Bankanın boş bonoları doldurarak gerçeğe aykırı kredi tutarı göstermesi ve rehinli alacak için kötüniyetle kambiyo senedi takibi yapması sonrası borçlu olmadığının tespiti davasının onanması.
Özet: Davacılar, bankadan kullandıkları krediye karşılık boş olarak verdikleri ve banka tarafından daha sonra doldurulan iki adet bononun gerçek kredi miktarını aşan kısmının karşılıksız olduğunu ve bu bonolara dayalı icra takibinin haksız olduğunu ileri sürerek borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiş; ilk derece mahkemesi, bankanın kayıtlarda görünmeyen borçlar için birden fazla takip başlattığını ve bonoların gerçek kredi miktarını aştığını tespit ederek, davacıların borçlu olmadığına, ödenen miktarın iadesine ve kötü niyet tazminatına hükmetmiş; bu karar, davalı bankanın temyiz itirazlarının reddedilmesiyle üst mahkemece onanmıştır.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2025/54 Esas, 2025/396 Kararİlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı bankadan kredi sözleşmesine bağlı olarak krediler kullandıklarını, üzerlerine kayıtlı taşınmazlar ve araçları teminat olarak bankaya ipotek ve rehin verdiklerini, davalı bankaca kredi sözleşmeleri esnasında miktar kısmı, düzenleme ve ödeme gününün boş olan bonolar alındığını, davalı bankanın daha sonra iki bononun tanzim tarihi, ödeme tarihi ve miktar kısımlarını doldurduğunu, müvekkillerinin iki bonoda da asıl borçlu ve avalist olarak yer aldığını, bu bonolara dayanılarak icra takibi yapıldığını, banka kayıtlarının ve kredi sözleşmelerinin incelenmesinde müvekkillerine kullandırılan 600.000,00 TL ve 800.000,00 TL'lik kredi işleminin olmadığının görüleceğini ileri sürerek 14.02.2019 tanzim tarihli 600.000,00 TL bedelli ve 21.02.2019 tanzim tarihli 800.000,00 TL bedelli iki adet bononun karşılıksız olduğunun, müvekkillerine bu bedellerin verilmediğinin ve hesaplarına geçmediğinin, bonoların teminat senedi olduğunun tespitini, bonolara ilişkin takibin iptalini, müvekkillerinin bonolardan dolayı borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı, süresi içerisinde davaya cevap vermemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde bozma ilamı çerçevesinde 14.04.2025 tarihli bilirkişi raporunun dosya arasına kazandırıldığı, davalı bankanın aynı kredi için davacılar aleyhine 2019/91121 E., 2019/91118 E. ve 2019/90698 E. olmak üzere üç ayrı takip yaptığı, toplam 1.400.000,00 TL bedelli iki ayrı kambiyo senedinin davacılara kullandırılan toplam 664.700,00 TL tutarlı kredi için alındığı, davalı bankanın kayıtlarında aksine bir para/hesap hareketine rastlanmadığı, bu noktada Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 2021/2 E., 2023/1 K. sayılı kararı ile rehinle teminat altına alınmış ve ayrıca kambiyo senedine de bağlanmış alacağın tahsili amacıyla, borçlu aleyhine tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile aynı anda ve sıra gözetilmeksizin hem rehnin paraya çevrilmesi yolu ile hem de kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılamayacağı belirtildiğinden davacıların davasında haklı olduklarının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacıların ... Müdürlüğünün 2019/90698 E. sayılı takip dosyasına konu borç yönünden borçlu olmadıklarının tespitine, takip dosyası kapsamında davalı tarafa ödenen 234.131,47 TL’nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, icra takip çıkış miktarı olan 853.454,55 TL’nin yüzde yirmisi oranında kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.IV. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, davacıların bonolardan dolayı borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, 30.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.