İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin feshedilen sözleşme sonrası teminat mektubunun iadesi talepli davadaki istinaf kararı.
Özet: Davacı taraf, akaryakıt alım sözleşmesi kapsamında davalıya verilen kesin teminat mektubunun, ticari ilişkinin sona ermesine ve davalının mektubu dava dışı bir iştirakin borçları için kullanma iddiasına rağmen iade edilmemesi üzerine iptalini ve kendisine teslimini talep etmiş; davalı ise teminatın üçüncü taraf borçlarını da kapsadığını ve feshin geçerli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir; yerel mahkemenin "karar verilmesine yer olmadığına" dair hükmü ise her iki tarafça istinaf edilmiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/94
KARAR NO : 2026/1053
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/09/2022
NUMARASI : 2019/255 Esas 2022/757 Karar
DAVA : TEMİNAT MEKTUBUNUN İADESİ
KARAR TARİHİ : 22/04/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 22/04/2026
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/255 Esas ve 2022/757 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili, dava dilekçesi ve duruşmalarda özetle;Davalı... .. Şti. ile müvekkili arasında 05.05.2015 tarihli ve "Automatic Sistem Müşteri Sözleşmesi" başlıklı sözleşme yapıldığını, sözleşme kapsamında servis taşımacılığı işi yapan davacı müvekkilin, davalıdan akaryakıt alımına ilişkin şartlar düzenlendiğini, müvekkilinin sözleşme kapsamındaki borçlarının teminatı olarak da davalı şirkete ....Bankası A.Ş.'na ait 28.11.2016 tarih ve TMDZ16-127.... nolu 150.000,00-TL meblağlı "Kesin Teminat Mektubu" verdiğini, müvekkilin 2018 yılı başından itibaren davalı şirketten akaryakıt alımına son verdiğini, daha sonra ise tarafların 24.05.2019 tarihli Fesih Protokolüyle de karşılıklı olarak aralarındaki sözleşmeyi sonlandırdıklarını ve birbirlerinden hak ve alacakları olmadığı yönünde ibralaştıklarını, müvekkil ile davalı şirket arasındaki sözleşme ve ticaret sonlanmış olmasına, davacının davalıya herhangi bir borcu kalmamış olmasına rağmen, davalı şirket davacı müvekkilin sözleşme kapsamındaki borçlarının teminatı olarak davalı şirkete verdiği teminat mektubunu, tüm ihtarnamelere karşı iade etmediğini, kesin nitelikteki şartsız nakte çevrilmeye müsait olan teminat mektubunun davacının dava dışı .... AŞ'ye olan ödeme günü gelmemiş borçlarını sebep göstererek hukuka aykırı şekilde elinde tuttuğu ve süresinin bitiminden önce 05/07/2019 tarihine kadar süresini uzattığını belirterek, davalının elinde bulunan ....AŞ'nin 28/11/2016 tarih ve TMDZ16-127... nolu 150.000,00 TL meblağlı işbu kesin teminat mektubunun paraya çevrilmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine, kesin teminat mektubunun iptali ile hükümsüz olduğunun ve müvekkiline iadesi gerektiğinin tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin Mahkememizin 26/06/2019 tarihli ara kararı ile değerlendirilerek, dava konusu .... A.Ş.'na ait 28.11.2016 tarih ve TMDZ16-127.... nolu 150.000,00-TL meblağlı "Kesin Teminat Mektubu"nun nakde çevrilmesinin 30.000,00 TL teminat karşılığında dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ve duruşmalarda özetle; öncelikle tedbir kararının kaldırılmasını ve davacı şirket tarafından depo edilen teminatın müvekkil şirketin zararlarının tazmini için davacı şirkete iade edilmemesini talep ettiklerini, davacı şirket ile müvekkil şirket arasındaki ticari ilişkinin, 03.05.2015 tarihinde imzalanan Automatic Sistem Müşteri Sözleşmesi kapsamında başladığını ve devam ettiğini, 2018 yılında müvekkil şirketin bir kısım akaryakıt satışını iştiraki olan dava dışı ... A.Ş üzerinden yürütme kararı aldığı ve bu durumu davacı şirkete de bildirdiğini, bundan sonra davacı şirkete ürün teslimi ve buna bağlı olarak faturaların da .... A.Ş tarafından sağlandığını, taraflar arasında bu konuda yeni bir sözleşme imzalanmadığı ancak davalı şirket ile imzalanmış olan sözleşmenin hükümlerinin (vade, satış koşulu, teslim şartlar vs.) uygulanmaya devam edildiğini, müvekkili şirketin davalı şirketten .... A.Ş'ne yönelik yeni teminat mektupları talep ettiğini ancak davacı şirket yetkilileri mevcut ve davaya konu olan teminat mektubunun, .... A.