Hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonrası dava zamanaşımının dolması üzerine Yargıtay tarafından bozuldu.
Özet: Yerel mahkemenin hırsızlık suçundan verdiği mahkumiyet hükmünü ve temyiz talebinin kesin olduğu gerekçesiyle reddine dair ek kararını hukuka aykırı bularak kaldırılmasının ardından, dosya üzerinde yapılan incelemede, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararının kesinleştiği ve denetim süresi içinde yeni bir suç işlenmesiyle dava zamanaşımının tekrar işlemeye başladığı dikkate alındığında dahi, sanığa isnat edilen hırsızlık suçunun yasal düzenlemeler uyarınca tabi olduğu 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin, suç tarihinden itibaren inceleme tarihine kadar dolduğu tespit edildiğinden, sanık hakkındaki mahkumiyet hükmü bozulmuş ve yeniden yargılama gerekmeksizin kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2026/2780 E.  ,  2026/4505 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2025/177 E., 2025/579 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkûmiyet, temyiz talebinin reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün ve 11.11.2025 tarihli ek kararın; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7499 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 6. maddenin 1.fıkrasının (d) bendi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 141/1,143,145, 35, 62 50/1-a, 52. maddeleri uyarınca verilen hapisten çevrili 2.000,00 TL adli para cezasının temyize tabi olduğu hâlde kesin olduğu gerekçesiyle verilen temyiz isteminin reddine dair 11.11.2025 tarihli ek karar kaldırılarak; 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin 8. fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve maddenin 11. fıkrasında, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde mahkemece hükmün açıklanacağı düzenlenmiş olup, duran zamanaşımının, denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı, dosya kapsamına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 04.09.2013 tarihi itibarîyla duran zamanaşımının kesinleşen sonraki mahkûmiyete konu suçun işlendiği 28.06.2014 tarihinde yeniden işlemeye başladığı belirlenerek yapılan incelemede;
Suç tarihi itibarıyla sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 141/1, 143. maddelerinde düzenlenen hırsızlık suçu için öngörülen cezanın üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca hesaplanan 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden inceleme tarihine kadar tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.