İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, trafik kazası nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı ve mahrumiyet tazminatı taleplerine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir trafik kazası sonucu aracında değer kaybı ve araç mahrumiyeti zararı oluştuğunu iddia eden davacının, kusurlu karşı aracın sigorta şirketi ve işleteninden bu zararların (10.000 TL değer kaybı, 3.000 TL araç mahrumiyeti ve 198,31 TL eksper ücreti) faiziyle birlikte tahsilini talep ettiği bir davanın taraflarının ilk derece mahkemesindeki iddia ve savunmalarını özetlemektedir. Davalı sigorta şirketi, yetki itirazı, kilometreden dolayı sorumluluklarının bulunmadığı, poliçe kapsam dışılık ve zaten ödeme yaptıkları gibi gerekçelerle davayı reddederken; davalı işleten şirket ise kusurlu olmadıklarını, arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini ve tazminatın fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ4. HUKUK DAİRESİESAS NO : 2023/353 KARAR NO : 2026/1202T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Ticaret MahkemesiNUMARASI : 2021/502 Esas 2022/703 KararKARAR TARİHİ : 29/09/2022DAVA : Trafik Kazası/Değer Kaybı/ Araç Mahrumiyet KARAR TARİHİ : 21/05/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 21/05/2026Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosya incelendi;G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D ÜTARAFLARIN İDDİA, SAVUNMA İLE YARGILAMA SÜRECİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;10/01/2020 tarihinde müvekkiline ait ve sürücü dava dışı ... sevk ve idaresindeki .... plakalı araca dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki .... plakalı aracın çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'in asli kusurlu olduğunu, müvekkiline ait aracın sürücüsünün ise kusurunun bulunmadığını, kaza sonrası alınan eksper raporuna göre müvekkili aracında 10.000,00 TL değer kaybı, 3.500,00 TL araç mahrumiyet zararı tespit edildiğini, ekli faturadan da görüleceği üzere ekspere hizmet bedeli olarak 198,31 TL (KDV dahil) ödendiğini,... plakalı aracın kaza tarihi ile maliki ve işleteninin davalı .... Şti. olduğunu,... plaka sayılı aracın kaza tarihini kapsar şekilde 42522095 poliçe numarası ile davalı ... A.Ş'nin teminatı kapsamında olduğunu, sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu ancak bir sonuç alınamadığını beyanlaFazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, 100,00 TL değer kaybı tazminatının ve 198,31 TL eksper hizmet bedelinin davalı ...A.Ş'den (teminat limitleri dahilinde ve temerrüt tarihinden itibaren) ve davalı .... Şti. ve .... A.Ş 'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100,00 TL ikame araç bedelinin davalı .... . Şti nden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 22/04/2022 tarihli değer arttırım dilekçesinde 100,00 TL değer kaybı talebini 9.900,00 TL arttırmak suretiyle 10.000,00 TL, 100,00 TL ikame araç bedelini 2.900,00 TL arttırmak suretiyle 3.000,00 TL'na arttırdıklarını beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile değer kaybının davalılardan sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinde diğer davalı şirket yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, ikame araç bedelini sigorta şirketi dışındaki diğer davalı şirketten kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, 198,31 TL ekspertiz ücretinin de yargılama gideri olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 23/04/2022 tarihinde 218,60 TL tamamlama harcı yatırmıştır. Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, yetki itirazlarının olduğunu, davacının davasını belirsiz alacak davası olarak açamayacağını, müvekkil kurum tarafından sigortalı aracın kusuruna göre .... AŞ.'ye 16.633,00-TL ödeme yapıldığını, davacının alacağının kalmadığını, değer kaybı taleplerinin reddi gerektiğini, kaza tarihi gereği aracın km 165.000'den fazla olduğundan genel şartlara göre müvekkil şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirketin ekspertiz ücreti bakımından da sorumluluğunun bulunmadığını, araç mahrumiyet taleplerinin poliçe kapsamında olmaması sebebiyle reddinin gerektiğini, mahkeme kusur durumuna ilişkin olarak aksi kanaatte ise; kusur oranının