İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin ticari satıştan kaynaklanan ayıplı araç nedeniyle talep edilen bedel indirimi ve değer kaybı tazminatına ilişkin ilk derece mahkemesi ret kararı istinaf incelemesi.
Özet: Bu istinaf kararı, davacının sıfır kilometre olarak satın aldığı aracında teslim anından itibaren direksiyon, süspansiyon ve şanzıman gibi aksamlarda teknik sorunlar ve gürültüler olduğunu iddia ederek açtığı ticari alacak davası hakkındadır; davacı başlangıçta euro kuru farkıyla ayıplı mal nedeniyle satış bedelinden indirim talep etmiş, daha sonra bu talebini aracın değer kaybına karşılık gelen %10 oranında tazminat olarak ıslah etmiş, davalılar ise aracın ayıplı olmadığını, davacının onarım hakkını kullandığını ve zamanaşımı definde bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiş, ilk derece mahkemesi ise davacının onarım hakkını kullanmış olmasını gerekçe göstererek davayı reddetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1584
KARAR NO:2026/464
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:09/06/2022
NUMARASI:2019/660 Esas - 2022/586 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 31/07/2017 tarihinde davalılardan ... AŞ bayii olan diğer davalı şirket ile yaptığı araç satış sözleşmesi uyarınca ... plakalı 2017 model ... şase numaralı, ... motor numaralı, ... model, ... marka ve sıfır kilometre aracı satın aldığını, dava konusu aracın satış bedeli olarak davacı tarafından davalı satıcı ...'in düzenlemiş olduğu 31/07/2017 tarih ve ... numaralı faturaya istinaden toplam 821.856,58 TL ödeme yaptığını, dava konusu otomobilin fiyatının satış tarihindeki euro kuru üzerinden TL karşılığının hesaplanarak davacıya satışının yapıldığını, bahsedilen otomobil satışlarının hâlen euro endeksli olarak gerçekleştirildiğini, bu nedenle otomobil fiyatlarının sürekli değişkenlik göstermekte olduğunu, euro kurundaki değişikliklerden otomatik olarak etkilendiğini, davaya konu aracın davacıya teslim edildiği andan itibaren var olan teknik sorunların olduğunu, tüm başvurulara rağmen sorunun giderilmediğini, aracın sürüş sırasında direksiyon simidinin açısal pozisyonunun yanlış olduğunu, ön lastik veya süspansiyonda gürültü olduğunu, direksiyon simidinin soldan sağa veya sağdan sola çevrildiğinde mekanik gürültü geldiğini, vites değişimi esnasında şanzımanın oldukça rahatsız edici şekilde arabada çalkalanmaya sebebiyet verdiğini, tüm bu nedenlerle araçtaki ayıp nedeni ile malın satın alındığı tarihteki satış fiyatı ile ayıplı fiyatı arasındaki farkın aracın satış tarihindeki euro kuru ile dava tarihindeki euro kurunun da gözetilerek bugünkü karşılığının tespit edilerek aynı oranda satış bedelinden indirim yapılmasına, tespit edilecek indirim miktarına ödeme tarihinden itibaren işletilecek en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 31/01/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesinde belirttikleri seçimlik hakkı olan ayıbın gideriminin yanında TBK uyarınca tazminat taleplerinin, araçta tespit edilecek değer kaybı oranındaki miktarın davalılar aleyhine tazminat olarak hükmedilmesine, değer artırım taleplerinin kabulü ile bilirkişi raporunda tespit edilen %10 luk araç değer kaybına denk gelen 125.200,00 TLnin davalılar aleyhine tazminat olarak hükmedilmesini, hükmedilen tazminat miktarına ödeme tarihinden itibaren en yüksek faiz işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... ... AŞ vekili savunmasında özetle; Huzurdaki davaya konu araçta dava dilekçesinde iddia edildiği gibi imalattan kaynaklanan ayıp bulunmadığını, davacının