Bölge Adliye Mahkemesinin, ticari satış sözleşmesinden doğan alacak sebebiyle açılan itirazın iptali davasında mutabakat formu ve fatura itirazına ilişkin ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Davacı şirket, davalıya spor ekipmanları teslimi ve kurulumu sonrası kalan 91.446,67 TL tutarındaki alacağını tahsil için başlattığı icra takibine davalı tarafın itiraz etmesi üzerine, bu itirazın iptalini talep ederek davalının mutabakat formunu onayladığını, faturalara itiraz etmediğini ve kendi edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini ileri sürmüştür; davalı ise borcun mevcut olmadığını, mutabakat formundaki imzanın sahte olduğunu, faturaların tebliğ edilmediğini ve takibin haksız olduğunu savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiş, ilk derece mahkemesi ise dosyadaki tüm delilleri ve özellikle mutabakat formuna ilişkin bilirkişi raporunu dikkate alarak yargılamayı sürdürmüştür.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1433
KARAR NO: 2026/806
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/07/2022
NUMARASI: 2020/396 Esas - 2022/538 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/04/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili arasında imzalanan satış sözleşmesi kapsamında; müvekkili şirketin, sözleşmeye konu ve sözleşme ekinde belirtilmiş olan spor ekipmanlarını davalı şirkete teslim ederek, cihazların kurulum ve montajını yapma yükümlülüğü bulunup, davalı şirketin de belirtilen satış ve hizmet bedelini ödeme konusunda anlaşmaya vardıklarını, Sözleşmeye konu teslim, kurulum ve sair işlemlerin müvekkili şirket tarafından sözleşmeye uygun olarak eksiksiz bir biçimde gerçekleştirildiğini ve davalı yanın da aksine dair bir bildirimde bulunmadığını, müvekkili tarafından yerine getirilen hizmete ilişkin herhangi bir ayıp veya eksiğin söz konusu olmadığını, Müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiği halde, sözleşme uyarınca davalı yan tarafından ödenmesi gereken toplam 91.446,67 TL nin halen ödenmediğini, Müvekkilinin davalı yana, bakiye alacağına ilişkin 17.10.2019 tarihli mutabakat formu gönderdiğini ve davalı yan tarafından bu formun onaylanarak bakiye alacak konusunda da mutabık kalındığını, Tüm bu süreç sonrasında bakiye alacağın ödenmemiş olması sebebi ile .... İcra Müdürlüğü ... E. No'lu dosya tahtında icra takibi başlatıldığını ve davalı yan tarafından bu takibe müvekkili şirkete hiçbir borcu bulunmadığı iddiasıyla 24.02.2020 tarihinde haksız olarak itiraz edildiğinden işbu itirazın iptali davasını açmak gerektiğini, Müvekkili şirket tarafından sözleşmeden kaynaklanan alacaklara ilişkin fatura düzenlenerek davalı yana gönderildiğini ve davalı yan tarafından faturaya da itiraz edilmediğini, TTK ve içtihat uyarınca faturanın kabul edilmiş sayıldığı, mutabakat formunun onaylandığı ve hizmete ilişkin herhangi bir ayıp bildiriminin de bulunmadığı gözetildiğinde davaya dayanak icra takibine itiraz edilmesi açıkça haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu sebeple ayrıca %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini iddia ederek, Davalarının kabulüne, .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasındaki itirazın iptali ile takibin devamına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile takip tutarı alacağın işlemiş ticari faizi ve ferileri ile davalıdan tahsiline, icra inkar tazminatı olarak en az %20 tazminatın müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davacı tarafa, huzurdaki davaya konu icra takibine ilişkin herhangi bir borcu bulunmadığını, Davacı tarafın dilekçesi ekinde bir mutabakat formu sunduğunu ve müvekkili ile bakiye alacak konusunda mutabık kalındığını iddia ettiğini, ancak işbu hususun kabul edilmediğini, davacı tarafın, müvekkiline hiçbir zaman dilekçesinin