tespiti bakımından dosyanın adli tıp trafik ihtisas dairesine gönderilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, hasar ve değer kaybı iddiasında genel şartlara göre hesaplama yapılması gerektiğini, davacının aracının kasko sigortacısının öğrenilip kasko sigortacısı tarafından bir ödeme yapılıp yapılmadığının tespitini talep ettiklerini beyanla usule yönelik itirazların karara bağlanmasına, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine Davalı ... Şti. Vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı yanın iddialarının tamamı yersiz ve mesnetsiz olup haksız taleplerden ibaret olduğunu, müvekkil şirketin aracının ... A.Ş tarafından sigortalanmış olup KTK Md 90 uyarınca ZMMS'na karşı araçta meydana gelen gerçek zararı limit dâhilinde karşılaması gerektiğini, müvekkili şirket yönünden herhangi bir arabuluculuk görüşmesi gerçekleştirilmediği gibi başvurusu da bulunmadığını, müvekkili şirket yönünden davanın usulden reddinin gerektiğini, müvekkili şirkete ait aracın sürücüsüne izafe olunan kusuru kabul etmediklerini, kazaya sebebiyet verenin müvekkil şirkete ait araç sürücüsü olmadığını, öncelikle dosyada kusur durumu irdelemesinin yapılması gerektiğini, talep edilen değer kaybı tutarının da fahiş olduğunu, davacı yanın aracının, 10.01.2020 kaza tarihinde 218.858 kilometrede olduğunu, Karayolları Motorlu Araçlar ZMMS Genel Şartlarına göre değer kaybı hesaplamalarında kilometre sınırının 165.000 kilometre olduğunu, araçta meydana gelen hasara ve değişen / boyanan parçalara karşın iddia olunan 14 günlük tamir süresinin fahiş olduğunu, bu sürenin bilirkişiler tarafından tespitinin gerektiğini, yargılamaya konu olmayan bir giderin yargılama ile talebini de kabul etmediklerini, nitekim müvekkili şirkete karşı yargılama öncesinde herhangi bir istem ileri sürülmediğini, bu durumda yargılama öncesine dair davacı yanca yapılan expertiz giderinin müvekkil şirkete yüklenmesinin kabul edilemeyeceğini beyanla davacı taleplerinin haksız, yersiz ve kötüniyetli olup, müvekkili aleyhinde açılan iş bu davanın öncelikle usulden reddine, aksi halde davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; Sürücü ...' in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile.... İli, .... İlçesi, ... Semti, .... Karayolu üzerinde seyir halinde iken aracının ön kısımları ile; önünde ve aynı istikamette seyir halinde olan sürücü ...' nın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın arka kısımlarına çarptığı, çarpmanın etkisiyle .... plaka sayılı aracın ötelenerek ön kısımları ile; yine önünde ve aynı istikamette seyir halinde olan sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın arka kısımlarına çarpması neticesinde maddi hadarlı trafik kazasının meydana geldiği, bilirkişi heyetinden aldırılan 04/04/2022 havale tarihli kök ve 26/08/2022 havale tarihli ek raporların denetime elverişli ve açık olması nedeniyle mahkememizce itibar edildiği, dava konusu kazanın oluşumunda; davalı tarafa ait .... plaka sayılı araç sürücüsünün arkadan çarpma kuralını güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek kuralını ihlal etmek suretiyle kazanın oluşumunda etken olduğu, davacı tarafa ait ... plaka sayılı araç sürücüsünün etken olmadığı, davacıya ait ... plakalı araçta fark kriterine göre 10.000,00-TL değer kaybı meydana geldiği, davacı aracının onarım süresinin 12 gün olabileceği ve 3.000,00.-TL araç mahrumiyet zararının olabileceği, ekspertiz rapor ücretinin 198,31.-TL olduğu, yargılama aşamasında davalı sigorta şirketi tarafından davacıya maddi tazminat ödemesinin yapıldığının, davalı sigorta ile sulh olunduğunun, değer kaybına ilişkin maddi tazminat yönünden davanın konusuz kaldığının davacı tarafça mahkememize bildirildiği anlaşıldığının, Davacı tarafın yönelik değer kaybına ilişkin maddi tazminat talepleri hususunda Sigorta şirketi bakımından sulh nedeniyle ile davalı ... Şti' bakımından davacı tarafın herhangi bir alacağının kalmadığında, davasının konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, Davacı tarafça talep edilen ekspertiz ücreti talebinin davalı sigorta tarafından davacıya sulh sözleşmesi kapsamında ödenmiş olduğu anlaşıldığından davacının ekspertiz gideri ile ilgili talebinin de konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, Davacı tarafça talep edilen araç ikame bedelinin poliçe teminatı dışında kaldığı anlaşıldığından 3.000 TL araç ikame bedelinin davalı ... Şti' nden alınarak davacıya verilmesine,Davacı bakımından yargılama giderleri ve vekalet ücretini davalı sigortadan tahsil ettiğinden, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Davalı .... .. Şti' aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davalı ... Şti. kendilerine yönelik olarak davacı tarafça zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadan dava açıldığını, davanın usulden reddi gerektiğini savunmuş ise de; davacı gerçek kişi olup, davacı aracının kullanımı da hususi olduğundan davacı ve davalı şirket arasında ticari bir iş bulunmadığından, davalı şirkete yönelik açılan davada zorunlu arabuluculuğa başvuru dava şartı olmadığından, davalı şirketin bu yöndeki savunmalarına itibar edilmediği gerekçeleriyleDavanın kısmen kabulü ile;1) Davalı sigortaya yönelik açılan araç değer kaybına ilişkin tazminat davası ile ilgili sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, 2)Davalı .... Şti ne yönelik açılan araç değer kaybına ilişkin tazminat davasının konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, 3)3.000 TL araç ikame bedelinin davalı ... Şti den 10/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile alınarak davacıya verilmesine, 4)198,31 TL ekspertiz gideri ile ilgili talebinde konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.DELİLLER :Arabuluculuk tutanağı, kaza tespit tutanağı, araç kayıtları, ekspertiz raporu, sigorta hasar dosyası, bilirkişi kök ve ek raporu, sulh ibraname feragat belgesi, tüm dosya kapsamı.İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı .... şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle;Müvekkili şirket yönünden TTK'nın 5/A mad. Gereğince arabuluculuk başvurusunda bulunulmadığını, müvekkili yönünden davanın usulden reddi gerektiğini,Müvekkili şirket sürücüsüne izafe edilen kusuru kabul etmediklerini, değer kaybı tutarının fahiş olduğunu, 12 günlük tamir süresi ve günlük kiralama bedeli olarak belirlenen 250,00 TL'nı fahiş olduğunu kabul etmediklerini, araç kiralama yapılıp yapılmadığı yapıldı ise muadil nitelikte olmadığı konusunda bir somut veri olmadığını, ayrıca zorunlu yakıt amortisman vb giderlerin mahsubu gerektiğini,Davacının değer kaybına ilişkin talebini ve ikame araç bedelinin toplam 12.800,00 TL ıslah ettiğini, davacı ile diğer taraf arasında yapılan harici anlaşma ile değer kaybı faiz ekspertiz ücreti, yargılama gideri, arabuluculuk ücreti ve vekalet ücretleri bakımından anlaşma yapılarak feragat edilerek sulh olunduğunu, davacının ıslah sonrası feragat ettiğinden sulh nedeniyle müvekkili lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini, sulh içinde davacı yana ödenen miktar içinde vekalet ücreti bulunduğundan ikame araç bedeliyle ilgili olarak müvekkili aleyhine tekrar 3.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesini kabul etmediklerini,Davacı yanın vekaletteki yetkilerinin 10/08/2021 tarihinde dolduğundan süreli vekaletnameden sonra yapılan işlemlerin yetkisiz ve yok hükmünde olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına, istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;Davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini savunmuştur. G E R E K Ç E Taraflar arasındaki uyuşmazlık, trafik kazası nedeniyle değer kaybı, ikame araç bedeli ve ekspertiz ücretine ilişkin maddi tazminat isteminden kaynaklanmaktadır. İDM'nce yukarıda gösterilen gerekçelerle değer kaybı ve ekspertiz ücreti yönünden bir karar verilmesini yer olmadığına, ikame araç bedeli isteminin davalı şirket bakımında tam kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı şirket vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 6098 Sayılı TBK. 49 maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; aynı Kanunun 357. maddesine göre de ; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağına ilişkin maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.