Kamu ihaleleri iş ortaklığında hakediş paylaşımından kaynaklanan alacak davası ile banka sorumluluğunu ele alan istinaf yargılaması.
Özet: Davacı şirket, davalı ortağı ile girdikleri kamu ihalelerinde kazanılan işlerin gelirlerini yarı yarıya paylaşma anlaşmasına rağmen, davalı ortağın hakedişleri eksik ödediğini, ortaklık hesaplarını kötüye kullandığını ve davalı bankanın da davalı ortağın şahsi borçlarını ortaklık hesabından ödemesine izin vererek, yetki iptaline rağmen işlem yapmasına olanak sağlayarak zarara sebep olduğunu iddia ederek alacak talebinde bulunmaktadır.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2026/543 KARAR NO : 2026/1027T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 09.01.2026NUMARASI : 2026/28 E. - 2026/24 K.DAVANIN KONUSU : AlacakKARAR TARİHİ : 12.06.2026KARAR YAZIM TARİHİ : 12.06.2026 İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.01.2026 tarih 2026/28 E. - 2026/24 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, ilk derece mahkemesinin 2020/92 E. Sayılı dosyasında ... A.Ş. ve ... Şti. aleyhine açtığı davada; davacı ile davalı .... Şti. arasında, birlikte kamu ihalelerine girmek ve ihale kazanıldığında masraflara yarı yarıya katlanmak, işi yarı yarıya paylaşmak konusunda şifahen anlaşma yapıldığını, iş ortaklığının üzerinde kalan ihaleler sonucunda, ... Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi (İhale Kayıt No: 2018/1 78969), ... Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi (İhale Kayıt No: 2018/14565) ve.... İl Sağlık Müdürlüğü (İhale Kayıt No: 2018/399665) ihalelerin ortaklık uhdesinde kaldığını, ilgili idarelerle sözleşmeler akdedildiğini, kazanılan ihaleler kapsamında, ... Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi için 20.06.2019 tarihinde, ... Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi için 27.06.2019 tarihinde, .... İl Sağlık Müdürlüğü için ise 17.12.2018 tarihinde müvekkili ve davalı arasında iş ortaklığı sözleşmeleri imzalandığını; Kamu İhale Kanunu'nun 14. maddesi gereğince tarafların adi ortaklık sözleşmelerini yalnızca idareye yönelik olarak ve kanunda belirtilen hususu yerine getirmek için hazırlayıp imzaladıklarını, adi ortaklık sözleşmelerindeki ortaklık oranlarının masraflara katılma ve kârın paylaşılması konusunda bir gösterge olmadığını, bu nedenle kamu ihale mevzuatı çerçevesinde bir zorunluluk olarak akdedilen ve yalnızca idarelere yönelik hazırlanan bu sözleşmelerden farklı olarak, iş ortaklığının iç işleyişini tanzim etmek amacıyla taraflar arasında 17.12.2018 tarihli iş ortaklığı sözleşmesi akdettiklerini ve bu sözleşmede yapılan işlerden elde edilen gelirin yarı yarıya paylaşılmasını hüküm altına aldıklarını; müvekkilinin idarelerle akdedilen sözleşmeler kapsamında masrafların yarısına kendisinin katlandığını; ilk yedi ay boyunca hakediş ödemelerinin sözleşme kapsamında pilot ortak olarak belirlenen davalı ortağa yapıldığını, davalı ortağın hakediş ödemelerinin yarısını müvekkiline göndererek hakedişleri yarı yarıya paylaştıklarını; ancak davalı ortağın ilk yedi ay sonrasında hakedişlerden müvekkiline düşen miktarı eksik ödemeye başladığını, müvekkilinin davalı ortağa ihtarname göndererek ortaklığın iç işleyişini düzenleyen sözleşmeye uygun davranmasını, işlerin yarı yarıya paylaşılmasını ve hakediş ödemelerinin iş ortaklığı hesabına temin edilmesini ihtar ettiğini, davalı ortağın müvekkilinin ısrarla konuyu takip etmesi nedeniyle iş ortaklığı adına davalı .... Şubesinde hesap açtığını, ancak burada kötü niyetli davranarak, son