Eser sözleşmesinden doğan araç bakım alacak davasında, trafik kazası hasarlı aracın teslimi ve görevli mahkeme (tüketici) belirlenmesi istinafı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebiyle, onardığı aracın çekici ile teslimi sırasında kaza geçirmesi sonrası bakiye ödemeyi reddeden davalıya karşı açtığı davayı ele almaktadır; davacı, onarım bedelinin ödenmesini isterken, davalı aracın kişisel amaçlı olduğunu, kaza nedeniyle teslim edilmediğini ve faturadaki usulsüzlükleri ileri sürmekte; ilk derece mahkemesi ticari dava olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vererek dosyayı genel görevli asliye hukuk mahkemesine göndermiş olup, davalı bu karara istinaf başvurusu yaparak uyuşmazlığın tüketici mahkemelerinde görülmesi gerektiğini savunmaktadır.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/795
KARAR NO : 2026/891
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1080
KARAR NO : 2026/292
DAVA TARİHİ : 04.11.2025
KARAR TARİHİ : 11.03.2026
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 18.06.2026
KARARIN YAZ. TARİHİ : 18.06.2026
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11.03.2026 tarih ve 2025/1080 Esas, 2026/292 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; Davacının davalıya ait çekme belgeli aracın bakım ve onarım işlerini yaptığını, hizmet bedelinin 250.000,00 TL'sinin iş devam ederken ödendiğini, bakiye bedelin aracın tesliminden sonra ödeneceği hususunda taraflar arasında mutabakat sağlandığını, bakım ve onarım işlemleri tamamlanarak davalıya bilgi verildiğini, davalının aracın çekme belgeli olması sebebiyle çekici vasıtasıyla gönderilmesini talep ettiğini, davacının aracın onarımının tamamlandığına dair fotoğraflar davalıya iletilerek aracın çekici ile gönderildiğini, sevkiyat sırasında lastiğin patlaması nedeniyle yol kenarında bekleyen çekiciye alkollü bir sürücünün idaresindeki araçla araca çarpması sonucu araçta hasar meydana geldiğini, teslimin araç sahibinin açık talebi üzerine gerçekleştirilmiş olmasına rağmen davalının bakiye 372.560,00 TL'yi aracın teslim alınmadığı gerekçesiyle ödemediğini, davalı adına toplam 622.560,00 TL bedelli iki adet fatura tanzim edildiğini, ancak davalı tarafça bakiye 372.560,00 TL'nin ödenmediğini beyan ederek davanın kabulü ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 372.560,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile özetle; Dava konusu aracın davalı şirketin ticari işlerinde kullanılan bir araç olmadığını, ... model aracın kaza tarihinde 35 yaşında olduğunu, aracın davalı şirket yetkilisi için taşıdığı manevi değer nedeniyle renöve edilmek istendiğini, görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu, trafikten men kararı olan aracın tamir işlemi sonrası davalıya davalının adresinde teslimi hususunda tarafların anlaştığını, davalıya sevkiyatı sırasında meydana gelen trafik kazasında aracın pert olduğunu ve davalıya teslim edilemediğini, aracın davacının zilyetliğinde iken davacının yükleme ve istifleme konusunda özen borcuna aykırı davranışı nedeniyle kaza sırasında çekici üzerinden düşerek zayi olduğunu, davalının e-fatura mükellefi olmasına rağmen davacının faturaları e-arşiv faturası olarak ve hizmetin ifa edildiği iddia edilen tarihten itibaren yasal 7 günlük süreden çok sonra düzenlendiğini, faturaların hukuka aykırı düzenlendiğini, davalıdan tahsilinin talep edilemeyeceğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 11.03.2026 tarih ve 2025/1080 Esas, 2026/292 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Uyuşmazlığın TTK’da düzenlenen bir husustan kaynaklanmadığı, davacının tacir sıfatının bulunmadığı, görevli mahkemenin genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine...'