(I)Arabuluculuk-Dava Şartı 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi gereğince;Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Davalılar arasında yer alan sigorta şirketinin sorumluluğu ZMMS sigortasından kaynaklanmakta olup zorunlu sigortalar 6102 Sayılı TTK'nun 1483 ve devamı maddelerinde düzenlendiğinden aynı kanunun 4/1-a uyarınca TTK'nda ön görülen hususlardan kaynaklanan davalılar mutlak ticari dava olup aynı kanunun 5/1 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuğa tabi olup görevli mahkemede Asliye Ticaret Mahkemesidir. Ancak, dosya kapsamında davacıya ait ... plakalı aracın binek otomobil olduğu, söz konusu aracın davalı işleten adına kayıtlı .... plakalı araçla çarpışması nedeniyle trafik kazası meydana geldiği tartışmasızdır.Özetle; davalı tacir olmakla birlikte davacının bu sıfatı bulunmadığı gibi uyuşmazlığın 6098 Sayılı TBK'nun 49. Maddesinde düzenlenen haksız fiilden kaynaklandığı göz önüne alındığında, ortada davalı şirket bakımından ticari dava niteliği bulunmadığından davalı şirket yönünden arabuluculuğa başvurulmadan dava açılmış olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. (II) KusurDavacı işletene ait ... plakalı araç sürücüsü ... ile davalı işleten adına kayıtlı .... plakalı araç dava dışı araç sürücüsü ... arasında tutulan 10/01/2020 tarihli kaza tespit tutanağı incelendiğinde;Davalı araç sürücüsü ... önünde seyir eden .... plakalı aracın ani fren yapması sonucu maddi hasarlı kaza meydana geldiğini beyan etmiş, buna karşılık söz edilen araç sürücü ... ise önündeki aracın durması sebebiyle durduğunu, arkadaki aracın durmadan arkasından çarptığını, kendisinin de çarpmanın etkisi ile önündeki araca çarptığını beyan etmiştir. İDM'nce alınan 01/04/2022 tarihli sigorta uzmanı ve otomotiv öğretim üyesinden oluşan bilirkişi heyet raporunda özetle;Dava dışı araç sürücüsü ....'nin idaresindeki .... plakalı araç ile....semtinden... Karayolu üzerinde seyir halinde iken aracının ön kısımlarında önünde ve aynı istikamete seyir halinde olan dava dışı sürücü ....'in idaresindeki .... plakalı aracın arka kısımlarına çarptığı, çarpmanın etkisiyle aracın önünde ve aynı istikametinde seyir halinde bulunan dava dışı ... plakalı araca çarpması şeklinde meydana geldiği kabul edilerek davalı araç sürücüsünün 2918 sayılı KTK'nun 84-d maddesinde belirtilen araç sürücüsünün arkadan çarpma 56/1-c maddesinde belirtilen güveli ve yeterli bir mesafeden izleme kuralları ihlal ettiği ve KAZANIN OLUŞUMUNDA ETKEN OLDUĞU, buna karşılık davacıya ait aracın sürücüsü ...'in ise önlem alma imkanı bulunmadığı, sonuç olarak herhangi bir kural ihlali yapmadığı KAZANIN OLUŞUMUNDA ETKEN OLMADIĞI, dava dışı ... plakalı araç sürücüsünün herhangi bir trafik kuralı ihlali yapmadığı anlaşıldığından KAZANIN OLUŞUMUNDA ETKEN OLMADIĞI mütalaa edilmiştir. Özetle;davalı araç sürücüsü kaza tespit tutanağında arkadan çarptığını açıkça imzalı beyanı ile kabul ettiğinden davalı vekilinin kusur bakımından ayrıca herhangi bir aksi kanıt ve delil göstermediğinden kusura yönelen istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. (III) Değer KaybıKural olarak, araçta meydana gelen "değer kaybı" (istikrar kazanan yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre); aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle önceki kazalar araştırılarak niteliği ve etkisi göz önüne alınarak, tartışılarak hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, modeli, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak kazadan sonraki tamir edilmiş halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmadan ibarettir. Daha somut bir ifade ile aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş piyasa değeri ile onarılmış haldeki piyasa değeri arasındaki fark kriteri esas alınmalıdır. (Yargıtay 17. HD'nin 2016/16876 E - 2017/12161 K sayılı, 27/12/2017 tarihli ve 2015/5301 E - 2017/11098 K sayılı, 28/11/2017 tarihli kararları)Bir aracın onarılmış durumdaki değeri ne kadar iyi onarılmış olursa olsun kural olarak aynı nitelikte hiç hasara uğramayan araç değerinden düşük olacağı bilinen bir gerçektir. Somut olayda, sigorta şirketi taraf olmakla ve değer kaybı teminat kapsamında olmakla birlikte değer kaybı bakımından davadan önce yapılmış bir ödeme bulunmadığı anlaşılmaktadır. 