hazırlanan %50 oranında ortaklığın öngörüldüğü iş ortaklığı sözleşmesini kullanmak yerine ... İl Sağlık Müdürlüğü ihalesi için ihale mevzuatı kapsamında hazırlanan ve davalı ortağın %90 oranında ortak göründüğü iş ortaklığı sözleşmesini kullandığını, davalı ortağın hakediş ödemelerinin önemli bir bölümünü iş ortaklığı adına açılan hesap yerine kendi şahsi hesabına yatırılmasını sağladığını, davalı ortağın müvekkilinin payına düşen kısmı ödememesi ve ortaklığın mali durumu hakkında bilgi vermemesi üzerine müvekkilinin TBK m. 629/2 uyarınca davalı ortağın yönetim ve temsil yetkisinin kaldırıldığını, davalı .... Bankasına 04.01.2019 tarihli ihtarname ile bildirdiğini; davalı bankanın önce davalı ortağın münferiden işlem yapma yetkisini kaldırdığını, ancak herhangi bir yasal merci kararı olmadığı hâlde davalı ortağın itirazını kabul ederek 06.05.2019 tarihinde işlem yapma yetkisini geri verdiğini; davalı bankanın davalı ortağın kendi borcu nedeniyle iş ortaklığı hesabından ödemeler yaptığını; bu arada davalı ortağın yönetim ve temsil yetkisinin haksız yere kaldırıldığı iddiasıyla İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/223 E. Sayılı dosyasında dava açtığını, bu davada mahkemenin iş ortaklığı hesabının %50 oranında kullanılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verdiğini, davanın halen derdest olduğunu; davalının buna rağmen hukuka aykırı iş ve eylemlere devam ettiğini, davalı bankanın yapılan itirazlar neticesinde iş ortaklığı hesabını kapattığını ve iş ortaklığı ile çalışmama kararı aldığını, davalı bankanın müvekkiline bilgi vermeksizin davalı ortağa münferiden işlem yapma yetkisi tanımasının ve davalı bankanın yetkisiz davalı ortağa işlem yaptırmasının, müşterek hesaptan davalı ortağa ait borçlar için ödeme yapmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin davalıların iş ve işlemleri neticesinde zarara uğradığını, maddi ve manevi olarak sıkıntı yaşadığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı .... şubesinde adi ortaklık adına açılmış TR.... IBAN nolu hesaptan haksız ve hukuksuz yere ödenen bedellerin şimdilik 10.000,00 TL'sinin iş ortaklığına ödenmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin 26.05.2022 tarihli 2020/92 E. 2022/507 K. sayılı ilamı ile, davacı... ile davalı ... Şti. arasında geçerli bir adi ortaklık sözleşmesi bulunduğu, adi ortaklığı oluşturan ortaklardan birinin davacı, diğerinin ise davalı konumda yer aldığı, davacının aktif husumet ehliyetinin mevcut olduğu; davalı ortağın ortaklığı temsil yetkisinin davacı ortak tarafından kaldırılması ve bu hususun davalı bankaya bildirilmesi karşısında, davalı ortağın davalı banka ile yaptığı işlemlerin yetkisiz temsil kapsamında değerlendirilmesi gerektiği; yetkisiz ortağa yapılan ödemelerden davalı bankanın da sorumlu olduğu, temsil yetkisinin kaldırılmasının haklı sebebe dayanıp dayanmadığı hususunun ise davacı ortak ile davalı ortak arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirdiği; adi ortaklığa ait dava konusu hesap hareketleri, davalı ortağın temsil yetkisinin kaldırılması, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.05.2019 tarihli ihtiyati tedbir kararı, davacı ve davalı ortaklar arasında yapılan 01.08.2019 tarihli ibraname ve icra daireleri ile SGK'nın haciz işlemleri kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda 01.08.2019 tarihinden sonra yapılan ödemelerin hukuka uygun olmadığı, davalı bankanın bu ödemelerden dolayı sorumlu olduğu gerekçesiyle maddi tazminat davasının kabulüne, 10.000,00 TL'lik miktarın dava tarihinden itibaren, 270.559,20 TL'nin ise ıslah harcının yatırıldığı tarihten itibaren avans faizi ile birlikte davalı banka tarafından iş ortaklığı hesabına iadesine, manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 10.04.2025 tarihli 2022/1549 E. 2025/582 K. sayılı ilamı ile, HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca maddi tazminat davası yönünden davalı .... Şti. hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamasının hatalı olduğu, mahkemenin kabulüne göre de, davacı tarafa her bir davalı yönünden dayandığı hukuki sebeplerin açıklattırılması, davalı banka hakkında haksız fiil hükümlerine dayanılarak açılan dava yönünden adi ortaklığı temsilen ortakların zorunlu dava arkadaşı olarak birlikte dava açmaları gerektiği gözetilerek, davacının tek başına aktif dava ehliyetinin bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi; davalı... Şti.'ne karşı açılan dava yönünden ise, adi ortaklığın tarafları arasındaki adi ortaklığın fiilen son bulup bulmadığının tespit edilmesi, adi ortaklığın son bulduğu kanaatine varılır ise, bu aşamadan sonra tüm alacakların talep edilmesinin aynı zamanda ortaklığın feshini ve tasfiyesini kapsadığının düşünülmesi, uyuşmazlığın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık ve adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin 642. vd. maddelerindeki tasfiye hükümlerini esas alınarak tasfiyeye karar verilmesi gerekirken, adi ortaklığın bir ortağı tarafından diğer ortak ve banka aleyhine açılan davada sadece davalı banka hakkında ve adi ortaklık yararına tahsil hükmü kurulmasının hatalı olduğu sonucuna varılarak HMK'nın 353/1-a-4 ve 353/1-a-6 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararından sonra dosyanın kaydedildiği 2025/346 E. Sayılı dosyada (kaldırma kararından önceki esas numarası: 2020/92 E.) 03.12.2025 tarihli duruşma 1 nolu ara kararı ile, davalı .... A.Ş.'ye karşı açılan davanın tefrik edilerek yeni esasa kaydının yapılmasına karar verilmiş, tefrik edilen dosyanın 2026/28 E. (eldeki istinaf incelemesine konu dosya) sırasına kaydedilmiş, davalı banka hakkında haksız fiil hükümlerine dayanılarak açılan dava yönünden adi ortaklığı temsilen ortakların zorunlu dava arkadaşı olarak birlikte dava açmaları gerektiği, davacının tek başına aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davalı banka aleyhine açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/1-d ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığı için, taraf ehliyetinin de bulunmadığını, bu nedenle adi ortaklığa ilişkin davalarda, adi ortaklığı oluşturan kişilerin taraf olarak hep birlikte hareket etmeleri gerektiğini, ortaklar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğunu, ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereği, tüm ortakların davacı veya davalı tarafta aynı anda birlikte yer almalarının gerekmediğini, iki tarafın birinde veya her iki tarafta bulunmalarının yeterli olduğunu, davacı konumda olmayan ortağın davalı konuma alınarak davanın görülmesi gerektiğini, aksi bir yorumun Anayasa'da yer alan hak arama hürriyetine engel teşkil edeceğini, Yargıtay kararlarında adi ortaklıkta taraf teşkilinin sağlanması için ortakların davacı veya davalı olarak yer almalarının yeterli olduğunun, aksi durumun uyuşmazlıkları çözümsüz bırakacağının kabul edildiğini, kaldırma kararına istinaden, ilk derece mahkemesince 22.04.2025 tarihli 2 nolu ara kararında "Davacı vekiline her bir davalı yönünden dayandığı hukuki sebepleri açıklaması, davacı ile davalı