İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin marka tecavüzü davasında yaklaşık ispat koşulu yetersizliğiyle reddedilen ihtiyati tedbir talebine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir marka tescil sahibinin, ilk derece mahkemesinin, marka tecavüzü iddiasıyla açılan bir davada, yaklaşık ispat şartının bilirkişi raporu olmaksızın yerine getirilmediği gerekçesiyle, ihlalci kullanımların durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebini reddetmesi kararının istinaf incelemesini konu almaktadır; istinaf eden marka sahibi, marka tescil belgeleri ve ihtarname gibi mevcut delillerin ihtiyati tedbir için yaklaşık ispatı fazlasıyla sağladığını, fason üretim ve online/fiziki mağazalardaki yaygın izinsiz kullanımların markasının itibarını ve garanti fonksiyonunu zedeleyerek telafisi güç zararlar doğurduğunu, bilirkişi raporu beklenmesinin hakkın korunmasını geciktireceğini belirterek tedbir kararı verilmesini talep etmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: 2026/554 EsasKARAR NO: 2026/930İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ: 05/03/2026 ara karar NUMARASI: 2026/14 E. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Mevcut Olmadığının Tespiti İstemli)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026KARAR YAZIM TARİHİ: 01/06/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :DAVA DİLEKÇESİ: Davalı-karşı davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin markasının, Karşı Davalı tarafından internet ortamında ve fiziki mağazada kullanımı devam ettiği sürece telafisi imkansız zararlar doğduğunu, tüketicileri yanılttığını, marka itibarının zedelendiğini, davanın esası yönünden haklılıklarının yaklaşık ispat seviyesinde olduğunun sunulan marka tescil belgesi ve ihtarname ile sabit olduğunu, bu nedenle halihazırda ...unvanı, markası ve adı kullanılarak ..., ..., ..., ..., ... vb. online platformlarda gerçekleştirilen ticari faaliyetlerin durdurulması gerektiğini beyanla karşı davalının "....com" alan adına erişimin engellenmesini, sosyal medya hesaplarındaki kullanımların durdurulmasını ve tabelaların indirilmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine dair talepte bulunmuştur.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesi 05/03/2026 tarihli ara kararı ile; Dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında, esas dosya bakımından tecavüz iddiasına dayalı dava açıldığı, ve dosyada herhangi bir bilirkişi raporu alınmadığı bu hali ile tedbir için istenen yaklaşık ispat koşulunun yerine gelmediği anlaşılmakla,"Dosyanın niteliği gereği davalı-karşı davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, karar verilmiştir.İSTİNAF:Davalı/karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin bilirkişi raporu eksikliğine dayanarak verdiği ret kararının hukuka aykırı olduğunu, geçici hukuki koruma tedbirlerinde "tam ispat" değil "yaklaşık ispat" kriterinin aranması gerektiğini, marka tescil belgeleri, noter onaylı ihtarnameler ve sunulan ürün görsellerinin tedbir kararı için yeterli olduğunu, bilirkişi raporunun beklenmesinin hakkın korunmasını geciktireceğini, Mahkemenin delil toplama sürecini bekletici sebep yapmasının istinaf mercilerince bozma nedeni yapıldığını, mevcut ekran görüntüleri ve belgelerle yaklaşık ispat şartının fazlasıyla sağlandığını, müvekkili şirketin "..." ve "... & ..." markalarının tek hak sahibi olduğunu, karşı tarafın hiçbir izni veya lisansı olmaksızın fason üretim yaptığını ve bu ürünlere müvekkili markasını taşıyan etiketler yapıştırarak piyasaya sürdüğünü, bu eylemin Sınai Mülkiyet Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu uyarınca dürüstlük kuralına aykırı, ağır bir haksız rekabet ve tecavüz teşkil ettiğini, karşı tarafın ürünlerinin müvekkilinin kalite standartlarından bağımsız olduğunu, bu durumun markanın "garanti fonksiyonunu" zedelediği ve gıda sektöründeki bu usulsüzlüğün tüketici nezdinde telafisi güç zararlar doğurduğunu, ihlalin dijital platformlarda, pazaryerlerinde ve fiziki mağazalarda yaygın ve yoğun biçimde devam ettiği, yargılama sonuna kadar beklendiği takdirde marka hakkının "içinin boşaltılmış" olacağını, online mecralardaki erişim hızı nedeniyle ihlalin etkisinin geometrik olarak arttığı, yerel mahkemenin ret kararının müvekkili ticari itibarı ve pazar payı açısından korumasız bıraktığını belirterek mahkemenin 05.03.2026 tarihli ara kararının kaldırılmasını, dosyadaki mevcut delillerle yaklaşık ispatın gerçekleştiği kabul edilerek, karşı tarafın markasal kullanımlarının durdurulmasına ve online platformlardaki tecavüz teşkil eden içeriklere erişimin engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİDavacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı taraf her aşamada kötü niyetli olduğunu, müvekkiline sanki alakasız ve mütecavizmiş gibi ihtarname gönderildiğini ve gözdağı verilmek istendiğini, karşı taraf iyi niyet kurallarına aykırı hareket ettiğini, davalı yargıyı kullanarak müvekkilinin haklarını haksız olarak elinden almaya çalışıp E-ticaretle oluşturduğu değere ve markaya bulunduğu katkıya ihanet ettiğini belirterek davalının haksız istinaf isteminin reddini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı ... dava dilekçesi ile, davalı şirketle anlaşarak ... sayılı "..." markası adı altında E-ticaret başta olmak üzere ... Şubesi olarak faaliyet gösterme noktasında mutabakata varıldığını, markanın tescili 26.08.2019 tarihinde yapıldığını, tescil yapılmadan önce, 12.01.2019 tarihinde tarafınca sitenin domain ve hosting alımı yapıldığını ve buna istinaden şahıs şirketi olarak "....com" adresinde faaliyet göstermeye başladığını,taraflar arasındaki sözlü sözleşmeye göre, davalı şirketten mal alınması ve markanın internet ortamında bilinirliğinin artırılması ana edimlerine dayalı olarak 6-7 yıldır sürdürüldüğünü, bu süreçte markaya çok büyük değer kattığını, yıllara göre internet satışlarını kat be kat artırdığını, kararlaştırıldığı gibi tüm mallarını davalıdan tedarik ettiğini ve davalının belirlediği fiyat üzerinden alıp sattığını davalının, tüm bu hususlarda mutabık olmalarına ve faturalı şekilde yıllardır satışa arz olunmak üzere mal vermesine ve ... şubesinin de mevcut olduğunu belirtmesine rağmen haksız ve kötü niyetli olarak ...... Noterliği’nin 16/01/2026 tarihli ... Yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ettiğini kendisi tarafından, ... .. Noterliği'nin 27.01.2026 tarihli ... Yevmiye Numaralı Cevabi İhtarnamesi ile cevap verildiğini belirterek davalının markasına tecavüz etmediğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı-karşı davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin markasının, Karşı Davalı tarafından internet ortamında ve fiziki mağazada kullanımı devam ettiği sürece telafisi imkansız zararlar doğduğunu, tüketicileri yanılttığını, marka itibarının zedelendiğini, davanın esası yönünden haklılıklarının yaklaşık ispat seviyesinde olduğunun sunulan marka tescil belgesi ve ihtarname ile sabit olduğunu, bu nedenle halihazırda ...Unvanı, markası ve adı kullanılarak ..., ..., ..., ..., ... vb. online platformlarda gerçekleştirilen ticari faaliyetlerin durdurulması gerektiğini beyanla, davacı- karşı davalının "....com" alan adına erişimin engellenmesini, sosyal medya hesaplarındaki kullanımların durdurulmasını ve tabelaların indirilmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.6769 sayılı Kanun'un 159.maddesinde ihtiyati tedbirler düzenlenmekte olup, madde hükmü "(1) Bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkiniğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir." şeklinde olup, söz konusu ihtiyati tedbir kararı, davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulması, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara ya da patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engelleyecek şekilde, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dahil, bulundukları her yerde elkonulması ve bunların saklanması, herhangi bir zararın tazmini bakımından teminat verilmesi şeklinde verilebilir. Bu kanunda hüküm bulunmadığı durumda 6100 sayılı HMK hükümleri uygulanır.HMK 389.maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelecek bir değişiklik nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. TPMK kaydına göre, ... "..." şekil markasının başvuru tarihinin 02/04/2019, tescil tarihinin 26/08/2019 tarihi olduğu, davalı/karşı davacı adına tescilli olduğu görülmüştür.Somut olayda davacı-karşı davalı tarafından davalı-karşı davacıya ait markaya tecavüz etmediğinin tespitine karar verilmesini talep ettiği, karşı davanın konusunun markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi davası olduğu, markanın davalı adına tescilli olduğu, davacı tarafın davalı ile anlaşarak ve davalının izni ile, davalının belirlediği fiyat üzerinden sattığını kabul ettiği, "....com" alan adının davalının izni ile alındığının ileri sürüldüğü, davalı tarafından ise davacının farklı firmalardan edindiği, fason olarak ürettirdiği ürünlere müvekkilinin etiketlerini yapıştırdığını, üçüncü kişi ürünlerinin müvekkilinin ismi ile satılmasının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır.Davalı-karşı davacı tarafça 16/01/2026 tarihli ihtarname ile, davacı -karşı davalının markalı ürünlerin satışının durdurulmasını, isim ve logonun kullanılmamasını, alan adının devrini olmazsa kapatılmasını talep ettiği anlaşılmaktadır.Taraf vekillerinin beyanları ve dosya kapsamından davalı-karşı davacı adına ... "..." şekil markasının tescilli olduğu ve markanın davacı karşı davalı tarafça izinle kullanıldığı, ancak davalı tarafın davacı-karşı davalı tarafın ihlal eylemleri bulunduğunu ileri sürerek verdiği izni kaldırdığı ve kullanılmaması yönünde ihtar gönderdiği gözetilerek, mahkemece yaklaşık ispat koşullarının gerçekleştiği gözetilerek, bu aşamada henüz delillerin tam olarak toplanmadığı da gözetilerek, orantılılık ve ölçülülük ilkesi gereğince, tarafların menfaatleri gözetilerek davalı-karşı davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile, 6769 Sayılı SMK 159/2-c maddesi gereğince ters teminat tedbirine hükmedilmesi gerekirken, tedbir talebinin tümüyle reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Tüm bu nedenlerle davalı/karşı davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, Dairemizin kararında işaret edildiği şekilde yargılamaya devam olunması için, dosyanın ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı/karşı davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../03/2026 tarih, 2026/.... E. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı/karşı davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/05/2026