İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, ölümlü trafik kazası sonrası sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı talepli davanın istinaf kararı.
Özet: Bir trafik kazasında yolcu olarak hayatını kaybeden annesi nedeniyle destekten yoksun kalan davacının, kaza yapan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davalı şirketten tazminat talebiyle açtığı belirsiz alacak davasında ilk derece mahkemesince verilen kabul kararının, davalı vekilinin başvurunun usule aykırı olduğu, sürücünün kusursuzluğu, desteğin davacıdan destek gören konumunda olduğu ve temerrüt oluşmadığı gerekçeleriyle yaptığı istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinden inceleme yapılmıştır.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/64
KARAR NO : 2026/1051
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/10/2022
NUMARASI : 2021/274 Esas 2022/733 Karar
DAVA : DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI
KARAR TARİHİ : 22/04/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 22/04/2026
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/274 Esas ve 2022/733 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; ... ili ...ilçesinde 15/10/2017 tarihinde meydana gelen tek taraflı ve ölümlü trafik kazası sonucunda müvekkili ....'ın annesi olan ve ilgili araçta yolcu konumunda bulunan ....'ın vefat ettiği, yargılamaya konu olan kazanın, müvekkilinin annesinin yolcu olarak içerisinde yer aldığı .... plaka sayılı aracı sevk ve idare eden ....'ın aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde meydana geldiği, annesinin yolcu konumunda olması nedeniyle kazanın oluşumunda herhangi bir şekilde kusurunun bulunmadığı, kazanın ardından müteveffa ....'ın desteğinden müvekkilinin mahrum kalması nedeniyle kazaya neden olan .... plaka sayılı aracın ZMMS kapsamında sigorta ile güvence altına alan davalı ..... A.Ş'ye başvuruda bulunulduğu, sigorta şirketi tarafından bahsi geçen hadise nedeniyle 2018 T 3865/1 nolu dosyanın açıldığı, dosyadaki eksik evrakların tamamlanması halinde ödeme yapılacağının bildirildiği, eksik evrakların tamamlanması sonrasında taraflarınca sigorta şirketine bildirilen bir diğer hasar dosyası olan 2048 HA 115707 sayılı dosyaya taraflarınca başvuru yapılmasına rağmen taraflarınca bir ödeme yapılmadığı, dosyanın sürekli sürüncemede bırakıldığı belirtilerek açıklanan nedenlerle meydana gelen kaza nedeniyle müvekkili ....'ın annesi olan.....'ın vefatı nedeniyle hak edişi olan 10.000,00 TL tutarındaki destekten yoksun kalma tazminatı adı altındaki tazminatın fazlaya ilişkin talep ve haklar saklı kalmak kaydıyla (maddi tazminat talebi yapılacak olan bilirkişi ve ATK incelemeleri nedeniyle belirlenebileceğinden dolayı belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesi zorunluluğu doğduğu), kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı .... A.Ş.'den yasal zorunluluğu aşmayacak şekilde tazminine, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Davalı vekili tarafından Mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın, müvekkili sigorta şirketine Trafik Sigortası Genel Şartları'nda bildirilen usule aykırı ve Trafik Sigortası Genel Şartları ekinde başvuru için istenilen zorunlu evraklar olmaksızın başvuruda bulunup; doğrudan dava yoluna başvurduğundan huzurdaki davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddinin gerektiği, itirazları bâki kalmak ve hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere mezkur kazanın oluşumunda müvekkili şirket nezdinde trafik sigortası poliçesi ile sigortalı ....plaka sayılı araç sürücüsü ....'ın kusurunun bulunmadığı, bu hususun bir yansıması olarak müvekkili ....A.Ş.’nin davacı yanca iddia ve talep olunan tazminattan sorumluluğunun bulunmadığı, olay nedeniyle sigorta şirketinin varsa sorumluluğunun kusur ve ZMMS poliçe limitleri ile sınırlı bulunduğu, destekten yoksunluk zararının oluşmadığı, davanın reddinin gerektiği, müteveffa davacıların desteği konumunda değil aksine davacılardan destek gören vasfında olduğu, beyanları baki kalmak kaydıyla müvekkili şirketin davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden ve müvekkili şirketin temerrüde düşürülmediğinden dolayı müvekkili şirket yönünden kaza tarihinden itibaren faiz ve yine yargılama giderleri, ücreti vekalet taleplerinin de reddinin gerektiği belirtilerek yukarıda arz olunan sebeplerle davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı yana tahmiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Dilekçelerin teatisi aşaması usulüne uygun tamamlanmakla taraf teşkili sağlanmış ve yine usulüne uygun olarak tahkikat aşamasına geçilmiştir.