şirket arasındaki adi ortaklığı devam edip etmediği konusunda beyanda bulunmak üzere 2 haftalık süre verilmesine," karar verildiğini, bu karar üzerine yerel mahkemeye 12.05.2025 tarihinde sundukları beyan dilekçesinde adi ortaklığın henüz devam ettiği ve bu aşamada tasfiye taleplerinin bulunmadığını beyan ettiklerini, davalı bankanın müvekkiline bilgi dahi vermeksizin davalı ortağa münferiden işlem yapma yetkisi tanımasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili tarafından gönderilen ihtarname üzerine davalı bankanın davalı ortağın münferiden işlem yapma yetkisini kaldırdığını, ancak daha sonra karar değiştirerek müvekkiline bilgi vermeden davalı ortağa herhangi bir yasal merci kararı olmaksızın 06.05.2019 tarihinden itibaren işlem yapma yetkisi verdiğini, davalı bankanı üzerine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, her ne kadar davalı ortak tarafından hesap açılırken, %90 oranında ortak göründüğü ve temsil ve idare kendisinde olduğu dava dilekçesinin EK-3’ünde sunulan iş ortaklığı sözleşmesini kullanmış ise de, söz konusu yetkinin kaldırıldığının davalı bankaya ihbar edildiğini, davalı bankanın bu ihtarnameye ilişkin olarak gerekli tedbirleri almayarak basiretli bir tacirin göstermesi gereken özeni göstermediğini, sonrasında kendisine ulaşan yazılara ilişkin olarak işlem yapmayarak sorumluluğunu ağırlaştırdığını, davalı bankanın müşterek hesaptan davalı ortağa ait borçlar için ödeme yapmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı ortak .... Şti.'nin davalı banka ile işlemleri beraber yaptıklarını, yapılan bu işlemlerle iş ortaklığına ait gelirlerin eritildiğini, bu nedenle iş ortaklığının zarara uğratıldığını, davalı ortağın kendi yaptığı işlemler nedeniyle davacı olamayacağını, bu nedenle davalı ortağın da davalı konumuna alındığını, adi ortaklıkların devam ettiğini, henüz tasfiye edilmediğini, görülen davalar nedeniyle iş ortaklığının gelirleri henüz belirlenmemişken tasfiye işlemlerinin amacına ulaşamayacağını, iş ortaklığının kamu idareleri ile akdettiği sözleşmeler ve bu sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerinin devam ettiğini, bu aşamada tasfiye davası açmanın koşullarının bulunmadığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, davacı ile (eldeki davanın tefrik edildiği dosyada davalı) ... Şti. arasında kurulan adi ortaklık ilişkisi kapsamında, davalı banka tarafından diğer ortağa münferiden işlem yapma yetkisi tanınması ve müşterek hesaptan diğer ortağa ait borçlar için ödeme yapılması yoluyla davacının zarara uğratıldığı iddiasına dayalı olarak maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davalı banka yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. İlk derece mahkemesinin 26.05.2022 tarihli 2020/92 E. 2022/507 K. sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 10.04.2025 tarihli 2022/1549 E. 2025/582 K. sayılı kararı ile, davalı banka hakkında haksız fiil hükümlerine dayanılarak açılan dava yönünden adi ortaklığı temsilen ortakların zorunlu dava arkadaşı olarak birlikte dava açmaları gerektiği, davacının tek başına aktif dava ehliyetinin bulunmadığı yönündeki gerekçe doğrultusunda, ilk derece mahkemesince davalı banka yönünden açılan davanın tefrikine karar verilmiş, bu şekilde oluşan eldeki davada davalı banka aleyhine açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/1-d ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, davacının aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 12.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.