Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, haksız eylemden kaynaklanan zarar ve bankanın dolandırıcılık sonrası eksik bloke ihmali iddialarına ilişkin itirazın iptali davası.
Özet: Dolandırıldığını iddia eden davacı, davalı bankanın Cumhuriyet Başsavcılığının bloke talimatını eksik uygulayarak zarara uğrattığını, icra müdürlüğünce talep edilen parayı yasal olmayan gerekçelerle göndermediğini ve soruşturmada talep edilen kamera kayıtlarını mesnetsiz iddialarla vermeyerek ağır ihmalde bulunduğunu ileri sürerek, uğradığı zararların tazminini, itirazın iptalini ve takibin devamını talep etmiştir; davalı banka ise yetkisizlik itirazında bulunarak, blokenin talimat ulaştığında hesapta bulunan bakiye kadar uygulandığını, paraların daha önce hesaptan çıktığını, yargı kararlarını genişletme yetkisi olmadığını, zararın davacının kendi kusurundan kaynaklandığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatını istemiş, mahkeme ise uyuşmazlığın itirazın iptali niteliğinde olduğunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri kapsamında ticari dava vasfını incelemektedir.

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/51 Esas
KARAR NO : 2026/437
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 19/01/2026
KARAR TARİHİ : 16/04/2026
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06/05/2026
Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ..... Teknoloji Ltd. Şti. tarafından 501.432,00 TL dolandırıldığını, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ..... Soruşturma sayılı dosyası kapsamında şüpheli şirketin davalı banka nezdindeki hesabına 49.432,00 TL üzerinden geçici bloke konulmasına karar verildiğini, ancak davalı bankanın hesapta yeterli bakiye ve para girişi varken blokeyi eksik uygulayarak (sadece 626,15 TL) paranın hesaptan çıkışına ve dolandırıcılarca çekilmesine göz yumduğunu, davalı bankanın bu ihmali nedeniyle müvekkilinin alacağını tahsil edemediğini, kesinleşen Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyası üzerinden hesaptaki 15.954,05 TL'nin istenilmesine rağmen davalı bankanın "tedbir şerhi" bahanesiyle parayı göndermediğini, savcılıkça blokenin kaldırılmasına dair müzekkere yazılmasına rağmen bankanın ödeme yapmamakta direttiğini, ayrıca davalı bankanın soruşturma aşamasında talep edilen kamera kayıtlarını "hesap şahıs adına değil şirket adına" gibi mesnetsiz gerekçelerle göndermediği, bu tutumun suç delillerini gizleme ve örgüte yardım mahiyetinde olduğu, bankanın ağır kusurlu ve sistematik ihmalleri nedeniyle müvekkilinin derin bir buhran ve üzüntü yaşadığını, bu nedenlerle; Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptaline, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına ve müvekkilinin uğradığı manevi zararlar karşılığında manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir..
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkil bankanın merkezinin İstanbul'da bulunması nedeniyle mahkemenin yetkisiz olduğunu, davanın İstanbul (Çağlayan) Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini savunarak davanın usulden reddinin gerektiğini, esasa ilişkin olarak; Savcılık makamının 08/09/2025 tarihli geçici bloke talimatı bankaya ulaştığında, davacının gönderdiği paraların çoktan hesaptan çıkmış olduğunu, talimat anında hesapta bulunan 626,15 TL üzerine derhal bloke konulduğun, davacının şikayete konu ödemelerden sonra dahi ilgili hesaba para göndermeye devam etmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, bankanın yargı kararlarını genişletme yetkisinin bulunmadığını, talimat içeriğiyle sınırlı işlem tesis edildiğini, devamında, 17/10/2025 tarihli ikinci Savcılık talimatıyla hesabın tamamına bloke konulduğunu, İcra Müdürlüğü’nün para isteme yazısı esnasında hesap üzerinde yasal otorite blokesi bulunması nedeniyle paranın gönderilemediğini, Savcılık blokesi kalktıktan sonra ise icra dairesince yeniden bir talep açılmadığını, manevi tazminat talebine ilişkin olarak; davacının bir avukat olarak riskli yatırım yöntemlerini tercih ettiğini, uğradığı iddia edilen zararın kendi kusurundan kaynaklandığını ve bankanın eylemleri ile zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını, sonuç olarak; davanın .... Teknoloji Ltd. Şti.’ye ihbarına, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, haksız takip başlatan davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE;
Dava; İİK.m.67.hükmü uyarınca itirazın iptali davasıdır.
TTK'nın 3. maddesinde "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." hükmü düzenlenmiştir.
Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise, TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir. TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerekir. Ticari satım akdi, TTK'nın 23. maddesinde düzenlenmiştir.
Yargıtay ...... Hukuk Dairesi"nin ..... esas, ..... karar sayılı ilamındaki" 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323).
Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." denmektedir.
İş bu gerekçeden yola çıkılarak mevcut olayımızda mutlak ticari dava sayılan hallerin olmadığı, bir hukuki işlemin TTK kapsamında kaldığının sayılabilmesi için bu kanunda sayılan hususlar ile ticari işletmeyi ilgilendirmesi gerektiği, 6102 sayılı TTK'nın 15. maddesi uyarınca esnaf olma kriteri temel olarak ekonomik faaliyetin sermayeden fazla bedensel çalışmaya dayanması ve gelirin 11. maddede gösterilen kararnamedeki sınırı aşmaması olarak düzenlenmiştir. Bu durumda yasanın 15.maddesindeki kriter olarak geriye bedensel çalışmanın sermayenin önüne geçmesi hali önem taşımaktadır. Mevcut olayımızda gelen yazı cevaplarına göre davacının kazancının belirlenen sınırı aşmadığı bu sebeple tacir vasfında olmadığı anlaşılmıştır.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; mevcut olayımızda mutlak ticari dava sayılan hallerin olmadığı, davalı tarafın tacir olmadığı anlaşılmakla iş bu davada HMK 2 uyarınca genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğu anlaşılmıştır. Bu halde uyuşmazlığın da TTK'nın 4/2. maddesinin “a-f” bentlerindeki hususlara ilişkin olmadığı anlaşılmış olup, 6102 sayılı TTK’nın 6335 sayılı Kanunla değişik 5/3. maddesinde ise asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlemesine istinaden görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına,
3-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına,
4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına,
Dair, davalı asilin, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/04/2026
Katip .....
Hakim .....