DELİLLER:
.... A.Ş'nin yazı cevabı, Turgutlu SHM'ne ait 2020/486 Esas sayılı dosyasının Uyap örneği, Konak Sosyal Güvenlik İl Merkezi'nin yazı cevabı, Ankara Batı CBS'nin 2017/31947 CBS Soruşturma sayılı dosyasının Uyap örneği, İzmir 4. ATM'nin 2018/961 Esas sayılı dosyasının Uyap örneği, sigorta bilirkişisi.... tarafından hazırlanan 07/03/2022 havale tarihli bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesi dosyamız arasındadır.
İzmir 4. ATM'nin 2018/961 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde özetle; .... tarafından davaya konu trafik kazasından kaynaklı vefat eden ....ın babası olduğu ve bu nedenle ....'nin desteğinden yoksun kaldığı iddiasına yönelik DYK tazminatın yönelik açılan dava neticesinde 2019/957 karar sayılı ilam ile davanın kabulüne karar verildiği, kararın 19/02/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce 18/01/2022 tarihli duruşmasında verilen ara karar gereği aktüer bilirkişisi .... tarafından hazırlanan 07/03/2022 havale tarihli raporun dosyaya sunulduğu ve taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmüştür. Söz konusu raporun incelenmesinde özetle "TRH 2010 tablosu kullanılarak %10 artırım %10 eksiltim yöntemine göre toplam 142.640,70 TL tutarında DYK tazminatının hesap edildiği, davalının ZMMS sigortası uyarınca talep edilen tazminatı sigorta örüntüsü içine aldığı, kişi başına ölüm sakatlık teminatının 330.000,00 TL olduğu, davalı ..... AŞ tarafından 4. ATM'nin 2018/961 Esas sayılı dosyasi üzerinden hükmedilen 73.677,11 TL'nin ferileri ile birlikte 102.967,06 TL ödeme yapıldığı ancak davacıya yapılan bir ödeme olmadığı, bu tutarın 330.000,00 TL'den düşülmesi ile halen davalı sigortanın sorumluluk limitinin bulunduğu, davacının DYK tazminat tutarının toplam 142.640,70 TL olduğu" şeklinde kanaat belirtildiği, rapora karşı davacı vekilince beyan dilekçesinin sunulduğu, davalı vekilince itiraz dilekçesinin sunulduğu görülmüştür.
Davacı vekili tarafından 02/06/2022 havale tarihli ıslah dilekçesinin sunulduğu ve ıslah taleplerinin kabulüne ve toplamda 142.640,70 TL maddi tazminat talebinin kaza tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalı şirketten alınıp tarafımıza ödenmesine (davalı .... Şirketi’nin yasal sorumluluğunu aşmayacak şekilde) ıslah dilekçesinin davalı şirkete tebliğine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yüklenmesine karar verilmesinin talep edildiği, davalı vekilince ıslah dilekçesine karşı itiraz dilekçesinin sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Yapılan inceleme neticesinde 15/10/2017 tarihinde dava dışı .... tarafından sevk ve idare edilen ..... plaka sayılı aracın sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle meydana gelen trafik kazası sonucunda dava dışı ....'ın vefat ettiği, Mahkememiz davacısı ....'ın müteveffanın oğlu olduğu, adı geçen ....'ın araç içerisinde yolcu konumunda olduğu, dava açmadan evvel davacı tarafça istem konusu edilen destekten yoksun kalma tazminatı yönünden davalı sigorta şirketine 12/06/2018 tebliğ tarihli başvuru yapıldığı ve ancak davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığı hususlarında bir uyuşmazlık olmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıdaki yapılan tespit göz önüne alındığında taraflar arası uyuşmazlığın meydana gelen trafik kazası neticesinde kusur durumunun tespit ve değerlendirilmesi ile Mahkememiz davacısının müteveffa ....'ın desteğinden yoksun kalıp kalmadığı, yoksun kalmış ise davacının destekten yoksun kalma tazminat tutarının tespiti ile Mahkememiz davalısından talep edilip edilmeyeceği, Mahkememiz davacısına yönelik hakkaniyet indirimini savunmasının yerinde olup olmadığına yönelik yapılacak inceleme neticesi varılacak kanaate esas açılan destekten yoksun kalma maddi tazminat davası olduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar iş bu dosya üzerinden ayrıca kusur raporu alınmamış ise de aynı olay nedeniyle....'nin babası tarafından 4 ATM'nin 2018/961 Esas sayılı dosyası üzerinden açılan davanın kusur yönünden kesinleşmesinin beklenildiği ve bu dosyanın da kesinleştiği ve söz konusu yargılamada ayrıca davalı yanın da yer aldığı anlaşılmakla alınan kusur raporunun yeterli teknik inceleme ile oluşturulduğu ve denetlemeye elverişli olduğu anlaşılmakla iş bu dava dosyası yönünden de benimsenmesi gerektiği kanaatine varılmış böylece 15/10/2017 tarihinde dava dışı ....'un sevk ve idaresindeki.... plaka sayılı aracın Ankara-Eskişehir yolu üzerinde Ankara istikametinde seyri sırasında 23. km'ye geldiğinde sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle tek taraflı olarak yolun sağ tarafındaki ... istikametine giden yan yola girmesi ve önündeki toprak alana çarparak ters dönmesi ile oluşan trafik kazası neticesi yaralamalı ve ölümlü trafik kazası oluştuğu, araçta yolcu olarak bulunan ....'ın vefat ettiği şeklinde gerçekleşen kaza neticesinde araç sürücüsü .....'un tam kusurlu olduğu, ....'nin ise bu kaza nedeniyle herhangi bir kusurunun olmadığı anlaşılmıştır.
Yine her ne kadar dosyaya kazandırılan aktüer raporuna itirazlarda bulunulmuş ve ek rapor alınması talep edilmiş ise de yapılan itirazların bir kısmının resen değerlendirilecek itirazlardan olduğu bir kısmının aksi iddia edilmekte ise de Mahkememizce de kabul edildiği üzere hali hazırda raporda karşılandığı ve raporun denetime elverişli ve yeterli teknik incelemeyi içerdiği ve bu nedenle hükme esas alınması gerektiği anlaşılarak itirazların yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Davalı yanca söz konusu talebi ilişkin olarak hatır taşıma indirimi talep edilmekte ise de aracın ticari araç olduğu, müteveffanın araç içerisinde yolcu konumunda olduğu ve hatır için taşınmadığı anlaşılmakla bu savunmasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; 15/10/2017 tarihinde dava dışı ....'un sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı aracın yukarıda oluş şekli belirtilen trafik kazasına karışması neticesinde araçta yolu konumunda olan ...'nin kaza sebebiyle vefat ettiği, ...'nin bekar olduğu ve babası ve oğlu olduğu şekilde vefat ettiği, davacının ....'nin oğlu olduğu ve kaza ve vefat aynı tarihte olduğu göz önüne alındığında 5 yaşında olduğunun anlaşıldığı, söz konusu kazada....'nin içinde bulunduğu araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu ve müteveffanın herhangi bir kusurunun bulunmadığı, hükme esas alınmasına karar verilen aktüer raporuna göre müteveffanın oğlu olan davacının söz konusu vefat sebebiyle 142.640,70 TL DYK tazminat tutarının bulunduğu ve bu talebin davalının 2918 sayılı yasanın 91. maddesi gereği sorumluğunda olduğu, davalı yana yapılan başvuruya istinaden davacıya yapılan herhangi bir ödeme olmadığı, davalı yanın teminat limitinin 330.000,00 TL olduğu ve kesinleşmesi beklenen ve kesinleşen dosyada verilen 73.677,11 TL'lik (davalı yanca 09/12/2019 tarihinde 102.967,06 TL ödendiği) DYK tazminat miktarı göz önüne alındığında ıslaha konu edilen miktarın davalı yanın poliçe limitini tüketmeyeceği, her ne kadar davacı yanca kaza tarihinden itibaren faiz isteminde bulunulmuş ise de davalının temerrütünün 27/06/2018 tarihi (aktüer bilirkişisi raporunun aksine) itibariyle oluşacağı..." gerekçesi ile, Davanın KABULÜ ile; 142.640,70.TL DYK tazminatının 27/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, eksik inceleme neticesinde hüküm kurulduğunu, müteveffa .....'ın davacı çocuğu dışında geride kalan babası ....'ın da bulunduğunu, destek paylarının hatalı olması sebebiyle zararın fahiş hesaplandığını, bilirkişi hesaplama yönteminin yanlış olduğunu, müteveffanın hatır yolcusu olmasından dolayı %20 indirim yapılması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, tek taraflı trafik kazası sonucunda yolcu olan annesinin vefat etmesinden dolayı destekten yolcu kalma tazminatı istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
"...Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK'nın 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53/3. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatını talep hakkı, desteğin mirasçı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalan kişilere aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişilerin, mirasçılardan başka kişiler olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK'nın 15.06.2011 tarihli ve 2011/17-142 E.-2011/411 K. sayılı ilamı). Davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterdikleri zarar; desteğin ölümü sonucu meydana gelmekle birlikte, destek üzerinde doğan zarardan ayrı ve salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranılabilen bir zarardır. Desteğin ölümü zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalanlar üzerinde oluşmuştur. Buradaki zarar, mirasçıların salt bu sıfatla devraldıkları, murislerinin uğradığı ve ondan intikal eden bir zarar da değildir. Destekten yoksun kalma tazminatı geride kalanların şahsında doğup desteğin terekesine girmez. Destekten yoksun kalma zararı yansıma zarardır.