Ş lehine de ten ıt olarak kullanılmasını sağlamak amacıyla 27.12.2017 tarihli beyan ve taahhüt yazısını müvekkili şirkete sunduğu, bu yazı kapsamında, davacı şirketin dava dışı ... .. A.Ş.'ne karşı olan borçlarının da işbu davaya konu teminat mektubu kapsamında teminat altında olduğunu ve risk oluştuğunda davacı şirketin teminat mektuplarının nakde tahviline de muvafakat ettiğini açıkça ortaya koyduğunu, dava dilekçesinde sunulan ve sözleşmenin karşılıklı feshedildiğine ilişkin imzasız olarak dosyaya ibraz edilen fesih protokolünün, davalı .... ile olan akaryakıt alımının sona erdirilerek dava dışı.... ile ticari ilişkiye başlanmasına ilişkin olduğu, kaldı ki mail yazışması ile iletilen fesih protokolü taslağı davacı şirket ve müvekkil şirket imzalarını da ihtiva etmediği, davaya konu teminat mektubu içeriğinden de anlaşılacağı üzere, davacı şirketin müvekkiline karşı doğmuş ve doğabilecek tüm borçlarının teminatını teşkil etmek üzere düzenlendiğini, kesin bir borç ikrarını da içerdiğinin ortada olduğunu, davacı şirketin iştiraki olan... .Şti. ile müvekkil davalı şirket ile dava dışı ... A.Ş arasında devam eden ticari ilişkiye istinaden davacı şirket garantör olarak, ... Şti'nin borçlarını garantör sıfatıyla garanti ettiğini, bu kapsamda, davacı şirketin kendi adına ve dava dışı .... adına davalı müvekkil şirket ve dava dışı... . A.Ş.'ne yönelik doğmuş ve doğacak borçlardan sorumlu olmayı kabul ve taahhüt ettiğini, ticari ilişki süresince, davacı ile ...'nun müvekkil şirkete olan borçlarını birbirleri adına ifa ettikleri, yine davacı ve ....,'nun müvekkili şirkete taahhüt ettikleri Doğrudan Borçlandırma Sistemi (DBS) Kredilerini birbirleri tarafından ödenen bedeller uyarınca temin ettiklerini, ....”nun hali hazırda müvekkiline vadesi geçmiş 142.745,79-TL borcu bulunduğunu, davacı şirket ile, dava dışı ... arasında sıkı bir organik bağ bulunması hasebiyle söz konusu bağın mahkemece de tespit edilerek tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını davacının dava dışı ...'nun da borçlarından sorumlu tutulması gerektiğini, davacı şirketin müvekkili şirkete dava dışı ....i A.Ş'ne karşı 1.300.000-TL civarında borcu mevcut iken borcun yapılandırılmasını talep ettiğini davacı şirkete bir protokol göndererek davacı şirketin protokolü imza etmekten imtina ettiğini, küçük ödemeler yaparak müvekkilini zamanında hukuki işlemlere başlamaktan geri durmasını sağladığı, bu sırada da davacı şirketin müvekkili şirketin uyarıları veya kendiliğinden bu ödemeler tamamlanana kadar mektupların uzatılmasının davacı şirket tarafından sağlandığını, nitekim ana para borcuna mesnet teşkil eden faturaların ortalama 13 ay gecikme ile ödediğini, dava dilekçesinde, mektubu bozdurma tehdidi ile mektup süresini uzatma şeklindeki iddialarının kabul etmelerinin mümkün olmadığını, yaklaşık 18 aylık gecikme ile ve ortalama 13 aylık gecikme ile ödemesini yapan davacı şirkete karşı gecikmiş ödemelerinden kaynaklanan 29.597,42-TL bedelli ve 25.06.2019 tarihli fatura keşide edildiğini ancak davacı tarafça faturanın haksız olarak iade edildiğini, açıklanan nedenlerle fazlaya ve sair hususlara ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; davacı tarafından haksız ve hukuki mesnetten ırak davanın reddi ile yargılama ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLER :Davacı iddiasını ispata yönelik olarak; 05/05/2015 tarihli ve "Automatic Sistem Müşteri Sözleşmesi" , .... AŞ 'ye ait 28/11/2016 tarih ve TMDZ16-127.... nolu 150.000,00 TL meblağlı kesin teminat mektubu, 24/05/2019 tarihli fesih protokolü, davalı şirket yetkilisi .... tarafından "..." e-mail adresinden davacı şirket muhasebe sorumlusu ....'a ait "...." adresine gönderilen e-mail çıktısı dayandığı, cari hesap özeti, Beyoğlu 13.Noterliğinin 31/10/2018 tarih ve 25721 yevmiye nolu ihtarnamesi, Beyoğlu 57.Noterliğinin 12/11/2018 tarih ve 22707 yevmiye nolu ihtarnamesi, teminat mektubunun süresinin uzatılmasına ilişkin... 'nın 03/05/2019 tarih ve TMGU19-36817 nolu yazısı, bilirkişi incelemesi, taraflara ait ticari defter ve kayıtlar, tanık beyanları ve yemin delillerine görülmüştür.
Davalı vekili savunmasını ve iddialarını ispat yönünde; ünvan değişimini gösteren ticaret sicil gazetesi, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/492 E. Sayılı Dosyasından verilen ara karar, 27.12.2017 tarihli Taahhüt Yazısı, DBS kredilerinin Davacı Şirket ve ....’nun tarafından birbirleri adına yaptıklarına ilişkin yazışmalar, .... Cari Hesap Ekstresi, Şirket Ortaklarını Gösterir Ticaret Sicil Gazeteleri, örnek vade farkı faturaları, sözleşmeler, taahhüt, ticari defter ve kayıtlar, ...'nun ticari defter ve kayıtları, banka kayıtları, bilirkişi incelemesi, tanık ve yemin delillerine dayandığı görülmüştür.
Tarafların dosyaya celbini talep ettiği belge ve kayıtların dosyaya teminine müteakiben tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda, Davalı şirket ile dava dışı ... Ve .... A.Ş.'ye ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde, davacı şirket ile davalı şirket arasındaki 05/05/2015 tarihli "aotomatic sistem müşteri sözleşmesi" kapsamında davacı şirketin, davalı şirketten satın ve teslim alacağı akaryakıt bedelinden kaynaklı alacağın teminatı olarak, davacı şirket tarafından davalıya verilen .... AŞ 'ye ait 28/11/2016 tarih TMDZ 16-127.... nolu 150.000,00 TL meblağlı kesin teminat mektubunun, davacı şirketin, dava dışı...AŞ'den satın ve teslim alacağı akaryakıt bedelinin teminatı olarak, davacı tarafça kabul edilip edilmediği, işbu teminat mektubunun davacı şirket ile dava dışı şirket arasındaki ticari ilişkiden doğan alacağın teminatı niteliğinde olup olmadığı, davacı şirketin, dava dışı "...Şti " ile davalı şirket ile dava dışı ... AŞ arasındaki ticari ilişkiye garantör olup olmadığı, bu nedenle dava konusu teminat mektubunun dava dışı .... Şti'nin borçlarını da kapsayıp kapsamadığı, bu kapsamda teminat mektubundan kapsamında, davacı şirketin ödemesi gereken bakiye borcu olup olmadığı, var ise işbu borç miktarının tespit edilmesi amacıyla dava dışı .... Şti yönünden İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla SMMM bilirkişisi .... 'ya tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından 19/03/2021 tarihli düzenlenen raporda; somut davamızda 05.05.2015 tarihli “Automatic Sistem Müşteri Sözleşmesi” kapsamında davacı şirketin teminat olarak verdiği ... . 28.11.2016 tarih, TMDZ 16-127... NOLU, 150.000,00 TL bedelli kesin teminat mektubunun, davacının ... ve grup - şirketlerinden satın alacağı akaryakıt bedelinin teminatı olarak verilmiş olduğu, davacı ... Şti' nin dava dışı ...Şti” nin borçlarına garantör olduğuna ve teminat mektubunun, dava dışı şirketin borçlarını kapsadığına dair dosyada hiçbir belge olmadığı, davacı ve dava dışı şirket defterleri üzerinde yapılan incelemede dava dışı şirketin 3.kişiler ile davalıya olan borçlarından bir kısmının davacı tarafından ödendiği tespiti yapıldığı, davacı şirketin ticari defter kayıtlarında, davalı şirkete borcunun kayıtlı olmadığı, davalı şirketin kayıtlarında ise davacıdan 25.566,14 TL alacağının kayıtlı olduğu, dava dışı .... şirketinin ticari defter kayıtlarında ... şirketinden 21.355,13 TL alacak kaydının bulunduğu, .... şirketinin ticari defter kayıtlarında dava dışı ....şirketinden 98.959,18 TL alacak oldukları ticari defterlerine kayıt ettikleri görülmektedir. Davalı şirketin, davacı ve dava dışı şirketlerden olan alacak iddiasının vade farkı faturalarından kaynaklandığı ve karşı tarafın vade farkı faturalarına itiraz ettiğinden bu alacağın çekişmeli hale geldiği ve ancak yargılama sonucunda haklı veya haksızlık durumunun ortaya çıkacağı, bir yargılamanın Ankara 2. ATM 2018/1009 E sayılı dosyaya konu edildiği davalı dilekçesinde belirtilmiş olduğu, takdirin mahkemeye ait olduğu rapor edilmiştir.
