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklinde düzenleme getirilmiştir.Aynı Kanun’nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. Maddesi; " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” şeklindedir. Türk Ticaret Kanunu’nda faturanın tanımı yapılmamıştır. Vergi Usul Kanunu'nun 229. maddesinde yer alan tanımlama ise; "Fatura satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır” şeklindedir. Bu durumda fatura; “ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari bir belge niteliğindedir.” şeklinde tanımlanabilir.TTK'nın 21. maddesinde faturaya ilişkin "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura düzenlemesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğudur. Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili olmayıp, taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge sayılacaktır. Anılan madde hükmü ile, faturanın özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi yukarıda ayrıntısı açıklanan yasa hükmünden kaynaklı karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin alınan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmesinin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gereklidir. Maddede yer alan karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir.Fatura sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususlara ilişkin delil olabilir. Sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olmayıp, ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların sonradan faturaya konulması durumundaki buna muhatabınca itiraz edilmese dahi bu kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğinden kabul edilmesi, düzenlemenin şekline olduğu kadar amacına da aykırı düşecektir. Sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemesi akdi ilişkinin varlığının kanıtı değildir. Bu nedenle akdi ilişkinin inkârı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını ve faturaya konu malların teslim edildiğini hizmetin verildiğini kanıtlaması gerekir.Yukarıdaki açıklamalar ışığında, dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle takibe dayanak davacı tarafından kesilen faturanın davalı ticari defterinde kayıtlı olmasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davalı tarafından ödeme yapıldığının veya borçtan sorumlu olmayacağının kesin delillerle ispatlanamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı şirketin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/11/2022 tarih ve 2022/292 Esas 2022/942 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı şirketin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 3.286,88.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 821,72.TL harcın mahsubu ile bakiye 2.465,16.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 22/04/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.