Konya Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, kıymetli evraktan kaynaklanan menfi tespit davasında davacıların borçlu olmadığının tespiti ve icra takibinin durdurulması taleplerini içeren gerekçeli karar.
Özet: Davacılar tarafından kıymetli evraktan kaynaklanan menfi tespit davasında, uzun süreli ticari ilişkileri süresince davalıdan aldıkları mallara karşılık ödeme yapmalarına rağmen eski senetlerinin iade edilmediğini, davalının fatura kesmemesi nedeniyle mali zorluk yaşadıklarını, malları iade etmelerine rağmen davalının eski senetleri iade vaadiyle yeni bir senet alıp bu senede dayanarak icra takibi başlattığını ileri sürerek borçlu olmadıklarının tespitini ve icra takibinin iptalini talep etmişler; yapılan yargılamada dinlenen tanıklar taraflar arasındaki ticari ilişkiyi, senet imzalamalarını ve mal iadelerini teyit etmekle birlikte, davacıların iddia ettiği gibi belirli bir senedin aldatıcı şekilde alındığını veya baskı uygulandığını kesin olarak doğrulayamamışlardır.

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA"
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO:
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACILAR : 1- ... - TC.NO:...
2- ... - TC.NO:...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... - TC.NO:...
VEKİLİ :
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davacıların yaklaşık 2 yıl boyunca davalıdan mal aldıklarını, bu süreçte ödeme yapmalarına rağmen davalının güvene dayalı olarak eski senetleri iade etmediğini, davalının sattığı mallarında faturası kesmediğini, bu durumda davacıların maliye karşısında zor duruma düştüklerini ve davacıların malların faturasını isteyince taraflar arasında anlaşmazlık çıktığını, bu sebeple davacıların ellerindeki malları iade etmek istediklerini, ancak davalının iade edilen malları geri aldıktan sonra babasına göstermek ve sonunda eski senetleri iade etmek üzere davacılardan yeni bir senet aldığını, ancak bu senedi de iade etmediğini ve bu senede dayalı olarak Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından takip başlatıldığını, davacılar ile yapılan görüşmelerde bu durumu kabul eden davalının sonrasında senede dayalı alacağının olduğunu iddia ettiğini, söz konusu senede ilişkin Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, arabuluculuk aşamasında da anlaşma sağlanamadığını, izah olunan nedenlerle haklı davalarının kabulüyle davacıların borcunun bulunmadığının tespitine ve icra takibin iptaline ile durdurulmasını, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, kötüniyetle dava açmamıza neden olan davalının tarafımıza ödenen vekalet ücretini, hükmedilecek vekalet ücretini ve yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Selçuklu İlçe Emniyet Müdürlüğünün, Konya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün ve Konya Cumhuriyet Başsavcılığının cevabi yazılara ile Konya . İcra Dairesi tarafından gönderilen senet aslı dosyamız arasına alınmış ve incelenmiştir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış olup, taraflara duruşma gün ve saatini bildirir davetiye çıkartılmıştır.
Mahkememizin 26/02/2026 celsesinde TANIK ... "Daha öncesinde ben davalının yanında çalışıyordum, davacılarda müşterimizdi. Taraflar arasında mal alım satım ticareti vardı, senet imzalanırken de ben oradaydım, hiç bir şekilde zorlama olmadı. Davacılar malı alınca senedi imzalıyorlardı, sonrasında ödemeyi yapınca senetlerini iade alıyorlardı. Her hangi bir tehdit, hile ve zorla ben görmedim, olmadı da öyle bir şey. Ben davalının yanında bir yıl çalıştım, bir yıllık süreç içerisinde tam bilemiyorum ama 3-4 kez ticaretleri oldu. Muhasebeye ben bakmadığım için bu ticaretlere ilişkin fatura kesilip kesilmediğini ben bilmiyorum. Ben tarafların arasındaki ticaretin ayrıntılarını bilmiyorum, dava konusu 200.000 TL lik senedin de benim gördüğüm senetlere ilişkin mi bilmiyorum, ama benim gördüğüm senet imzalamalarında her hangi bir baskı ve zorlama yoktu, baba oğulda birlikte geliyorlardı. Ben 200.000 TL lik senet alım sırasında başka senetler iade edildi mi bilemiyorum. Malların iadesi için ben Beyşehir'e gitmedim ancak davacı tarafın malları iade etmek istediğini ve davalının da Beyşehire gidip malları iade aldığını biliyorum. O mallara ilişkin bedellerde borçtan düşüldü. Ben muhasebeci olmadığım için taraflar arasındaki ticarette bir hesaplama yapıldı mı onu bilmiyorum. Mal iadesinde ben olmadığım için teslim alınan tüm mallar mı iade edildi bilmiyorum. Beyanı okundu, imzası alındı." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin 23/10/2025 tarihli celsesinde TANIK ... "Davalının yanında çalışırım, davacılar da müşterim olduğu için giderim. Davacılar ile davalı arasında ticari ilişki vardı. Taraflar arasında mal ticareti, para ticareti de vardı. Taraflar arasında birçok senet düzenlenmiştir. Bu senetler düzenlenirken ben de oradaydım, davacılar bu senetlerin hepsini de gönül rızasıyla imzalamışlardır. Davalının herhangi bir zorlamasını görmedim, duymadım. Davalının bu senedi imzalayın yoksa senetlerinizi vermem, benim babam ile görüşmem gerek babam tamam derse bu senetleri o zaman veririm, icraya koymam diye bir söylemini ben duymadım. Ben davacılardan davalının fazladan para tahsili yaptıklarını bilmiyorum. Davacılardan iade edilen mallar oldu. Biz bu malları Beyşehire gidip dükkanlarından alıp kendi dükkanımıza getirdik. O gün için davacılardan bir senet alındı mı hatırlamıyorum, eski senetleri de ödendiyse verilmiştir, onu da tam hatırlamıyorum. Senetler bankada bulunduğu için eğer bankadan ödeme yaptıysa bankadan senetleri direkt alıyorlardı bize ödeme yaptılarsa biz de senetlerini veriyorduk her hafta mal aldıkları için ödeme yaptıklarında senetler veriliyordu. Biz Beyşehirden malları aldıktan sonra davacı ile ticaretimizi bitirmeyi düşünmüyorduk onlar mallarınızı alın dedikleri için biz gidip mallarını aldık, borçlarından da düştük. Beyşehirden malları aldıktan sonra taraflar arasındaki ticaret bitti, davacıların da hala borçları bulunmaktaydı." beyanda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİLİMESİ VE GEREKÇE:
Dava, kambiyo senedine dayalı yapılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı maddesi).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu, ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Kambiyo senedi olan bonoya dayalı açılan menfi tespit davaları bakımından bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senet olduğundan kural olarak bu menfi tespit davasında ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (6100 sayılı Kanun m. 191/1, 4721 sayılı Kanun m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.
Bonoda yazılı bulunan bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususu da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi hâlinde ispat yükü borçlu üzerindedir. Diğer bir ifade ile bu durumda ispat yükü yer değiştirmez. 6100 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin 2. fıkrası ve 4721 sayılı Kanun’un 6 ncı maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir.
Somut olaya gelince; davacılar dava dilekçesinde davalı ile ticaret yaptığını aralarında bir çok kez bono düzenlendiğini, bu bonoların bedellerinin ödendiği, davalının ödenen bonoların iadesi için davacılara ulaşarak tehdit ile senet aldığını ve senede dayanarak icra takibine giriştiğini iddia etmiş, davalı taraf ise, dava konusu bononun taraflar arasında gerçekleşen ticari ilişki nedeniyle düzenlendiğini savunmuştur. Her ne kadar bono üzerinde ihdas nedeni olarak '' nakden'' şeklinde düzenlenmiş ise de davalı da bononun düzenlenme nedenini talil etmiş, mal karşılığı düzenlendiğini iddia etmiştir. Bu durumda, dava konusu bono hem borçlu hem de alacaklı tarafından düzenlenme nedeni talil edildiğinden yukarıda açıklanan gerekçelerle ispat yükünün davacı borçluya ait olduğu kanaatine ulaşılmıştır. (Yargıtay . Hukuk Dairesinin ... E. ... K. Sayılı ilamı)
Bu kapsamda davacı tanıkları dinlenmiş ancak dinlenen tanık beyanlarının soyut olduğu bizzat senedin düzenlendiği anı görmedikleri bononun tehdit sonucu düzenlendiğine ilişkin görgüye dayalı bir bilgileri olmadığı anlaşıldığından ayrıca davacı vekili yemin deliline dayanmış ise de, bedelsiz senet veya kötü niyetli iktisap iddiaları taraf yemini deliliyle ispata elverişli olmadığından yemin delili hatırlatılmasına lüzum görülmemiş ve ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının Davasının REDDİNE
2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE
3-Peşin olarak alınan 3.445,87 TL harcın, alınması gereken 732 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.713,87 TL fazla harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara İADESİNE,
4-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.200 TL. yargılama giderinin, davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
5-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerine BIRAKILMASINA,
6-Davalı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden , A.A.Ü.T'ne göre tayin ve taktir olunan 45.000 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Davacılar tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının HMK 333.maddesine göre karar kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE,
Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/03/2026
Katip ... Hakim ...