İzmir Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, 30.000 TL alacakla ilgili icra takibine itirazın iptali davası hakkında verilen istinaf kararı.
Özet: Davacı şirketin, davalıya banka aracılığıyla gönderdiği 30.000 TL borcun ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine davalının itiraz etmesiyle duran takibin devamını ve icra inkar tazminatı talebiyle açılan itirazın iptali davasında, davalı vekili paranın hesaplarında bloke olan üçüncü şahıs adına davacı bilgisi dahilinde gönderilip kendisine teslim edildiğini savunurken, ilk derece mahkemesi bilirkişi incelemesi sonucunda davacı şirket kayıtlarında davalının alacaklı görüldüğü, taraflar arasındaki protokolün iç ilişki olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, icra takibinin devamına ve davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmetmiştir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2023/189 KARAR NO : 2026/868 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 24/05/2022NUMARASI : 2021/374 Esas 2022/490 KararDAVA : ALACAKBAM KARAR TARİHİ : 07/04/2026KARAR YAZIM TARİHİ :14/04/2026 Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı tarafa 07.07.2020 tarihinde 30.000,00 TL banka üzerinden borç gönderdiğini ancak davalının, borcunu ödemediğini, bunun üzerine, İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün 2021/2258 Esas sayılı dosyası ile 30.000,00 TL için icra takibi başlatıldığını, davalının, borcunun olduğunu bilmesine rağmen, 08.03.2021 tarihinde haksız bir şekilde borcu olmadığını belirterek, tüm borca, faize ve diğer ferilerine itiraz ettiğini, bu nedenle takibin durduğundan bahisle haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 07.07.2020 tarihinde .... isimli şahsın, kendi hesaplarında icra blokesi olduğunu, bu nedenle kendi hesabına para gönderilemediğini, davacı şirket yetkilisi ....'dan alacaklı olduğunu, ...'a elden borç verdiğini, müvekkilinin hesabına, kendisine verilmesi için para gönderileceğini teklif ederek, parayı gönderen kişinin de müvekkilini tanıdığını ve bu durumu bildiğini söylediğini, müvekkilinin hesabına, ...'ın kendi nam ve hesabına para gönderilmesi konusunda müvekkilini ikna ettiğini, ...'ın hesaplarında haciz/bloke olduğunu bilen davacının, 07.07.2020 tarihinde ...'ın alması için 30.000,00 TL para gönderdiğini, müvekkilinin hesabına gelen parayı, beraber bankaya gittiği ... isimli kişinin aldığını, ... ve ...'nun taraf olarak, davacı .... Şti.’nin sahibi ... ve ....'ın şahit olarak imzaladığını, yazılı olarak oluşturulan ve tarafların imzalarının bulunduğu protokolden, paranın ... namına gönderildiğini, müvekkili ...'nun herhangi bir borcunun bulunmadığını, borç olarak gönderilen paranın ...'a teslim edildiğini ve tüm bunlardan da, hem davacı şirketin sahibi olan ...'ın hem de parayı alan ...'ın haberinin ve bilgisinin olduğunun anlaşıldığından bahisle davanın reddine, davacı aleyhine asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince "... Dava; İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün 2021/2258 sayılı takip dosyasındaki yapılan takibe itirazın iptali amacıyla, İİK. 67/2 uyarınca açılmış itirazın iptali davasıdır. İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün 2021/2258 sayılı takip dosyası getirtilmiş, tarihsiz davalı ... ile dava dışı ... arasındaki protokol dosya içinde hazır edilmiştir.SMM bilirkişi marifetiyle davacı şirket defterleri üzerinde, davacı şirketin, ... tarafından yapılan havale işlemine ilişkin 30.000,00 TL'lik ödemenin ve İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün 2021/2258 sayılı takip dosyasındaki takibe konu ödemenin defterlerde görülüp görülmediği, hangi ticari ilişkiye yönelik olduğu hususunda SMM bilirkişiden inceleme yaptırılmak suretiyle rapor alınmış, alınan bilirkişi raporunda İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün 2021/2258 sayılı takip dosyasındaki ödeme emrinde borcun nedeni olarak; 30.000,00 TL bankadan gönderilen borç para olarak gösterildiği, ....'ın dekontu ve davacı defterlerindeki kayıtlarda 02/03/2021 takip tarihi itibariyle davacı .... ŞTİ.' şirketinin davalıdan 30.000,00 TL alacaklı görüldüğü bu tutarın ödeme emriyle davalıdan talep edilen asıl alacak tutarına eşit olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne ve hüküm altına alınan alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan İİK. 67/2 uyarınca %20 İcra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine dair mahkememizdeki vicdani kanıyı yansıtan aşağıdaki hüküm tesis edilmiş, her ne kadar davalı tarafça dava dışı ... ile düzenledikleri protokolü dosyaya sunmuş ise de taraflar arasında bu belgenin kendi iç ilişkileri olduğu, dava dosyamızda ise banka havalesi ve davacı defterleri üzerindeki dava konusu miktarın işlenmiş olması dikkate alınarak davanın kabulüne dair mahkememizdeki vicdani kanıyı yansıtan aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. "şeklindeki gerekçe ile " Davanın KABULÜNE; Davalının İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün 2021/2258 sayılı takip dosyasındaki 30.000,00 TL'lik alacak yönünden İTİRAZIN İPTALİ ile; Takibin 30.000,00 TL'lik alacağı takip tarihinden itibaren %9 yasal faiz uygulanmak suretiyle DEVAMINA; Hüküm altına alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan, İİK. 67/2 uyarınca %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine'' karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Açılan itirazın iptali davasında Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olabilmesi için itirazın iptali davasının ticari nitelikte olması gerektiğini, ancak itiraza konu icra takibinin ticari bir işten kaynaklanmadığını, davacı şirketin ticari niteliği olsa da müvekkilinin ticari bir faaliyetinin ya da ticari bir ünvanının bulunmadığını, bu nedenle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi değil Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, dava konusu Banka havalesi yoluyla müvekkilinin hesabına yollanan paranın ... lehine verilen bir para olduğunu, paranın müvekkilinin hesabına gönderileceğine dair yapılan protokolde de bu durumun açıkça belirtildiğini, bu nedenle her ne kadar müvekkilinin hesabına gönderilen bir para ise de bütün tarafların dava konusu paranın ... lehine gönderildiğini bildiklerini, ...'ın bütün hesaplarının hacizli ve blokeli olduğundan ve adına kayıtlı taşınır veya taşınmazı olmadığından müvekkilinin taraf olarak gösterildiğini, bir davada taraf olarak gösterilen kişilerin, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, davanın sıfat yokluğundan (husumetten) reddedileceğini, söz konusu davada da müvekkili tarafından davanın sıfat yokluğundan dolayı davanın esastan reddinin gerektiğini, söz konusu davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının veya değerinin belirlenebilir durumda olması halinde dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ancak mahkemenin belirli dava açılması gereken bir davayı kabul ettiğini daha sonra ıslah ile dava miktarının arttırılmasını kabul ettiğini, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 14.09.2020 tarihli, 2016/26476 Esas, 2020/7547 Karar sayılı kararında, belirsiz alacak davasının tanımlandığını ve bu davanın açılabilmesi için aranan temel ölçütlerin vurgulandığını, buna göre, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktarının veya değerinin tam olarak belirlenemiyor olması gerektiğini, belirleyememe halinin objektif olarak imkansızlığa dayanması gerektiğini, bir başka anlatımla, gerekli dikkat ve özenin gösterilmesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek durumda olması gerektiğini, taraflar arasında alacak miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmasının, talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması anlamına gelmediğini, alacağın hangi hallerde belirsiz hangi hallerde belirli veya belirlenebilir olduğu konusunda kesin bir sonuca varmak için somut olayın özelliklerinin dikkate alınması gerektiğini, dava dilekçesinde miktarların tam ve kesin olarak belirlenmiş olmasına rağmen belirsiz alacak davası açılmasının hukuka, kanuna ve mahkemenin kararına aykırı olduğunu, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının veya değerinin belirlenebilir durumda olduğundan dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, daha önceden davacı şirket ile hiçbir ticari faaliyetinin, para-borç alışverişi olmayan, sadece bir tanıdığına yardım etmek için banka hesabının kullanılmasına izin veren müvekkilinin protokolün de bulunduğu bir durumda icra takibinin borçlu tarafı olmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını, TTK 18/2 maddesinde, her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğinin belirtildiğini, alacaklı ve davacı tarafın protokolü tanımaları, şahit olarak imzalamaları ve paranın aslında kime borç olarak verildiğini bildiklerinin görüldüğünü, ayrıca alacaklı tarafın borcu yolladıkları kişi olan ...'ın banka hesaplarının blokeli ve taşınır-taşınmaz mal varlıklarının olmadığını bilmeleri sonucunda müvekkiline icra takibi başlattıklarını, hal böyleyken alacaklı tarafın açıkça kötü niyetli bir şekilde müvekkili hakkında icra takibi başlattıklarının ortada olduğunu, İİK'nın 67/2 maddesinde; Anılan davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceğinin belirtilmesi suretiyle kötü niyetli alacaklının tazminata hükmedileceğini söylediğini, söz konusu olayda açıkça kötü niyetli olan alacaklı hakkında da alacağın %20' sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davası olup davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde " Davanın kabulüne, davalının İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün 2021/2258 Esas sayılı takip dosyasındaki 30.000,00 TL'lik alacak yönünden itirazın iptali ile, takibin 30.000,00 TL'lik alacağın takip tarihinden itibaren %9 yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına, hüküm altına alınacak alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan, İİK. 67/2 uyarınca %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine " karar verilmiştir.İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davaya konu İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün 2021/2258 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında toplam 30.000,00 TL üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının icra takibine vaki itirazının iptali amacıyla eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.Takibe dayanak olarak " bankadan gönderilen borç para" açıklamasının yapıldığı görülmüştür.Takibe dayanak dava konusu .... Havale dekontunun incelenmesinden "elden borç" açıklaması ile davacı şirket hesabından davalıya 07.07.2020 tarihinde 30.000,00 TL para gönderildiği görülmüştür.Davalı tarafça iş bu davada Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de; dava konusu ihtilaf, ticari şirket olan davacı tarafından davalıya gönderildiği iddia olunan banka havalesinden kaynaklanmakta olup TTK 4/c maddesi gereğince eldeki iş bu dava mutlak ticari dava niteliğinde bulunduğundan davalının bu yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.Davacı tarafça dava konusu paranın davalıya borç olarak gönderildiği, ancak geri ödenmediğinden davaya konu icra takibinin başlatıldığı iddia edilmiş olmasına rağmen , davalı tarafça dosyaya bir sureti sunulan protokolden de anlaşılacağı üzere dava konus paranın dava dışı ...'ın hesaplarında engel bulunması nedeni ile bu şahsa verilmek üzere kendisine gönderildiği ve hesabına gelen paranın da dava dışı ...'a verildiği, bu yönde düzenlenen protokolü dava dışı ... ve davalı ...'nun taraf olarak, davacı .... Şti.’nin yetkilisi ... ve ...'ın "şahit" olarak imzaladıkları ve bu nedenle davanın reddinin gerektiği savunma olarak ileri sürülmüştür. Dava dilekçesi ekinde sunulan vekaletname ekinde bulunan imza sirkülerinin ile Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 16.09.2019 tarih ve 9909 sayılı nüshasında yayınlanan ilana göre aksi karar alınıncaya kadar tek ortak olan Kurucu ...'ın münferiden yetkili şirket müdürü olarak atandığının ilan edildiği, daha sonra Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 22.12.2022 tarih ve 10731 sayılı nüshasında yayınlanan ilana göre de ... tarafından hisselerinin tamamını....' na devrettiğinin ve bu şekilde aksi karar alınıncaya kadar hisseleri devralan ....' nun davacı şirkete münferiden yetkili müdür olarak atandığının ilan edildiği görülmüştür.Mahkemece yapılan dava davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacı tarafça davalıya gönderilen 30.000 TL ' lik havalenin davalıya borç kaydedildiği, ancak bunun dışında taraflar arasındaki ticari ilişkiye dair bir kaydın bulunmadığı, bu şekilde davacı şirket ticari defterlerine göre davacının davalıdan 30.000 TL alacaklı olduğunun ve bunun karşılığında herhangi bir ödeme kaydının bulunmadığının tespit edildiği bildirilmiştir.Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davaya konu ... havale dekontu ve davacı defterlerindeki kayıtlarda takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalıdan 30.000,00 TL alacaklı gözüktüğü, her ne kadar davalı tarafça dava dışı ... ile düzenlenen protokol dosyaya sunmuş ise de bu belgenin, kendi iç ilişkileri olduğu, eldeki dava dosyasında ise, davaya konu banka havalesi ve davacı ticari defterlerine dava konusu tutarın alacak olarak işlenmiş olduğu gerekçesi ile yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.Yukarıda belirtildiği üzere, davalı tarafça dosyaya bir sureti sunulan "protokoldür" başlıklı belgedende anlaşılacağı üzere dava konus paranın dava dışı ...'ın hesaplarında engel bulunması nedeni ile bu şahsa verilmek üzere kendisine gönderildiği ve hesabına gelen paranın, dava dışı ...'a verildiği, bu yönde düzenlenen protokolü dava dışı ... ve davalı ...'nun taraf olarak, davacı .... Şti.’nin yetkilisi ... ve ....'ın "şahit" olarak imzaladıkları ve bu nedenle davanın reddinin gerektiği savunma olarak ileri sürülmüştür. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davaya konu havalenin davalıya borç olarak gönderildiğinin ve davalı tarafça geri ödenmediğinin dosya kapsamı ile sabit olmasına, davalı tarafça delil olarak sunulan protokolde, ayrı bir tüzel kişiliğe sahip davacı şirket adına atılmış imzanın bulunmamasına, davacı şirketin kabulünde olduğuna dair de bir delilin dosya kapsamında bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/05/2022 tarihli, 2021/374 Esas 2022/490 Kara sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 2.049,30 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 512,32 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 1.536,98 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 07/04/2026