Yabancı para alacaklarında temyiz kesinlik sınırının belirlenmesinde bölge adliye mahkemesi karar tarihindeki kurun esas alınarak mahkemeye erişim hakkının güvence altına alındığına dair içtihat.
Özet: Yabancı para cinsinden tazminat alacağına ilişkin uyuşmazlıkta, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesini miktardan reddetmesi üzerine yapılan itirazın incelenmesinde; mahkemeye erişim hakkının korunması amacıyla, yabancı para alacaklarında kanun yolu kesinlik sınırının belirlenmesinde Bölge Adliye Mahkemesinin karar verdiği tarihteki döviz kurunun esas alınması gerektiği belirtilerek, yapılan hesaplama sonucunda temyiz sınırının aşıldığı tespit edilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin reddine dair ek kararının kaldırılarak davanın esastan incelenmesine geçilmesine hükmedilmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/64 Esas - 2022/1265 KararİLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2018/1230 Esas - 2018/1414 KararBölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı ... San ve Tic AŞ ve birleşen davada davalı ... San ve Tic Ltd Şti vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince 01.11.2022 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir. Ek karar asıl davada davalı ... San ve Tic AŞ ve birleşen davada davalı ... San ve Tic Ltd Şti vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, ek karara yönelik temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:Yabancı para alacağı, Türk Lirası dışındaki bir para birimine göre ödenmesi gereken para borçlarını ifade eder. Yabancı para alacağı ticari bir ilişkiden, sözleşmeden veya hukuka aykırı eylemlerden doğabilir. Yabancı para borcu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesinde düzenlenmiştir. İlgili hükme göre; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." Somut uyuşmazlıkta asıl ve birleşen dava dilekçesinde yabancı para cinsinden tazminat talebinde bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi de asıl ve birleşen dava yönünden talep gibi yabancı paranın asıl davada davalı ... San ve Tic AŞ ve birleşen davada davalı ... San ve Tic Ltd Şti'den tahsiline dair hüküm kurmuştur. Yabancı para alacakları bakımından kanun yoluna başvuru halinde hangi tarihteki yabancı para kurunun esas alınması gerektiği konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Kanun kesinlik sınırını Türk lirasını esas alarak belirlemiştir. Konuya ilişkin öğretide de görüş birliği bulunmamaktadır. Kesinlik sınırı Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma ve bu bağlamda mahkemeye erişim hakkı ile doğrudan ilişkilidir.Mahkeme kararlarının kanun yoluna tabi olup olmadığının tespiti, davanın açıldığı tarih ile hükmün verildiği tarih arasındaki kur değişimlerinden kaynaklanan belirsizliklerden olumsuz etkilenebilmektedir. Yabancı para alacaklarında kanun yoluna başvuru için öngörülen kesinlik sınırının hangi tarihteki kur esas alınarak uygulanması gerektiği konusu, kanunda açık hüküm bulunmaması nedeniyle yoruma ihtiyaç duyan bir konudur. Bu bağlamda mahkemeye erişim konusunda yasalarda yoruma açık bir hüküm bulunması halinde adil yargılanma hakkını mümkün kılan bir yorum benimsenmelidir. Adalete erişim hakkı sadece ilk derece mahkemeleri bakımından değil istinaf ve temyiz aşaması bakımından da geçerli olup mahkemeye erişimi aşırı derecede zorlaştıran bir yorum yapılması uygun olmayacaktır. Bu nedenle yabancı para alacağında mahkemenin kararını verdiği tarihte geçerli olan döviz kuru dikkate alınarak değerlendirme yapılması hakkaniyete uygun olacaktır. Somut olayda; uyuşmazlık hakkında Bölge Adliye Mahkemesince yabancı para cinsinden hüküm kurulmuştur. Temyize gelen davalılar yönünden hükmedilen ve temyize konu edilen miktar asıl davada 23.509,79 USD, birleşen davada ise 11.753,90 USD olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi olan 22.09.2022 tarihi itibarıyla USD/TL kurunun 18.4007 TL olduğu, asıl davada hükmedilen 23.509,79 USD'nin Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla değerinin 432.596,59 TL olduğu, birleşen davada hükmedilen 11.753,90 USD'nin Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla değerinin 216.279,98 TL olduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile hükmedilen/temyize konu edilen miktarın karar tarihindeki değerine göre değerlendirilmesi sonucu temyiz kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin üzerinde kaldığının kabulü gerekir.Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince 22.09.2022 tarihinde verilen karara karşı temyiz yolu açık olup Bölge Adliye Mahkemesince verilen temyiz dilekçesinin miktardan reddine dair 01.11.2022 tarihli ek kararın kaldırılmasına ve asıl ve birleşen davada verilen kararlara yönelik davalı şirketler vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelemesine geçilmesine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı ... San ve Tic AŞ ve birleşen davada davalı ... San ve Tic Ltd Şti vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş olup; ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra; 17.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Avukat ..., davalı ... San. ve Tic. A.Ş ile davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri Avukat ... 'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 17.02.2026 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVAAsıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı sigortalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ'ye ait iş yerinin ticari paket sigorta poliçesi ile müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, davalı şirketin kiracısı olup poliçede belirtilen riziko adresinde 11.06.2015 tarihinde çıkan yangında, müvekkilinin sigortalısının davalı şirkete fason imalat için göndermiş olduğu ipliklerin de yandığını, yapılan ekspertiz sonucunda meydana gelen zararın 23.507,79 USD olduğu tespit edilerek hasar bedelinin müvekkili şirket tarafından sigortalıya ödendiğini, yapılan ekspertiz incelemeleri sonucu yangının elektrik panosundan kaynaklandığının bildirildiğini, müvekkili tarafından yapılan ödemenin hasara sebebiyet veren şirket ve bina maliki olan ...'ndan tahsili gerektiğini belirterek 23.507,79 USD tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı sigortalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ'ye ait iş yerinin ticari paket sigorta poliçesi ile müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, ... San. ve Tic. A.Ş'nin kiracısı olup poliçede belirtilen riziko adresinde 11.06.2015 tarihinde çıkan yangında, müvekkilinin sigortalının ... San. ve Tic. A.Ş'ye fason imalat için göndermiş olduğu ipliklerin de yandığını, yapılan ekspertiz sonucunda meydana gelen zararın 23.507,79 USD olduğu tespit edilerek hasar bedelinin müvekkili şirket tarafından sigortalıya ödendiğini, yapılan ekspertiz incelemeleri sonucu yangının elektrik panosundan kaynaklandığının bildirildiğini, ödenen hasar bedelinin tahsili için ... San. ve Tic. A.Ş ile ...'na karşı açılan davanın derdest olduğunu, ancak davanın malik sıfatıyla ...'na sehven yöneltildiğini, zira taşınmaz malikinin davalı ... San ve Tic Ltd Şti olduğunu, asıl davada yapılan bilirkişi incelemesinde malike %50 kusur izafe edildiğini belirterek 11.753,89 USD tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın ticari nitelikte bir dava olmadığını, mahkemenin görevli olmadığını, taşınmazın tapuda ... adına kayıtlı olmaması nedeniyle husumet düşmeyeceğini, yangın olayında kusuru bulunmayan müvekkillerinin zarardan sorumlu tutulamayacağını, bina malikinin sorumluluğu için zararın binadaki yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden kaynaklandığının ve illiyet bağının davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, ancak teknik raporlarda yangının neden kaynaklandığının tespit edilemediğinin belirtildiğini, müvekkili şirkete ait depo ve fabrikanın ... Sigorta AŞ tarafından sigortalandığını, müvekkiline sorumluluk izafe edilmesi halinde zararın sigorta şirketinden tahsili gerektiğini, davada davacının sigortalısının zararı tazmin edilmiş olduğundan hukuki yarar bulunmadığını, davacı haksız fiile dayandığından ancak yasal faiz talep edebileceğini belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada; davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... San. ve Tic. A.Ş. yönünden davanın kabulü ile 23.509,79 USD'nin 28.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince bu döviz cinsinden kamu bankalarının açmış olduğu mevduat hesaplarına verilen en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'den tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1230 esas sayılı dosyasında açılan davanın kabulü ile, asıl davada ... San. ve Tic. A.Ş.'den tahsiline karar verilen 23.509,79 USD'nin 11.753,90 USD'lik kısmından birleşen davada davalı, asıl davada davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 11.753,90 USD'nin 28.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince bu döviz cinsinden kamu bankalarının açmış olduğu mevduat hesaplarına verilen en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, asıl davada davalı ... San ve Tic AŞ ve birleşen davada davalı ... San ve Tic Ltd Şti vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davalı ... San ve Tic AŞ ve birleşen davada davalı ... San ve Tic Ltd Şti vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davada; davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... San. ve Tic. A.Ş. yönünden davanın kabulü ile 23.509,79 USD'nin 28.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince bu döviz cinsinden kamu bankalarının açmış olduğu mevduat hesaplarına verilen en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'den tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1230 esas sayılı dosyasında açılan davanın kabulü ile, asıl davada ... San. ve Tic. A.Ş.'den tahsiline karar verilen 23.509,79 USD'nin 11.753,90 USD'lik kısmından birleşen davada davalı, asıl davada davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 11.753,90 USD'nin 28.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince bu döviz cinsinden kamu bankalarının açmış olduğu mevduat hesaplarına verilen en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriAsıl davada davalı ... San ve Tic AŞ ve birleşen davada davalı ... San ve Tic Ltd Şti vekili temyiz dilekçesinde; davanın ticari nitelikte olmadığını, mahkemenin görevsiz olduğunu, taraflarınca sunulan uzman görüşünde yer alan tespitler ile hükme esas alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmediğini, talep aşılarak hüküm tesis edildiğini, meydana gelen yangın olayında müvekkillerinin kusur olmadığını, yangının ne şekilde çıktığının tespit edilemediğini, dava konusu olaydan önce de müvekkiline ait iş yerinde yangın çıktığını ve ilk yangında elektrik tesisatının tamamen yandığını, dava konusu yangının çıktığı tarihte iş yerinde yangına sebebiyet verecek herhangi bir faaliyet bulunmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun kusur sorumluluğu olduğunu, sebebi tespit edilemeyen yangın nedeniyle müvekkilinin kusurlu olduğundan bahsedilemeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkiline ait iş yerinde alınan önlemlerin yeterliliği noktasında inceleme yapılmadan kusur atfedildiğini, taraflarınca alınan uzman görüşü raporunda yangın için gerekli önlemlerin alındığının tespit edildiğini, raporların bu noktada da çelişkili olduğunu, müvekkiline ait iş yerinin üst katında faaliyet gösteren şirketin olay günü ve yangının başladığı noktanın üst katında binanın dış bölümüne klima montajı için çalışma yapıldığını, müvekkiline ait iş yerinde yangına sebebiyet verecek herhangi bir ısı kaynağı bulunmadığı dosya kapsamında sabit olduğundan yangının dava dışı şirketin klima montajı çalışmaları sırasında çıkmış olma ihtimali olduğunu ve bu hususun hiç irdelenmediğini, bu hususa ilişkin tanık beyanlarının da mevcut olduğunu, ilk yangın nedeniyle müvekkilinin sigortacısı olan şirket tarafından ekspertiz incelemelerinin dava konusu yangın tarihinde de devam ettiğini, sigorta şirketi tarafından inceleme devam ettiğinden olay mahalline dokunulmaması talimatı verildiğini, bu durumda müvekkilinin sigortacısı olan şirketin de kusurundan söz edilebileceğini, birleşen dava yönünden müvekkili şirketin binanın maliki olduğunu, zararın yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden kaynaklandığı ispat edilemediğinden illiyet bağı olmadığını, müvekkilleri dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediğinden faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, asıl davada davalı ... San ve Tic AŞ'nin kiracısı ve birleşen davada davalı ... San ve Tic Ltd Şti'nin tapu maliki olduğu iş yerinde meydana gelen yangında davacının sigortalısına ait olan malların yanması nedeniyle davacı tarafından sigortalıya ödenen tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davalı ... San ve Tic AŞ ve birleşen davada davalı ... San ve Tic Ltd Şti vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1.Ek kararın KALDIRILMASINA,2.Asıl davada davalı ... San ve Tic AŞ ve birleşen davada davalı ... San ve Tic Ltd Şti vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,40.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ... San ve Tic. A.Ş. ve davalı ... San. ve Tic. Ltd Şti.'den alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ... San. ve Tic. A.Ş. ile davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.