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları ile buna ilişkin kabul edilerek 26/04/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 Sayılı Kanunun 3.maddesiyle değişik 2918 Sayılı KYTK'nun 90.maddesinde "zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir." hükmü gereğince değer kaybının; genel şartların eki olan ek-1 de belirtilen formüle göre hesaplanacağı öngörülmüş ancak; söz konusu düzenlemede yer alan "ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresi Anayasa Mahkemesinin 09/10/2020 tarih 31269 sayılı RG'de yayınlanan 2019/40 E- 2020/40 K sayılı 17/07/2020 tarihli kararıyla Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra 19/06/2021 tarih 31516 sayılı RG de yayınlanarak yürürlüğe giren 7327 Sayılı Kanunun 18.md ile 2918 Sayılı Trafik Kanunun 90/1.fıkrasında yer alan "kanun" ibareleri "kanunda" şeklinde değiştirilmiş, fıkraya 1.cümlesinden sonra gelmek üzere bazı cümle ve fıkralar eklenmiştir. Eklenen cümle ve fıkraya göre "bu tazminatlardan; a) değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak...hesaplanır." denmiştir. Ancak, yeniden AYM'ye başvurulması üzerine AYM'nin 2021/82 E. - 2020/167 K. Sayılı 29/12/2022 tarihli karar ile 7327 sayılı Kanunla Değişik 2918 sayılı KTK'nun 90/1. Fıkrasına eklenen cümle ile 2. Fıkranın Anayasa'ya aykırı olduğu kabul edilerek yeniden iptal edilmiş, iptal kararı 14/02/2023 tarih 32104 sayılı RG'de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Trafik kazası ise 01/06/2015 tarihi ile 6704 Sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 26/04/2016 tarihinden sonra ve Anayasa Mahkemesinin iptale ilişkin kararların yayınlanma tarihi olan 09/10/2020 ve 14/02/2023 tarihlerinden önce 10/01/2020 tarihinde meydana gelmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal ve Yargıtay'ın ilke kararları dikkate alındığında değer kaybının Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları şartlarına göre hesaplanacağına ilişkin bağlayıcı bir kural bulunmamaktadır. Yukarıda belirtilen fark kriterine göre kaza tarihi olan 10/01/2020 tarihi itibari ile dava konusu aracın tamir edilmeden önceki ikinci el rayiç değeri ile tamir edildikten sonraki ikinci el rayiç değeri tespit edilerek ikisinin arasındaki farkın değer kaybı olarak hesaplanması gerekir. Somut olayda, bilirkişilerin 01/04/2022 tarihli asıl ve itiraz üzerine alınan 18/08/2022 tarihli ek raporuna göre dava konusu .... plakalı aracın tramer kaydına göre davaya konu olan 10/01/2021 tarihli kaza öncesinde 01/04/2021 tarihli sol arka kısmında hasarlı olduğunu, hasar nedeniyle bagaj kapağı ve arka panelin değiştirildiği, motor kaputunun boyanarak 17.366,00 TL KDV dahil hasarın meydana geldiği, aracın kaza tarihindeki kasko değerinin 146.506,00 TL olduğu, dava konusu aracın markası .....), modeli (....) tipi, km'si (218.858), yakıt cinsi(dizel) vites türü (otomatik) kullanım şekli (hususi-yolcu nakli), süresi, hasarın ağırlığı, hasara uğrayan bölgeler, hasarın giderilmesi için kullanılan parçaların niteliği pazarlık payıda dikkate alınan kazadan önceki 2. El piyasa değerinin 160,000,00 TL buna karşılık tamir edildikten sonra 2. El piyasa değerinin 150.000,00 TL olduğu belirlenerek değer kaybının aradaki fark olan 10.000,00 TL olarak belirlenmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. Özetle; davalı vekilinin aksine yönelen istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.(IV) Araç Mahrumiyet Zararı;Davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuran davalı şirket bakımından dava dilekçesinde 100,00 TL araç mahrumiyet zararı istemiştir. İDM'nce hükme esas alınan 01/04/2022 tarihli asıl ve 18/08/2022 tarihli ek raporda aracın markası, modeli, tipi,yakıt cinsi, vites durumu, km'si, kullanım şekli, aynı donanım ve teknik özelliklere sahip muadil aracın mevsim koşullarına göre günlük kiralama bedelinin 250,00 TL araç onarım süresinin düzenli ve sistemli bir çalışma ile 12 iş günü olarak belirlenerek toplam 3.000,00 TL olarak hesaplanmıştır. 