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili tarafından verilen 16.04.2026 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Mahkemenin, yalnızca davacı tarafın esnaf siciline kayıtlı olması ve uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen mutlak ticari davalardan olmaması gerekçesine dayanarak dosyayı genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderdiğini, oysaki, uyuşmazlığın çözümünde asıl belirleyici olan kriterin, tarafların unvanları veya sicil kayıtlarından ziyade, sözleşme konusu işlemin hangi amaçla yapıldığı ve tarafların bu hukuki ilişkideki konumları ollduğunu, müvekkili şirketin tüzel kişi olmasının, onun her işleminde "tacir" sıfatıyla ve ticari bir amaçla hareket ettiği karinesini doğurmayacağını, somut olayda, müvekkili şirketin ticari faaliyet alanı ile hiçbir ilgisi bulunmayan, tamamen şahsi ve manevi saiklerle gerçekleştirilen bir restorasyon hizmetinin söz konusu olduğunu, bu durumun, işlemi doğrudan 6502 sayılı Kanun kapsamına soktuğunu, bu nedenle istinaf dairesince yapılacak inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunun tespit edilmesi gerektiğini,
-Hiçbir şekilde davanın ve davacının iddialarının kabulü anlamına gelmemekle beraber, görevli mahkeme yönünden itirazlarını ve istinaf nedenlerini sunduklarını,
-Bir işlemin ticari iş sayılabilmesi için o işlemin ilgili tüzel kişinin ticari işletmesini ilgilendirmesinin şart olduğunu 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/k maddesinde Tüketicinin: "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak tanımlandığnıı, somut olayda müvekkili şirketin, tıpkı bir gerçek kişi gibi, ticari piyasanın dışındaki nihai kullanıcı sıfatıyla hareket ettiğini,
"Nihai kullanım amacının mevcut olduğu ve ticari veya mesleki bir gelir elde etme sonucunun söz konusu olmadığı hallerde, tüzelkişi tacir sıfatına sahip olan şirketlerin de tüketici sayılacağı ve TKHK hükümlerinden yararlanması gerektiği kabul edilmelidir. Böylece, tacir sıfatına sahip şirketlerin, TTK m.19 kapsamında özel alanları bulunmadığından, iktisadi faaliyet konuları dışında yaptıkları mal ve hizmet alımları bakımından TKHK’ya tabi olup, tüketici sayılmaları gerekmektedir." (İpek Yücer Aktürk, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XX, Y. 2016, Sa. 2, Syf. 123).
-Davaya konu .... plaka sayılı aracın, şirketin ticari işlerinde kullanılan bir araç olmadığını, ... Model olup kaza tarihi itibariyle 35 yaşında olduğun ve müvekkili şirket yetkilisi ... için manevi değeri nedeniyle renöve edilmek istenildiğini, trafikten men kararı olan aracı davalı taraf yerinden teslim alarak tamirhanesine götürdüğünü, tamir bittikten sonra da müvekkilinin adresinde müvekkiline teslim etmesinin kararlaştırıldığını,
-Müvekkili şirketin itfaiye araçları üretmekte olup, dava konusu aracın ise tamamen şahsi amaçlarla edinilen, trafiğe çıkması dahi mümkün olmayan ve manevi değeri nedeniyle renöve edilmesi talep edilen 35 yaşında bir araç olduğunu, müvekkil şirketin aracın onarımı ve renöve edilmesi taleplerinin ticari veya mesleki amacı olmadığının çok açık olduğunu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin 14.09.2023 tarih ve 2023/258 Esas ve 2023/2164 Karar sayılı kararı.),
-Örnek kararda da görüleceği üzere, aracın hususi niteliğinin, uyuşmazlıkta görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu doğruladığını, işbu davaya konu somut olayda; 35 yaşında ve antika niteliğindeki bir aracın restorasyonunun, doğası gereği hususi bir işlem olduğunu,
-Somut olayda müvekkili şirketin restorasyon hizmeti alırken ticari bir kar amacı gütmediği, aksine şahsi bir kullanım ve manevi değer koruma saikiyle hareket ettiğinin ortada olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca, müvekkili şirketin davaya konu hukuki işlemdeki konumu tüketici tanımına tam olarak uydğunu, müvekkili şirket yetkilisinin ailevi veya şahsi geçmişinde önemli bir yer tutan bu aracın, şirketin ticari unvanı altında restore ettirilmiş olmasının, işlemin mahiyetini "ticari" kılmayacağını, zira tüketici hukukunda belirleyici olanın, mal veya hizmetin hangi piyasada, hangi amaçla tüketildiği olduğunu, restorasyon süreci sonunda aracın şirkete ticari bir getiri sağlamayacağı, aksine şirketin öz