6292 sayılı Kanun uyarınca hazine tarafından satışı gerçekleştirilen orman vasfını yitirmiş taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil talebinin hukuken dinlenemeyeceği.
Özet: Davacı, 6292 sayılı Kanun uyarınca davalı adına tescil edilen 2/B niteliğindeki taşınmazın 1975ten beri kendi zilyetliğinde olduğunu iddia ederek tapu iptali ve tescil talep etmiş; ancak ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, idarece yapılan satış işlemi iptal edilmedikçe üçüncü kişi adına tescil edilen taşınmaza yönelik tapu iptali davasının dinlenemeyeceği gerekçesiyle davayı reddetmiş, temyiz incelemesi sonucunda da bu kararlar usul ve yasaya uygun bulunarak onanmıştır.
8. Hukuk Dairesi         2025/3586 E.  ,  2026/987 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/628 E., 2025/824 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/48 E., 2024/269 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sonucunda, .. ili .. ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında bulunan 13 85... parsel sayılı 2.296,14 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 20 yılından beri .. oğlu ...'ın kullanımında olduğu şerhi yazılarak bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca 30.12.2015 tarihinde satış suretiyle davalı ... adına tapuda kayden intikal ettirilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; 13 85... parsel sayılı taşınmazın zilyetliğinin davacı tarafından 1975 tarihinde devralındığı iddiasına dayanarak, taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın zilyetliğinin müvekkili tarafından satış senedi ile devralındığını ve 27.12.2006 tarihinden bu yana kullandığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini beyan ederek davanın usul ve esastan reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "6292 sayılı Kanun gereğince satış yolu ile mülkiyeti başkasına devredilen taşınmaz hakkında, kullanıcı şerhi verilmesi, tapu iptali ya da tazminat istemli davanın dinlenme olanağının olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Bilindiği üzere, kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın Hazinenin mülkiyetinden çıkıp 3. şahıs adına tapuya tescil edildikten sonra tapu iptaline yönelik davanın dinlenme olanağı bulunmamaktadır. Davacı eldeki davayı 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan satış işleminden sonra açtığına, davalıya ait tapu kaydı idarece yapılan satış işlemi neticesinde oluştuğuna, dayanak satış işlemi iptal edilmedikçe tapu kaydının iptali ve tescil istemli dava açılamayacağına, bu halde davanın dinlenme olanağı da bulunmadığına göre, yerel mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olmasında ve davalı taraf lehine maktu vekalet ücreti takdirinde de sonuç olarak bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçeleriyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; 6292 sayılı Kanun kapsamında üçüncü kişilere dava açılamayacağına ilişkin hiçbir düzenleme olmadığını, davalı adına tapuya yapılan tescilin yolsuz olduğunun ve taşınmazın davacıya ait olduğunun yargıtay kararı ile sabit olduğunu, dava konusu taşınmazın 1975 yılından bu yana davacının kullanımında olup, vergilerinin ödendiğini beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 6292 sayılı Kanun uyarınca davalı adına yapılan satış sonucu oluşan tapu kaydının iptalinin istenilip istenilemeyeceğine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.