Dosyaya kazandırılan bu bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığından davacı, davalı ve dava dışı şirketler ... A.Ş ile .... Şirketine ait ticari defter ve kayıtlar inceleme yapılarak, davacı şirket ile davalı şirket arasındaki 05/05/2015 tarihli "aotomatic sistem müşteri sözleşmesi" kapsamında davacı şirketin, davalı şirketten satın ve teslim alacağı akaryakıt bedelinden kaynaklı alacağın teminatı olarak, davacı şirket tarafından davalıya verilen .... AŞ 'ye ait 28/11/2016 tarih TMDZ 16-127.... nolu 150.000,00 TL meblağlı kesin teminat mektubunun, davacı şirketin, dava dışı .... AŞ'den satın ve teslim alacağı akaryakıt bedelinin teminatı olarak, davacı tarafça kabul edilip edilmediği, işbu teminat mektubunun davacı şirket ile dava dışı şirket arasındaki ticari ilişkiden doğan alacağın teminatı niteliğinde olup olmadığı, davacı şirketin, dava dışı "...Şti " ile davalı şirket ile dava dışı ... AŞ arasındaki ticari ilişkiye garantör olup olmadığı, bu nedenle dava konusu teminat mektubunun dava dışı .... Şti'nin borçlarını da kapsayıp kapsamadığı, bu kapsamda teminat mektubundan kapsamında, davacı şirketin ödemesi gereken bakiye borcu olup olmadığı, var ise işbu borç miktarının tespit edilmesi amacıyla dosya SMMM bilirkişisi ....'e tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından 30/05/2022 tarihli düzenlenen raporda; Dava dosyası, davacı ...Şti.ve dava dışı ....Şti.'nin 2017-2018 yılı elektronik yasal defterleri ile davalı ... A.Ş.'nin 2015-2016-2017-2018-2019 yılı elektronik yasal defterleri ve dava dışı ... A.Ş.'nin 2017-2018-2019 yılı elektronik yasal defterleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, işbu raporun inceleme değerlendirme ve tespitler bölümünde ayrıntısı ile belirtildiği üzere, davacı .....Şti.'nin 2018-2019 yılına ait elektronik yasal defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, yevmiye defteri kayıtları ile kebir defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu, dava dışı ...Şti.'nin 2018-2019 yılına ait elektronik yasal defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, yevmiye defteri kayıtları ile kebir defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu, davalı .... A.Ş.'nin 2015-2016-2017-2018-2019 yılı elektronik yasal defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, yevmiye defteri kayıtları ile kebir defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu, dava dışı.... A.Ş.'nin 2017-2018-2019 yılı elektronik yasal defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, yevmiye defteri kayıtları ile kebir defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu, davacı ....Şti. ile davalı .... A.Ş. arasında 05.05.2015 tarihinde 3 yıl süreli 20 madde 2.sahifeden ibaret Automatic Sistem Müşteri Sözleşmesi akdedildiği, taraflar arasında 24.05.2018 tarihinde düzenlenen fesih protokolü ile taraflar arasındaki işbu sözleşmenin 24.05.2018 tarihinde karşılıklı fesih edildiğinin kararlaştırıldığı, davacı yanca işbu sözleşmeye istinaden ...'nın 28.11.2016 tarih TMDZ16-127....sayılı 150.000-TL ve 10.02.2019 tarihine kadar süreli 170.000-TL tutarında iki adet teminat mektubunun davalı ....A.Ş. adına verildiği, davacı ...Şti.'nin yasal defterlerine göre, davalı .... A.Ş.'nin 20.06.2019 dava tarihi itibari ile herhangi bir borç/alacak bakiyesi bulunmadığı, davalı ... A.Ş.'nin yasal defterlerine göre, davacı ...Şti.'nin 20.06.2019 dava tarihi itibari ile herhangi bir borç/ alacak bakiyesi bulunmadığı, davacı...Şti.'nin yasal defterlerine göre, dava dışı ... .'nin 20.06.2019 dava tarihi itibari ile 1,38-TL tutarında alacak bakiyesi 31.12.2019 tarihi itibari ile 4.031,26-TL borç bakiyesi bulunduğu, dava dışı ... A.Ş.'nin yasal defterlerine göre, davacı ...Şti.'nin 20.06.2019 dava tarihi itibari ile 29.598,78-TL tutarında borç bakiyesi, 31.12.2019 tarihi itibari ile 25.566,14-TL tutarında borç bakiyesi bulunduğu, tarafların yasal defterleri arasında davacı aleyhine bir fark bulunduğu, işbu farkın dava dışı şirket .... A.