Samsun Asliye Ticaret Mahkemesinin, taraflar arasındaki ticari nitelikteki inanç sözleşmesinden doğan ortak iş sermayesi alacağına ilişkin itirazın iptali davasında zamanaşımı itirazının değerlendirilmesi kararı.
Özet: Bu dava, davacının davalı ile kardan paylaşımı esaslı hammadde alımına yönelik ortak iş anlaşması yaptığını ve bu anlaşma gereği davalıya sermaye olarak 1.280.000 TL ödeme yaptığını, ancak davalının anlaşmaya uymayıp parayı iade etmemesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmesi üzerine açılmıştır; davalı ise davanın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında böyle bir ortak iş anlaşması olmadığını ve alınan paranın davacının kendisine olan borcunun ödenmesi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2018/38 Esas - 2018/753

T.C.
SAMSUN
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2018/38
KARAR NO : 2018/753
BAŞKAN : ...
ÜYE :...
ÜYE : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/01/2018
KARAR TARİHİ : 07/11/2018
KARAR YAZ.TAR. :12/11/2018
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İddia ve savunmaların özeti;
Davacı vekili verdiği 15/01/2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile borçlunun ortak iş yapımı konusunda anlaştıklarını, davalı borçlu ...'in yönetim kurulu üyesi olduğu şirketler ...'nin iştigal konusu ile ilgili hammadde alımı esaslı ortak iş yapımı konusunda 3/10/2016 tarihinde tarafların anlaştığını, anlaşma şeklinin kardan paylaşım esaslı olup, sermayenin müvekkilinden karşılanacağının kararlaştırıldığını, bu anlaşma gereği müvekkilinin borç ödemesi adı altında davalılara hem aynı gün hem de ertesi gün ödemelerin yapıldığını, ancak ödemelerin hemen akabinde davalının parayı alıp yapılan anlaşmayı yok sayarak ortadan kaybolduğunu, yapılan ödemelerin "borç" adı altında davalı tarafa gönderildiğini, ancak ortak iş yapılmadığını ve ödenen paranın iade edilmediğini, bunun üzerine İstanbul 5 İcra Müdürlüğünün 2017/127 sayılı dosyası icra takibine başlandığını, ancak davalı tarafça söz konusu takibe, yetkiye, borç ve ferilerine itiraz edildiğini, bunun üzerine yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Samsun İcra Dairelerine gönderildiğini ve Samsun 9 İcra Müdürlüğünün 2017/26040 numarasına kaydı yapıldığını çıkan ödeme emrine davalı tarafın itiraz ettiğini beyanla, itirazın iptaline, takibin devamına ve %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili verdiği 22/02/2018 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; iş bu davanın süresinde açılmadığını, bu nedenle zamanaşımı definde bulunduğunu, taraflar arasında hammadde alımı esaslı ortak iş yapımı konusunda bir anlaşma bulunmadığını, davacının birlikte iş yapmak amacı ile borç verdiğine ilişkin iddiasını yazılı belge ile ispat etmesinin zorunlu olduğunu, davacı tarafından müvekkiline ait banka hesabına toplam 1.085.000,00TL havale para gönderildiğini, bu paraların müvekkili davalının davacıdan olan alacağına ilişkin borç ödemesi olduğunu, davacının varlığını iddia ettiği alacağı için ihtarname gönderip 6 haftalık yasal süre geçtikten sonra icra takibi yapmasının yasal zorunluluk olduğunu, ancak davacının bu zorunluluğu yerine getirmeden direk icra takibi yaptığını belirterek, davanın bu yönüyle ve zamanaşımı sebebiyle de reddini talep etmiştir.
Davacı vekili 16/03/2018 havale tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın cevap dilekçesinde her ne kadar zamanaşımı itirazında bulunmuşsa da herhangi bir hukuki dayanak belirtmediğini, davanın süresinde açıldığını, zamanaşımı iddialarının reddi gerektiğini belirterek, dava dilekçesindeki iddialarını ve beyanlarını tekrarlamıştır.
Davalı vekili 04/04/2018 tarihli 2. Cevap dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinde belirttiği hususları aynen tekrarlamış, davacının beyan ve taleplerinin reddini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddini talep etmiştir.
Toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi:
Davacı vekili dava dilekçesinde belirttiği delilleri dışında, ayrıca bir delil listesi ibraz etmemiş, 19/01/2018 havale tarihli dilekçesi ekinde ödeme dekontlarının birer örneğini ibraz etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde belirttiği delilleri dışında ayrıca 12/06/2018 tarihli delil listesi sunmuştur.
Samsun 9.İcra Müdürlüğünün 2017/26040 sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celb edilmiş, incelenmesinde; alacaklının ..., borçlunun ...olduğu, 1.280.000,00 TL asıl alacak üzerinden takip başlatıldığı, borçlunun 11/01/2018 tarihli dilekçesi ile takibe itiraz ettiği, 16/01/2018 tarihinde takibin durduğu anlaşılmıştır.
...Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğünün 07/06/2018 tarihli yazı cevabında; dekont örneklerinin gönderildiği anlaşılmıştır. ...bankasından ise bila ikmal yanıt geldiği görülmüştür.
26/09/2018 tarihli celsede davacı vekiline yemin delili hatırlatılmış, davacı vekili 07/11/2018 tarihli celsede ise imzalı beyanıyla yemin deliline dayanmıyoruz " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dava, borç olarak verildiği iddia edilen alacağa dayalı olarak yapılan ilamsız takibe itirazın iptaline ilişkindir.
Tüm dosya kapsamından; davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul 9.İcra Müdürlüğü'nün 2017/127 esas sayılı dosyasıyla 04/01/2017 tarihinde 1.280.000,00TL asıl alacak için ilamsız takip başlatıldığı, davalının icra dairesine yetki itirazı üzerine icra dosyasının Samsun 9.İcra Müdürlüğüne gönderildiği ve 2017/26040 esas sayılı dosyasından aynı alacak için ödeme emri gönderildiği, ödeme emrinin davalıya 08/01/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 10/01/2018 tarihli dilekçesiyle borca ve takibe itiraz ettiği, davacının süresi içerisinde itirazın iptali ve takibin devamı için işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Takip talebin dayanağının tarihleri ve miktarları yazılı, örnekleri takip talebine ekli ödeme dekontları olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili taraflar arasında ortak iş yapma konusunda anlaşmaya varıldığını ve bu anlaşma gereği takibe ve davaya konu edilen paraların borç ödemesi adı altında davalı tarafa gönderildiğini ileri sürerken, davalı taraf ise yapılan ödemelerin davacının davalıya olan borcuna mahsuben yapıldığını savunmaktadır. Görüldüğü üzere davalı karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığını yani havale ile para gönderildiğini kabul etmekle birlikte onun hukuki niteliğinin ileri sürülenden başka olduğunu bildirmek suretiyle gerekçeli inkarda (vasıflı ikrar) bulunmuştur. Öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere vasıflı ikrar bölünemeyen ikrarlardan olduğundan bu durumda ispat yükü davacıdadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12/03/2003 tarih 2003/3-118 esas 2013/158 karar sayılı ilamı; Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 2018/2887 esas 2018/6669 karar sayılı ilamı) Davacı davalıya havale ettiği paranın ileri sürdüğü hukuki ilişki nedeniyle gönderildiğini kanıtlamalıdır. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2005/10389 esas 2005/13554 karar sayılı ilamı)
Davacı delil olarak havale dekontuna dayanmış ise de havale kural olarak bir ödeme vasıtasıdır. Yani havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal bir karine mevcuttur. Bu yasal karinenin aksini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) iddia eden bu iddiasını kanıtlamakla hükümlüdür. Somut olayda davacı dayandığı havale bedellerini davalıya ileri sürdüğü ortaklık ilişkisi sebebiyle borç olarak gönderildiğini HMK 200.maddesine göre yazılı/kesin delillerle ispatlamalıdır. Davacının ibraz ettiği dekontlardan "borç" ibaresi dışında başka ibare bulunmamaktadır. Yani davacı davalıya gönderdiği paranın ileri sürdüğü "ortaklık ilişkisi" sebebiyle gönderildiğini ispatlamayamadığı gibi ortaklık ilişkisini gösterir hiçbir bilgi/belge delilde ibraz etmemiştir. Esasen davacılar arasında bir adi ortaklık kurulduğu ileri sürülmektedir. Adi ortaklığın ispatı da yazılı delillerle yapılması gerektiğinden bu yöndende dosyaya sunulmuş herhangi bir delil bulunmamaktadır.
Davacı vekilinin delilleri arasında yemin delili bulunduğundan 26/09/2018 tarihili celsede yemin delili hatırlatılmış, imzalı beyanıyla bu delile dayanmayacağını bildirmiştir. Böylece davacı takip konusu yaptığı alacağın "ortaklık sebebiyle" davalıya gönderilen bedeller olduğunu yasal/kesin delilleri ispatlamadığından davanın reddi gerekmiştir.
Davalı vekili esase cevap süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunmuş ise de 6098 sayılı TBK'nun 82.maddesine göre zamanaşımı süresi hak sahibinin geri isteme hakkını öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak 10 yıl olup, gerek dekontların tarihi gerekse takip tarihine ve dava tarihine göre zamanaşımı sürelerinin dolmadığı anlaşılmakla, reddi gerekmiş, Yapı Kredi bankasından ödeme dekontları gönderilmemiş ise de davacı vekili tarafından dekontların sunulduğundan yeniden istenmesi gerekmemiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 35,90 TL harcın peşin alınan 15.459,20 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 15.423,30 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince hesaplanan 62.350,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Kararın talep halinde Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine,
6-Kullanılmayan gider avansın karar kesinleştiğinde ilgiliye iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı mahkememiz gerekçeli kararının taraflara tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/11/2018
Başkan...
Üye ...
Üye ...
Katip ...