İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında, inşaat projesi terk edilmesi nedeniyle ödenen bedelin iadesi talebinde davacının sözleşmeyi ispat edememesine ilişkin yerel mahkeme kararını inceledi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının bir inşaat projesi için davalıya yaptığı ancak projenin iptali üzerine iade edilmeyen ödemeler nedeniyle başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açtığı davanın istinaf incelemesi sürecini konu almaktadır; ilk derece mahkemesi, davacının iddia edilen sözleşmeyi yazılı delille ispatlayamaması ve ödeme dekontlarının amacını açıkça belirtmemesi gerekçesiyle itirazın iptali talebini reddederek icra takibini iptal etmiş ve davacıyı icra inkar tazminatına mahkum etmiştir; mevcut belge, davacının bu karara karşı yaptığı istinaf başvurusu üzerine yapılan ön incelemenin tamamlanarak dosyanın esas inceleme aşamasına geçildiğini bildirmektedir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/160
KARAR NO : 2026/916
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/10/2022
NUMARASI : 2021/489 Esas 2022/816 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 09/04/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 09/04/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir 1. İcra Müdürlüğü’nün 2017/3844 Esas sayılı dosyası ile 7 örnek (ilamsız takip yolu ile) icra takibi başlatıldığı, Borçluya gönderilen ödeme emrine 29.03.2017 tarihinde davalı (borçlu) tarafından itiraz edilmiş olup, işbu itiraz doğrultusunda takibin durmasına karar verildiğini, Haksız, mesnetsiz ve kötüniyetli olarak yapılan itirazın iptali gerektiğini, Bu inşaat işlerinin yürütülebilmesi, gerekli inşaat malzemelerinin alınabilmesi için müvekkil şirket davalı takip borçlusuna ekte sunulan dekontlardan da görüleceği üzere;14/06/2016 tarihinde, .... A.Ş adına kayıtlı TR.... iban numaralı ... hesabına 148.000,00-TL ve 22.07.2016 tarihinde, ...A.Ş adına kayıtlı,.... şubesinde bulunan TR.... iban numaralı hesabına 30.000,00-TL ödeme yapıldığını, Ancak, ilerleyen süreçte davalı takip borçlusu şirketin ortak yapısındaki değişikliklere bağlı olarak bu inşaat işinden vazgeçildiğini, İnşaat işinden vazgeçilmesi üzerine müvekkil şirkete iadesi gereken ve takip konusu edilen meblağ ise iade edilmeyerek, davalı takip borçlusu şirketin uhdesinde kaldığını, işbu paranın iadesi İzmir 1. İcra Müdürlüğü’nün 2017/3844 Esas sayılı dosyası ile talep edilmiş, fakat davalı şirket parayı iade etmeyerek takibe itiraz edildiğini, 176.000,00.-TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren, icra giderleri, vekâlet ücreti ve asıl alacağın ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsili istemi ile açılan takibe vaki itirazın, iptali ile icra takibinin devamına, Haksız ve kötüniyetli olarak icra takibine itiraz edilmiş olması sebebi ile % 20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiştir.
MAHKEMECE: "...Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamının incelenmesinde;
Davalının adresine dava dilekçesi tebliğ edilmiş, tebligat iade edilmiş ve davalının ticaret sicilindeki adresine tebligat kanunu'nun 35.maddesine göre usulüne uygun olarak tebligat yapılması nedeni ile davalı vekilinin zamanaşımı itirazı cevap süresi içerisinde yapılmadığından davalının zamanaşımı itirazı değerlendirilmemiştir.
Davacı tarafça İzmir 1.İcra Müdürlüğü'nün 2017/3844 Esas sayılı dosyası ile 7 örnek (ilamsız takip yolu ile) icra takibi başlatıldığı, borçluya gönderilen ödeme emrine 29/03/2017 tarihinde davalı (borçlu) tarafından itiraz edilmiş olup, iş bu itiraz doğrultusunda takibin durmasına karar verilerek iş bu itirazın iptali davası açılmıştır.
Davacı tarafından, dava dilekçesinde davalının itirazının haksız olduğunu, davalı ile davacı arasındaki ortak aile inşaat işlerinin icrası kapsamında haricen yapılan sözlü anlaşma gereğince inşaat işlerinin yürütülebilmesi ve gerekli inşaat malzemelerinin alınması için dava dilekçesi ekinde sunulmuş olan dekontlarda da görüleceği üzere 148.000,00 TL ve 30.000,00 TL ödeme yapıldığı, ilerleyen süreçte davalı şirketin ortaklık yapısındaki değişikliklere bağlı olarak inşaat işinden vazgeçildiği, bu nedenle davacı tarafından davalı şirkete ödenen takip konusu bedelin iadesi istemi ile icra takibi başlatıldığı belirtilerek itirazın iptali davası açıldığı, borçlu itirazında borca itiraz ettiği ve sebepsiz yapılan ödemenin iadesi şeklindeki ödemenin ne zaman, nasıl ve nereye, ne şekilde ödeme yapıldığının anlaşılamadığı belirtilerek takip dayanağı, belge ve olgulara ve borca itiraz edildiği görülmektedir.