Ş. tarafından düzenlenen 18.06.2019 tarih ARE2019000000017 no.lu 29.597,42-TL tutarındaki faturanın davacı yasal defterlerinde kayıt altına alınmamasından kaynaklandığı, işbu fatura bedelinden hangi tarafın sorumlu olacağı hususunun uzmanlık alanım dışında olması sebebi ile işbu konudaki hukuki ve nihai yorumun Mahkemeye ait olduğu, dava dışı .....Şti.'nin yasal defterlerine göre, davalı ...A.Ş.'nin 20.06.2019 dava tarihi itibari ile herhangi bir borç/alacak bakiyesi bulunmadığı, davalı ... A.Ş.'nin yasal defterlerine göre, dava dışı .....Şti.'nin 20.06.2019 dava tarihi itibari ile 69.209,34-TL tutarında borç bakiyesi bulunduğu, işbu raporun Dava dışı .... ile davalı .... A.Ş. Yasal Defterleri Arasındaki Farklar başlıklı N bölümünde ayrıntısı ile açıklanan nedenlerden dolayı tarafların yasal defterleri arasındaki farkın tarafımca tespiti mümkün olmayıp, Sayın Mahkemenin gerekli görmesi halinde davalının yasal defterlerine göre dava dışı şirketle arasındaki ticari ilişkinin 2015 yılından önceyi ihtiva etmesi sebebi ile dava dışı ...Şti.'nin yasal defterlerinin bulunduğu adreste bir mali müşavir ve banka bilirkişi marifeti ile (taraflar arasında çek ve banka aracılığı ile bir çok ödeme kaydının mevcut olması sebebi ile) işbu tespitin yapılmasının mümkün olabileceği, dava dışı ...Şti.'nin yasal defterlerine göre, dava dışı ....i A.Ş'nin 20.06.2019 dava tarihi itibari ile herhangi bir borç/alacak bakiyesi bulunmadığı, 31.12.2019 tarihi itibari ile 21.355,13-TL tutarında borç bakiyesi bulunduğu, dava dışı .... A.Ş.'nin yasal defterlerine göre, dava dışı ...Şti.'nin 20.06.2019 dava tarihi itibari ile 1.043.533,06-TL tutarında borç bakiyesi, 31.12.2019 tarihi itibari ile 1.022.177,93-TL borç bakiyesi bulunduğu, işbu raporun dava dışı ... ile dava dışı ... A.Ş. Yasal Defterleri Arasındaki Farklar bölümünde ayrıntısı ile açıklanan nedenlerden dava dışı şirketlerin yasal defterlerinde birbirini teyit etmeyen bir çok çek ödemeleri, çek iade işlemleri, virman kayıtları, düzeltme kayıtları v.b bir çok muhasebe kaydının mevcut olduğu, bu sebeple işbu davaya konu teminat mektubu ile ilgili tarafların ve dava dışı şirketlerin yasal defterleri üzerinden davacının borç yada alacak bakiyesinin tespitinin tarafımca yapılmasının mümkün olmadığı, işbu raporda ayrıntısı ile açıklanmaya çalışılan tüm bilgiler ışığında gerek işbu davaya konu teminat mektubu ile ilgili olarak gerek tarafların gerekse dava dışı şirketlerin yasal defterleri üzerinden borç yada alacak bakiyesinin tarafımca somut olarak yapılması mümkün olmadığından takdirinin Mahkemeye bırakılarak alternatifli hesaplama yönetimine gidildiği, yapılan hesaplamalarda tarafların grup firması da dikkate alınarak toplam tutarların dikkate alınacağı, Mahkeme tarafından davacı ...Şti. ile dava dışı... ...Şti.'nin yasal defterlerinin doğru olduğuna karar verilmesi durumunda, davalı .... A.Ş. ile dava dışı .... A.Ş'nin 20.06.2019 dava tarihi itibari ile 1,38-TL tutarında alacak bakiyesi, 31.12.2019 tarihi itibari ile 25.384,98-TL tutarında borç bakiyesi bulunacağı, sayın Mahkeme tarafından davalı .... A.Ş. ile dava dışı .... A.Ş.'nin yasal defterlerinin doğru olduğuna karar verilmesi durumunda, davacı ....Şti. ile dava dışı ...'in 20.06.2019 dava tarihi itibari ile 1.142.341,18-TL tutarında borç bakiyesi, itibari ile 1.116.953,41-TL tutarında borç bakiyesi bulunacağı, işbu davaya konu .... . 28.11.2016 tarih TMDZ16- 127... sayılı 150.000-TL tutarındaki teminat mektubunun davacı yandan alındığının davalı .... yasal defterlerinde kayıtlı olduğu ancak işbu teminat mektubunun iadesi ile ilgili davalı yasal defterlerinde herhangi bir muhasebe kaydına rastlanmadığı, davalı ...yasal defterlerine göre, davacı yanca verilen ve işbu davaya konu edilmeyen 10.2.2019 tarihine kadar süreli 170.000-TL tutarında teminat mektubunun 13.02.2019 tarihinde davalıya iade edildiğinin kayıt altına alındığı tespit edildiği rapor edilmiştir.
Davalı vekili tarafından tanık dinletme talebinde bulunmuş ise de, tanıkla ispatı istenen vaka ve davacının tanık dinletme talebine muvafakat etmemesi nedeniyle tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiştir.
DEĞERLENDİRME.:Yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde,
Dava; teminat mektubundan dolayı borçlu olunmadığının tespiti ve teminat mektubunun iadesi istemine ilişkindir.
7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; " (1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2020/85 Esas ve 2020/454 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, menfi tespit davalarının ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle eldeki davada dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı anlaşılmıştır.
Teminat mektubu, mevzuatımızda açıkça düzenlenmemiştir. Pozitif bir temele dayanmayan teminat mektubu kurumu, ticari hayatın bir gereği olarak ve sözleşme serbestisi kapsamında vücut bulmuştur. Muhatap, lehtar ve garanti eden olmak üzere bünyesinde üçlü bir ilişki içeren teminat mektubu, (doktrinde tartışmalar mevcut olmakla birlikte) esas olarak üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde olması nedeniyle bir tür garanti sözleşmesidir. 11.06.1969 tarihli ve 1969/4 E., 1969/6 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da teminat mektubunun mahiyeti itibariyle Türk Borçlar Kanunu’nun 110’uncu maddesinde sözü edilen üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde bir garanti sözleşmesi olduğu kabul edilmiştir. Yargıtay 11.HD'nin yerleşik uygulamasında da teminat mektubunun Türk Borçlar Kanunu’nun 110’uncu maddesi çerçevesinde bir garanti sözleşmesi olduğu yönü benimsenmiştir. Banka teminat mektubu ile garanti eden banka, kayıtsız ve şartsız bir ödeme yükümlülüğü altına girmemekte, aksine üçüncü kişi durumunda bulunan lehtarın edimini ifa etmemesi ya da sair rizikoların ortaya çıkması halinde muhatabın uğrayacağı zararları teminat altına almayı amaçlamaktadır.
Somut olayda, taraflar arasında düzenlenen 05.05.2015 tarihli "Automatic Sistem Müşteri Sözleşmesi" kapsamında servis taşımacılığı işi yapan davacının davalıdan akaryakıt alımı nedeniyle sözleşme kapsamındaki borçlarının teminatı olarak davalı şirkete ....A.Ş.'na ait 28.11.2016 tarih ve TMDZ16-127....nolu 150.000,00-TL meblağlı "Kesin Teminat Mektubu" verdiği, teminat mektubunun süresinin 05.07.2019 tarihine kadar uzatıldığı, tarafların 24.05.2018 tarihli Fesih Protokolüyle karşılıklı olarak aralarındaki sözleşmeyi sonlandırdıkları, fesih protokolünün 2.2.maddesinde tarafların işbu protokolün imzalanması ile 05.05.2015 tarihli sözleşme yükümlülükleri bakımından karşılıklı olarak birbirlerini ibra ettiklerini,05.05.2015 tarihli sözleşmeden kaynaklı birbirleri aleyhine herhangi bir alacak, talep ve dava hakları bulunmadığını gayrikabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ettikleri; daha sonra dava dışı ....A.Ş. tarafından keşide edilen Beyoğlu 13.Noterliğinin 31.10.2018 tarih 25721 yevmiye numaralı ihtarname ile özetle; “.... lehine doğmuş ve doğacak borçların teminatını teşkil etmek üzere 28.11.2018 tarihine kadar süreli 150.000-TL ve 10.02.2019 tarihine kadar süreli 170.000-TL bedelli iki adet teminat mektubunun şirketleri nezdinde bulunduğu, müvekkili şirkete olan borçların ve riskin devam etmekte olduğu, anılan teminat mektuplarının sürelerinin hitamından önce yenilenmesi gerektiği, aksi halde nakde çevrilerek bedelin nakit teminat olarak tutulacağının...” ihtar edildiği, bunun üzerine davacı tarafından Beyoğlu 57.Noterliğinin 12.11.2018 tarih 22707 yevmiye numaralı ihtarnamesinde özetle; “...müvekkili şirket ile .... arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, müvekkili şirketin .... firmasından akaryakıt alımı olduğu, bunların bedellerinin DTS sistemi üzerinden yapılmasının kararlaştırıldığı, vadesi gelen fatura bedellerinin bu sistem üzerinden ödendiği, vadesi gelecek yakıt fatura bedellerinin de bu sistem üzerinden ödeneceği, müvekkili şirketten olan alacakların risk olarak nitelenmesi ve müvekkilinden teminat mektubu süresinin uzatılmasının istenmesinin kabul edilemeyeceği, muhataplardan ... ile olan olan sözleşmenin 24.05.2018 tarihinde fesih edildiği, müvekkili şirketin muhataba vadesi geçmiş veya gelecek herhangi bir borcu ve riski de bulunmadığı, bu sebeple işbu ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde müvekkili şirket tarafından muhataplardan ...lehine verilmiş olan 150.000-TL ve 170.000-TL bedelli teminat mektuplarının iade edilmesi ihtar edildiği görülmüştür.
