İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinde haksız fiilden kaynaklanan trafik kazası sonrası araç değer kaybı ve mahrumiyet tazminatı davası görülüyor.
Özet: Trafik kazasından kaynaklanan bir tazminat davasında davacı, davalının %100 kusurlu olduğu iddiasıyla, sigorta tahkiminden kısmen tazminat alınmasına rağmen aracında oluşan bakiye değer kaybı ile araç mahrumiyet bedelinin tahsilini talep ederken; davalı ise belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar olmadığını, kusur oranının ve değer kaybı miktarının fahiş olduğunu, mahrumiyet bedelinin mesnetsiz olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiş, mahkeme ise uyuşmazlığın kusur tespiti, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli iddiaları üzerinde yoğunlaştığını belirterek öncelikle HMK ve Türk Ticaret Kanununun 5/a maddesi gereğince dava şartlarını incelemektedir.

T.C.
İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/463 EsasKARAR NO : 2026/442DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 12/08/2025KARAR TARİHİ : 25/06/2026.... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... sayılı dosyasından 14/04/2026 tarihinde verilen Görevsizlik kararı ile Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Turizm İnşaat Makine Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına kayıtlı ... plakalı aracın, 17.10.2024 tarihinde ... Caddesi üzerinde seyir halindeyken, davalı ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına tescilli ve davalı ... idaresindeki ... plakalı aracın park halinden kontrolsüz ve hatalı şekilde yola çıkması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davalı tarafın %100 kusurlu olduğunu, kaza sonucu müvekkili aracında ağır hasar oluştuğunu ve aracın onarım sürecinde değer kaybına uğradığını, kasko sigortacısı tarafından karşılanan onarım bedeli dışında kalan değer kaybı tazminatı için Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde yürütülen süreçte 2025/... Karar ve 2025/... sayılı kararlar ile 147.500 TL değer kaybı tazminatının tahsil edildiğini, ancak aracın piyasa değerindeki düşüşün 147.500 TL tutarındaki ödemeyi aştığını ve bilirkişi raporuna göre reel değer kaybının 286.000 TL olduğunu, ayrıca aracın onarımda kaldığı süre boyunca kullanılamamasından kaynaklı araç mahrumiyet bedelinin doğduğunu, davalıların bakiye alacak ve mahrumiyet bedeli taleplerini reddettiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası kapsamında 100 TL değer kaybı tazminatı ile 100 TL araç mahrumiyet tazminatı olmak üzere toplam 200 TL tutarının kaza tarihi olan 17.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.CEVAP: Davalılar vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına tescilli ve müvekkili ...'in idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı tarafça açılan belirsiz alacak davasının usulden reddi gerektiğini, somut olayda alacak miktarının belirli olması sebebiyle belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacı tarafın Sigorta Tahkim Komisyonu sürecinde alınan bilirkişi raporuna dayanarak dava açtığını ve bu nedenle talep miktarının belirli olduğunu, esasa ilişkin olarak ise ekspertiz raporunun eksik tanzim edildiğini ve kusur oranlarının gerçeği yansıtmadığını, kazanın oluşumuna dair hız ve trafik akışı gibi temel verilerin rapora eklenmediğini, davacı tarafın iddia ettiği %100 kusur oranının farazi olduğunu, sigorta şirketi tarafından 200.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığını ve poliçe limitinin aşıldığı iddiasının haksız olduğunu, bilirkişi raporunda belirlenen 286.000,00 TL değer kaybı bedelinin fahiş olduğunu ve gerçek piyasa koşullarını yansıtmadığını, aracın yaşı ve kilometresi ile orantısız bir tutar olduğunu, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin güncel piyasa verileri doğrultusunda yeterli olduğunu, davacının yeniden değer kaybı talebinde bulunmasının dürüstlük kuralına ve Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine aykırı olduğunu, aracın kaza öncesi ve sonrası piyasa değerleri arasındaki farkın yeniden hesaplanması için uzman bilirkişi heyeti incelemesi gerektiğini, davacının araç mahrumiyet bedeli talebinin mesnetsiz olduğunu, davacı tarafın kasko sigortacısı olan ... Sigorta A.