Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin tahsili ve kamulaştırma bedel tespiti davalarında Anayasa Mahkemesi iptali sonrası değerleme uyuşmazlıklarını temyiz yoluyla değerlendiriyor.
Özet: Bu hukuki metin, kamulaştırmasız el atılan bir taşınmazın bedelinin tahsili istemiyle açılan asıl dava ile kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili istemiyle açılan birleştirilen davanın karmaşık seyrini özetlemektedir; ilk derece mahkemesi kararlarının Bölge Adliye Mahkemesi tarafından defalarca kaldırılıp yeniden esas hakkında hüküm kurulması sürecinin ardından, taşınmazın değer tespiti yöntemleri, üretim masrafları, objektif değer artışı, kapitalizasyon faizi, kalan kısımda değer azalışı ve faiz uygulamalarına yönelik itirazlar üzerine dosyanın temyiz incelemesine geldiği anlaşılmaktadır.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/35 Esas, 2025/252 KararKARAR : Yeniden esas hakkında verilen kararİLK DERECE MAHKEMESİ : Nazilli 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2024/546 Esas, 2025/78 KararTaraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl dava ile 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkin birleştirilen davada yapılan yargılama sonucu İlk Derece Mahkemesince konusuz kalan asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince konusuz kalan asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle konusuz kalan asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA 1. Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde özetle; davacının maliki olduğu Aydın ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 12... parsel sayılı taşınmazın 7.113, 35... lik kısmına davalı idare tarafından yol yapılmak suretiyle kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atıldığını, her ne kadar taşınmaz hakkında acele el koyma kararı alınmış ise de altı aylık süre içinde bedel tespit ve tescil davası açılmadığını ileri sürerek kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.2. Davacı idare vekili birleştirilen davada dava dilekçesinde özetle; Aydın ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 12... parsel sayılı taşınmazın 7.113, 35... lik kısmının kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini, tapudan yol olarak terkinini talep etmiştir.II. CEVAP 1. Asıl davada davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza dair acele el koyma kararı alındığını, tespit edilen acele el koyma bedelinin bankaya depo edildiğini, kamulaştırmasız el atmadan söz edilemeyeceğini, kamulaştırma sürecinin devam etmekte olup bedel tespit ve tescil davasının açılacağını savunarak davanın reddini istemiştir.2. Birleştirilen davada davalı, usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; konusuz kalan asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile işbu bedelden acele el koyma bedelinin mahsubu suretiyle fark kamulaştırma bedelinin ilk kararla hüküm altına alınan kısmına dava tarihinden ilk karar tarihi olan 24.10.2023 tarihine kadar; ikinci karar ile hüküm altına alınan kısmına ise dava tarihinden ikinci karar tarihi olan 15.01.2025 tarihine kadar yasal faiz işletilerek işleyecek faiziyle birlikte davalıya derhal ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptaline, davacı idare lehine tapudan yol olarak terkinine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf Sebepleri1. Asıl davada davacı - birleştirilen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğunu, net gelir metoduna göre hesaplama yapılırken üretim masraflarının brüt gelirin 1/3'ü oranında alınması gerektiğini, üretim masraflarının fazla alınmasının doğru olmadığını, en az % 300 oranında objektif değer artışı uygulanması gerektiğini, münavebeye esas alınan ürünlerin doğru olmadığını, uygulanan kapitalizasyon faiz oranının hatalı olduğunu, taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan kısmı için takdir edilen değer azalışı oranının düşük olduğunu, asıl dava yönünden davacı lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki faize ilişkin düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği gözetilerek fark kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Asıl davada davalı - birleştirilen davada davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; net gelir metoduna göre hesaplama yapılırken objektif değer artışı uygulanmasının yerinde olmadığını, taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan kısmı için takdir edilen değer azalışı oranının yerinde olmadığını, arta kalan bölümün karayoluna cepheli hale gelmesi nedeniyle meydana gelen değer artışının hesaplanarak kamulaştırma bedelinden mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; sulu tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2023 yılı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü veri cetveli esas alınarak net gelir metoduna göre değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, % 4 kapitalizasyon faiz oranı uygulanması ve kapitalizasyon