kaynaklarından şahsi bir memnuniyet için harcama yapıldığının sabit olduğunu, davacı yanın, bu restorasyon hizmetini profesyonel bir sağlayıcı sıfatıyla sunduğunu; müvekkili şirketinn ise bu hizmeti tüketici sıfatıyla satın aldığını, taraflar arasındaki bu ilişkinin, TKHK'nın 3/1-l. maddesi bendinde tanımlanan eser sözleşmesi niteliğindeki tipik bir tüketici işlemi olduğunu, mahkemenin bu somut gerçeği atlayarak genel mahkemeleri görevli kılmasının, usul ekonomisine ve ihtisas mahkemelerinin kuruluş amacına aykırı olduğunu, bu noktada, aracın "hususi" niteliği ve kullanım amacının ticari olmaması, görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirterek;
Yukarıda ayrıntılı olarak izah etmiş oldukları resen dikkate alınacak gerekçeler doğrultusunda; ilk derece mahkemesinin usul ve yasaya aykırı kararın istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılmasına, davanın reddine, aksi kanaat halinde dosyanın görevli tüketici mahkemelerine gönderilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece Mahkemesi tarafından görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğundan bahisle görevsizlik kararı verildiği, verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Davacı vekili, davacının davalıya ait çekme belgeli aracın bakım ve onarımını yaptığını, yapılan iş bedelinin 250.000TL'sinin davalı tarafça ödendiğini, kalan tutarın ise aracın tesliminden sonra ödeneceğini, onarım işleri işlemleri tamamlandıktan sonra davalının isteği üzerine aracın sağlam şekilde çekiciye yüklenerek gönderildiğini, ancak sevkiyat esnasında çekicinin lastiğinin patlaması nedeniyle meydana gelen kazada araçta hasar meydana geldiğini, teslimin araç sahibinin açık talebi üzerine gerçekleştirilmiş olmasına rağmen davalının kalan onarım bedelini ödemediğini belirterek bakiye onarım bedelinin tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
6102 Sayılı Kanunun 12/1 maddesine göre; bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişiye tacir denir. TTK'nun 16/1 maddesine göre de; ticaret şirketleri tüzel kişi tacir sayılmıştır. 6102 Sayılı Kanunun 11/1 maddesinde; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü işletmelerin ticari işletme olduğu kabul edilmiştir.
Somut olayda İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 26.11.2025 tarihli yazısına göre davacı adına sicil kayıtlarında rastlanmadığını bildirilmiş; Şirinyer Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen 19/11/2025 tarihli cevabi yazıda ise, davacının işletme esasına göre defter tutan 2. Sınıf tacir sayıldığı belirtilerek davacının 2024 yılı yıllık gelir vergisi beyannamesi ve 2025 yılı geçici vergi beyannamelerinin gönderildiği görülmüştür. Mahkemece eser sözleşmesine konu işin yapıldığı 2025 yılı itibariyle davacının kesinleşen yıllık gelir vergisi beyannamesi ilgili Vergi Dairesi'nden getirtilerek davacı gerçek kişinin 2025 yılı itibariyle VUK 177.maddesinde belirlenen esnaf sayılma hadlerini aşıp aşmadığı, 6102 Sayılı yasanın 12/1 ve 11/1 maddesine göre tacir sayılıp sayılmadığı tespit edilerek, davacının tacir olmadığının anlaşılması halinde eldeki davanın uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili ticari dava olmayacağından görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olacağı hususunun değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usule ve yasaya aykırı görülmüştür.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-3 ve 6 maddeleri gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KABULÜ ile,
2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11.03.2026 tarih ve 2025/1080 Esas, 2026/292 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-3 ve 6. maddeleri gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına,
5-Davalı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davalıya iadesine,
6-Davalı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-c ve g maddeleri gereğince, kesin olmak üzere, 18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.