Desteğin yolcu olarak bulunduğu otobüs/minibüsün trafik kazası yapması sonucu desteğin ölümü nedeniyle geride kalanlar tarafından taşımayı yapan firma ile zorunlu trafik sigortacısı ve diğer zarar sorumlularına karşı açılan destekten yoksun kalma tazminatı davasında; yolcu destek ile davalı taşıyıcı firma arasında taşıma sözleşmesi bulunsa bile, yukarıda da açıklandığı üzere geride kalanlar destekten yoksun kalma tazminatını mirasçılık sıfatından bağımsız olarak talep ettiklerinden, destek zararı doğrudan geride kalanların şahsında doğan yansıma zarar olduğundan, davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunduğundan, sigorta hukuku TTK'nın 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup desteğin yolcu olarak bulunduğu otobüs/minibüsün trafik kazası yapması sonucu desteğin ölümü nedeniyle geride kalanlar tarafından taşımayı yapan firma ile zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ve diğer zarar sorumlularına karşı 01.07.2012 tarihinden itibaren açılan destekten yoksun kalma tazminatı davasında görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Açıklanan nedenlerle uyuşmazlığın bu yönde giderilmesi gerekir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 83/2. maddesine göre taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez.
Davacının yolcu olarak bulunduğu otobüs/minibüsün trafik kazası yapması sonucu yaralanması nedeniyle davacı yolcu tarafından taşımayı yapan firma ile zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ve diğer zarar sorumlularına karşı açılan bedensel zarara ilişkin tazminat davasında, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/l. maddesi uyarınca davacı yolcunun tüketici sayıldığı, davacı yolcu ile davalılardan taşıyıcı firma arasındaki taşıma sözleşmesinin tüketici işlemi niteliğinde bulunduğu, aynı Kanun'un 73/1. maddesi gereğince tüketici işleminden kaynaklı davalara tüketici mahkemelerince bakıldığı, yine aynı Kanun'un 83/2. maddesinde de diğer kanunlarda hüküm olması halinde dahi 6502 sayılı Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanacağının düzenlendiği anlaşılmakla, davacı yolcunun taşımayı yapan firma ile zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ve diğer zarar sorumlularına karşı açtığı bedensel zararına ilişkin tazminat davasında görevli mahkeme tüketici mahkemesi olacaktır. Açıklanan nedenlerle uyuşmazlığın bu yönde giderilmesi gerekmektedir..." (Bknz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 08.07.2025 tarih ve 2025/5636 Esas 2025/11567 Karar sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair kararı)
Gerçek zarar miktarı hak sahiplerinin ve desteğin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır. Gerçek zarar hesabı ise özü itibariyle, varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır.
Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, ... Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü,... Danışmanlık, .. Üniversitesi ve ... Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir.
Eldeki dosyada ise, yerel mahkemece hükme esas alınan 23/11/2017 tarihli aktüer raporunda; kaza tarihinden sonraki muhtemel yaşam süresinin belirlenmesinde 1931 tarihli PMF yaşam tablosu dikkate alınarak hesaplama yapıldığı görülmüş olup, bilirkişi raporu yukarıda açıklanan Yargıtay uygulamasına uygun ve hüküm tesisine elverişli değildir.
Buna göre, istinaf edenin sıfatına göre, kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle, destek zararı hesabında istikrar kazanmış kriterlere uygun olarak, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda zarar hesaplanması için bilirkişi heyetinden ek rapor alınması gerekirken, tazminat hesaplama esaslarına uygun olmayan bilirkişi heyet raporuna göre karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, doğru görülmemiştir. (Aynı yönde bknz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 29.06.2021 tarih ve 2021/9713 Esas 2021/3855 Karar sayılı ilamı)
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle mahkemenin görevli olmasına, tek taraflı trafik kazasında sürücünün %100 kusurlu olmasına, müteveffa yolcunun kusursuz olmasına, müteveffanın dava dışı babasının açtığı tazminat davası sonucunda verilen tazminat ve ödeme miktarının da bu dava dosyasında dikkate alınmasına, tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınmasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede davalı yönünden hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/10/2022 tarih ve 2021/274 Esas 2022/733 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 9.743,79.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 2.436,00.TL harcın mahsubu ile bakiye 7.307,79.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
6-Kararın Dairemizce taraf vekillerine tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 22/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.