Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteminde, 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle davanın reddi.
Özet: Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemiyle açılan davada, davacı, babasına ait olduğunu ileri sürdüğü taşınmazın, babasının vefatının ardından anneleri adına kesinleşen kadastro tespiti sonrası annenin ikinci evliliği nedeniyle kendilerine bakmadığı gerekçesiyle, kadastro tespitinin kesinleşmesinden on yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi sebebiyle ilk derece mahkemesince usulden reddedilmiş, bölge adliye mahkemesi bu kararı onamış ve temyiz incelemesinde de kararın usul ve yasaya uygun olduğu kabul edilerek kesinleşmiştir.

MAHKEMESİ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1665 E., 2025/1361 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ...Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2023/149 E., 2024/127 K.Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kadastro sonucu ...ili, ...ilçesi,...köyü 2271 parsel sayılı taşınmazın, tarafların ortak murisi anneleri...... (...) adına tespit görerek kadastro tespit tutanağının 25.07.1986 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 23.10.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.Davacı vekili; davacının 1954 doğumlu olduğunu, babasının..., annesinin ise... olduğunu, anne ve babasının evliliklerinden ... ve ...n dünyaya geldiğini, davacının babasının 1956 yılında vefat ettiğini, 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Yasası gereği şartları sağlayan davacının babasına dava konusu...köyü 2271 parsel nolu taşınmazın verildiğini, bu taşınmazın ilk malikinin Toprak Tevzi Komisyonu kararı ile mülkü kazanan ... olduğunu, davacının babasının ölümünden sonra bu taşınmaz için 01.12.1958 tarihli ve 240 sırasında kayıtlı zabıt tapusu oluşturulduğunu, bu taşınmazın kapsadığı alanda 1986 yılında yapılan kadastro tahdidi sırasında zabıt tapusu dayanak gösterilerek taşınmazın davacının murisi anneleri... adına tescil gördüğünü, oysa taşınmazın...'a ait olduğunu, 1958 tarihli zabıt tapusu oluşturulmadan önce köye gelen kadastro tescil heyetine köyde tapu maliki görünen...'ın vefat ettiğinin söylenmesi ve çocuklarının küçük olması nedeniyle annesi...'ye çocuklarına evlenmeden bakması şartıyla verileceğinin söylendiğini,...'nin ise bir yıl sonra... ... ile evlendiğini, davacı ve kardeşlerini yurda vermeyi isteseler de dede ...'ın buna izin vermeyerek çocuklara baktığını,...'nin... ile evlendikten sonra üç çocuğu olduğunu, bu tarlanın yani baba topraklarının gelirlerini davacı ve kardeşlerinin görmediğini ileri sürerek ...ili, ...ilçesi,...köyündeki 2271 parselde davalılardan her biri adına tescilli 78/528 hissenin, 1/3'er oranda iptali ile davacı lehine tesciline karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili; hak düşürücü süreler geçtikten sonra dava ikame ettiğini beyan ederek davanın hem usulden hem esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu edilen taşınmaza ait kadastro tespit tutanağının kesinleştiği tarih ile davacının davasını açtığı 23.10.2023 tarihi arasında 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf ...vurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm ...lığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davacı vekilinin yerinde olmayan istinaf ...vurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:- K A R A R -Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.