ekinde sunduğu şekilde bir mutabakat formu sunmadığını, davacının dilekçesi ekinde sunulan mutabakat formundaki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, işbu sebeple, açıkça davacının sunmuş olduğu mutabakat formunda bulunan imzaya itiraz ettiklerini, Müvekkili şirketin münferiden imzaya ve temsile yetkilisinin ... olduğunu, ancak davacı tarafından sunulan mutabakat formunda bulunan imzanın, şirketin münferiden imzaya ve temsile yetkili kişisi olan ...'a ait olmadığını, müvekkili şirkete bahsi geçen faturaların tebliğ edilmediğini, dolayısıyla, müvekkili şirkete tebliğ edilmeyen faturalara itirazlara ilişkin iddiaların taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, takip öncesi faiz işletilmesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, reeskont ve avans faizinin %10 olmasına rağmen davacı tarafın icra takibinde %13,75 oranında faiz talebinde bulunduğunu, haksız davasının reddine, kötü niyetli olarak başlatılan icra takibi sebebiyle davacının alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dosya kapsamı ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı kayıt ve belgeleri, icra dosyası, BA-BS formları, SGK kayıtları, mutabakat formuna göre alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli denetime elverişli olduğu, taraflar arasında gerçekleşen ticari ilişkiye ilişkin davacı tarafından verilen BS formu ile davalı tarafından verilen BA formunun birbirini tuttuğu ve KDV hariç 19 fatura için 502.129,00 TL alım satım beyan edildiği, 3 adet faturanın beyan edilmediği, 5.000 TL altında olan faturalar bakımından beyan zorunluluğunun da olmadığı, her ne kadar davalı vekili tarafından bilirkişi raporunun .. numaralı bendi ile 6 numaralı bendinin birbiri ile çeliştiği ileri sürülmüş ise de raporda bir çelişki olmadığı zira 4 numaralı bentte davacı kayıtlarına göre hesap yapıldığı, .... numaralı bentte ise KDV hariç 19 adet fatura için 502,129 TL beyan edildiğinin belirtildiği ve faturalar bakımından mutabakat olduğu belirtilmiştir. Taraflarca beyan edilen 502.129,00 TL'nin %18 KDV'li turanın 592.512,22 TL olacağı, farkın ise taraflarca vergi dairesine beyan edilmeyen 3 adet faturadan kaynaklandığının anlaşıldığı ve 5.000 TL altında olan faturalar bakımından beyan zorunluluğunun da olmadığı, davalı tarafça mutabakat formundaki imzaya itiraz edilmiş ise de formun ....com.tr adresinden iletildiği SGK tarafından gönderilmiş olan davalı şirket çalışan listesinde ...’nün isminin yer aldığı, faturaların e fatura olduğu ve davalıya tebliğ edildiği, faturalara itiraz ve iade edildiğine dair bir savunmada bulunulmadığı, mahkememizin 09.12.2021 tarihli ara kararı ile taraf defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verilerek inceleme günü belirlenerek, taraf vekillerine ilgili yıllara ait tüm ticari defter ve kayıtlarını inceleme günü ibraz etmeleri aksi halde HMK 219,220,222, maddeleri gereği defter ibrazından kaçınmış sayılacakları ve duruma göre defterlerin içeriğine göre diğer tarafın beyanlarının kabul edileceği meşruhatını içerir tebligat çıkarılmasına karar verildiği ve davalı vekiline meşruhatlı tebligatın yapıldığı, davalı vekili tarafından yerinde inceleme talep edilmediği gibi defterlerin incelemeye sunulmadığı, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu hususları hep birlikte gözetildiğinde davacının davalıdan bilirkişi raporu ile tespit edilen tutar kadar alacaklı olduğu, davalının icra takibi öncesi temerrüte düşürüldüğüne dair bir ihbar veya ihtarın dosyada mevcut olmadığı bu nedenle takip öncesi faiz isteminin yerinde olmadığı, alacağın likit ve belirlenebilir olduğu kanaati mahkememizde hasıl olduğundan davacının davasının kısmen kabulü ile davalının .......İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından yaptığı itirazın; 91.446,67 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 13,75 (ve değişen oranlarda ) avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, kabul edilen alacağın %20'si olan 18.289,33 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı şirket, davalıya spor ekipmanları teslim, kurulum ve montaj konusunu içerir işbu davaya konu sevk irsaliyeleri ve faturaları şirket çalışanlarımıza ulaştırmamış olup herhangi bir teslim olmadığını, davacının davalıya bakiye alacağına ilişkin mutabakat formu gönderdiğini ve davalı tarafından bu formun onaylandığını, bakiye alacak konusunda mutabık kalındığını iddia etmiş ve dilekçesi ekinde sunduğunu bildirmişse de, işbu formun kabulünün mümkün olmadığını, borcu kabul anlamına gelmemekle beraber mahkemece hatalı bir faiz hesabı yapılmış ve gerekçeli kararda bu bu hataya yer verildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, cari hesabı oluşturan faturalara konu malların teslim edilip edilmediği ve davacı alacağının bulunup bulunmadığı, takip tarihinden sonra işleyecek faiz oranı noktasındadır.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "cari hesaptan kaynaklanan bakiye alacak" sebebine dayalı olarak 91.446,67 TL asıl alacağın, 5.435,44 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 20/02/2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.
Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2). Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.(TTK'nın 83/1,2)
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2. Maddesine göre, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Anılan maddenin 3. fıkrasına göre ise, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 91.446,67 TL alacaklı durumdadır. İlk derece mahkemesince ticari defterlerin incelenmesine ilişkin ara karar davalıya 14/12/2021 tarihinde tebliğ edilmiştir. 31/12/2021 tarihli bilirkişi yemin ve teslim tutanağında davalı taraftan gelen olmadığı belirtilmiştir. Buna göre davalı herhangi bir mazeret bildirmeksizin ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı anlaşılmaktadır. Ancak, davalı, 2019 yılında davacının 19 adet faturasına ilişkin olarak 502.129,00 TL bedelle BA bildiriminde bulunmuştur. Bilirkişi tarafından taraflar arasında fatura kayıtları açısından birebir mutabakat bulunduğu tespit edilmiştir. Bu halde davalının B/A formlarının aksini ispatlaması gerekir.
Davalının herhangi bir mazeret bildirmeksizin ticari defterlerini ibrazdan kaçınması ile, HMK'nın 222. maddesi uyarınca davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterleri lehe delil kabiliyeti kazanmıştır. Davacı kendi ticari defterlerine göre 91.446,67 TL alacaklı olup, davalının bunun ve ayrıca B/A bildirimlerinin aksini ispatlaması gerekir. Davalı taraf, davacının lehine delil teşkil eden ticari defterlerin ve kendi B/A bildirimlerinin aksini ispatlayamamış olup, davacıya karşı takip konusu borçtan sorumludur. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın hükümde yazılı olduğu gibi kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı tarafça, takip tarihinde talep edilmesi gereken reeskont ve avans faizinin %10 olmasına rağmen davacı tarafından takip dosyasında %13,75 oranında faiz talebinde bulunulmasının hatalı olduğu hususu iler sürülmüş ise de, takip tarihinde geçerli olan avans faizi 13,75 olup, ilk derece mahkemesince de değişen oranlarda avans faizine hükmedilmesi nedeniyle davalının itirazı yerinde görülmemiştir. Ayrıca dava konusu cari(açık) hesap alacağı likit olup, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin koşulları da oluşmuş bulunmaktadır.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.561,7 TL harcın, alınması gerekli olan 6.246,72 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.685,02 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/04/2026