İstinaf Kararı: Araç satım sözleşmesi sonrası meydana gelen ÖTV artışı sebebiyle ödenen fiyat farkının iadesi istemli alacak davası.
Özet: Bir araç satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında, davacı şirket, davalı satıcı şirketten 446.000 TL bedelle satın aldığı aracın ödemesini büyük ölçüde tamamlayıp proforma faturasını almasına rağmen, ÖTV artışı gerekçesiyle 27.500 TL ek ücret talep edilmesini haksız bularak bu bedelin iadesini istemiş; ilk derece mahkemesi ise sözleşme şartları, ÖTVnin devlet vergisi niteliği ve asıl faturanın zam sonrası düzenlenmesi nedeniyle davayı reddetmiş, davacı ise sözleşmenin ve ödemelerin zamdan önce tamamlandığını, geriye dönük zam talebinin hukuka aykırı olduğunu belirterek karara itiraz etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:2022/1652 KARAR NO:2026/451T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:08/03/2022NUMARASI:2019/657 Esas - 2022/257 KararDAVA:Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yetkilisine, özel amaçla kullanmak üzere, davalı şirketten bir adet ... marka binek araç satın aldığını, davalının satın alınan araç ile ilgili olarak 446.000,00 TL anahtar teslim fiyatı ile teklif formunu düzenleyerek müvekkiline gönderdiğini ve teklifin müvekkilince kabul edilmesi üzerine satım bedelinin taksitler halinde davalı tarafa ödendiğini, fatura düzenlendiğini, satış sözleşmesi kurulduğu halde güncellenen ÖTV artışı nedeniyle müvekkilinden 27.500,00 TL fiyat farkı talep edildiğini, bu bedelin ihtirazi kayıtla ödendiğini ileri sürerek haksız tahsil edilen 27.500,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı, davaya süresinde cevap vermemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tarafların iddia, savunmaları, toplanan deliller, hükme esas alınan bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamına göre; araç teslim formu teklif şartları başlıklı bölümün 3. Maddesinde '... Teklif edilen otomobilin sipariş edilmesi halinde teslim tarihine kadar ... A.ş ve T.C devleti tarafından yapılması muhtemel fiyat değişiklikleri lehte/aleyhte tarafınıza yansıtılacaktır.' hükmü kapsamında davacıdan tahsil edilen fazla tutarın ÖTV zammından kaynaklı devlete iletilecek vergilerden olduğu, asıl faturanın ÖTV zammının yayımlandığı karar tarihinden sonra düzenlendiği, ÖTV oranlarının Bakanlar Kurulu Kararı ile tespit edildiği ve fatura düzenlendiği tarihte ÖTV oranının Devletçe arttırılmış olduğu, satıcınm karlılığıyla ilgisinin bulunmadığı, ÖTV'nin satıcı davalının vergi mükellefi davacının da verginin sorumlusu olduğu, ayrıca verginin araç satış faturasının tanzim tarihinde veya tesliminde doğduğu ve satıcı davalının tahsil ettiği ÖTV'yi doğrudan devletin ilgili kurumlarına ödediği..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davalının usulsüz şekilde geriye dönük olarak fatura düzenlendiğini, dosyadaki delillerden anlaşılacağı üzere davalının 07.11.2016 tarihli teklif formu ile bir adet binek aracın özellikleri de gösterilerek 446.000,00 TL bedelle müvekkiline önerdiğini, müvekkilince bu teklifin kabul edilerek 07.11.2016 tarihinde davalının hesabına 10.000,00 TL peşinat ödemesi yapıldığını, kalan satış bedelinin 86.000,00 TL'sinin 21.11.2016 tarihinde ödendiğini, kalan 350.000,00 TL'nin ise 24.11.2016 tarihinde kredi kullanılarak ödendiğini, bedelin tamamı ödenmesi ile davalının 21.11.2016 tarihli 446.000,00 TL bedelli proforma fatura düzenlenerek müvekkiline gönderdiğini, 07/11/2016 tarihi itibari ile satış sözleşmesi kurulduğu halde, davalının ÖTV artışı gerekçesi ile müvekkilinden 27.500,00 TL fiyat farkı talep ettiğini ve ödeme yapılmadan aracın teslim edilmeyeceği bildirmesi nedeniyle müvekkilinin ihtirazi kayıtlı 29.11.2016 tarihinde 27.500 TL'yi de ödediğini, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 1/b bendinde II sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olanların ilk iktisabının bir defaya mahsus olmak üzere özel tüketim vergisine tabi olduğunun düzenlendiğini, aynı Kanunun 3. maddesinde malın tesliminden önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi halinde vergiyi doğuran olayın gerçekleşeceği hüküm altına alındığını, Kanun hükümlerinden anlaşılacağı üzere, davalının Bakanlar Kurulu Kararından sonra geriye dönük olarak tekrar ÖTV zammı talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, buna rağmen davacının gönderdiği teklif formu ve proforma faturadan yüksek bir bedel talep ettiğini, geriye dönük olarak ikinci kez %160 oranında proforma fatura düzenlediğini, ilgili Bakanlar Kurulu Kararı'nın yürürlüğe girdiği tarih olan 25.11.2016 tarihinden önce davacının kendisine gönderilen araç teklif formu ve ilk tanzim edilen 21.11.2016 tarihli proforma faturaya uygun olarak tüm ödeme yükümlülüğünü yerine getirildiğini, buna rağmen sonradan fazla bedel talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, aksi halde dahi toplam ödenen bedeller ile e faturadaki bedeller arasında da fark bulunduğunu ve davacının müvekkilinden 3.886 TL fazla bedel tahsil ettiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan vergi farkı alacağının tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut olayda, davacı tarafından 07.11.2016 tarihinde, ... tipi araç 446.000 TY'sına satın alınmıştır. Satım bedelini için 07.11.2016 tarihinde 10.000,00 TL peşinat ödemesi yapılmıştır. Kalan miktarın 86.000,00 TL'si 21.11.2016 tarihinde, bakiye 350.000,00 TL ise 24.11.2016 tarihinde kredi kullanılarak ödenmiştir. 