Taraflara ait ticari defter ve kayıtlar ile dava dışı şirketler olan ... A.Ş ve ...şirketine ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan denetime ve hüküm kurmaya elverişli 30.05.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacı ile davalı arasında dava tarihi itibariyle karşılıklı olarak herhangi bir borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı, dava konusu teminat mektubunun davalı defterlerinde kayıtlı olduğu ancak teminat mektubunun iadesi ile ilgili davalı defterlerinde herhangi bir muhasebe kaydına rastlanmadığı, dava dışı şirketler olan .... A.Ş ve ....şirketine ait ticari defter ve kayıtlarında dava konusu teminat mektubunun kayıtlı olduğuna dair tespit yapılamadığının rapor edildiği görülmüştür.
Teminat mektubunda muhatap değişikliğinin veya teminattan doğan alacağın devrinin mümkün olması için ya teminat mektubu içeriğinde bu yönde bir ibarenin yer alması veya muhatap değişikliğine teminat mektubunu verenin onay vermesi vaya taraflar arasında yapılmış teminat değişikliğine dair bir sözleşmenin olması gerektiği, dava konusu teminat mektubu içeriğinde de muhatap değişikliği yapılabileceğine dair bir ifade yer almadığı, davacının dava dışı ... Şirketinin borçlarına garantör olduğu ve dava konusu teminat mektubunun dava dışı ... Şirketinin borçlarını kapsadığına dair dosya kapsamında delil olmadığı, yine davacı ile dava dışı ... A.Ş arasında dava konusu teminat mektubunun verildiğine dair yazılı bir sözleşme veya belge bulunmadığı, dolaysıyla dava konusu teminat mektubunun dava dışı şirketleri kapsamadığı, dava konusu teminat mektubu taraflar arasında akdedilen akaryakıt alımı sözleşmesinin gereği olarak verildiği ve taraflar arasındaki akdi ilişkinin sona ermesinden sonra davacıdan alacağı bulunmayan davalının teminat mektubunu davacıya iade etmekle yükümlü olduğu, ancak davalının dava tarihi itibariyle bu görevi yerine getirmediği, bu nedenle davacının dava açmakta haklı olduğu, Yargıtay 11 HD'nin 20/3664 Esas ve 21/1973 Karar sayılı emsal kararında da belirtildiği üzere banka teminat mektupları kıymetli evrak niteliğinde olmadığından bankanın sorumluluğunun sona ermesi için mektubun mutlaka bankaya iade edilmesi zorunlu değildir. Süreli teminat mektuplarında bu sürenin dolması (risk gerçekleşmeden) ile garanti sözleşmesi sona ermektedir. Somut olayda yargılama sırasında 05.07.2019 tarihinde teminat mektubunun süresi dolduğundan artık teminat mektubunun bankaya iadesi zorunlu değildir. Bu halde yargılama sırasında dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Yargıtay 11 HD'nin 21/1525 Esas ve 22/3816 Karar sayılı emsal kararında da belirtildiği üzere Mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle nakde çevrilmeyen teminat mektubunun iadesine ilişkin dava maktu harçla görülmesi gereken bir dava olup davanın konusuz kalması nedeniyle dava tarihinde davacının dava açmakta haklı olduğu..." gerekçesi ile, davacının dava konusu teminat mektubunun iadesi talebi yönünden davada haklı olduğu ancak teminat mektubunun yargılama sırasında süresi dolduğu anlaşılmakla konusu kalmayan davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın lehlerine nisbi vekalet ücreti verilmesi yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi yönündeki kısmının usul ve yasaya aykırı olduğunu, teminat mektubunun iadesi talebine ilişkin dava, para ile değerlendirilebilen işlerden olup, nispi harca tabi olduğunu, Harçlar Yasası’ndaki düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olduğundan görevi gereği mahkemelerce kendiliğinden göz önünde tutulacağını, 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 15. maddesi hükmünce yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden ve teminat mektuplarının iadesi talepli davalarda teminat mektupları bedeli üzerinden alınması gerektiğini, aynı Yasa'nın 28-a maddesi gereğince (1) sayılı tarifede yazılı nispi harçların dörtte birinin peşin olarak yatırılması gerektiğini, taraflarınca da dava açılırken peşin harcın teminat mektubu üzerinden nisbi harç olarak yatırıldığını, teminat mektubu bedeli olan 150.000,00-TL üzerinden hesaplanacak nispi vekalet ücretinin lehlerine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek bu yöne ilişkin yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, her ne kadar teminat mektubunun yargılama sırasında süresi dolduğu anlaşılmakla dava konusuz kalmasına rağmen davacının dava açmakta hukuki yararının olmadığını, davacının dava açmakta haksız olduğunun dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, davacının davasını ispat edemediğini, tarafların defterleri arasında çelişki bulunduğunu, raporlardaki çelişkinin davacının hukuka aykırı eylemlerinden kaynaklandığını, davacının iddiasını ispat edemediğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirket aleyhine konusuz kalan davada vekalet ücretine hükmedilmesine olanak bulunmadığını, müvekkili şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, teminat mektubundan dolayı borçlu olmadığının tespiti ve teminat mektubunun iadesi istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Teminat mektubu, mevzuatımızda açıkça düzenlenmemiştir Pozitif bir temele dayanmayan teminat mektubu kurumu, ticari hayatın bir gereği olarak ve sözleşme serbestisi kapsamında vücut bulmuştur. Muhatap, lehtar ve garanti eden olmak üzere bünyesinde üçlü bir ilişki içeren teminat mektubu, (doktrinde tartışmalar mevcut olmakla birlikte) esas olarak üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde olması nedeniyle bir tür garanti sözleşmesidir. 