Ticari kredi borcundan kaynaklanan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, bankanın alacak talebi, kefilin sorumluluğu, eş rızası ve faiz oranlarının hukuki geçerliliğinin incelenmesiyle verilen karar.
Özet: Bir bankanın, ticari kredi borcunu ödemeyip hakkında başlatılan icra takibine haksız yere itiraz eden müteselsil kefil konumundaki davalıya karşı açtığı itirazın iptali davasında; mahkeme, davalının şirket ortağı sıfatıyla imzaladığı kefaletin hukuken geçerli olduğunu, itirazın iptali davasının süresinde açıldığını, borcun usulüne uygun şekilde kat edildiğini ve bilirkişi raporunda hesaplanan ticari temerrüt faiziyle birlikte alacağın tahsil edilebilir olduğunu değerlendirerek, takibin devamına karar verilmesinin yolunu açmıştır.

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/929
KARAR NO : 2026/497
DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ : 06/12/2024
KARAR TARİHİ : 09/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;------Şirketi ve müvekkili arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının da sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşme gereği kredilerin kullandırıldığını ancak geri ödemesinin yapılmadığını, müvekkili tarafından davalı aleyhine ---. İcra Müdürlüğü’nün ----- Esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %207den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapıldığı, davalının cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.---- İcra Müdürlüğü’nün ------ Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. İncelemesinde; davacı alacaklının davalı ve başkaca borçlular aleyhine 40.348,50 TL asıl alacak, 1.783,13 TL işlemiş faiz, 89,16 TL BSMV, olmak üzere toplam 42.220,87 TL alacak üzerinden takip başlattığı, ödeme emrinin borçluya 19.10.2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 15.10.2024 tarihinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu belirlendi.
Dosya rapor tanzim etmek üzere bankacılık alanında uzman bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi hazırlamış olduğu raporda özetle; davacı ile asıl borçlu arasında 03.04.2017 tarihinde 400.000,00 TL limitli GNGKS imzalandığını, davalının kefil sıfatı ile imzaladığını, atılan kefalet imzasının 6098 Sayılı Kanun’un 583’ncü maddesinde belirtilen şekil şartlarını taşıdığını, 584’ncü maddesinde belirtilen eş rızasına Kefil’in şirket ortağı olması nedeniyle gerek bulunmadığını, 10.07.2020 tarihinde hesabın kat edildiğini, tebliğe çıkarıldığını, 20.07.2020 tarihinde davalının temerrüde düşürüldüğünü, yapılan inceleme neticesinde;¸şeklinde hesaplama yapıldığını, takiple bağlılık ilkesi gereğince takibin 40.348,58 TL asıl alacak, 1.116,79 TL işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplam 41.521,21 alacak üzerinden asıl alacağa takip tarihinden tahsil edileceği tarihe kadar yıllık % 38,40 oranından temerrüt faizi hesaplanması gerektiğini belirtmiştir.
Dava; ticari krediden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının: taraflar arasındaki ve takip konusu edilen genel kredi sözleşmesinden kaynaklı olarak davalının borcunun bulunup bulunmadığı, kredi borcunun usulüne uygun kat edilip edilmediği davacının bakiye alacağının bulunup bulunmadığı, başlatılan takibe itirazın yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından, davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir.
TBK'nın kefalet sözleşmesinin şeklini düzenleyen 583. maddesinin ilk fıkrasında "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." hükmü getirilmiş ve kefalet sözleşmesinin geçerliliği bakımından şekli koşullar öngörülmüştür. Somut olayda; kefalete ilişkin şekil şartlarının yerine getirildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı taraf eş rızası alınmadığını belirtmiş ise de davalı asıl borçlu şirketin ortağı olduğundan eş rızası aranmadığı anlaşılmıştır.TBK'nın 586. maddesi uyarınca alacaklının müteselsil kefile başvurabilmesi için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.
6098 sayılı TBK'nın 88 ve 120. maddelerindeki faizle ilgili sınırlama tacirlerin ticari işleri hakkında uygulanmaz. Zira, 6102 sayılı TTK'nın 8/1. maddesi hükmüne göre "ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir.". Somut olayda; dayanak sözleşme "genel kredi sözleşmesi" olup, kullandırılan kredilerin ticari nitelikte olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağı, sözleşmede belirtilen oranda akti ve temerrüt faizi talep edilebileceği anlaşıldığından, bilirkişi raporu ile belirlenen faiz oranı hükme esas alınmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişiden alınan rapor içeriğine göre; dava dışı şirket ile davacı banka arasında kredi sözleşmesi akdedildiği, kullandırılan kredinin ödenmediğini, davacının bakiye alacağının 41.521,21 TL olduğu, anlaşılmakla taleple bağlılık ilkesi de dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İcra İnkar Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. (Yargıtay ----Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kısmen kabulü ile --- İcra Müdürlüğü’nün ---- Esas sayılı takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin, 40.348,58 TL asıl alacak, 1.116,79 TL işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplam 41.521,21 TL alacak üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 38,40 oranında faiz işletilmek suretiyle, devamına fazlaya ilişkin istemin reddine
2-Hükmolunan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalı taraftan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli 2.836,31 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 509,93 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.326,38 TL'nin davalıdan tahsiline hazineye irad kaydına,
4-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı için takdir olunan 41.521,21 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı vekili için takdir olunan 699,66 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından dava açılırken harç olarak yatırılan 509,93 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davadan önce gidilen arabulucuklukta devletçe karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 3.540,34 TL'sinin davalıdan, 59,66 TL'sinin de davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
8-Davacı tarafından sarfedilen 7.868,50 TL'nin davanın kabul ve red oranı gözetilerek 7.738,11 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan 130,39 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.