faizinin belirlenmesinde kullanılan kriterlerle aynı kriterlere dayandırılmayan nedenlerle taşınmazın konumu ve bilirkişi raporunda belirtilen özelliklerine göre objektif değer artışı uygulanmasının, taşınmazın kamulaştırılan kısmı üzerinde bulunan ağaçlara (kapama niteliği kazandıracak sayıda olmadıklarından) değerlendirme tarihi itibarıyla maktuen değer biçilmesinin, kamulaştırmadan arta kalan kısmın alanı ve geometrik şekli itibariyle modern tarım aletleri ile ziraat yapılmasında yaşanacak kısıtlılık durumu dikkate alınarak değer kaybı uygulanmasının yerinde olduğu, İlk Derece Mahkemesinin ilk kararında asıl dava yönünden davacı için takdir edilen vekâlet ücretinin istinaf sebebi yapılmadığından idare lehine kazanılmış hak doğduğu dikkate alınarak değiştirilmeden aynı miktarda vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olduğu; her ne kadar bilirkişi raporu teknik olarak doğru hazırlanmış ise de hesaplamada matematiksel hata yapıldığı, yeniden hesaplama yapıldığında toplam kamulaştırma bedelinin 2.323.655,47 TL olacağı, bu durumda fazla depo edilen 11.415,62 TL bedelin davacı idareye iadesi gerektiği, 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrasının iptal edildiği, eldeki davanın 01.08.2023 tarihinden önce açıldığı, Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında, fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz işletilmesi gerekirken, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak gösterilmesinin doğru olmadığını, acele el koyma bedelinin tespit edilen kamulaştırma bedelinden mahsup edilmeden ödemeye ilişkin çelişki oluşturacak şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle konusuz kalan asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davacı - birleştirilen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Asıl davada davalı - birleştirilen davada davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, asıl davada kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat, birleştirilen davada dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Sulu tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca net geliri esas alınarak; üzerindeki ağaçlara ise yaş, cins ve verim durumuna göre maktuen değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl davada davalı- birleştirilen davada davacı idare vekilinin tüm, asıl davada davacı- birleştirilen davada davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında, fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekiyor ise de 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi gereği, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf incelemesi kamu düzenine aykırılık dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, asıl davada davalı- birleştirilen davada davacı idare vekilince faiz başlangıç tarihinin istinaf nedeni yapılmadığı gözetildiğinde, faiz başlangıç tarihinin düzeltilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir. 5. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168 inci maddesinin son fıkrasında; "Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır." hükmüne yer verilmiştir.6. Öte taraftan; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6 ncı maddesinde " Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur." şeklinde düzenleme yapılmıştır.7. Bu itibarla; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ışığında, İlk Derece Mahkemesinin 24.10.2023 tarihli kararının taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine ortadan kalktığı ve hukuki geçerliliğini yitirdiği, söz konusu kararda asıl dava yönünden hükmedilen vekâlet ücretinin usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı dikkate alınarak istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında hüküm tesis edilirken karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, asıl dava yönünden yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; 1. Asıl davada davalı- birleştirilen davada davacı idare vekilinin tüm, asıl davada davacı- birleştirilen davada davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,2. Asıl davada davacı - birleştirilen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının; (I) numaralı bendinin (4) numaralı alt bendinin hükümden çıkarılarak yerine " Asıl davada davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ıslahla artırılan miktar üzerinden hesaplanan 125.143,12 TL nispi vekâlet ücretinin asıl davada davalı idareden tahsili ile asıl davada davacıya verilmesine, " cümlesinin yazılması; (II) numaralı bendinin (4) numaralı alt bendinde yer alan " dava tarihinden 4 ay sonrası olan 24.09.2023 tarihinden" ifadelerinin hükümden çıkarılarak yerlerine "dava tarihi olan 23.05.2023 tarihinden" ifadesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Asıl davada davacı-birleştirilen davada davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, asıl davada davalı- birleştirilen davada davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.