6098 Sayılı TBK'nun 50/2 . Fıkrasına göre Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda makul onarım süresi belirlenerek günlük 250,00 TL'den toplam 3.000,00 TL araç mahrumiyet zararının hesaplanması ve 6098 Sayılı TBK'nun 50/2 fıkrası gözetilerek bu rapora göre araç mahrumiyet zararına hükmedilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. (V) Süreli Vekaletname;Davalı vekili istinaf dilekçesinde davacı vekilin vekaletnamesinin süreli olduğunu, süreden sonra yapılan işlemlerin yok hükmünde olduğunu ileri sürmüştür.Bilindiği üzere , 1163 Sayılı Avukatlık Kanunun 163. ve 6098 Sayılı TBK'nun 12, 502 ile 6100 Sayılı HMK'nun 72, 76.maddeleri gereğince avukatla müvekkili iş sahibi arasında vekalet (temsil) ilişkisi bir vekalet sözleşmesi veya temsil ilişkisi açısından herhangi bir yazılı şekle tabi değildir. Sadece bu ilişkinin üçüncü kişiler ve mahkeme nezdinde ispat bakımından 1512 Sayılı Noterlik Kanunun 89. 6100 Sayılı HMK'nun 76.maddesi gereğince vekilin vekaletini noter tarafından imzası onaylanan bir vekaletname bulunması ve ibrazı zorunludur.Davacı vekilinin dava açarken ibraz ettiği İzmir 19. Noterliğinin 10/02/2022 tarih 1936 yevmiye nolu vekaletnamenin 10/08/2021 tarihine kadar süreli olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, vekalet süresi bitmesine rağmen dava başından sonuna kadar sulh sözleşmesi dahil anılan davacı adına vekili sıfatıyla yürütülmüş, gerekçeli karar, davalı vekilinin istinaf dilekçesi adı geçenin vekiline tebliği edilmiştir. Davacı asil ve davalı vekili yargılama sırasında yargılamaya katılan davacı vekilinin bu sıfatına açık bir bir itiraz beyanı bulunmamaktadır.Gelinen bu aşamada davacı vekilinin vekaletnamedeki süre bitmesine rağmen vekalet görevi halen devam ettiği anlaşıldığından, davalı vekilinin aksine yönelen istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.(VI) Sulh-Vekalet Ücreti- Karar ve İlam Harcı;1-Vekalet Ücreti;Değer Kaybı Bakımından;Davalı sigorta vekili 18/08/2022 tarihli dilekçesi ile dava konusu alacak için davacı taraf ile sulh olunduğunu, davanın konusuz kaldığını ve davacı taraf için yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığını bildirmiştir. Bu dilekçenin ekinde sunulan tarihsiz "Sulh Kesin Mutabakatname, İbraname, Feragatname" başlıklı belgede tarafların aşağıdaki şekilde sulh oldukları beyan edildiği, dosya kapsamında davacı taraf bakımından " tarafların mutabakatına varmış olup 10.000,00 TL ana para, 1.045,00 TL faiz, 5.100,00 TL vekalet ücreti, 2.190,00 TL yargılama gideri (ekspertiz ücreti dahil), 1.320,00 TL ara buluculuk ücreti olmak üzere toplam 19.655,00 TL'nin belirtilen hesaba ödenmesi kaydı ile 10/01/2021 tarihli kaza ile ilgili olarak sigorta şirketinden hiçbir alacağı kalmayacağına, her poliçe ile ilgili olarak hiçbir taleple bulunmayacağını, açmış oldukları ve açacakları ve icra ve dava takipleri ile işlemiş ve işleyecek faiz masraf, vekalet ücreti, fazlaya dair haklardan feragat ettiklerini, sigorta şirketini ibra ettiklerini, 3. Şahıslara karşı olan talep ve dava haklarının tazminat miktarı kadar kısmını sigorta şirketine devir ve temlik ettiklerini, gayri kabili rücu olarak kabul beyan ve taahhüt ettikleri" hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Aynı belgede ibranamenin 19.655,00 TL'nın davacı vekilinin iban hesabına ödenmesi halinde geçerli olduğu hüküm altına alınmıştır. Davacı vekili 29/09/2022 tarihli duruşmada değer arttırım dilekçelerini tekrar ettiklerini, davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini beyan ettikten sonra " biz değer kaybı yönünden davalı sigorta şirketi ile sulh olduk, bu nedenle değer kaybı yönünden sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep ederiz, diğer davalıya karşı da araç mahrumiyetinden kaynaklı davamız devam etmektedir." şeklinde imzalı beyanda bulunmuş, beyanını imzası ile tasdik etmiştir. İDM'nce söz konusu belge doğrultusunda davalı sigortaya yönelik 10.000,00 TL araç değer kaybına ilişkin tazminat davası ile ilgili sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davalı şirket yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, 3.000,00 TL ikame araç bedelinin davalı şirketten 10/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine, yargılama gideri olarak 198,31 TL ekspertiz gideri ile ilgili talebin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; 2918 Sayılı KTK'nın 91. maddesi gereğince de; "İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." denilerek, işletenlerin