Haksız eylemle altyapı kablolarına zarar verildiği iddiasıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında tarafların sorumluluk çekişmesi.
Özet: Davacı şirketin, davalı adi ortaklık tarafından yürütülen inşaat çalışmaları sırasında altyapı kablolarının hasar görmesi nedeniyle başlattığı icra takibine yapılan itirazların iptali ve 2.329,98 TLlik zararın tahsilini talep ettiği bu davada, davalılar işin yüklenici firmalara devredildiği, hasarla aralarında illiyet bağı bulunmadığı, davacının kendi kusurunun olabileceği ve hasar tespitinin tek taraflı olduğu gerekçeleriyle sorumluluğu reddederken, davacı ise davalıların itirazlarının haksız olduğunu ve icra inkar tazminatı ödemeleri gerektiğini ileri sürmektedir.

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/433 Esas
KARAR NO : 2026/412
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 21/05/2025
KARAR TARİHİ : 12/05/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili tarafından, davalılar ...., ..... ve .... aleyhine itirazın
iptali talebiyle işbu davanın açıldığını, davacı tarafın 21.06.2023 tarihinde ... ili ... ilçesi
Karaağaç Mahallesi Bilge Kaan Sokak adresinde, ... yüklenicisi konumundaki ... Ortaklığı ekiplerince yürütülen çalışmalar sırasında
şirketine ait tesislerin hasara uğratıldığını, 2 ve 3 numaralı davalıların söz
konusu adi ortaklığı oluşturduğunu, hasar nedeniyle hasar tespit
tutanağı düzenlendiğini, olay fotoğrafları, günlük şantiye defteri kayıtları,
şematik çizimler ile malzeme ve işçilik kalemleri ayrı ayrı hesaplanmış hasar
keşif tutarı formunun mevcut olduğunu, davacının meydana gelen zarar nedeniyle alacağın tahsili amacıyla
... İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra
takibi başlattığını, davalıların söz konusu takibe haksız ve hukuka aykırı şekilde
itiraz ettiğini, bu nedenle itirazların iptali ile takibin her bir borçlu yönünden
devamına karar verilmesini talep ettiğini, dava değeri 2.329,98 TL olarak gösterildiğini, fazlaya ilişkin hakların
saklı tutulduğunu, ayrıca haksız itiraz nedeniyle takip konusu alacağın
%20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazı çalışmalarının müvekkili şirket tarafından
değil, anahtar teslimi olarak yüklenici firmalara devredildiği, işin bütünüyle devri halinde
asıl işveren sıfatının ve buna bağlı sorumluluğun ortadan kalkacağı, bu
nedenle müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, ayrıca uyuşmazlık konusu
tarih ve adreste şirket kayıtlarında herhangi bir çalışma bulunmadığını, dolayısıyla olay
ile müvekkili arasında illiyet bağı kurulamayacağını, davacı tarafından sunulan hasar tespit tutanaklarının tek
taraflı düzenlendiğini, objektif ve ispata elverişli nitelikte olmadığını, hasarın müvekkili
şirket faaliyetlerinden kaynaklandığının somut delillerle ortaya konulamadığını, illiyet
bağının ve kusurun davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, ayrıca davacının kendi
kablolarını teknik şartnameye ve emniyet mesafelerine aykırı şekilde döşemiş
olabileceğini, Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği hükümlerine aykırılık bulunması
halinde sorumluluğun davacıya ait olacağını, zarar hesabına ilişkin olarak; talep edilen 2.329,98 TL’nin hangi kriterlere göre belirlendiğinin açıklanmadığını, hasar bedelinin fahiş olduğunu, davacının kendi
personel ve araçları ile yaptığı çalışmaların genel idare gideri niteliğinde olduğunu, özel
olarak dışarıdan hizmet alınmadıkça bu kalemlerin tazminat kapsamında değerlendirilemeyeceği ileri sürülmüş, icra inkâr tazminatı talebinin şartlarının
oluşmadığı ve aksine davacının kötü niyetli takip başlattığı gerekçesiyle %20’den az
olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki itirazı bulunduğunu, davanın ...’de açılması gerektiğini, müvekkili şirketlerin dava konusu hasarın meydana gelmesinde
sorumluluğunun bulunmadığını, haksız fiilin unsurlarının oluşmadığını, fiil–zarar–kusur–
illiyet bağı şartlarının somut olayda gerçekleşmediğini, bu davalılar yönünden de, hasar tespit tutanaklarının tek taraflı düzenlendiğini, müvekkili şirketlerin iştiraki veya onayı bulunmadığını, davacının iddiasını ispata elverişli
somut delil sunamadığını, gerçek zarar ilkesine göre yalnızca fiilen ve zorunlu olarak
yapılan giderlerin talep edilebileceğini, icra inkâr tazminatı şartlarının oluşmadığını beyanla davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLER VE GEREKÇE:
Dava, alt yapı kablolarına zarar verilmesi nedeni ile oluşan hasara ilişkin başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalılar aleyhine 1.576,15-TL hasar bedeli, 753,83-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.329,98-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacıya ait altyapı kablolarına davalıların zarar verip vermediği, zararın kimden kaynaklı meydana geldiği, bir kusur var ise kimin, ne oranda kusurlu olduğu, nihayetinde davacı zararı var ise ne kadar olduğu ve bunun davalılardan tazmini şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarının tespiti isteminden ibarettir.
Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya Elektronik Haberleşme Konusunda Uzman Akademisyen bilirkişi ve Elektrik Mühendisi bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olup, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda özetle; "...
hasar mahallinde davalı şirketlerce kazı çalışması
yürütüldüğü, davacıya ait yeraltı şebeke hattının bu çalışma sırasında mekanik
etkiyle zarar gördüğü dosya kapsamındaki tutanak, saha fotoğrafları ve şantiye
kayıtları ile sabit olduğu, davacı kurum tarafından
gerçekleştirilen onarım uygulamasının teknik olarak hat bütünlüğünü yeniden
sağlamaya yönelik olduğu, ek ve dış kılıf bağlantıları yapılarak hattın işlevsel
hale getirildiği, uygulamanın teknik açıdan uygun bulunduğu kanaatine varıldığı, davacıya ait yeraltı boru kablo hattının mevzuatta öngörülen asgari
derinlik şartlarına aykırı tesis edildiğini ortaya koyan herhangi bir ölçüm tutanağı,
aplikasyon krokisi, teknik inceleme raporu ya da resmi belge dosyaya sunulmadığı, saha fotoğrafları da tesis derinliğinin standart dışı olduğuna dair
ölçülebilir bir veri içermediği, ayrıca cadde boyunca bulunan menhol ve ek
odaları, davacı altyapısının mevcudiyetine dair açık ve uyarıcı fiziki unsurlar
olup, kazı öncesinde gerekli koordinasyonun sağlanması gerektiğini gösterir nitelikte olduğu, bu nedenle davacıya boru/kablo derinliği yönünden müterafik
kusur yüklenemeyeceği kanaatine varıldığı, dosyaya sunulan ......’ne ait günlük şantiye kayıtları ve e-fatura içeriği incelendiğinde; yeraltı
güzergâhında yürütülen telekom hattı onarım çalışmalarına ilişkin malzeme ve
işçilik kalemlerinin hasar mahalli ile uyumlu olduğu, iş tanımlarının hasar tespit
tutanağında belirtilen onarım içeriğiyle örtüştüğü, bu kayıtların,
davacı kurumun hasarın giderilmesi amacıyla fiilen saha çalışması yaptığını
ve dış hizmet alımı gerçekleştirdiğini gösterdiği,
... tarafından düzenlenen fatura içeriğinin hasar onarımına ilişkin saha
kayıtları ile uyumlu olduğu, işin niteliği itibariyle kablo onarımı, ek uygulaması ve
dış kılıf tamiratını kapsadığı, bu nedenle, faturada yer alan
tutarın hasar onarımına ilişkin hizmet bedelini içerdiği kabul edildiği, hasar onarımında kullanılan malzemelerin gerekli ve uygun nitelikte
olduğu, talep edilen birim bedellerin hasar tarihi itibarıyla piyasa rayicine
aykırılık göstermediği, her ne kadar hasara fiilen yüklenici/ihbar olunan şirket sebebiyet vermiş
olsa da davalı asıl işveren konumundaki şirketin yüklenici üzerinde gözetim ve
denetim yükümlülüğünün bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri
ve yerleşik içtihatlar dikkate alındığında, meydana gelen zarardan davalı
... ile yüklenici diğer davalı şirketlerin birlikte sorumlu tutulabileceği, takibin 1.576,15 TL asıl alacak + 753,83 TL avans faizi olmak üzere
toplam 2.329,98 TL. tutar üzerinden davalılar ....,
.... ve .... adına
devam edebileceği,...'' şeklinde tespit ve rapor edilmiştir.
Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür.
Yapılan yargılama, toplanan deliller, denetime elverişli bilirkişi raporu ve tüm dosya kaspamının bir bütün olarak değerlendirilmesinde; öncelikle yetki itirazı incelendiğinde, 6100 sayılı HMK'nın 6.maddesi gereğince genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. 6100 sayılı HMK'nın 16. maddesinde "Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." düzenlemesini benimsemiştir. Bir davada (takipte) birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak ya da icra takibi yapmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını (takibini) bu genel ve özel yetkili mahkemelerden (icra dairelerinden) hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman seçme hakkı davalı tarafa geçer. Somut olayda haksız fiil sonucu hasarı meydana geldiği yer .../... olup Ticaret Mahkemesi olarak yetkili mahkemelerde Bakırköy mahkemeleri olduğundan davanın da yetkili mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.
Zamanaşımı itirazı incelendiğinde; Türk Borçlar Kanunu Madde 72 zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını düzenlenmiştir. Somut olayda, icra takibine konu hasarın gerçekleşme tarihi 2023 yılı olup TBK madde 72 uyarınca zamanaşımı süresi içerisinde davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davalının pasif husumet itirazı incelendiğinde; Taraf sıfatı (husumet), maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Davalılar arasındaki ilişkinin davacıya karşı ileri sürülemeyeceğinden davalının bu yöndeki itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davanın esası bakımından incelendiğinde; takip dosyasına konu hasar nedeni ile davacı tarafından hasar tespit tutanağı düzenlendiği, hasara konu yerin fotoğraflarının çekildiği bunların dosya içerisine sunulduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından düzenlenen tutanak ve fotoğraflardan davalı ...'nin işi yaptırdığı diğer davalılar çalışanları tarafından oluşan hasarın tazminini talep etmektedir. Davalılar ise; davacının tam kusurlu olduğunu ve hasar ile eylem arasında illiyet bağı olmadığı yönünde itiraz etmektedir. 6098 Sayılı TBK 49. maddesi gereğince, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. TBK madde 50/1.fıkrası gereğince, zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olup ispat yükü davacı üzerindedir. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda; davaya konu hasar mahallinde davalı şirketler tarafından kazı çalışması yürütüldüğü, davacıya ait yeraltı şebeke hattının bu çalışma sırasında mekanik etkiyle zarar gördüğünün dosya kapsamındaki tutanak, saha fotoğrafları ve şantiye kayıtları ile sabit olduğunun tespit edildiği, davacıya ait yeraltı boru kablo hattının mevzuatta öngörülen asgari derinlik şartlarına aykırı tesis edildiğini ortaya koyan herhangi bir ölçüm tutanağı, aplikasyon krokisi teknik inceleme raporu ya da resmi belge bulunmadığı, bu doğrultuda davalıların bu yöndeki itirazlarının soyut nitelikte olduğu, davalı ... ve yüklenici konumunda olan diğer davalıların yapmış olduğu çalışma sırasında davacıya ait altyapı kablolarının zarar gördüğünün alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu, davacı tarafından hasar onarımına ilişkin sunulan fatura ve günlük şantiye kayıtları üzerinde teknik bilirkişi tarafından yapılan incelemede onarım çalışmalarına ilişkin malzeme ve işçilik kalemlerinin hasar mahalli ile uyumlu olduğunun ve talep edilen birim bedellerinin hasar tarihi itibari ile piyasa rayicine uygun olduğunun tespit edildiği göz önünde bulundurulduğunda davacının zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmiş olup, asıl işveren ve yüklenici firmaların meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu oldukları, davacının davalılar aleyhine başlatmış olduğu icra takibinde haklı olduğu anlaşılmış olup, davacının davasının kabulü ile davalıların icra takibine yapmış oldukları itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davacının icra inkar tazminat talebi bakımından incelendiğinde; İİK'nın 67/2. maddesine göre itirazın iptali davasında, alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için hükmün usulüne uygun yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içerisinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gerekir. Dava konusu alacağın kaynağının haksız fiil olduğu, alacağın miktarının belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden ve likit olmadığından icra inkar tazminatı koşulları oluşmadığı anlaşılmış, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş, netice itibari ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile; ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine davalılar tarafından yöneltilmiş olan itirazın 1.576,15-TL asıl alacak,753,83-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.329,98-TL üzerinden iptali ile bu miktar üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına,
2-İİK'nın 67/2. Maddesi şartları oluşmadığından icra inkar tazminat talebinin reddine,
3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harcın davacı tarafça peşin yatırılan 615,40-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
-Davacı tarafından yatırılan toplam 1.318,30-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 2.329,98-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan tebligat, müzekkere gideri, bilirkişi ücreti toplamı 14.337,50-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
7-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
8-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; miktar itibariyle KESİN olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/05/2026
Katip ....
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza