Muris muvazaası ve yolsuz tescil iddialarıyla açılan tapu iptali, tescil ve tenkis davasında hak düşürücü süre ile zamanaşımı gerekçeleriyle reddedilen taleplerin temyiz incelemesi.
Özet: Davacıların kök muris tarafından yapılan muvazaalı taşınmaz devirleri ve yolsuz tescil iddiasıyla açtığı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis davasında; ilk derece mahkemesi bazı taşınmazlar yönünden iddiaları ispatlanamadığı için, diğerleri için ise kadastro mevzuatından kaynaklanan hak düşürücü süre ve tenkis talebi için zamanaşımı süresi dolduğundan talepleri reddetmiş, bu ret kararı bölge adliye mahkemesince de onanmış olup, Yargıtay yapılan temyiz incelemesinde alt mahkemelerin kararını usul ve kanuna uygun bularak hükmü onamıştır.
1. Hukuk Dairesi         2024/3418 E.  ,  2026/2707 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/829 E., 2024/977 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/256 E., 2023/610 K.
Asıl ve birleştirilen dava, yolsuz tescil ve muris muvazaası hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili; davacıların kök murisi ...'ın usul ve yasaya aykırı işlemlerle oğlu olan ...'ın tüm malvarlığının sahibi olmasını sağladığını, dava konusu 1 75... parsel sayılı taşınmazın 1959 yılında...a devredildiğini, söz konusu devrin hukuken mümkün olmadığını, dava konusu diğer taşınmazların da usul ve yasaya aykırı şekilde ... tarafından adına tescil ettirildiğini, muvazaalı şekilde kız çocuklarından mal kaçırma amaçlı işlem yapıldığını ileri sürerek payları oranında iptal-tescil, olmadığı takdirde tenkis isteği ile dava açmış; bilahare dava dilekçesinin açıklanmasına ilişkin olarak asıl davada davacılar vekili, dava konusu 1 75... parsel yönünden muris muvazaasına dayanıldığını, mirasçılara intikal sırasında yanlış işlem yapıldığını, murisin amacının mal kaçırma olduğunu; 211 parsel yönünden muris muvazaasına dayanıldığını, yapılan işlemlerin hukuksuz ve muvazaalı olduğunu; 1 30... ve 93 27... parsel yönünden muris muvazaasına ve yolsuz tescile; yine dava konusu diğer parseller yönünden de yolsuz tescile dayanıldığını; birleştirilen davada davacı vekili, dava konusu 1 75... ve 93 27... parsel yönünden yapılan işlemin muvazaalı olduğunu ve ehliyetsiz kişinin bulunması nedeniyle sözleşmenin sıhhatli olmadığını, 211 parsel ve 1 30... parsel sayılı taşınmazların muvazaalı olarak devredildiğini, bir kısım taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi gerektiğini, işlemlerin muvazaa ve yolsuz tescile karine olduğunu bildirmiştir.
Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili; hak düşürücü sürenin geçtiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını, iddiların doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 1 75... parsel sayılı taşınmaz dışındaki dava konusu taşınmazların tamamının 1974 yılında davalılar murisi ... adına tespit ve tescil edildiği, 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesine göre kadastro öncesi sebeplere dayalı olarak açılacak tapu iptali ve tescil talepli davalarda 10 yıllık hak düşürücü sürenin arandığı, davanın ise Kanun'da aranan hak düşürücü süre geçtikten sonra 2016 yılında açıldığı, dava konusu 1 75... parsel sayılı taşınmaz yönünden ise iddiaların ispatlanamadığı; dava konusu 127 00... ve 93 74... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davadan feragat edildiği gerekçeleriyle asıl ve birleştirilen davada feragat edilen parseller yönünden feragat nedeniyle davanın reddine; 1 75... parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın esastan reddine; dava konusu diğer taşınmazlar yönünden hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine; davalıların zamanaşımı definde bulundukları, kök muris ...'in 1963, davacılar murisi ...'nın 1993; davalılar murisi...ın ise 1983 yılında öldüğü, zamanaşımı süresinin mirasın açılması yani muris ...'nın 1993 yılında ölümü ile işlemeye başlayacağı, 2016 yılında açılan davada ileri sürülen tenkis isteminin de zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle tenkis talebinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilleri tarafından istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleştirilen davada davacı vekilince ve duruşma istekli olarak asıl davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.04.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden asıl davada davacılar ... vd. vekilleri Avukat ... ve temyiz eden birleştirilen davada davacı vekili Avukat ... ile temyiz edilen asıl ve birleştirilen davada davalılar ... vd. vekilleri Avukat ..., dahili davalı ... vd. vekilleri Avukat ..... ve dahili davalı ... vekili Avukat.........geldiler. Davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 304,40'ar TL bakiye onama harçlarının temyiz eden davacılardan alınmasına,
04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalılar vekilleri için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.