Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında, istinaf sonrası yeniden değerlendirilen davacının bakiye iş bedeli talebi ile davalının kötü işçilik ve zarar iddialarının gerekçeli kararı.
Özet: Eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında davacı, davalı tarafın yapılan iş bedelini kısmen ödemediği gerekçesiyle 66.220,08 TL alacağın tahsilini talep ederken; davalı, davacının işi ehil olmayan kişilere yaptırması sonucu ortaya çıkan büyük maddi zarar, malzeme israfı ve gecikmeleri ileri sürerek zararlarının davacı alacağından mahsubunu ve davanın reddini istemiştir; mahkemenin ilk kararının istinaf yoluyla bozulmasının ardından dosya, görevli mahkeme hususunun yeniden değerlendirilmesi için yerel mahkemeye geri gönderilmiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/
KARAR NO : 2026/
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/08/2020
KARAR TARİHİ : 26/06/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 26/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı taraf arasında imzalanan 29/04/2020 tarihli eser sözleşmesi gereği davalının ikametgahında bu sözleşmede belirtilen işlerin müvekkili tarafından ifa edilmesine rağmen davalı şirketin yapılan işlerin bedelini ödemediğini, bunun üzerine ödenmeyen 01/07/2020 tarih ve no'lu alacak için fatura kesildiğini, davalı tarafın yapılan işlerin bedelinin ödenmesi için defalarca şifahen aranmasına rağmen davalının sadece 5.000,00-TL ödeme yaptığını, bu nedenle 66.220,08-TL alacağın şimdilik 100,00-TL sinin arabuluculuk sürecinin başladığı tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın, davacı ile şirketi olduğunu beyan ettiği için boya, seramik, zemin şap yapımı konusunda anlaştığını, bu anlaşma uyarınca seramik ve şap için malzemelerin müvekkili tarafından karşılanacağını, boyaların ve alçıların malzemesinin davacıya ait olacağını, bu kapsamda zemin şapın 5.000 TL, seramik işçiliğinin 17.000 TL olarak fiyat belirlendiği, davacının kendisine verilen işi müvekkilince tanınmayan ve kabul edilemeyen bir kısım suriyelilere yaptırmak istediği, müvekkilinin itirazlarına rağmen davacının ısrarı ile bu ... iki katın yerini yaparak şapını da attığını, buna dair malzemelerin hepsini müvekkilinin temin ettiğini, fakat gelen ... işin ustası olmadığından ve davacının da başka yerde şantiyesi olması bahanesi ile işin başında durmadığından döşenen iki katın seramiklerinin de yamuk ve kullanma amacına uygunsuz olduğu, bu esnada da davacı tarafından görevlendirilen ..., müvekkilince temin edilen seramiklerin büyük miktarını kırdığını ve kullanılamaz hale getirdiğini, seramik ustalarınında döşenen seramiğin yamuk ve uygunsuz olmasının sebebinin şapın düzgün olmaması olduğunu beyan ettiğini, müvekkilince itiraz edildiğini ve o şekilde yapılmaması hususunda talimat verilmiş olmasına rağmen davacının elemanlarının talimatı davacıdan aldıklarını beyan ile bir kısım işi yapmaya devam ettiğini, en sonunda yaşanan gerginlik ve gerilimler sonunda müvekkilinin bu kişileri işyerinden uzaklaştırıp fabrika inşaatının devamı amacı ile yeni ustalar bulup getirerek bu kişilerin döşedikleri seramikleri de söktürüp yeniden yaptırmak zorunda kaldığını, bu süreçte yapılan alçı sıva işi taraflarca yapılan görüşmede müvekkilince ihtirazi kayıtla kabul edilip davacının da şifahi kabulü ile şap ve seramikten oluşan zararı yapılan işten düşmek üzere anlaşıldığını ehil olmayan ucuz işçilik amacı güdülertek getirilen ... göçmenlerin yaptığı şap nedeni ile döşenen seramikler, seramik yapıştırıcılar, kama ve klipslerin çöp olduğunu, söküm maliyeti, sökülen yerlerin temizlenmesi maliyeti ve molozun atım maliyetinin de müvekkiline kaldığını, davacının yaptığı sözleşmeye aykırılıkların inşaat ve imalat sürecinde 2 aylık gecikmeye yol açtığını, sökülmüş ve hasarlı zemine yeniden döşeme yapma işi içinde ilk haline nispeten fazla ödeme yapılmak zorunda kalındığını, davacının müvekkiline yaptığı işten aldığı ücret ve verdiği zarar hesap edilip mahsup edildikten sonra kalan bir kısım varsa davacının alacaklı olacağı belirtilerek işin arz edilen yapılış ve eksik bırakılış şekli kapsamında işin tamamlanması için yapılan bilahare masraflar ve gecikmenin de dikkate alınarak arz edilen aksaklıklar ve zararların gözetilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağı ve geç ifa nedeniyle munzam zarar alacağının tahsili istemlerine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulü ile, 48.168,00-TL’nin 23/07/2020 tarihinden işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin ve munzam zarar isteminin reddine dair verilen 27/04/2023 tarih ve 2020/ Esas 2023/ Karar sayılı karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru sonucunda, ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 10/04/2025 tarih ve 2023/ Esas 2025/ Karar sayılılı ilamı ile kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür. Mahkememizce istinaf karar ilamı doğrultusunda öncelikli olarak görev hususu değerlendirilmiştir. HMK'nın 114/1-c maddesine göre “mahkemenin görevli olması” dava şartıdır. Aynı Kanun'un 115/1 maddesine göre mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Aynı maddenin 2 nolu bendine göre ise mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Diğer taraftan Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/3. maddesi uyarınca iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar sayılmış, 5. maddesinde de ticari davalara Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılacağı belirtilmiştir. 4. madde hükmüne göre bir davanın ticari dava sayılması için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması (nispi ticari dava) ya da tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması (mutlak ticari dava) gerekir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Somut olayda, celp edilen ticaret sicil ve vergi kayıtlarına göre, davacı adına gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi davacının işe başlama tarihi 20/12/2019 olup, 31/12/2021 tarihi itibariyle terk mükellefi olduğu, işletme hesabı esasına göre defter tutmakla yükümlü ikinci sınıf tüccar olan davacının celp edilen 2020 ve 2021 takvim yılına ait gelir vergisi beyannamelerine göre, 2007/... sayılı ve .... Kararı ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili maddeleri doğrultusunda davacının parasal hadlerin altında beyanının olduğu, davacının faaliyetinin esnaf faaliyeti olduğu, sonuç olarak davacı tacir olmayıp, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan bir dava olmadığı gibi, taraflar arasındaki ihtilafın Ticaret Mahkemeleri'nin görevini belirleyen TTK'nın 4. Maddesinde sayılan hususları kapsamadığı, dava konusu ihtilafa bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olup mahkememizin görevsiz olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla; dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Davanın Görev Dava Şartı Yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, Davanın konusu itibariyle davaya bakmaya görevli mahkeme ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğundan HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
2-Harç, masraf, avans ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemece karara bağlanmasına, herhangi bir sebeple görevli mahkemede yargılamaya devam olunmaması halinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile yargılama giderlerine hükmedilebileceğine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde ... açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.26/06/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır