Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin, kimliği belirsiz sürücünün karıştığı trafik kazasında ödenen zararın, haksız eylem nedeniyle sigorta şirketince sigortalısından rücuen tahsili için açılan itirazın iptali davası kararı.
Özet: Bir sigorta şirketinin, kaza yerini terk eden ve %100 kusurlu bulunan davalıya ait aracın neden olduğu maddi hasarı kendi sigortalısı adına ödedikten sonra, ödediği zararı halefiyet ilkesi uyarınca rücuen tahsil etmek üzere davalı araç sahibine karşı başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebiyle açtığı davada; davalının zaman aşımı ve sürücünün kendi çalışanı olmadığı yönündeki itirazları ile bilirkişi raporlarında kusur oranları kesinleşmiş, ancak davacı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları uyarınca rücu hakkının bulunup bulunmadığı hususu davanın temel tartışma konusu olarak öne çıkmıştır.

T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/548 Esas - 2025/240

T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR
ESAS NO : 2024/548 Esas
KARAR NO : 2025/240
HAKİM :.....
KATİP :.....
DAVACI : .....
VEKİLİ : Av. .....
DAVALI : .....
VEKİLİ : Av. .....
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 06/08/2024
KARAR TARİHİ : 28/03/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 14/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıya ...nolu poliçe ile trafik sigortalı ..... davalı/ sigortalı ait ... plakalı araç, 12.11.2019 tarihinde olay yerini terk eden kusurlu sürücü sevk ve idaresinde iken ... araçta maddi hasara sebebiyet verdiğini, Meydana gelen kaza sonrasında davacı şirkete trafik sigortalı bulunan ... plaka no’ lu aracı sevk ve idare eden sürücünün olay yerinden firar ettiğini, Meydana gelen trafik kazası neticesinde ... plaka no’lu aracın çarparak maddi hasara karşılık sigortalımız/davalının kusuruna tekabül eden kısmının tamamı olan 7.257,91 TL davacı şirket tarafından karşı tarafa ödendiğini, ödenen toplam 7.357,91 TL’nın sigortalıdan Türk Ticaret Kanununun halefiyet ilkeleri uyarınca rücuen tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine ..... esas sayılı dosyası ile yasal takip başlatılmış ise de, davalı şirketin süresi içerisindeki itirazı ile takip durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına davalı şirket aleyhine alacağın %20 den az olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davacının iddia ettiği şekilde ... plaka sayılı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunun kabulü halinde davalı şirketin sorumluluğundan bahsedilmesi mümkün olmadığını, araç sürücüsünün davalı şirkette çalışmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE;
Mahkememizce bilirkişi heyetinden alınan 23.01.2025 tarihli raporda özetle; "Davalı şirket adına kayıtlı, ... plakalı kamyonun kimliği belirsiz sürücüsünün, meydana gelen olayda %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, Davacı şirkete sigortalı ... plakalı otomobilin dava dışı sürücüsü ...'in, meydana gelen olayda kusursuz olduğu, Raporun mahsus bölümünde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı sigorta şirketinin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartlarının B.4.f maddesi uyarınca rücu hakkının bulunmadığı, Mahkemece rücu hakkının bulunduğunun kabulü durumunda, araç değer kaybı bedelinin tespiti için bu konuda uzman bir bilirkişiden rapor alınması, ayrıca itirazın iptali davasına konu ..... sayılı dosyasının eksiksiz olarak dosyaya kazandırılması gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde görüş bildirmiştir.
Mahkememizce makine mühendisi bilirkişiden alınan 28.02.2025 tarihli raporda özetle; " hukuki durum belirlemesi ve delillerin nihai takdir ve değerlendirmesi ile usuli def'i ve itirazların takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; ... plakalı aracın kaza nedeniyle sol arka kapısının değiştirilmiş olduğu ve tramerine 4.515,33 TL hasar kaydının işlenmiş olduğu, Onarım ve tramer kaydı nedeniyle ... plakalı araçta meydana gelecek değer kaybının 8.000,00 TL olacağı, Davacı tarafından ... plakalı araç sahibine yapılan ödemenin dosya kapsamı ile uyumlu, hususları saygı ile arz olunur." şeklinde görüş bildirmiştir.
Dava sigorta şirketinin poliçe lehtarına karşı açtığı rücuya ilişkindir.
..... Esas sayılı takip dosyasında davacı tarafından davalı aleyhine 7.357,91 TL asıl alacak, 812,80 TL işlemiş faiz toplamı 8.170,71 TL üzerinden takip yapıldığı davalı itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.
... plakalı ve kaza tarihinde davalı üzerine kayıtlı aracın davacı sigorta şirketince 04/05/2019-2020 vadesinde karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu, rücuya tabi kaza nedeniyle dava dışı 3. Kişiye 03/04/2020 tarihinde 7.357,91 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.
Dosyada mevcut 12/11/2019 tarihli Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı'nda "...sürücü ... idaresindeki ... plakalı otomobili ile ..... önüne yaklaştığında beyanına göre otomobilin sol arka kapı kısımlarına, gerisinden gelen devam eden sürücünün tespit edemediği ... plakalı kamyonun sağ yan kısımlarıyla çarparak kaza yerinden ayrıldığı, kaza yerinden ayrılan ... plakalı kamyon sürücüsünün tespiti halinde 2918 Sayılı KTK'nı 67/A maddesini ihlal ettiği, diğer sürücü ...'in kural ihlalinin olmadığı kanaatindeyiz..." şeklinde tutanak tanzim edildiği anlaşılmıştır.
... plakalı aracın tramer bilgileri ...'nden celp edilerek dosya içerisine alınmıştır.
Eldeki davada taraflar arasındaki uyuşmazlık, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ve davalının işleten sıfatına sahip olup olmadığına ilişkindir. Davalı yan tarafından zamanaşımı definde bulunulmuş ise de, KYK 109/4. Maddesinde "...Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar...", TBK'nın D. zamanaşımının kesilmesi", "1. Sebepleri" yan başlıklı 154. maddesinde; "(1)Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir: 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse, 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa" denilerek, zamanaşımını kesen nedenleri, TBK'nın 156/1. Maddesinde ise ",..Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar..." şeklinde düzenlenmiş olup zamanaşımı icra takibiyle kesilmiş ise alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Buna göre eldeki davada davacı tarafından zamanaşımı süresi içerisinde yetkisiz icra dairesinde 02/02/2021 tarihinde takipte bulunulduğu, yetkili icra dairesinde yeniden ödeme emri gönderildiği ve her takip işlemi ile yeniden zamanaşımının işlemeye başlayacağı anlaşıldığından davanın süresinde açıldığı kabul edilerek yargılamaya devam olunmuştur.
...'nun ..... sayılı ilamında "...Karayolları Trafik Kanunu’nun 3 üncü maddesine göre işleten; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.
26. Anılan Kanun’un “İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu” başlıklı 85 inci maddesi ise, bir motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olunması hâlinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu hükme bağlamıştır.
27. Kanun koyucu “Mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu” başlıklı 91 inci maddede, işletenlerin yukarda anılan 85 inci maddenin birinci fıkrasındaki sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarını zorunlu kılmıştır.
28. Gelinen aşamada zorunlu mali mesuliyet sigortası ile ilgili hükümlere değinmeden önce genel olarak sigorta sözleşmelerinin anlam ve mahiyetine kısaca değinmek faydalı olacaktır.
29. Sigorta sözleşmesi; davaya konu olay ve poliçe tanzim tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu’nun 1263/1 inci maddesinde “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır” şeklinde düzenlenmiştir.
30. Bu düzenlemeye paralel olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1401/1 inci maddesinde sigorta sözleşmesi; “sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır.
31. Kanundaki bu tanımdan hareketle; sigorta sözleşmesinin tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğu, sigortacının asli ediminin rizikoyu taşıma (himaye sağlama) borcu iken sigorta ettirenin asli edimini ise prim ödeme borcu oluşturduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
32. Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1 inci maddesinde “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar”; 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş ve kanun koyucu 91/1 inci maddede işletenlerin, bu Kanun’un 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarını zorunlu kılmıştır.
33. Anılan maddede düzenlenen ve uygulamada “trafik sigortası” olarak da adlandırılan zorunlu mali mesuliyet sigortası, karayollarında motorlu araç işletenin üçüncü kişilere verdiği bedensel zararlar ve eşya zararlarından dolayı onun mali ve hukuki sorumluluğunu üçüncü kişilere karşı güvence altına alan, bir yandan sigorta ettirenin üçüncü kişilere verebileceği zararlardan dolayı sigorta ettirenin mal varlığındaki azalmayı önlemeyi, diğer yandan da sigorta ettirenin eyleminden zarar gören üçüncü kişilerin zararlarının giderilmesini amaçlayan, hem sigorta ettiren hem de onun eylemiyle zarar gören kişilerin menfaatlerini dengeleyen kendine özgü bir sigorta türüdür (..... ).
34. Somut olayda uygulanması gereken 12.08.2003 tarihli, 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve 15.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.1. maddesinde de “Sigortacı poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” düzenlemesi mevcuttur.
35. Yine, 2918 sayılı Kanun’un 95 inci maddesi ile sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği hüküm altına alınmıştır.
36. Burada düzenlenen rücu hakkı kaynağını sigorta sözleşmesi ilişkisinden almaktadır. Eş söyleyişle; bu rücu hakkının kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve Kanun gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacının, bu hakka dayanarak kendi akidine dönmesini sağlamaktadır .(.... ).
37. Hangi hâllerin sigortalıya rücu hakkı vereceği Genel Şartlar’ın “Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve İşletene Rücu Hakkı” başlıklı B.4. maddesinde düzenlenmiş ve bu madde ile de sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği bir kez daha vurgulanmıştır. Bu maddede sayılan durumlardan herhangi biri mevcut değilse, sigorta şirketi rizikonun gerçekleşmesi sonucu meydana gelen zarara kendi katlanmak durumundadır.
38. Genel Şartların B.4 maddesinde sayılan hâllerden biri de tazminatı gerektiren olayın, poliçeye konu aracın Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan kişi tarafından sevk edilmesi sonucunda meydana gelmesi hâlidir (md. B.4/3-c).
39. Bu düzenlemeye göre, tazminatı gerektiren olay aracın ehliyetsiz kişi tarafından sevk edilmesi sonucunda meydana gelmişse sigortacı üçüncü kişilere zorunlu mali mesuliyet sigortası çerçevesinde ödediği tazminatı akidi olan sigorta ettirene rücu edebilecektir. Bu yönde açılan rücu davası, temelinde sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayalı bir davadır ve dava konusu talebin muhatabı sözleşmenin karşı tarafı yani sigorta ettirendir. Sigortaya konu aracın uzun süreli kiraya verilmesi nedeniyle sigorta ettirenin işleten sıfatını haiz olup olmaması sigorta ettiren ile kiracı arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirir ve 2918 sayılı Kanun’un 95/2 inci maddesine dayalı olarak görülen rücu davası yönünden hüküm ifade etmez.
40. Yapılan açıklamalar ışığında uyuşmazlık incelendiğinde; davacı sigortacı ile davalı Kooperatif arasında 01.11.2008-01.11.2009 tarihleri arasında geçerli trafik sigorta poliçesinin bulunduğu, poliçeye konu aracın Kooperatif tarafından kiralandığı kişi olan diğer davalı ... elindeyken, dava dışı Kayhan Bediz isimli ehliyetsiz olduğu ileri sürülen kişinin sevk ve idaresi sırasında trafik kazasına karıştığı, söz konusu kazada üç kişinin vefat ettiği ve davacı sigorta şirketinin zarar gören yakınlarına poliçe çerçevesinde ödemek durumunda kaldığı bedeli rücu etmek istediği anlaşılmaktadır. Bu rücu talebinin dayanağı 2918 sayılı Kanun’un 95/2 ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4/3-c maddesi olup ileri sürülen bu sübjektif hakkın muhatabı, “sigorta ettiren” yani davalı Kooperatif olduğundan bu davalının taraf sıfatının bulunduğu açıktır. Kooperatifin aracı üçüncü kişiye uzun süreli kiraya vermesi nedeniyle işleten sıfatını haiz olmaması söz konusu madde anlamında husumeti ortadan kaldırmaz.
41. Hâl böyle olunca Mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire kararına uymak gerekirken hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
42. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır..." şeklinde de açıklanmış olup, mahkememizce alınan bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere kazaya %100 kusuru ile neden olan ve olay yerini terk eden araç sürücünün neden olduğu zarardan dolayı ödeme yapan davacının davalıya rücu hakkı bulunduğu anlaşıldığından davanın kabulüne alacak yargılamayı gerektirmekle inkar tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulü ile ..... esas sayılı takip dosyasında davalı itirazının iptali ile takibin aynı şartlar altında devamına,
2-İcra İnkar ve Kötü Niyet Tazminatı taleplerinin reddine,
3-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği ..... tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen arabuluculuk ücreti karşılığı olan 3.600,00 TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç olmak üzere toplam 855,20 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 72,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 14.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 14.572,00 TL masrafından davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 8.170,71 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine,
Dair e-duruşma sistemi üzerinden davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.. 28/03/2025
Katip .....
e-imzalı
Hakim .....
e-imzalı
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.