İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin, şehirlerarası otobüs kazasında uzuv kaybı ve ciddi yaralanmalar yaşayan davacının yüksek maddi ve manevi tazminat taleplerinin incelendiği istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki belge, 21.02.2013 tarihinde fren arızası nedeniyle meydana gelen otobüs kazasında kafa travması ve sol el kaybı gibi ciddi yaralanmalar yaşayan bir yolcunun, işleten ve malik konumundaki davalılardan; işgücü kaybı, tıbbi tedavi, protez masrafları, bakıcı ücreti, seyahat giderleri, kaybolan eşya bedeli gibi kalemlerden oluşan ve ıslahla 7.693.679,77 TLye yükseltilen maddi tazminat ile 300.000 TL manevi tazminat talebiyle açtığı davayı özetlemektedir, davacının sigorta şirketlerinden zaten 205.134 TL tahsil etmesine rağmen eksik ödeme iddiasında bulunduğu bu davada, davalılar ise zamanaşımı, kusursuzluk ve sigorta şirketlerinin sorumluluğu argümanlarını ileri sürmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A R ESAS NO: 2026/422 KARAR NO : 2026/1193İNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ: 05/11/2025NUMARASI : 2021/293 Esas - 2025/750 KararDAVA : TazminatKARAR TARİHİ: 20/05/2026Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının içinde yolcu olduğu ve şoför... yönetimindeki .... A.Ş.'nin işletmesinde olan ... plakalı şehirlerarası yolcu otobüsünün 21.02.2013 günü İstanbul'dan yola çıktığını, D300 karayolu üzerinde Kayseri yönünden Malatya yönüne giderken aracın frenlerinin tutmaması üzerine şoförün araç hakimiyetini kaybetmesi sonucu ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı kazanın meydana geldiğini, kazada öncelikle arızalı araçla yola devam eden şoför..., araç sahibi ... .... Ltd. Şti. ve işleten sıfatı ile .... A.Ş.'nin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, kazada davacının kafa travması geçirdiğini ve sağ el tendonlarının alındığını, sol el parçalanması nedeniyle sol elinin kesildiğini ve vücudunun değişik yerlerinde ciddi kemik kırıkları ve yaralanmaları olduğunu, davacının maddi zararlarının tazmini için ... Sigorta'dan koltuk sigortasına sahip sigortalı adına 87.500,00TL uzuv kaybı tazminatı ödendiğini, ayrıca ... A.Ş.'den 117.634,00 TL işgücü kaybı tazminat ödemesi alındığını, her ne kadar davacının sigorta şirketlerinden toplam 205.134,00 TL tahsil etse de sigorta şirketleri tarafından yapılan ödemelerin eksik olduğunu, bu nedenle davalılara başvurulduğunu, davacının oto tamir, kaporta boya ustası olduğunu, kaza döneminde kendi atölyesinde çalıştığını ve başka atölyelerde günlük 90-100 TL ücret karşılığı çalıştığını, kaza tarihinde aylık gelirinin 2000-2500 TL olduğunu, kazadan sonraki 6 ayda çalışamadığını, en az 8 ay daha çalışamayacağını, bu zararlarına karşılık şimdilik 1000 TL talep ettiklerini, davacının 17 gün boyunca Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesinde yattığını, günlük 60 TL, toplam 1.020,00 TL kendi cebinden harcadığını, ayrıca bakıcı tuttuğunu ve 17 gün için 1200 TL ödendiğini, Sivas'tan İstanbul'a gelmek zorunda kaldığını, uçak bileti için 250,00 TL ödediğini, ayrıca hastaneden havaalanına taksi ücreti olarak 150,00 TL ve ... havaalanından evine 70 TL taksi ücreti ödediğini, toplam 470,00 TL masraf yaptığını, davacının Sivas Hastanesinde sol elinin kesildiğini, bu nedenle her gün pansuman yapıldığını, bunun için her gün 90 TL taksi ücreti ödediğini, 3 ayda toplam 8.100 TL pansuman ücreti ödediğini, davacının kazada bavullarının ve cüzdanının kaybolduğunu, bavulunda 800 TL'lik kişisel eşyalarının olduğunu, kimlik değişimi nedeniyle nüfus müdürlüğüne 80 TL ceza ödediğini, toplam eşya zararının 1.170 TL olduğunu, kazadan sonra Gürün Savcılığına ifadeye gitmek için 650 TL masraf yaptığını, müvekkilinin kafa travması geçirdiğini, kafa bölgesinde bozukluklar oluştuğunu, saç ekiminin gerektiğini, bunun için ameliyat olacağını, sol elinin protez masrafını da talep ettiklerini, davacının büyük ölçüde hayati tehlike atlattığını, psikiyatrik tedavi gördüğünü, bu nedenle işgücü, uzuv kaybı, çalışamadığı dönem geliri, hastane masrafları, bakıcı ücreti, kaybolan eşya bedeli, protez masrafı olarak fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 15.610,00 TL maddi, 300.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi itibarıyla yasal faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.Davacı ıslah dilekçesi ile talebini 7.693.679,77 TL'ye yükseltmiştir. Davalılardan .... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, araç sürücüsünün kazada bir kusurunun olmadığını, dolayısıyla kendilerinin de bir sorumluluklarının olmadığını, kusur yönünden inceleme yapılması gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, davacının ödeme alıp almadığı hususunun ilgili yerlerden sorulması gerektiğini, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davanın ... plakalı aracın...A.Ş.'ye ZMSS sigortalı, ... A.Ş.'ye Zorunlu Karayolu Taşıma Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı, ... Sigorta A.Ş.'ye Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortalı, ...A.Ş.'ye ... sigortalı olduğunu, davanın anılan sigorta şirketlerine ihbar edilmesi ile reddini talep etmiştir.Davalılardan .... ....Ltd. Şti.vekili cevap dilekçesinde özetle; sigorta şirketleri işletenin ya da şoförlerinin kusurları ile neden oldukları olaydan dolayı doğan mali sorumluluklarının belirli limit dahilinde kefili durumunda olduğunu, müvekkili şirkete ait ... plakalı araç için kaza tarihinde geçerliliğini koruyan ihtiyari ve zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçeleri mevcut olduğunu, davacının dava konusu tüm taleplerini sigortacıya yöneltmesi gerektiğini, dava tarihinden evvel ... ve ... Sigorta’dan davacıya ödeme yapıldığını, eksik yapılan ödemeler için sigorta şirketlerinin poliçede belirtilen limite kadar sorumluluğu devam ettiğini, bu nedenle dava konusu taleplerinin öncelikli muhatabı sigorta şirketleri olduğunu, ancak limit dışında kalan zararlar için müvekkilin sorumluluğunun tartışılabilir olduğunu, ... sigorta tarafından düzenlenen ... Poliçesi ile de doğacak tüm manevi zararlar güvence altına alındığından manevi tazminat taleplerinin öncelikle ... sigortaya yöneltilmesi gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin çok yüksek olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalılardan... cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının davasının kısmen kabulü ile; 7.696.679,77 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 21/03/2013 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, geri kalan maddi tazminat isteminin reddine,300.000,00 TL manevi tazminat talebinin kabulü ile; kaza tarihi olan 21/03/2013 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı .... Ltd. Şti. vekili ile davalı .... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı .... Ltd. Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dosya kapsamındaki teknik bakımların yetkili servislerde yapıldığına dair savunmaları karşılanmadan, soyut gerekçelerle müvekkile kusur atfeden raporların hükme esas alınması usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece, hesaplamada PMF 1931 tablosu yerine TRH 2010 Yaşam tablosuna göre yapılan fahiş hesaplamaya itibar edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müterafik kusur araştırması yapılmadan ve tazminattan uygun bir indirim gidilmeden hüküm kurulması hatalı olduğunu, davacı beyanına dayalı olarak 4.059.667,86 TL gibi fahiş bir tutara hükmedilmesi kabul edilemez olduğunu, taşımacılık sigortası ve ferdi kaza koltuk sigortası tarafından davacıya yapılan ödemelerin hesaplamadan mahsup edilmesi gerektiğini, zarar görenin zararını karşılamak için görülen işbu davalarda davacıların zenginleşmeleri Türk Borçlar Kanunu'nun ve hukukun ruhu ile de bağdaşmayacağını ve hakkaniyete uygun düşmeyeceğini belirterek istinaf talep etmiştir. Davalı .... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; protez giderine yönelik ifadeler ve tespitler kabul edilemeyeceğini, hükme esas alınan 23.05.2025 raporda yer alan tedavi gideri tespiti afaki olduğunu,dosyada mübrez kusur raporunu kabul etmemekle birlikte kusur yönünden hesap yanlış yapıldığından yüksek maddi tazminat alacağı hesaplandığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkil şirketin hiçbir kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, bakiye ömür hesaplamasının TRH 2010 Yaşam tablosuna göre yapılmış olmasının da hatalı olduğunu, tazminat hesaplamasına esas alınan kusur ve maluliyet raporlarının kabulü mümkün olmadığını, geçici iyileşme döneminde %100 malul olduğu kabulüyle hesaplama yapılması hakkaniyete uygun olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla geçici maluliyetten kaynaklı tedavi giderleri ve buna bağlı davacının talep ettiği KTK hükmü dışında kalan diğer masraflar bakımından müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğu olmadığını, hükmedilen manevi ve maddi tazminat miktarları fahiş olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarına kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, Alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek istinaf talep etmiştir. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, davacının içinde yolcu olarak bulunduğu, davalı sürücü... yönetimindeki ... plakalı şehirlerarası yolcu otobüsünün 21.02.2013 tarihinde İstanbul'dan Malatya yönüne seyri esnasında aracın frenlerinin tutmaması üzerine sürücünün araç hakimiyetini kaybetmesi sonucu meydana gelen tek taraflı trafik kazasında yolcu olan davacının yaralandığı anlaşılmıştır.Davacı açmış olduğu eldeki davada; geçici iş göremezlik tazminatı, kalıcı iş göremezlik tazminatı, hastanedeki şahsi harcama gideri, Sivas'tan İstanbula seyahat gideri, Gürün cumhuriyet Başsavcılığına ifade vermek için yol gideri, pansuman yol gideri, kaybolan eşya bedeli, saç ekim bedeli ve el protezi bedeli olmak ve manevi tazminat talep etmiştir. Davacı kaza yapan otobüste içerisinde yolcu olduğundan kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmamaktadır. Kaldı ki İlk Derece Mahkemesince ATK'dan alınan 11/02/2020 tarihli kusur raporu ile İTÜ Trafik kürsüsünden oluşan üçlü heyetten alınan 11/04/2022 tarihli kusur raporunun birbirini doğruladığı, olayın oluşuna uygun düştüğü, buna göre "kazanın meydana gelmesinde davalı...'un olayda %50 oranında, dava dışı ...'ün %10 oranında ve ... plakalı otobüsün bakım, onarım ve denetiminden sorumlu olan firma yetkililerinin ise %40 oranında kusurlu olduğu, somut olayda bahsi geçenlerin dışında herhangi bir kimseye atfı kabil kusur imkanının bulunmadığı"anlaşıldığından kusura ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davalılar vekili, davacının emniyet kemeri takmayıp zararın doğmasına veye artmasına neden olduğunu, müterafik kusurlu sayılması gerektiğini de savunmuştur. Kaza tespit tutanağında emniyet kemeri takılı olup olmadığına ilişkin işaretleme yapılmadığı, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150/2-b maddesi düzenlemesine göre davacının yolcu olduğu araç bakımından emniyet kemeri zorunluluğunun bulunmadığı (Benzer yönde; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/3759 Esas, 2021/4961 Karar), kazanın meydana gelme şekli itibarıyla müterafik kusur indirimi yapılamayacağı anlaşıldığından, müterafik kusur yapılması gerektiği yönündeki istinaf itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 15 yıldır. Kaza tarihi olan 21/02/2013 tarihi ile dava tarihi olan 06/08/2013 tarihi ve 16/07/2025 tarihli ıslah dilekçesi dikkate alındığında 15 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşıldığından zamanaşımına yönelik istinaf itirazı yerinde değildir. KTK'nın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 85/1. maddesine göre "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. " maddenin son fıkrasına göre ise "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28/02/2019 tarih, 2016/6712 E. ve 2019/2237 K. sayılı kararı) Somut olayda davalı .... A.Ş. kazaya karışan aracın ruhsat sahibi değil ise de aracın kendi unvanı adı altında işletildiği ve bilet kesildiği anlaşıldığından teşebbüs sahibi olarak; diğer davalı ... ... Ltd. Şti.'nin ise aracın işleteni olarak sürücünün kusurundan ZMMS sigortacısı, ve sürücüsü ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu, zarar gören davacının, KTK'nın 85 ve 91. maddelerindeki düzenlemeler ile TBK'nın 61., 162 ve 163. maddeleri gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabileceği anlaşılmakla davalılar vekillerinin işleten sıfatına ve zararın öncelikle sigorta şirketlerinden tahsili gerektiğine ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.Somut uyuşmazlıkta Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulundan alınan 27/01/2023 tarihli maluliyet raporunda, kaza tarihine göre uygulanması gereken Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri esas alınarak davacıda dava konusu edilen trafik kazasına bağlı olarak oluşan yaralanmanın maluliyet oluşturup oluşturmadığı konusunda illiyet bağını da ortaya şekilde yapılan değerlendirmeye göre davacının meslekte kazanma gücünü % 58 oranında kaybettiği ve geçirdiği kaza nedeniyle 6 aya kadar geçici iş göremez hale geldiği tespit edilerek bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, muayenesi yapılarak maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. TBK'nın 54. maddesiyle KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileştirme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici iş göremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçeyle üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından geçici ve kalıcı iş göremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu bulunmadığına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/12431 Esas - 2025/23675 Karar sayılı kararı) İlk Derece Mahkemesince alınan ATK maluliyet raporuna göre davacının 6 ay süreyle geçici iş göremez olduğu ve bu süre boyunca %100 malul sayıldığı anlaşılmakla geçici iş göremezlik tazminatın 6 aylık süre üzerinden hesaplanmasına; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu uygulanması, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerektiğinden hükme esas alınan aktüerya raporunda da TRH 2010 Yaşam Tablosu uygulanmasına; davacının kaza sebebi ile %58 oranında maluliyeti oluştuğu ve tedavisinin de devam ettiği anlaşıldığından belgesiz tedavi giderleri kapsamında tedavi süresince ikametinden sağlık kurumlarına ulaşım giderlerini talep edebileceği, hükmedilen ulaşım bedellerinin (tedavi nedeniyle yol vs gideri olarak 3.000,00TL) makul olduğu anlaşıldığından ulaşım giderlerine; Haksız fiillerde temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup, zarar sorumlusunun ayrıca ihbar ve ihtar edilmesine gerek olmadığından davalı işleten ve sürücü bakımından kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Dava dışı ... A.Ş. Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında davacıya 117.640,00 TL ödeme yapılmıştır. Hükme esas alınan aktüerya raporunda zmms ve taşıma sigortası arasında bulunan sıralı sorumluluk gereği yapılan ödemenin güncellenerek sürekli işgöremezlik tazminatından mahsup edilmiş olup koltuk ferdi kaza sigortası kapsamında yapılan ödemeler ise meblağ sigortası olduğundan tazminattan mahsup edilmeyeceğinden aksi yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davacının davalıların işleten ve sürücü olduğu araçta yolcu olarak bulunduğu sırada meydana gelen kazada sol kolunun ampute edildiği, kaza sonrasında takılacak protezin bedeli ile ömür boyu belli aralıklarla değişmesi gerekli protez bedellerinin davalılardan tahsilini talep ettiği görülmektedir. Trafik kazasındaki yaralanmadan kaynaklanan tedavi giderlerinden olup da belgeye bağlanmış olanlardan ...'nın sorumlu olduğu, henüz belgeye bağlanmamış olanlar için ise ...'nın sorumluluğundan bahsedilemeyeceği gözetilmelidir. (Yargıtay HGK’nın 28.02.2024 tarih 2023/4-914 E., 2024/136 K. sayılı kararı).İleride yapılacak protez giderleri 2918 sayılı Kanun'un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderlerinden olmadığından ... sorumlu olmayıp işleten, sürücü ve trafik sigorta şirketinin sorumluluğunda olmakla davalı sigorta şirketinin bu zarar kaleminden sorumlu olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekir.Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince davacı lehine protez bedeline hükmedilmiş olması doğru olmakla birlikte tedavi giderlerinden olan protez giderinden Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamında belirtilen miktar kadarından ...'nın sorumlu olacağı gözetilerek bu hususun ilgili kurumdan sorulması, davacının protez gideri talebinin Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamında ... tarafından ne miktarda karşılandığı, ... tarafından davacıya protez bedeli ödenip ödenmediği hususunun tespit edilmesi gerekir.Şu durumda İlk Derece Mahkemesince davacının protez gideri talebinin ... tarafından Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamında karşılanmayacak kısmının tedavi gideri kapsamında davalıların sorumluluğunda bulunduğu gözetilerek, davacı için uygun nitelikte olan protezin tedarikçi firmalardan usulüne uygun şekilde fiyatının tespiti ile bu bedelden ... tarafından Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) çerçevesinde karşılanmış protez bedelinin mahsup edilmesi suretiyle davalı sigorta şirketinin tedavi gideri kapsamında sorumlu tutulabileceği zararın belirlenmesi bakımından bu konuda uzman ortopedi ve travmatoloji uzmanı, protez-ortez uzmanı ve aktüerya uzmanından oluşacak bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/13951 E. - 2025/16388 K. sayılı kararı). Kabule göre; TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, yolcu olan davacının kusursuz oluşu, kaza nedeniyle davacının kolunun ampute edilmesi (uzuv kaybı yaşaması) maluliyet oranı ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı .... Ltd. Şti. vekili ile davalı .... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davalı .... Ltd. Şti. vekili ile davalı .... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı .... Ltd. Şti. ile davalı .... A.Ş. tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/05/2026