trafik sigortası yaptırma zorunluluğu düzenlenmiştir. Sigorta şirketi, sigorta teminat limitine kadar olan zararlardan; sürücü/işleten ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Keza, müteselsil borçluluğu düzenleyen 6098 Sayılı TBK'nun 162 ve devamı maddelerinden,müteselsil borçlulardan birinin alacaklıya karşı sürebileceği defiler varsa bunu diğer borçlulardan bağımsız olarak ileri sürmesi mümkün olup, bu defi sonucu kurtulduğu borç miktarını diğer müteselsil borçlulara karşı da ileri sürebilir. Bu defiler, 6098 TBK 164. maddesinde gösterilen ve şahsi ilişkiler veya müteselsil borcun sebep veya konusundan doğan defiler olup, bunların dışında ileri sürülen defiler müteselsil borçlular arasındaki rücu hakkını kaldırmaz.Aynı Kanunun 165 inci maddesine göre; müteselsil borçlular arasında aksine bir sözleşme bulunmaması taktirde borçlulardan biri diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz. Dış ilişkide alacaklıya karşı sonuç doğurabilen böyle bir işlem, iç ilişkide rücu hakkını kısmen yada tamamen kaldırıcı etkiye sahip değildir. Diğer taraftan, 6098 Sayılı TBK 166 maddesine göre "(1)Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. (2)Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. (3) Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır." denilerek, müteselsil sorumlulukta borcun sona ermesi ve diğer müteselsil borçlulara sirayeti düzenlenmiş, yine TBK'nın 168. Maddesinde "(1)Diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur. (1)Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır." denilerek ödemede bulunanın alacaklıya halefiyeti düzenlemiştir. İlgili hükümler çerçevesinde, müteselsil borçlulardan birisi tarafından, alacaklıya yapılan ödeme kadar diğerleri de borcundan kurtulduğu gibi, borçlulardan birisi ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuş ise diğerleri de durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde bundan yararlanabilirler. Ancak, müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması gereklidir. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için alacaklının açıkça davadan feragat etmiş olması veya böyle bir feragatın durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Sigorta şirketine karşı açılan davada ödeme yapılmadan sulh sözleşmesiyle feragat edildiğinden feragatın gerçekte ödeme şartına bağlandığı, ancak ödeme alınıp alınmadığı beyan edilmesizin davacı vekilinin duruşmada davalı sigorta şirketiyle sulh olduklarının sulh gereğince karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi beyan ettiği anlaşılmaktadır.Özetle;davacı vekilinin söz konusu sulh sözleşmesinde yer alan şarta bağlı feragat beyanı niteliği itibariyle 6100 Sayılı HMK'nın 307.maddesinde gösterilen biçimde teknik anlamda bir davadan feragat olmadığı gibi davalı şirket yönünden de açık olarak yazılmamakla birlikte ödeme nedeniyle konusuz kalması nedeniyle karar verildiği anlaşıldığından davalı vekilinin kusuruyla dava açılmasına sebebiyet vermedikleri gerekçesiyle lehlerine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine ilişkin istinaf itirazının sulh sözleşmesinde davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olması ve 6100 Sayılı HMK'nun 331.maddesi gereğince yerinde görülmemiştir.2-Araç Mahrumiyet Zararı Bakımından;Davalı vekili 5.100,00 TL vekalet ücreti sulh sözleşmesi ile vekalet ücreti bakımından anlaşma sağlandığı ödendiğinin görüldüğü, ödenen vekalet ücretinin aynı davada tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden araç mahrumiyet zararı için aleyhlerine 3.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesini kabul etmediklerini ileri sürmüştür. Ancak, bu kalem zararın sigorta poliçesi teminat kapsamında bulunmadığı gibi davacı tarafından sadece davalı şirketten talep edildiği, sigorta şirketinin bu talep bakımından davada taraf olmadığı gibi sulh sözleşmesi araç mahrumiyet zararını kapsamadığından davalı aleyhine 3.000,00 TL tutar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. 3-Karar ve ilam harcıDavalı vekili sulh sözleşmesi gereğince yargılama giderleri üzerinde de anlaşmaya varıldığını harç ve giderleri de kapsadığını ileri sürerek aleyhlerine 204,93 TL karar ve ilam harcının hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Sulh sözleşmesi delillerin toplanması ilişkin ara karar gereğinden sonra düzenlendiği gibi yargılama giderlerini de kapsamaktadır.İDM'nce davalı şirket aleyhine hükmedilen 3.000,00 TL araç mahrumiyet zararı için hüküm fıkrasının 5 nolu bendi gereğince alınması gereken 204,93 TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harç ile sonradan tamamlanan 218,60 TL harcın mahsubu ile fazla kalan harcın 72,97 TL talep halinde davacıya iadesine, 6 nolu bentte de mahsubuna karar verilen harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedildiği anlaşılmaktadır. Değer kaybı yönünden hüküm altına alınan 10.000,00 TL tutar için İDM'nce herhangi bir karar ve ilam harcına hükmedilmemiştir. Sulh sözleşmesinde de yargılama giderinden bahsedilmiş, 198,31 TL olarak istenen ekspertiz ücreti dahil bu tutar 2.190,00 TL olarak gösterilmiştir. Ancak yargılama giderinin davacının yatırdığı karar ve ilam harcını kapsayıp kapsamadığı belirtilmemiştir. Her iki davalı bakımından değer kaybı yönünden hüküm altına 10.000,00 TL dava değer üzerinden alınması gereken karar ve ilam harcı davalı sigortanın sulh sözleşmesindeki kabulü nedeniyle 492 sayı Harçlar Kanunun 22.maddesi gereğince (683.10x 2/3) 455.40 TL' dır. Sadece davalı şirketin sorumluluğunda olan karar ve ilam harcı ise 204.93 TL'dır. Özetle, davalı şirket aleyhine mükerrer bir harca hükmedilmediği anlaşıldığından davalı vekilinin aksine olan istinaf itirazı yerine görülmemiştir.Ancak; davalı değer kaybı bakımından karar ve ilam harcı alınmaması sonucu yaratacak şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı görüldüğünden hükmün tamamen kaldırılıp yeniden düzenlenmesini gerektirmediğinden sadece hüküm fıkrasının 5 nolu bendini kaldırılarak "Davacı tarafından peşin yatırılan 59.30 TL ile yargılama sırasında tamamlanan 218.60 TL'nın olmak üzere toplam 277.90 TL karar ilam harcının alınması gereken değer kaybı yönünden 455.40 TL, araç mahrumiyet zararı yönünden 204.93 TL olmak üzere toplam 660.33 TL'ndan mahsubu ile bakiye kalan 382.43 TL'ndan birlikte sorumlu oldukları tutar olan 177.50 TL'nın her iki davalıdan müteselsilen, bakiye 204.93 davalı şirketten alınarak hazineye gelir kaydına " şeklinde düzeltilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Anılan husus 6100 Sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince resen gözetilmiştir.Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre;İDM'nce taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından ve davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun Esastan Reddine; İDM'nin hüküm fıkrasının 5 nolu bendinin kaldırılarak "Davacı tarafından peşin yatırılan 59.30 TL ile yargılama sırasında tamamlanan 218.60 TL'nın olmak üzere toplam 277.90 TL karar ilam harcının alınması gereken değer kaybı yönünden 455.40 TL, araç mahrumiyet zararı yönünden 204.93 TL olmak üzere toplam 660.33 TL'ndan mahsubu ile bakiye kalan 382.43 TL'ndan birlikte sorumlu oldukları tutar olan 177.50 TL'nın her iki davalıdan müteselsilen, bakiye 204.93 TL'nın davalı Davalı ...şirketinden alınarak hazineye gelir kaydına " şeklinde düzeltilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İDM'nin hüküm fıkrasının 5 nolu bendinin kaldırılarak "Davacı tarafından peşin yatırılan 59.30 TL ile yargılama sırasında tamamlanan 218.60 TL'nın olmak üzere toplam 277.90 TL karar ilam harcının alınması gereken değer kaybı yönünden 455.40 TL, araç mahrumiyet zararı yönünden 204.93 TL olmak üzere toplam 660.33 TL'ndan mahsubu ile bakiye kalan 382.43 TL'ndan birlikte sorumlu oldukları tutar olan 177.50 TL'nın her iki davalıdan müteselsilen, bakiye 204.93 TL'nın davalı Davalı ...şirketinden alınarak Hazineye gelir kaydına " şeklinde DÜZELTİLMESİNE,3-Davalı ...Şirketi tarafından peşin yatırılan 220,70-TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 901,58-TL'den mahsubuyla, bakiye 820,88-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davalı ...Şirketi tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının yatıranlara iadesine, 6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. Maddesi (1-a) bendi uyarınca 21/05/2026 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.