seçimlik haklarından “Onarım” hakkını kullandıktan sonra ikame ettiği huzurdaki dava ile “bedelde indirim” talep etmesinin hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiğini savunarak,davanın esastan reddine karar verilmesini, ayrıca dava konusu uyuşmazlığın tüketici mevzuatına tabi olmadığı için davaya bakmaya Asliye Ticaret Mahkemelerin görevi olması sebebiyle davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili savunmasında özetle; Söz konusu aracın ayıplı olduğuna dair hiçbir kabulü tazammum etmemek kaydıyla, somut olayda ayıplı maldan sorumluluğa ilişkin zaman aşımı süresinin dolduğunu, bu nedenle öncelikle zaman aşımı def'inde (itirazda bulunduklarını) davacının, satın aldığı araçta, satış sırasında herhangi bir üretim, imalat hatası bulunmadığını , davacının aracı servise getirerek ve işleme sokarak garanti kapsamında ücretsiz tamir/onarım hakkını kullandığını, tespit edilen arızaların giderildiğini dolayısıyla bedel indirimini gerektirecek bir kusur/ayıp bulunmadığını ve dava konusu aracın sıfır kilometre araç olmaması sebebiyle güncel satış bedeli üzerinden, satış bedelinde indirim yapılması yönündeki talebin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.Bakırköy 4. Tüketici Mahkemesinin 201/721 Esas, 2019/420 Karar ve 17.07.2019 tarihli kararı ile; mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Alıcı seçimlik haklarından herhangi birisini kullanabilecektir. Mevcut olayımızda davadan önce davacının, aracın onarımını davalı ... şirketinde yaptırmıştır. Mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi ...'ın hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre; davacının aracındaki meydana gelen arızaların davalının kullanım veya bakım hatasından kaynaklanmadığı, üretim hatası olduğu, bu arızaların garanti kapsamında onarım yoluna gidildiği, araçtaki gizli ayıp arızalarının kullanımda bir süreksizliğe yol açmadan garanti süresi içinde onarıldıkları, arızaların giderilmiş olduğu, değiştirilen mekanik parçaların nitelikleri göz önüne alındığında araçta değer kaybı meydana gelmediği belirtilmiştir. Davacı tarafın seçimlik haklarından olan satılanın ücretsiz onarılmasını isteme hakkını dava açılmadan önce kullandığı, bilirkişi raporuna göre arızaların giderilmiş olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla davacının ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme hakkının bulunmadığı kanaatine varılarak bu talebin ve yine hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtiliği üzere onarımı ve değişimi yapılan parçaların orjinal parça olması ve değiştirilen mekanik parçaların nitelikleri göz önüne alındığında araçta değer kaybı meydana gelmediği anlaşıldığından..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Ret kararının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu aracın satış fiyatı ile ayıplı fiyatı arasındaki farkın tespiti için daha önce alınan iki adet bilirkişi raporunda aracın ayıplı olarak satıldığı, ayıplı araç hali ile arasındaki farkın tespit edildiğini, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarının yüksek mahkeme kararları doğrultusunda hazırlandığını ve netice olarak davacının ayıplı mal sattığı ve dava konusu aracın ayıplı hali arasında değer kaybının hesaplandığını, 21.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda araçta meydana gelen arızanın üretim hatası olduğunun kabul edildiğini, dava konusu ayıplı araçta onarım yapılsa dahi aracın orjinal halini kaybetmesinden dolayı değer kaybı olacağını, bilirkişinin kişisel görüşünün maddi gerçekliği ortadan kaldırmayacağını, ayrıca dava konusu aracın tamir görmesi neticesinde aynı nitelikte emsal bir araç ile değer kaybının belirlenmesini talep ettiklerini ancak raporda bu durumun piyasa koşullarına göre değerlendirilmediğini, eksik rapor hazırlandığını, gerçek piyasada ... kumanda kutusu, direksiyon kutusu, amartisörün değiştirilip tamir görmüş bir aracın emsallerine göre fiyatı daha düşük olacağı gibi satışınında zorlaşacağını, her ne kadar esasa teşkil eden raporda değer kaybı olmadığı belirtilmiş olsa da piyasa koşullarında aracın önemli mekanizmalarındaki değişimler ve diğer bölümlerindeki tamiratların aracın piyasada daha az rağbet görmesine neden olacağını, karara esas alınan bilirkişi raporunun eksik, soyut ve gerçeği yansıtmadığını iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satım konusu araçtaki ayıp nedeniyle aracın satın alındığı satış fiyatı ile ayıplı fiyatı arasındaki farkın tespiti ile aynı oranda satış bedelinden indirim yapılması istemidir. Davanın tamamen ıslah edilmesi sonucunda, ayıbın giderimi ile TBK uyarınca araçtaki değeri kaybı oranındaki miktarın tahsili, tespit edilen %10'luk araç değer kaybına denk gelen 125.200,00 TL'nin tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı şirket tarafından davalılardan ... .. AŞ'den araç satın aldığı, davalı şirketin satıcı şirket, diğer davalı ... ... ... AŞ'nin ise üretici olduğu hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, dava konusu araçta ayıp bulunup bulunmadığı, ayıbın tamir suretiyle giderilip giderilmediği, araçta değer kaybının olup olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun ve mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından; davacı şirket tarafından davalılardan ......AŞ'den 31.07.2017 tarihli fatura ile 821.586,58 TL bedelle 2017 model ... ... otomobil satın aldığı, ... plakalı otomobilin davacı şirket adına kayıtlı olduğu, davacı şirket tarafından davalılardan ...... AŞ şirketine gönderilen Büyükçekmece ... Noterliğinde düzenlenen 17.08.2017 tarihli ihtarname ile aracın teslim alındıktan sonra ilk kullanımında farkına varıldığı üzere aracın bir kısım arıza nedeniyle firmaya ait araç servisine intikal ettirildiği, arıza raporuna göre havalı süspansiyon testinde bir kısım arızaların tespit edildiği ve bildirildiği, tespit edilen bu arızaların açık ve gizli ayıplar olduğunun taraflarınca tespit edilmesine rağmen servisten bir bildirim yapılmadığı belirtilerek, ayıplar nedeniyle öncelikle aracın aynı marka ve model başka bir araçla değiştirilerek sözleşmeye uygun bir şekilde araç teslimi yapılması, aksi halde ayıplı aracın iade edilerek ödenmiş satış bedelinin iadesinin talep edildiği, davalı .....AŞ şirketi tarafından Beyoğlu ... Noterliğinde düzenlenen cevabı ihtarnamede, ... plakalı aracın 07.08.2017 tarihinde direksiyon eğri duruyor, bozuk yollarda direksiyon kısmında tıkırtı sesi geliyor, vites değişiminde vuruntu yapıyor şikayetleri ile servise girişi yapıldığı, direksiyon eğri şikayeti ile ilgili olarak rot ayarı yapılarak sorunun giderildiği, bozuk yollarda direksiyon kısmından tıkırtı sesi geliyor şikayeti ile aracın direksiyon kutusunun garanti kapsamında değiştirildiği, vites değişiminde vuruntu şikayeti ile ilgili elektrik kumanda ünitesinin değiştirildiği, araçla çıkılan tecrübe sürüşünde amortisör kısmında ses geldiğinin tespit edildiği, Almanya'ya parça siparişi verildiği, parçanın gelmesinin beklendiği, müşteri memnuniyeti kapsamında bir bakım hediye edildiği, bakım yerine talep üzerine garanti uzatma hediye edildiği, bu durum karşısında servise getirerek ve işleme sokarak garanti kapsamında ücretsiz tamir/onarım hakkının kullanıldığı, araçta tespit edilen arızaların giderilebilir nitelikte olduğu, parça siparişinin Almanya'dan gelmesinin beklendiği, her arızada aracın ayıpsız misliyle değişim ve sözleşmeden dönme hakkının kullanılamayacağının açık olduğu belirtilerek ihtarnamedeki hususların kabul edilmediğinin ifade edildiği, davacının ise 28.12.2018 tarihinde iş bu davayı açtığı, dava dilekçesindeki talebinin yargılama aşamasında tamamen ıslah edilerek değiştirilmiş olduğu anlaşılmıştır. Delillerin ibrazından sonra bilirkişi incelemeleri gerçekleştirilmiştir. 26.12.2019 havale tarihli bilirkişi raporunda; Büyükçekmece Adliyesinin ek binasının önünde 06.12.2019 tarihinde keşif icra edildiği, ... marka araca ait trafik tescil kayıtları kontrol edildikten sonra aracın göz ile muayenesi sonrasında incelemeye başlandığı, sonuç olarak servis elemanın imzalı servis formunda, viteslerin vuruntulu geçtiği, dâhili işlemci arızası olduğu ve bu parçanın değiştirilerek giderildiği, şanzımanda yağ kaçağı olduğu, vites değişimi esnasında şanzımanın oldukça rahatsız edici şekilde arabada çalkalanma olduğu iddiasını destekler bulgular olması nedeniyle sadece bu iddianın sübut bulacağı, fakat arızanın onarılmış olduğu, aracın sürüş sırasında direksiyon simidinin açısal pozisyonun yanlış olduğu, ön lastik veya süspansiyonda gürültü olduğu, dirsek simidinin soldan veya sağdan sola çevrildiğinde mekanik gürültü geldiği şeklindeki iddiaların gerçekleşmiş olsa dahi taraflarca onarıldığının kabul edildiği, iddiaların varlığına inceleme sırasında rastlanmadığı belirtilmiştir. Davalı ... AŞ vekili bilirkişi raporuna itiraz ederek, raporda araçta hali hazırda bir şikayetin, sorunun olmadığının doğru olarak tespit edildiğini, davacının aracı servise getirerek ve işleme sokarak ücretsiz şekilde garanti kapsamında onarımının gerçekleştirildiğini, araçta tespit edilen arızaların giderilebilir nitelikte olduğunu, araçta bedel indirimini gerektirecek herhangi bir kusur ve ayıp bulunmadığını, değer kaybı oluşmadığını belirterek, yeniden uzman bilirkişiden rapor alınmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili 31.01.2020 tarihli ıslah dilekçesiyle; dava dilekçesinin netice talep kısmını tamamen ıslah etmiştir. 17.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda; ... plaka sayılı ... - ... marka araç üzerinde yapılan keşif esnasında şasi numarasının ve kilometre sayacının , 22.514 km "de olduğu; Lüks segment bir araçta satın alındığı ilk günden itibaren sorunların yaşanması ve bunun yetkili servis tarafından tespit edilerek giderilebilmesi için, aracın önemli sayılabilecek parçalarının değişimi suretiyle giderilmeye çalışılması, dava konusu araçta üretim hatasından kaynaklı “gizli ayıp” olarak tabir edilecek ayıbın varlığının sabit olduğu; değişimi yapılan parçaların servis kayıtlarına girmiş olması ile birlikte araçta vuku bulan sorunların halen tam olarak giderilememiş olması, araçta ciddi değer kaybı yaratacağı ve ikinci el piyasasında araca kuşku ile bakılacağının aşikâr olacağı; araçta bahse konu “gizli ayıp” nedeniyle oluşacak değer kaybı ise yukarıda detaylı şekilde hesaplandığı üzere toplam 153.360 TL olacağı belirtilmiştir.Davalı ... AŞ vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; raporda keşif icrasına dair hiçbir bilginin yer almadığını, keşfin hangi gün ve saatte hangi koşullarda gerçekleştirildiği, aracın ne kadar süre ile test sürüşüne tabi tutulduğuna dair hiçbir bilgiye yer verilmediğini, önceki rapor ile çelişkiler olduğunu, yeni bir bilirkişi raporu ile çelişkinin giderilmesi gerektiğini, araçtaki ayıbın gizli olduğu yönünde görüş bildirilmişse de bu ayıbın kaynağına da yer verilmediğini belirterek yeniden bilirkişi raporu alınmasını talep etmiştir.21.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacının aracındaki meydana gelen arızaların davalının kullanım veya bakım hatasından kaynaklanmadığı, üretim hatası olduğu, bu arızaların garanti kapsamında onarım yoluna gidildiği, araçtaki gizli ayıp arızalarının kullanımda bir süreksizliğe yol açmadan garanti süresi içinde onarıldıkları, arızaların giderilmiş olduğu, değiştirilen mekanik parçaların nitelikleri göz önüne alındığında araçta değer kaybı meydana gelmediği belirtilmiştir. Tarafların bilirikşi raporuna karşı beyan ve itirazları sonucunda mahkemece 21.03.2022 tarihli bilirkişi raporuna hükme esas alarak davanın reddine dair karar verilmiştir. Kararda davacının seçimlik haklardan olan satılanın ücretsiz onarılması istemi hakkını dava açmadan önce kullandığı ve bu arızaların giderilmiş olduğunun tespit edildiği ifadelerine yer verilmiştir. Tacir olan taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunmakta olup uyuşmazlığın TTK'nın 23. maddesi ile TBK'nın satım sözleşmesini düzenleyen hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. TBK'nın 219. maddesine göre, "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." Buna göre maldaki ayıp, satıcının beyan ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmak üzere iki türde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan ikinci tür olan yani lüzumlu vasıflarda eksiklik şeklinde ortaya çıkan ayıptan bunun varlığını bilmese dahi satıcı sorumludur. Ayıp, maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklik şeklinde ortaya çıkabilir. Bunlardan yola çıkılarak, satıcı ve dolayısıyla teselsül ilişkisi nedeniyle üretici, ithalatçıyı maldaki ayıptan sorumlu tutmanın maddi koşulları; ortada ayıp sayılan bir eksikliğin olması, ardından maldaki eksikliğin önemli olması ve ayıbın malın yarar ve zararının alıcıya geçtiği anda varolması, tüketicinin ayıbın varlığını bilmeden malı satın almış olması, olarak sayılabilir.TBK 227.maddede; alıcının seçimlik hakları başlığı ile ilk bentte, satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcının yasada belirtilen seçimlik haklardan birini kullanabileceğine yer verilmiştir. Seçimlik haklar, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılana alı koyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme ve imkân varsa satılanı ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini istemedir. Somut olayda, davacı alıcı tarafından araçta meydana gelen arızalar nedeniyle TBK'nın 227. maddesinde belirtilen seçimlik haklardan ücretsiz onarılmasını isteme hakkını kullanmış ve davalıya ait serviste onarım gerçekleştirilmiş ve ayıp giderilmiştir. Yasanın emredici düzenlemesi kapsamında davacının ancak seçimlik haklarda birini kullanma hakkı mevcuttur. Bilirkişi incelemesi aşamasında ise davaya konu şikâyetlerin araçta artık olmadığı, onarılarak giderildiği ve onarılan parçalar yönünden araçta değer kaybı olmadığı tespit edilmiştir. Davacı vekili aksine iddialarını ispat edilemediği gibi, davacının ücretsiz onarımdan yararlanarak seçimlik hakkını kullandığı açıktır. Ayrıca arızanın garanti kapsamında giderildiği, araçta iddia edilen arızaların ve değiştirilen mekanik parçaların nitelikleri gereği araçta değer kaybınında olmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.03.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.