21.11.2016 tarihli profarma fatura %145 ÖTV oranı üzerinden 446.000 TL bedelle düzenlenmiştir. Ancak sonraki tarihte araç teslim edilmeden ve borç ödenmeden Bakanlar Kurulu Kararı ile ÖTV oranı %160'a yükseltilmiştir. Bu nedenle düzenlenen kesin faturada satım bedeli 473.500 TL olarak gösterilmiştir. Taralar arasında düzenlenen satım sözleşmesindeki proforma fatura bir satış önerisidir. Proforma faturanın yanı sıra teklif şartları isimli belgenin 3.maddesinde, teklifin ertesi iş günü sonuna kadar geçerli olduğu, teklif edilen otomobilin sipariş edilmesi halinde teslim tarihine kadar ithalatçı veya Devlet tarafından yapılacak fiyat artış veya azalışlarının uygulanacağı belirtilmiştir. 25.11.2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 24.11.2016 tarihli ve 2016/9642 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile KDV ve ÖTV oranlarının belirlendiği kararnamede değişiklik yapılarak, atım konusu aracın ÖTV'si %160'a yükseltilmiştir.08.09.2017 tarihli bilirkişi raporunda belirlendiği üzere, davacının 07.11.2016 tarihinde 10.000 TL, 21.11.2016 tarihinde 86.000 TL, 24.11.2016 tarihinde ise 350.000 TL ödediği, ayrıca 29.11.2016 tarihinde yapılan 27.500 TL ödeme ile toplam ödemenin 473.500 TL olduğu belirlenmiştir. Satışa konu aracın ÖTV'sinde Bakanlar Kurulunca yapılan artıştan hangi tarafın sorumlu olacağı uyuşmazlık konusudur.Türk vergi sistemi, özel tüketim vergisini, katma değer vergisi gibi mal ya da hizmetin üretiminden tüketiciye intikaline kadar her el değiştirme aşamasında alınan genel bir tüketim vergisi olarak düzenlemek suretiyle satış işlemlerinde bu verginin alıcı tarafından ödenmesini öngörmüştür. Buna göre, alıcı, satış bedelini ve o bedel üzerinden Devlete ödenmesi gereken özel tüketim vergisi tutarını satıcıya verecek; satıcı ise, kendisine ait satış bedeliyle birlikte katma değer vergisi yanında özel tüketim vergisini alıcıdan tahsil edecek; satış bedelini kendisinde tutup, özel tüketim ve katma değer vergisini devlete ödeyecek, bu yönde bir aracılık yapacaktır. Bu verginin vergi idaresine karşı yükümlüsü satıcıdır. Alıcı ise satış bedelinden ayrı olarak gösterilmesi ve bu şekilde kendisinden istenmesi halinde bedele ek olarak vergi tutarını da satıcıya verecektir.Somut olayda, taraflar arasındaki satım sözleşmesindeki edimler taraflarca ifa edilmiştir. Teklif ve proforma fatura tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı belirlenen ÖTV oranları üzerinden sözleşme yapılmıştır. Aracın bu tarihte tüm bedelinin ödenerek alınmadığı, bedelin taksitle ödendiği ve bir kısmının da 24.11.2016 tarihinde kredi kullanılarak ödendiği anlaşılmıştır. Teklif formuna göre satılan araca ilişkin vergi artışı davacıya yansıtılacaktır. Aracın teslimi gereken ve vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği tarihte fatura düzenlendiği ve 29.11.2016 tarihli faturanın yürürlükte olan oranlar üzerinden düzenlendiği anlaşılmıştır. Davalı satım sözleşmesinin ifa sürecinde oluşacak vergi artışı ve azalışından kaynaklanan kâr veya zararın alıcıya ait olduğunu belirten teklif formunu davacıya sunmuş, bu formdaki şartlar kabul edilerek satım sözleşmesi kurulmuştur. Bu itibarla sözleşmenin ifasına başlandığı aşamada bu teklife uygun bir proforma fatura imzalanmıştır. Ancak satım sözleşmesi yerine getirilmeden ve davacının satım bedelini ödemesi, aracın ise davacı adına tescili aşamasında gerçekleşen ÖTV artırımından davacının sorumlu tutulması yerindedir. Bu şekildeki uygulama, taraflar arasındaki sözleşmenin hükümlerini belirleyen teklif formuna uygun olduğu gibi, ÖTV ve KDV gibi vergilerin nihai sorumlusunun tüketici olduğuna ilişkin yasal düzenlemelere de uygundur. Bilirkişi raporunda davacının toplam ödemesinin 473.500 TL olarak belirlendiği, bu miktarın aracın 27.11.2016 tarihli satım faturasına uygun olması nedeniyle istirdadı gereken bir miktar bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; 651,30 TL bakiye istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 12.03.2026KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.