Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinden, faaliyetini durduran ve resen terk edilen iki ortaklı limited şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesine ilişkin gerekçeli karar.
Özet: Davacı tarafından açılan bu davada, 2011 yılında kurulan ve kısa süre sonra faaliyeti duran, 2013ten itibaren vergi dairesince resen terk edilmiş görünen, 10 yılı aşkın süredir atıl durumda olan, organsız ve yönetimsel kilitlenme yaşayan iki ortaklı limited şirketin, davacı ortağına yüklediği kamu borçları ve ticari serbestisini kısıtlaması nedeniyle Türk Ticaret Kanununun 636/3 maddesi uyarınca haklı sebeple feshi ve tasfiyesine karar verilmesi, dava süresince oluşabilecek borçlar için ihtiyati tedbir uygulanması ve tasfiye memuru atanması talep edilmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINAG E R E K Ç E L İ K A R A RDAVA : Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin)DAVA TARİHİ : 04/03/2026KARAR TARİHİ : 20/05/2026G. K. YAZILDIĞI TARİH : 25/05/2026Davacı tarafından mahkememizde açılan Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Haklı sebeple limited şirketin feshi davası ticari dava niteliğinde olup kural olarak bu dava şirket tüzel kişiliğine karşı yöneltilebildiğini, ancak müstakar Yargıtay kararları ışığında şirketin iki ortaklı olduğu durumlarda davanın diğer ortağa yöneltilmesinde de taraf teşkili sağlanmış kabul edilerek davaya devam edilmesi gerektiğini, davacı müvekkili ... ile ortağı ...'ın 22/11/2011 tarihinde faaliyet konusu düğün, balo ve kokteyl salonlarının işletilmesi olan ... (Mersis No: ...) (V.K.N. ...) adlı şirketi kurduklarını, bu şirketin iki ortaklı limited şirket olduğunu, müvekkili ve davalı tarafından 22.11.2011 tarihinde kurulan şirketin, kuruluşundan kısa bir süre sonra fiilen faaliyetini durdurduğunu, dilekçe ekinde sunulan Yenibosna Vergi Dairesi Müdürlüğü kayıtlarına göre; şirketin 31.12.2013 tarihi itibariyle "RE'SEN TERK" (Kod: 7) statüsüne alındığı sabit olduğunu, şirketin 10 yılı aşkın süredir vergi dairesi nezdinde terk edilmiş görünmesine rağmen, ticaret sicilinde şeklen açık göründüğünü, müvekkili ... açısından, hiçbir ticari kazanç ihtimali olmayan, ancak her ay vergi dairesi nezdinde beyanname ve benzeri yükümlülükler nedeniyle borç tahakkuk ettiren bir şirkette ortak kalmaya zorlanması, mülkiyet hakkına ve ticari serbesti ilkesine aykırı olduğunu, şirketin atıl yapısının, müvekkilinin ticari geleceğini ipotek altına almakta ve onu "gayrifaal bir şirketin ortağı" sıfatıyla kamu borçlarından sorumlu olma riskiyle baş başa bıraktığını, bu nedenle, şirketin ekonomik ömrünü tamamladığının (hatta hiç başlamadığının) tespiti ile feshine karar verilmesinin elzem olduğunu, dava süresince vergi dairesi tarafından yapılacak her türlü tahakkuk ve başlatılacak her türlü icra takibi, müvekkilinin bu davadan beklediği hukuki korumayı anlamsız kılacağını, zira dava sonunda şirket feshedilse bile, dava süresince biriken kamu borçları müvekkilinin şahsi sorumluluğunda kalmaya devam edeceğini, bu sebeple, 6183 sayılı Kanun kapsamında müvekkilinin mal varlığına yönelik tesis edilebilecek hacizlerin ve e-haciz işlemlerinin dava sonuna kadar ihtiyati tedbir yoluyla durdurulması gerektiğini, neticede müvekkili ...’nın kurucu ortağı olduğu ...’nin, kuruluşundan bu yana gayrifaal olması, re'sen terk edilmiş olması, ticari amacının ortadan kalkması, organsız kalması ve yönetimsel kilitlenme nedeniyle TTK m. 636/3 uyarınca haklı sebeple feshine ve tasfiyesine karar verilmesini, dava süresince şirketin gayrifaal olması sebebiyle tahakkuk eden vergi ve diğer kamu borçlarının artmasının engellenmesi, müvekkilinin şahsi malvarlığına yönelik olası icra takiplerinin durdurulması amacıyla ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilmesini, şirketin tasfiye işlemlerini yürütmek, malvarlığını tespit etmek ve sicilden terkin sürecini yönetmek üzere bilirkişi listesinden tasfiye memuru atanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkememizce davalıya dava dilekçesi ile tensip zaptının tebliğe çıkartıldığı, çıkartılan davetiyenin usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, davalı tarafça süresinde cevap dilekçesi sunulmamıştır. Dava dilekçesi, taraf beyanları, gelen müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;Dava; 6102 sayılı TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca davalı şirketin haklı nedenlerle fesih - tasfiyesi istemine ilişkin olduğu görülmüştür.6100 Sayılı HMK' nın 320. maddesi kapsamında taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu: davacının ortağı bulunduğu dava dışı şirketin TTK 636/3. maddesine göre fesih koşullarının oluşup oluşmadığı, fesih için davacı yönünden haklı sebeplerin bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür.Dava konusu, 6102 sayılı TTK' nın 4/1-a ve 5. maddeleri gereğince mahkememizin görev alanına girmektedir.İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabı incelendiğinde; feshi istenilen ...-... sicil numarasında kayıtlı bulunan ...'nin adresinin, ... Mah. ... Sk. No: .... D: ... .... .... olduğu görülmüştür. Feshi istenen şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırlarında olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre HMK'nun 14/2 maddesi gereğince işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK'nun 1521. maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır.Feshi istenen şirkete ait İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarının incelenmesinde; Davacının ve davalının, feshi istenen şirketin ortakları olduğu görülmüştür. Feshi istenen şirketin, davacı ve davalı dışında başka bir ortağı bulunmamaktadır. * Taraf Teşkili Yönünden Değerlendirme: Limited şirketin feshi davasında davalı sıfatı kural olarak limited şirketin tüzel kişiliğine aittir. Zira feshi istenen limited şirket, açılacak davada kural olarak davalı olarak yer almalıdır. Ancak her ne kadar kural olarak limited şirketin TTK’nın 636/3. maddesi çerçevesinde haklı nedenlerle feshine ilişkin olarak açılan bir davada husumetin, feshi istenen şirketin tüzel kişiliğine karşı yöneltilmesi gerekir ise de; iki kişiden müteşekkil limited şirketin ortaklarının davacı ve davalı olarak yer aldığı davada, taraf teşkilinin sağlanmış olduğunun kabul edilmesi gerekir. Başka bir deyişle iki ortaktan biri tarafından diğer ortağa karşı açılan, iki ortaktan müteşekkil limited şirketin feshine dair davada taraf teşkilinin sağlanmış olduğunun kabulü, Anayasanın 141. maddesi ve HMK’nın 30. maddesinde düzenlenen, yargılamanın en az giderle ve makul sürede bitirilmesi ile gereksiz yere dava açılmasının engellenmesine dair usul ekonomisi ilkesine uygun düşer. ( Aynı yönde Yargıtay ....Hukuk Dairesinin ... tarih, ... Esas ve ... Karar, .... tarih, .... Esas ve .... Karar sayılı ilamları). Açıklanan sebeplerle taraf teşkilinin gerçekleştiği kabul edilmiş ve mahkememizce yargılamaya devam edilmiştir.6102 sayılı TTK'nun 636. maddesi; "(1) Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer:a) Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle.b) Genel kurul kararı ile.c) İflasın açılması ile.d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde.(2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir. (3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.(4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.(5) Sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır." şeklindedir.Dava dilekçesi içeriğindeki fesih talebi, yukarıda belirtilen maddenin 3. fıkrası kapsamında haklı nedenle fesih talebi niteliğindedir.Haklı sebepler kanunda tahdidi olarak düzenlenmemiş olup yargı kararları ve doktrinde yer verilen bazı haklı sebep teşkil edebilecek fiil ve davranışlar; bir ortağın şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi, bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması, bir ortağın uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi, uzun süre kar dağıtılmaması, gereksiz sermaye arttırımları ile azınlığın etkisizleştirilmeye çalışılması, ortakların bilgi alma ve denetim haklarının kullandırtılmaması, aile şirketlerindeki husumet ve ortaklar arasındaki çekişmeler emsal oluşturabilecek niteliktedir.Gerek doktrinde gerekse de Yargıtay Kararlarında Limited Şirket faaliyetinin tamamen durmuş olması (Vergi kaydının silinmesi) durumunda haklı nedenin var olduğunun belirtilerek şirketin haklı nedenle feshedilebileceğinin kabul edilmektedir.Yargıtay'ın yine somut olayla örtüşen başka bir kararında, şirketin “uzun yıllar ciddi bir faaliyetinin olmamasının” haklı sebep olduğu belirtilmiştir. (Yargıtay ... HD. E. ...., K.1..., T. ....) Dosya içerisine celp edilen ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığı üzere, davalı şirketin ilk kurulduğu günden beri mali genel kurul yapmadığı görülmüştür.Mahkememizce yapılan kolluk araştırması sonucunda, davalı şirketin sicil adresinde faaliyet göstermediği anlaşılmıştır.Davalı şirketin SGK kayıtları göre, iş yeri sicil kaydının bulunmadığı görülmüştür. Vergi Dairesi kayıtlarına göre de, davalı şirketin yapılan yoklamada faaliyette bulunmadığı (resen terk işlemi yapılmış) görülmüştür.Tüm bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının, şirketin % 50 pay sahibi olduğu, mali genel kurulun hiç yapılmadığı, yapılan araştırmalar sonucunda davalı şirketin sicil adresinde faaliyet göstermediği, gayri faal olduğu, şirketin feshini şirket ortağının talep ettiği anlaşılmakla davacının talebinin 6102 Sayılı TTK' nın 636/3. maddesindeki şartları taşıdığı, haklı sebebin bulunduğu ve bu haliyle davacının fesih için talepte bulunması açısından hukuki yararının olduğu kabul edilmiş ve şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak davacının talebi de dikkate alınarak SMMM Harun YALÇIN' ın atanmasına karar verilmiştir.Vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden, feshine karar verilen şirket sorumlu tutulmuş ve bu şekliyle hüküm kurulmuştur (Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... tarih ve .... Esas - .... Karar sayılı ilamı).Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının davasının KABULÜ İLE;-İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ...-... sicil numarasında kayıtlı bulunan ...'nin TTK'nın 636/3. maddesi hükmü uyarınca haklı sebeple FESİH VE TASFİYESİNE,2-Tasfiye işlemlerini başlatıp sonuçlandırmak üzere SMMM HARUN YALÇIN'ın TTK'nın 643.madde hükmü yollamasıyla aynı Kanunun 536/3.maddesi uyarince şirkete tasfiye memuru olarak ATANMASINA, bu hususta kendisine yetki VERİLMESİNE,3-Şirketin mali durumu ve yapılacak işin niteliğine göre gerekirse artırılıp eksiltilmek kaydıyla, tasfiye süreci devam ettiği sürece tasfiye memuruna toplam 40.000,00.-TL ücret TAKDİRİNE, ücretin ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça KARŞILANMASINA, -Karar kesinleştiğinde ve ücret yattığında tasfiye memurunun göreve başlamasına,4-Şirketin feshi ve tasfiyesine ilişkin mahkememiz kararının kesinleşmesine müteakip tasfiye memurunun görevinin kendisine TEBLİĞİNE,5-Keyfiyetin karar kesinleştiğinde TESCİL VE İLANINA, tescil ve ilan masraflarının ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça KARŞILANMASINA, 6-Davacı tarafça yatırılan 732,00-TL peşin harcın karar ve ilam harcından mahsubuna, başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, -Davacı tarafça sarf edilen toplam 1.672,00-TL harcın feshine karar verilen şirketten alınarak davacıya VERİLMESİNE,7-Davacı tarafından sarf edilen toplam 837,90-TL yargılama giderinin (Tebligat ve müzekkere) feshine karar verilen şirketten alınarak davacıya VERİLMESİNE,-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin feshine karar verilen şirketten alınarak davacıya VERİLMESİNE,Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/05/2026 Başkan ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Katip ... ¸e-imzalı