İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesindeki hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacak davasında, ortaklık anlaşmazlığı, araç devri, finansal katkı ve kaynak kötüye kullanım iddialarını içeren ticari uyuşmazlık.
Özet: Bu hukuki evrakta davacı, davalı ile ortaklık kurmak amacıyla iki aracın %50si için talep edilen 175.000 TL bedeli ödemesine rağmen sadece tek aracın devredildiğini, davalının finansal yönetimi kendi üstlenerek şirketi zarara uğrattığını, kendisinin şahsi mal varlığını (daire ve yazlık satışı) ve banka kredilerini kullanarak şirketi ayakta tutmaya çalıştığını, ancak davalının şirket araçlarını izinsiz bir şekilde kullanarak kendi adına işler yaptığını ve elde ettiği kazançları zimmetine geçirdiğini ileri sürerek alacak talebinde bulunmaktadır.

T.C.

İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/162 Esas
KARAR NO : 2020/246
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/02/2019
KARAR TARİHİ : 09/03/2020
Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasından tefrik edilen karşı dava mahkememizin yukarıdaki esas sırasına kaydedilmiş olmakla dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili Mahkememizin ... esas sayılı dosyadaki cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın 350.000,00 TL değerinde olduğunu iddia ettiği iki araca karşılık, müvekkilinden 175.000,00 TL talep ettiğini ve bu talebinin 55.000,00 TL değerindeki kısmının ifa edildiğini, geriye kalan 120.000,00 TL'nin ifa edilmediğini, mahkememiz aracılığı ile tahsilini talep ettiğini, dava dilekçesinde plaka ve model bilgileri ile satın alınan araç bilgilerini paylaşarak araçların yarı bedelleri talep edildiğini ve fatura karşılığı alınan araçların fiyatları belli olup, yarısına ilişkin talebin hesabı belirlenebilir nitelikte iken toplam taleplerini fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL bedel üzerinden açmalarının kabul edilemeyeceğini, müvekkili ile davalının 2013 yılında müvekkilinin işçisi ... tarafından tanıştırıldığını, ...'ın müvekkili ile tanışmasının ardından ... aracılığı ile müvekkiliyle ortaklık kurmak istediğini bildirdiğini ve müvekkilini ikna ettiğini ve ortaklığın kurulması için 175.000,00 TL bedel istediğini, işbu bedelin müvekkili tarafından ödendiğini, davalının ortaklık teklifi sunduktan sonra elinde bulunan iki kombine kamyon araç için 350.000,00 TL değer biçtiğini ve %50 ortaklık karşılığında 175.000,00 TL bedel istediğini, müvekkilinin bu talebi kabul ettiğini hatta karşılayabilmek için ... adresinde bulunan dairesini 165.000,00 TL'ye sattığını, üzerini ise elden ödeme ile kapattığını, ayrıca müvekkilinin tam ödeme yapmasına rağmen davalının devrini taahhüt ettiği araçlardan sadece birinin devrini gerçekleştirdiğini, işbu durumun uzman bir bilirkişi tarafından araca ilişkin değer hesabı ardından ortaya konacağını, müvekkilinin davalının talebi üzerine hiçbir dayanağı olmadan belirlenen 175.000,00 TL bedelli tek bir araç karşılığı ödediğini, talep edilen bedelin ödenmesi ardından, davalının firma adresini ... Şti.ile aynı adrese taşıdığını ve ... plakalı aracın devri ile ortaklık kurulduğunu, müvekkilinin talep edilen bedeli ödemesinden sonra davalının ... plakalı aracını müvekkili firmaya devrettiğini ve ortaklığın fiili olarak kurulduğunu, ortaklığın kurulmasının ardından tarafların şirketin yönetimi ve idaresi hususunda anlaşmaya vardığını ve sektörel olarak iş bölümü yaptıklarını, ne var ki davalının, mali yönetim konusunda iş bölümü ve denetim mekanizmasını kabul etmediğini, müvekkili firma yöneticisinden yaşça büyük olması, piyasada daha deneyimli olması ve kendi üstlendiği işlerin cirosunun daha yüksek olması sebebiyle tüm mali yönetimi kendisinin üstleneceğini söylediğini, davalıya fazlasıyla güvenen müvekkilinin bu durumu kabul ettiğini, turizm işinden elde edilen gelirlerin, kanal hizmetleri işine kanalize edildiğini gören müvekkilinin, "cirosunun daha yüksek olması sebebiyle" bir sıkıntı doğmayacağını düşündüğünü, ancak yaşanan ekonomik açıdan sıkıntılı dönemde Turizm Bakanlığı'na sunulmak üzere ... Bankasından teminat mektubu alındığını ve karşılığında müvekkili firma yetkilisinin ...'e ait dairenin ipotek ettirildiğini, ... Bankası'nın, banka kayıtlarının incelenmesi sonrasında 190.000,00 TL kullanılabilir limit açtığını, müvekkili firmanın 2014 yılının sonuna kadar bu kredi ile ayakta kaldığını, 2015 yılı başında ...'nun vidanjör ihalesini İstanbul firması olan DCD İnşaatın aldığını, müvekkili firmanın ... ile iletişime geçerek Çeşme-Karaburun-Mordoğan Vidanjör İhalesini alt taşeron olarak üstlendiğini, bahsi geçen ihale için müvekkili firmanın daha fazla araca ihtiyacı olup, Çeşme, Bursa ve İstanbul'dan toplam 4 det çöp kamyonu alındığını, daha sonra bu araçların ... firmasında bu kamyonların vidanjöre çevrildiğini, bahsi geçen vidanjörlerin alınmasında davalının herhangi bir katkısı olmadığını, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi elde edilen karlar ile ödeme yapılmadığını, yazlığın satış bedeli olan 145.000,00 TL'nin ... Bankası'na yatırılması sonucunda elde edilen krediler ile vidanjör bedellerinin ödendiğini, davacının kendi ad ve hesabına iş yapmaya başladığını, müvekkili firma yetkilisinin ise turizmden para kazanıp banka kredilerini ödemeye çalıştığını, ne var ki davalının, Çiğli Kent Hastanesi'nden iş aldığını ve müvekkili firmaya ait olan ... plakalı araç ile bu işi yaptığını, müvekkilinin bu işten haberi olmadığı gibi faturaların davacı adına kesildiğini ve davalının ... bank hesabına yatırıldığını haricen öğrendiğini, davalının müvekkili firmanın araçlarını kullanarak, müvekkili firmanın bilgisi ve onayı olmaksızın kendi nam ve hesabına işler yaptığını, müvekkilinin bunu haricen çalışanlar aracılığıyla öğrendiğini ve davalının cebindeki fatura koçanında kesilen fatura örneklerini gördüğünde anladığını, taraflar arasında mevcut olan ilişkinin ortak kazanç elde etme gayesi ile kurulmuş olan Adi Ortaklık olduğunu, TBK kapsamında düzenleme altına alındığını, davalının her ne kadar adi ortaklık ifa edilen ve devam edilen işlerden elde edilen karın yarısına iştirak etmek istemekte ise de, kanunen görüleceği gibi bugüne kadar ödemekle yükümlü olunan borçlardan ve devam eden borçlardan da aynı oranda sorumlu olduğunu, davacı karşı davalı ...'ın müvekkili şirketi hile yolu ile uzman olmadığı bir iş dalında faaliyette bulunmaya teşvik ettiğini, yönlendirmeleri ile müvekkilini zarara uğrattığını, müvekkilinin turizm alanında faaliyet gösteren vidanjör ve kanal hizmetleri konusunda bilgi ve tecrübesi olmadığını, turizm sektöründe işlerin yavaşladığı bir dönemde bol gelir vaadi ile kanal hizmetleri sektöründe faaliyet göstermeye ikna edildiğini, davalı karşı davacının eşi adına her ay bir iki kez müvekkil şirket hesabından para aktarımı yaptığını bu durumdan müvekkili şirket yetkilisini haberdar etmediğini, 2014 ve devamı yıllarda, ... A.Ş., ... Şti., ... Şti., ... A.Ş., ..., ... A.Ş. , ... Şti., ... A.Ş., ... Şti., ... A.Ş şirketlerine müvekkilinin bilgisi ve onayı olmadan hizmet verdiğini ve müvekkil firmaya ait mazot, araç, ve personel kullanarak zarar verdiğini, söz konusu işlerin celp edilecek BS/BA formları ile ortaya konulacağını, cevap dilekçesinde anlattığı olaylar silsilesi ile ayrıntısı anlatıldığı üzere müvekkil şirketin 6098 sayılı TBK kapsamında adi ortaklık ilişkisine dayalı olarak alacaklı olduğunu, müvekkil şirketin hem ortaklığın devamı süresince borçlardan doğan yükümlülükleri tek başına ifa etmek durumunda kalmasına bağlı olarak hem de kendisinden bihaber icra edilen işlerden elde edilen gelirlerden mahrum edilmesine bağlı olarak ve kendi izni olmadan davalı/ karşı davacının ve eşinin hesabına aktarılan paralara bağlı olarak alacaklı olduğunu, müvekkil şirketin birlikte iş yapılan firmalara, SGK'ya, vergi idaresine, kredi çekilen bankalara olan borçların yarısına ilişkin alacak hakkı olduğunu bunun TBK 623. Maddesine dayandığını, karşı dava ile borçların tespiti ve yarısının müvekkiline iadesini talep etme zorunluluğu doğduğunu, adi ortaklar için öngörülen rekabet etme yasağına rağmen hakların ihlal edilmesine bağlı olarak zararını tazmin etme hakkı bulunduğunu, TBK 626 maddesi hükmüne rağmen davacı/ karşı davalının müvekkil firmanın araç ve personelini kullanmak suretiyle müvekkilinin haberi olmadan işler yaptığını gelir elde ettiğini, giderleri müvekkiline ait olmak üzere gelirlerini kendi uhdesine katarak müvekkili zarara uğrattığını, TBK 628.maddesinde düzenlenen "özen borcu" hükmü gereğince doğmuş olan zararlarını da tazmin etme hakkı olup, karşı dava ile işbu tazmini de talep etmek zaruriyeti doğduğunu, sonuç olarak; müvekkili firmanın hem ortaklığın devamı süresince borçlardan doğan yükümlülükleri tek başına ifa etmek durumunda kalmasına bağlı olarak, hem kendisinden bihaber icra edilen işlerden elde edilen gelirlerden mahrum edilmesine bağlı olarak hem de müvekkilinin izni olmadan şirket hesabından davalı ve davalının eşinin hesabına aktarılan paralara bağlı olarak alacaklı konumunda olduğunun kabulü gerektiğini, ,işbu karşı dava ile henüz belirsiz olan söz konusu alacak kalemlerini talep ettiklerini, davalının belirli alacağı üzerinden harcını yatırmadığı davalının eksik harcının tamamlattırılmasına, tamamlamadığı takdirde 6100 S. HMK. 155.madde gereğince davanın usulden reddine hükmedilmesine, davalının ortaklık adına alınan araçların bedellerinin yarısının ve şirketin işlerden elde ettiği karların yarısının tahsiline ilişkin taleplerinin sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vermesi nedeni ile reddine, karşı davanın kabulü ile müvekkili şirketin ortaklık içerisinde çekilen kredileri tek başına ödemiş olmasına bağlı olarak TBK 623.maddesi gereği kredi borçlarının yarısının tahsiline ve buna bağlı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 4.000,00 TL'nin ticari faiziyle birlikte davacı/karşı davalıdan alınıp müvekkiline verilmesine, davacı/karşı davalının, müvekkili şirketin haberi olmaksızın icra edip, kar elde ettiği işlerden müvekkilinin %50 oranındaki payının tahsiline, şimdilik 4.000,00 TL'nin ticari faizi ile birlikte davacı/karşı davalıdan alınıp müvekkiline verilmesine, davacı/karşı davalının müvekkilinin izni olmaksızın, kendi ve eşinin hesabına yaptığı para transferinin geri iadesine ilişkin şimdilik 2.000,00 TL'nin ticari faiziyle birlikte davacı/karşı davalıdan alınıp müvekkiline verilmesine, dava sonucuna bağlı olarak gerçekleştirilecek tasfiyede, ortaklık borçlarının, alacaklarından fazla çıkması durumunda, borçların yarısının davacı/karşı davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı/karşı davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasının 02/03/2020 tarihli celsesinin 1 nolu ara kararı gereğince karşı dava yönünden davalı/ karşı davacı ... Şti. tarafından açılan karşı davanın dosyadan tefrik edilmesine ve mahkememizin ayrı bir esasına kaydına karar verildiğinden, mahkememizin 2020/162 Esas sırasına kaydı yapılmıştır.
Mahkememizin 2020/162 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; mahkememiz dosyasının tefrik edildiği ... Esas sayılı dosyasında davalı olan ... Şti. tarafından cevap dilekçesi ile birlikte karşı davanın açıldığı, ancak karşı dava açılmadan önce dosyamız yönünden dava şartı olan arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği anlaşılmıştır.
Türk Ticaret Kanunu'na 06/12/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Abonelik Sözleşmesinden kaynaklanan para alacaklarına ilişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkındaki Kanunun 20. maddesi ile eklenen 5/A mad. gereğince TTK.'nun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak getirilmiştir.
HMK'nun 115-(1) mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiğinden araştırırır. ... (2) mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir hükümlerini içermektedir.
Somut olayda, mahkememizin ... Esas sayılı dosyası ile ... tarafından ... Şti. aleyhine adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi ile alacak davası açıldığı, 13/02/2019 tarihli cevap dilekçesi ile birlikte alacağının tahsili istemli karşı dava açtığı, karşı dava yönünden karşı dava tarihi olan 14/02/2019 tarihi itibariyle arabuluculuğa herhangi bir müracaatın olmadığı, karşı davanın konusu nazara alındığında 7155 sayılı kanunun 20. Maddesiyle 6102 sayılı TTK'na eklenen 5/A maddesi uyarınca dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmış olmasının dava şartı olduğu, HMK 115. madde kapsamında mahkemece dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında araştırılması ve dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği, bu nedenle karşı davadan önce arabulucuya başvuru şartı yerine getirilmeden açılan iş bu davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiği incelenen tüm dosya kapsamıyla belirlenerek aşağıdaki karar verilmiştir.
H Ü K Ü M :
Yukarıda gerekçesi açıklanan nedenlerle;
1-Davanın Türk Ticaret Kanunu 5/A maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine,
2-Alınması gerekli 54,40 TL karar ve ilam harcının mahkememizin ... esas sayılı dosyasına karşı dava harcı olarak yatırılan 171,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansı bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dair, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda karar verildi. 09/03/2020
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı