Konya Asliye Ticaret Mahkemesinde ticari satıştan kaynaklanan ödenmeyen fatura alacağına ilişkin 31.080,63 TLlik itirazın iptali davası.
Özet: Bu hukuki evrak, bir ticari satıştan kaynaklanan itirazın iptali davasında, davacının, davalıya cıvata ve diğer malzeme satımından doğan 31.080,63 TL alacağını tahsil etmek amacıyla başlattığı icra takibine davalının yaptığı haksız itirazın kaldırılmasını ve takibin devamını talep ettiği; davalının ise yetkisizlik, faturaların tebliğ edilmediği ve kötü niyet iddiasıyla davanın reddini istediği, yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda davacının ticari defterlerinde davalıdan takip konusu tutar olan 31.080,63 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği bir uyuşmazlığı ele almaktadır.

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO:
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ...
VEKİLİ :
DAVALI : ...
VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili 08/11/2024 tarihli dilekçesiyle;Müvekkilinin Konya'da başta cıvata olmak üzere diğer tüm malzeme satım işi yaptığını, müvekkilinin davalıya yatığı satışı sonrasında cari hesap ekstresinden de görüleceği üzere müvekkili ile davalı arasında devam eden bir ticari ilişki bulunmadığını, müvekkili tarafından davalıya kesilen faturalardan 31.080,63 TL.'sinin davalı tarafından ödenmediğini, buna istinaden davalı aleyhine Konya . İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası üzerinden ödenmeye faturalara ilişkin 31.080,63 TL'nin tahsili için icra takibine gidildiğini, davalı borçlunun icra dosyasına itiraz ettiğini, ancak davalının bu itirazının haksız olduğunu, davalının faturayı aldıktan sonra 8 gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmadığını, fatura içeriğini bu nedenle kabul ettiklerini müvekkilinin alacağının sabit olduğunu ve taraflar arasındaki anlaşma gereği tahakkuk eden alacağını alamadığını, davalının hiç bir gerekçesi olmadığı halde borcunu ödemediğini, izah edilen nedenlerle davalının haksız itirazının iptal edilerek Konya . İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasındaki haksız itirazının reddi ile takibin devamına, davalının alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili 03/12/2024 tarihli cevap dilekçesiyle; öncelikle yetkili mahkemenin borçlunun bulunduğu yer olan İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinden biri olduğunu, davacı şiret tarafından icra konu edilen faturaların müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, davacı yanın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını bu nedenle %20 köt niyet tazminatına hükmedilmesini, izah edilen nedenlerle haksız yasal dayanaktan yoksuz davanın reddine, kötü niyetli olan icra takibi başlatılan davacı aleyhinde %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde;
Dava, "İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)" davasıdır.
Konya . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Alacaklı ... Tic. Ltd. Şti vekili tarafından borçlu ... Tic. Ltd. Şti aleyhine faturaya dayalı 31.080,63 TL. Toplam alacağın asıl alacağa işleyecek değişen oranlarda yasal faizi, icra giderleri ve icra vekalet ücreti ile birlikte tahsiline ilişkin icra takibi başlattığı, davalı tarafın itirazı üzerine icra takibin durduğu anlaşılmıştır.
Delillerin toplanması bakımından mahkememizce dosyanın alanında uzman mali müşavir bilirkişiye tevdi edilerek tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması istenilmiştir.
Davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesine yönelik bilirkişi tarafından düzenlenen 22/12/2025 tarihli raporda özetle;Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar çerçevesinde, Davacının 2023,2024 yılına ait e defter
kayıtları ve dosyaya sunulu dayanağı belge ve bilgiler üzerinde yapılan tespit, inceleme ve
değerlendirmeler neticesinde ; taraflar arasındaki ihtilaf, davacı taraf vekilinin davalı aleyhine 20.08.2024 tarihinde, cari
hesap ekstresinden kaynaklı 31.080,63 TL alacağına icra takip başlatması karşısında, davalının
takibe itiraz etmesi üzerine çıktığını, Davacının 2023 ve 2024 yılı e- defter beratları yasal süresinde yaptırmıştır. Davalı vekili, ticari defterlerinin İstanbul adresinde yerinde incelenmesini talep ettiğinden
davalı taraf yasal defterleri incelemediğini, Yapılan inceleme ve defter kayıtları birlikte değerlendirildiğinde,
davacının davalı ile cari hesap ilişkisinde, Davalı tarafından düzenlenmiş bir iade faturası bulunmadığı, 2023 yılında 26.06.2023 tarih ve ... nolu fatura bedeli olan 81.080,63 TL. alacağının 2024 yılına devrettiği, 2024 yılında 50.000,00 TL davalıdan banka aracılığı ile
tahsilat yaptığı, söz konusu cari hesap ilişkisi kapsamında takip tarihi ve dava tarihi itibariyle
31.080,63 TL (takip tutarı) kadar alacaklı göründüğü tespit edildiğini raporunda belirtmiştir.
Davalı tarafa ait ticari defterlerin incelemesine yönelik bilirkişi tarafından düzenlenen 07/02/2026 tarihinde düzenlenen raporda özetle; Dava dosyası ve ekinde yer alan her türlü bilgi, belge, tüm deliller, Davalı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeler ve
değerlendirmeler neticesinde;
Davacı Şirketin Ticari Defterlerinden 2023 ve 2024 yılına ait Açılış- Kapanış Tasdiki zorunlu olan Yevmiye ve Defter-i Kebir Defterlerini e-defter olarak tuttuğu,
Envanter Defterinin noter açılış tasdikinin zamanında yapıldığı ve görülmüş olup tüm defterlerin kendi içlerinde birbirini teyit ettiği, genel kabul görmüş
muhasebe esas ve tekniğine uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi
uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu görülmüş olup defterlerin Davalı lehine delil teşkil etmesi kararı Sayın Mahkemenin kararıdır.
Davalı Şirket, Davacı Şirket ile ilgili olarak Cari Hesap Kayıtlarını ...
Cari Hesap Kodu ve ... Ltd. Şti. ünvanı ile Cari
Hesap adı ile tuttuğu 2023 ve 2024 yılına ait Cari Hesap Muavin Dökümüne göre
Davalı Şirket, Davacı Şirket’e 31/12/2024 tarihi itibari ile 31.070,63 TL. Borçlu
olduğunu, Davacı Şirket’in, 2023 yılında 26.06.2023 tarih ve ... nolu
fatura bedeli olan 81.080,63 TL.’yi Davalı Şirket 81.070,63 TL. Olarak kayıtlarına aldığı, 2024 yılına devrettiği, 2024 yılında 50.000,00 TL davalıdan banka aracılığı ile tahsilat yaptığı, söz konusu cari hesap ilişkisi kapsamında takip tarihi ve dava
tarihi itibariyle 31.070,63 TL Borçlu olduğu tespit edildiğini raporunda belirtmiştir.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları)
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.
Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems:Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı)
Somut olayda; davacı ile davalı arasındaki sözleşmeye istinaden mal satışı yapıldığı, davalı tarafından ödeme yapılmaması üzerine Konya 10.icra müdürlüğünün ... esas nolu dosyasında takip yapıldığı, yapılan takibe itiraz üzerine mahkememizde itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki borç alacak ilişkisinin tespiti amacıyla tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması kararı verilmiştir. Davacı ve davalı tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmıştır. Yapılan bilirkişi raporu ile her iki tarafın ticari defterinin sahipleri lehine delil olma niteliğini taşıdığı tespit edilmiştir. Davacı tarafın ticari defterlerine göre, davacı tarafın davalı taraftan 31.080,63 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın ticari defterlerine göre davacı tarafın davalıdan 31.070,63 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar ticari defterler arasında 10 TL fark bulunsa da, bu farkın ... Nolu 81.080,63 TL'lik faturanın davalı tarafın defterlerine yanlış kaydedilmiş olmasından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Alacağın para borcu olması, para borcunda, davacının adresinin bulunduğu yerdeki icra dairesi ve mahkemelerinde yetkili olması karşısında, davalı tarafın icra dairesinin ve mahkememizin yetkisine yapmış olduğu itirazı reddedilmiştir. Açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar verilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-Davanın kabulü ile; davalının Konya .icra müdürlüğünün ... esas nolu dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
2-Alacağın likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağa uygulanacak %20 icra inkar tazminatı olan 6.216,12 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-Karar tarihi itibariyle (ve dava değerinin 31.080,63 TL. olduğunun kabulü ile) alınması gereken 2.123,11 TL. nispi karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL. harcın mahsubu ile kalan 1.695,51 TL. harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL. Başvuru harcı gideri, 427,60TL. Peşin harç gideri, 8.000 TL. Bilirkişi ücreti gideri ve 280 TL. Posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 9.135,20 TL. yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (dava değerinin 31.80,63 TL. olduğunun kabulü ile) davacı vekili için 31.080,63 TL. nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7- Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.600 TL. yargılama giderinin, davalıdan alınarak HAZİNEYE gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
8-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK'nın 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen davacıya iadesine,
Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.12/05/2026
Katip ... Hakim ...
Bu belge 5070 sayılı kanun uyarınca Elektronik İmza ile imzalanmıştır.