11.06.1969 Tarih 1969-4 Esas-1969-6 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da teminat mektubunun mahiyeti itibariyle üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde bir garanti sözleşmesi olduğu kabul edilmiştir. Banka teminat mektubu ile garanti eden banka, kayıtsız ve şartsız bir ödeme yükümlülüğü altına girmemekte, aksine üçüncü kişi durumunda bulunan lehtarın edimini ifa etmemesi ya da sair rizikoların ortaya çıkması halinde muhatabın uğrayacağı zararları teminat altına almayı amaçlamaktadır.
Teminat mektuplarının vadeli (süreli) ya da vadesiz (süresiz) olarak düzenlenmeleri mümkündür. Teminat mektubunu düzenleyen banka yönünden borç, riskin gerçekleşmesinden sonra bankadan ödeme talebinde bulunulmasıyla muaccel hale gelecektir.
HMK'nın 114/1-h maddesi uyarınca davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartı niteliğindedir. Aynı Kanunun 115. maddesi uyarınca mahkeme, kamu düzeninden sayılan dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.
-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusu yönünden;
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davacı tarafından teminat olarak verilen 150.000.00.TL bedelli banka teminat mektubunun süresi dolmadan davanın açılmasına, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmasına, yargılama sırasında banka teminat mektubunun süresinin dolmasına, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davacının dava açmakta ve iddiasında haklı olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve davalı yönünden gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın davalı açısından usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusu yönünden;.
Davacı tarafından davalı aleyhine teminat mektubu bedelinin iadesi istemi yönünden davada haklı olduğu ancak teminat mektubunun yargılama sırasında süresi dolduğu anlaşılmakla konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle uyuşmazlık konusu teminat mektubunun para ile ölçülebilen bir değerinin bulunmasından dolayı harçlandırılan 150.000.00.TL değer üzerinden kendisini vekil ile temsil ettiren ve dava açmakta haklı bulunan davacı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. ve 13. maddesi gereğince bu tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretin altında olmamak üzere nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken mahkemece bu hususlara dikkat edilmeden 9.200.00.TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ancak, bu yanılgının giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf isteminin kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca hüküm kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
I-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/09/2022 tarih ve 2019/255 Esas ve 2022/757 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
II-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile; İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/09/2022 tarih ve 2019/255 Esas ve 2022/757 Karar sayılı hükmün 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
III-KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE
"1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davada davacının teminat mektubunun iadesi talebi yönünden haklı olduğu ancak teminat mektubunun yargılama sırasında süresi dolduğundan davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli olan 732,00.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 2.561,62.TL harcın tenzili ile bakiye 1.829,62.TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan 44,40.TL başvuru harcı, 2.561,62.TL peşin harç, 6,40.TL vekalet harcı, 2.513,20.TL tebligat, posta gideri, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.125,62.TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT üzerinden hesap ve takdir olunan 45.000.00.TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-HMK' nın 333. maddesi gereği yatırılan gider avansından kullanılmayan miktarın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,'' şeklinde YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
IV-Davacıdan alınan istinaf karar peşin harcının davacıya iadesine,
V-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL karar harcından peşin olarak alınan 80,70.TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
VI-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70.TL başvuru harcı olan istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
VIII-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
IX-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
X-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
XI-Kararın Dairemizce taraf vekillerine tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 22/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.