Ş.'den ikame araç verilip verilmediğine dair bilgi celbi gerektiğini, ekspertiz raporunda onarım süresinin 10 gün olarak belirlendiğini ancak ikame araç durumunun belirsiz olduğunu, onarım süresinin makul olması gerektiğini ve davacıdan kaynaklanan gecikmelerin müvekkile yükletilemeyeceğini, tüm bu nedenlerle davanın usulden veya esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Mahkememizce toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, trafik kazası nedeniyle maddi tazminat davası olduğu, uyuşmazlığın trafik kazasının meydana gelmesinde kusur durumunun belirlenmesi, davacıya ait araçta değer kaybı meydana geldiği ve aracın tamir süresi zarfında kullanılamamasından kaynaklı araç mahrumiyeti nedeni ile zarar oluştuğu iddiasıyla ileri sürülen tazminat talebi ve iddiaların ispatı noktalarında toplandığı anlaşıldı.HMK'nın 115/1 maddesi gereğince Mahkemeler dava şartının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. HMK'nın 138. maddesine göre Mahkemeler öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinde karar verir. 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren ve 03/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre : MADDE 5/A- (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle ile “Dava şartı olarak arabuluculukMADDE 18/A- (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir..... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... sayılı dosyası 02/06/2026 tarihinde kesinleştiği, yine aynı tarihte dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edildiği, dosyanın mahkememize 08/06/2026 tarihinde tevzi olduğu, 09/06/2026 tarihinde dosya tensibinin yapıldığı anlaşıldığından en azından bu aşamada davacı tarafından arabuluculuk başvurusu yapılması gerekirken mahkememiz tensip tutanağının davacı vekiline tebliğinden sonra davacı tarafın 22/06/2026 tarihli beyanıyla arabuluculuğa henüz yeni başvurduğunun beyan edildiği, ekinde sunmuş olduğu dilekçede arabuluculuk 19/06/2026 tarihinde yaptığı anlaşılmıştır.İstanbul BAM 3. Hukuk Dairesi'nin 2026/323 Esas, 2026/837 Karar sayılı ilamında " Somut olayda davacının davasının ilk olarak .... Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı,....Asliye Hukuk Mahkemesince davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verildiği,daha sonra yargılamaya ....Asliye Ticaret Mahkemesinde devam edildiği, davanın 2.celesesinde (02/07/2024) tarihinde davacı tarafın arabuluculuk son tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış suretini dosyaya sunmadığı görülmekle, davacı vekiline arabuluculuk son tutanağı aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış suretini dosyaya sunması ve bu hususta beyanda bulunması için bir haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiştir.Davacı taraf 02/07/2024 tarihinde arabulucuya başvurmuş ve 03/07/2024 tarihinde anlaşamama tutanağı arabulucunun huzurunda imzalanmıştır. Davacı tarafça görevsizlik kararı veren mahkemede arabulucuya başvurulmadığı gibi,daha sonraki süreçte ise dosyanın görevli Asliye Ticaret mahkemesine esas kaydı yapılmadan önce arabuluculuk işleminin tamamlandığı söylenemeyeceğinden, ilk derece mahkemesince davanın 6102 Sayılı TTK un 5/A ve 6100 Sayılı HMK un 114/2 ve 115 inci maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi usul ve hukuka uygun bulunmuştur." şeklindeki kararı ve yine İstanbul BAM 3. Hukuk Dairesinin 2026/960 Esas, 2026/1428 Karar sayılı ilamı ve buna benzer bir çok kararında arabuluculuk yoluna görevsizlik kararından sonra en azından görevli mahkeme tarafından tensibin yapılmasına kadar başvurulması şartı aranmıştır. Bu haliyle eldeki 12/08/2025 tarihli tazminat davasında dava şartı olan arabuluculuk şartı davacı tarafından yerine getirilmediği, arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartı olduğu, menfi tespit davasının TTK'nın 5/A-1 maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurmanın zorunlu olduğu davalardan olduğu, bu nedenle dava şartının bulunmadığı anlaşıldığından HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı tarafça açılan DAVANIN, TTK'nın 5/A-1, HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince zorunlu arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 116,60-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 200,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 25/06/2026Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim .... ¸e-imzalıdır *Bu evrak 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.