Davacı tarafça iddia edilen davalı ile yapılan inşaat sözleşmesinin ispat külfeti davacıya aittir. Davacının iddia ettiği sözleşme, davacı tarafça usulüne uygun yazılı delil ile ispat edilememiştir. Davacı, dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu iki adet dekonttaki ödemelerin taraflar arasındaki sözleşmeye göre yapılacak inşaat işinin yapılması amacı ile gönderildiğini iddia etmektedir. Ancak ödeme dekontlarının incelenmesinde; 30.000,00 TL'lik ödemenin açıklamasında (... cari hesaba mahsuben ) ibaresinin yer aldığı, ayrıca 148.000,00 TL'lik ödemede ki açıklamada ise iban numarası belirtilerek... ibaresinin yer aldığı, her iki ödemedeki açıklamada davacı tarafça davacı şirkete yapılan ödemelerin taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden avans ödemesi ve sözleşme gereği yapılacak işin karşılığı olarak ödendiğinin anlaşılamadığı, ayrıca davacı tarafça bildirilen dekontlardaki ödemelerin banka yolu ile yapılmış olduğu halde davacının kayıtlarında olmadığı, davacı tarafça davalıdan iadesi istenilen tutarın taraflar arasındaki sözleşme gereğince avans ödemesi olarak yapıldığını ispat külfetinin davacıya ait olduğu, davacının yapılan bu ödemelerin avans ödemesi olarak yapıldığını ve taraflar arasında sözleşme bulunduğunu ispat edemediği, ayrıca davacı tarafça yemin deliline de dayanılmadığı, bu nedenle sunulan belge ve delillere göre davacının davalıdan belirtilen miktarda alacaklı olduğunun ispat edilmediği, bu nedenle davanın reddi gerektiği kanaatine varılarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; "Davanın REDDİNE" şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı .... Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ile aralarında bulunan sözlü inşaat sözleşmesinin, yazılı delille ispat edilmesi gerektiği hususunun mahkeme tarafından hüküm altına alındığını, bu hususun hukuken kabulünün mümkün olmadığını, yazılı olmayan bir sözleşmenin varlığının yazılı olarak ispatlanmasının istenmesinin hukuka ve kanunun lafzına aykırı olduğunu bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini, müvekkilinin ticari defterlerinin lehe delil teşkil ettiğini, 21/02/2021 tarihli bilirkişi raporu ile müvekkili şirketin 2016 yılı yevmiye defterlerinin incelendiğini, davalıdan toplam 315.655,21 TL avans alacağının olduğunun tespit edildiğini, defterlerini sunmayan ve aksini ispata elverişli delili olmayan davalı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazının iptali gerektiğini, bilirkişi raporu ile de haklılıklarının sübuta erdiğini, müvekkili şirket ortakları ile davalı şirketin eski ortaklarının yakın arkadaş olduklarını, ticari kayıtlarının tutulmasında gerekli hassasiyetin gösterilmediğini, dava dilekçesi ekinde sundukları banka dekontlarında da görüleceği üzere "inşaat cari hesabına mahsuben" açıklaması ile gönderilen 176.000,00 TL'nin davalı şirkete ödendiğini, iadesinin yapılmadığını, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalı şirketin ortak yapısındaki değişikliklere bağlı olarak bu inşaat işinden vazgeçildiğini, yine bilirkişi raporunda müvekkili şirketin davalıdan toplam 315.655,21 TL avans alacağının olduğunun da tespit edildiğini, defterlerini sunmayan ve aksini ispata elverişli delili olmayan davalı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazının iptali gerektiğini
istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, havale işleminden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. (emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.03.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1309 esas, 2021/377 karar sayılı ilamı) Bu nedenle takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır.
Davacı tarafça, gerekli inşaat malzemelerinin alınması için 14/06/2016 tarihinde davalı hesabına 148.000,00-TL ve 22.07.2016 tarihinde, hesabına 30.000,00-TL ödeme yapıldığını, ilerleyen süreçte davalı takip borçlusu şirketin ortak yapısındaki değişikliklere bağlı olarak yapılacak inşaat işinden vazgeçildiğini, inşaat işinden vazgeçilmesi üzerine iadesi gereken ve takip konusu edilen meblağ iade edilmeyerek, davalı takip borçlusu şirketin uhdesinde kaldığını, bu paranın iadesi İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2017/3844 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesi sunmayarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davaya konu havale işlemlerinin davacı ticari defter kayıtlarında olmamasına, havale dekontlarındaki açıklamaların avans olarak gönderildiği hususunda açıklama içermemesine, ispat yükü üzerinde olan davacının gönderilen havale tutarlarının sözlü anlaşma kapsamında avans olarak verildiğini ve iade edilmesi gerektiğini kanıtlayamamış olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/10/2022 tarih, 2021/489 Esas ve 2022/816 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın Dairemizce taraflara re'sen tebliğine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/04/2026