Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçundan verilen hükme ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi kararını, sanık müdafiinin tüm hukuki ve fiili itirazlarını yerinde görmeyerek onamış, mahkûmiyette isabetsizlik bulunmadığına karar vermiştir.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet kararına yönelik sanık müdafiinin, sanığın usul ve yasaya aykırı olarak mahkûm edildiği, isnat edilen suçun unsurlarının oluşmadığı, kollukta şiddet altında alınan ikrarın tek delil olduğu, mağdurun teşhis edemediği ve şikayetinden vazgeçtiği iddialarıyla yaptığı temyiz başvurusu, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesinin kararında hukuka aykırılık tespit edilmediğinden reddedilerek, bölge adliye mahkemesinin kararı onanmıştır.
2. Ceza Dairesi         2024/3512 E.  ,  2026/4932 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/1882 E., 2023/4540 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanık hakkında usul ve yasaya aykırı olarak mahkûmiyet kararı verildiğine, sanığa isnat olunan suç açısından kanunun aradığı unsurların tam olarak oluşmadığına, sanığın suça konu yerden herhangi bir şey almadığına ve olay yerinde bulunmadığına, sanık kollukta şiddete maruz kaldığından suçu ikrar yönünde beyanda bulunduğuna, dosya kapsamındaki tek delilin sanığın gördüğü şiddet nedeniyle vermek zorunda kaldığı ikrar yönündeki beyanı olduğuna, başkaca somut bir delil olmadığına, şikâyetçinin mahkeme huzurunda alınan beyanında sanığı teşhis edemediğine, şikâyetçinin sanık hakkındaki şikâyetten vazgeçtiğine ve bir zarar talebi olmadığını beyan ettiğine, sanığın kovuşturma esnasında samimi beyanlarda bulunarak olayı olduğu gibi anlattığına, sanığın bu beyanın esas alınması gerektiğine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar bozularak sanığın beraatine karar verilmesine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Adli sicil kaydına göre, tekerrüre esas teşkil eden mahkûmiyeti bulunan sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının 5237 sayılı TCK'nın 58/6-7. maddesi uyarınca, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar hukuka uygun bulunduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak usul ve yasaya uygun olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.