Yargıtay 5. Ceza Dairesi, tefecilik suçundan verilen ve istinaf mahkemesince hesap hatası düzeltilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz başvurularının reddine karar verdi.
Özet: İlk derece mahkemesinde tefecilik suçundan 6 yıl hapis ve 60.000 TL adli para cezasına çarptırılan sanığın hükmü, istinaf mahkemesince temel ceza ve zincirleme suç artırımında yapılan hesap hatası düzeltilerek 5 yıl hapis ve 50.000 TL adli para cezası olarak yeniden belirlenmiş ve istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, temyiz incelemesinde ise sanık müdafiinin itirazları değerlendirilerek tefecilik suçunun mağdurunun kamu olduğu vurgulanmış ve yargılama sürecindeki usul ve esas uygunluk ile eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin tespiti üzerine, düzeltilmiş istinaf kararının hukuka uygun olduğu kabul edilerek temyiz talepleri reddedilmiştir.
5. Ceza Dairesi         2025/3990 E.  ,  2026/3179 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/740 Esas, 2023/984 Karar
SUÇ : Tefecilik
HÜKÜM : Hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği takdiren reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Erbaa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.10.2021 tarihli ve 2016/346 Esas, 2021/826 sayılı Kararı ile sanığın tefecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 241/1, 43/2 delaletiyle 43/1 ve 52. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis ve 60.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1-2-3. madde ve fıkraları gereğince hak yoksunlukları uygulanmasına hükmedilmiştir.
B. İstinaf
Sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine duruşmasız olarak yapılan inceleme sonucu Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 30.03.2023 tarihli ve 2022/740 Esas, 2023/984 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak "4 yıl hapis ve 1000 gün adli para cezası" şeklinde belirlenmesinden sonra zincirleme suç hükümleri nedeniyle 1/4 oranında artırım yapılması sırasında hesap hatası sonucu "5 yıl hapis ve 1250 gün adli para cezası" yerine "6 yıl hapis ve 1500 gün adli para cezası"na hükmolunmak ve adli para cezasının da buna bağlı olarak "50.000 TL" yerine "60.000 TL" olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuş, bu kapsamda hükümde yer alan "6 yıl hapis ve 1500 gün adli para cezası" ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine "5 yıl hapis ve 1250 gün adli para cezası" ibaresinin yazılması, yine hükümde yer alan "1500 gün adli para" ve "60.000,00 TL" ibarelerinin de hükümden çıkarılarak yerlerine sırasıyla "1250 gün adli para" ve "50.000,00 TL" ibarelerinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
İddia kapsamındaki para alışverişlerinin ticari ilişkiden kaynaklandığına, tutarsız ve mesnetsiz beyanlar dışında suçun sübuta erdiğine ilişkin somut delil bulunmadığına, şikayetçiler tarafından sanık aleyhine açılmış herhangi bir dava ve icra takiplerine yönelik itiraz olmadığına, sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, ''şüpheden sanık yararlanır" ilkesinin tatbik edilmesi gerektiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.04.2016 tarihli ve 2014/118 Esas, 2016/208 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağı, bu bağlamda 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunu değişik zamanlarda ve farklı kişilere karşı zincirleme olarak işleyen sanığın cezasında bu nedenle artırım yapılırken uygulama maddesinin aynı Kanun'un 43/1. maddesi yerine 43/2 delaletiyle 43/1. maddesi olarak gösterilmesi sonuca etkili olmadığından, sanığın adli sicil kaydında yer alan tekerrüre esas olabilecek nitelikteki kararların onaylı örnekleri getirtilip 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması ise aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerine uyan suç vasfı ile yaptırımların Bölge Adliye Mahkemesince hüküm düzeltilerek doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Ancak;
28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3. maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuş ancak tespit edilen aykırılığın Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
III. KARAR
Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemi ve dosya kapsamında tespit edilen husus yönünden hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303. maddesi gereğince hüküm fıkrasının birinci bendinin beşinci paragrafında yer alan "ve ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceğine, bu hususun sanığa ihtarına, (sanık huzurda bulunmadığından sanık müdafisine ihtar yapıldı)" şeklindeki ibarenin hüküm fıkrasından çıkarılması suretiyle Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE eleştirilen hususlar dışında sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi gereği Erbaa 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.02.2026 tarihinde karar verildi.